<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlk Kurşun Gazetesi &#187; Sabahattin Önkibar</title>
	<atom:link href="http://www.ilk-kursun.com/konu/yenicag/sabahattin-onkibar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilk-kursun.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 21 Mar 2010 11:42:03 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Emniyetteki malum ekibin son marifeti!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/emniyetteki-malum-ekibin-son-marifeti/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/emniyetteki-malum-ekibin-son-marifeti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 10:10:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin Önkibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35203</guid>
		<description><![CDATA[Adı: Mehmet Ali.
Emniyette yuvalanmış malum ekibin meşhur ettiği gerçek ya da hayali ispiyoncu kişisi!.
Kamuoyu onu Ankara’daki sanal bombalı kamyon ihbarı ile tanımıştı.
Ne hikmetse bu meçhul ihbar ciddiye alındığı yetmiyormuş gibi Genelkurmay Karargahına bile güvenilmeyerek oradan bilgi istenmemiş ve askeri malzeme taşıyan aracın önü kesilmişti.
Bütün bunlar yapılırken de başta TRT olmak üzere yandaş olan medya teyakkuza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adı: Mehmet Ali.<br />
Emniyette yuvalanmış malum ekibin meşhur ettiği gerçek ya da hayali ispiyoncu kişisi!.<span id="more-35203"></span><br />
Kamuoyu onu Ankara’daki sanal bombalı kamyon ihbarı ile tanımıştı.<br />
Ne hikmetse bu meçhul ihbar ciddiye alındığı yetmiyormuş gibi Genelkurmay Karargahına bile güvenilmeyerek oradan bilgi istenmemiş ve askeri malzeme taşıyan aracın önü kesilmişti.<br />
Bütün bunlar yapılırken de başta TRT olmak üzere yandaş olan medya teyakkuza geçirilip bütün ülkeye heyecanlı dakikalar yaşatılmış ve ülkenin ordusu yine hedefe oturtulmuştu.<br />
Sonuç malum iddia fos çıktı.<br />
Bu hadiseden sonra olması gereken polisin adi ve yalancı sanal ihbarcı Mehmet Ali’yi yakalayıp, TSK’dan özür dilemesi gerekirken yapılan şudur:<br />
Mehmet Ali yakalanamıyor ama yalancılığı birinci ihbarla kesinleşen o rezilin yeni mesajları yine medyaya veriliyor.<br />
Ne imiş efendim bir devlet büyüğüne suikast yapılacakmış!<br />
Ne imiş efenim 4 kamyon için ihbar etmişmiş de polis birine bakmışmış!<br />
Ne imiş efendim bu kamyonlardaki bombalar Nevruz gününde düşünülen kalkışma için PKK’ya gidiyormuş!<br />
Evet yanlış okumuyorsunuz, varlığı hayali olan ve yalan mesaj gönderdiği de tescillenen ihbarcıya göre TSK PKK’ya bomba gönderiyormuş!<br />
Ve heyhat bu alçak mesajlar basına servis ediliyor!<br />
Peki servis eden kim?<br />
Emniyetteki malum ekip!<br />
Nereden mi biliyorum?<br />
Yahu o sözde ihbarcı yani Mehmet Ali ihbarlarını Emniyet’in o malum birimlerine yapmıyor mu? Oraya yaptığına göre sızdıranları Silivri cezaevinde arayacak halimiz mi var!<br />
Düşünebiliyor musunuz polisin işi o yalancı ihbarcıyı bulmak iken, polisteki bazı unsurlar hâlâ o yalancı üzerinden dezenformasyon ya da psikolojik operasyon yapıyor yani TSK ile PKK’nın iç içe olduğu haberlerini vererek beyin yıkıyor ve kafa karıştırıyor.<br />
Gündemde nevruz mu var?<br />
Hemen bir senaryo ve dezenformasyon?<br />
En önemlisi devlet büyüğüne suikast denilip AKP kadroları etki altına alınıyor!<br />
Daha önce de yazdık Tayyip Bey ve AKP TSK’ya karşı ne zaman yumuşasa Emniyet’deki o ekip hemen suikast senaryolarını ve sözde belgelerini servise başlıyor!<br />
Türkiye’yi cephelere bölen, kurumları birbirine sokan CIA güdümlü bu ekibe artık birileri dur demelidir. Eminim bunlar AKP’lileri de gerektiğinde kullanmak için dinleyip stok yapıyorlardır..Evet bu ekip tasfiye edilmeli zira şanlı Emniyet Kurumumuza çok ama çok zarar veriyor!<br />
MUTLU ZOR DURUMDA MI?<br />
NTV’den sonra Vatan’a sansür!<br />
Necati Doğru Türk basınında adı altın harflerle yazılacak kalitede bir muhteşem adamdır.Aytaç Durak gibi belediye başkanları gündemde iken İstanbul’daki Aytaç Durak’lara dikkat çekip evindeki özel kasada servet bulunan Kadir Topbaş’ın danışmanı olayını gündeme getirmişti.Vay sen misin bunu yapan, yazısı sayfadan atıldı. Öyle olunca da Necati Doğru bastı istifayı&#8230; Görüyorsunuz artık İstanbul Belediye Başkanının polise intikal etmiş olayı bile yazılamaz noktaya gelinmiştir. Benim anlamadığım şey Zafer Mutlu gibi birinin bu konunun içinde olmasıdır. Zafer bey çok zor durumda olmasa bunu yapmazdı.Ancak zorda olan patronu Aydın Doğan mı yoksa Kolej arazisini yeniden tahsis için çırpınan kendisi mi onu anlayamadım.<br />
BİLİNÇLİ ADIMLAR&#8230;<br />
Başbakana Kürt,<br />
Ermeni, asker ikazı!<br />
Tayyip Erdoğan’ın Kürt açılımında geri adım atması, TSK ile uzlaştı görüntülerine girmesi ve son olarak Ermeni karşıtı bir role bürünmesi asla fevri çıkışlarının sonucu değil, bilinçli adımlardır. Malum Tayyip Erdoğan toplumun nabzını neredeyse günlük tutan bir liderdir ve üç ayrı araştırma kurumuna sürekli anketler yaptırır. İşte son dönemde yaptırdığı anketlerde AKP’nin düşüşüne sebep olan üç konuyu belirlemiştir. Bunlar Kürt açılımı, Ermeniye ödün ve TSK’yı mağdur etme olaylarıdır. Erdoğan ardı ardına yaptırdığı anketlerde aynı sonucu görünce referandum ve seçim virajına girerken geri adımlar atarak bu konulardaki imaj zafiyetini gidermeye çalışıyor.<br />
DOKUNULMAZLIK VAADİ UNUTULDU&#8230;<br />
Aytaç’a yargısız infaz,<br />
kendine zırh!<br />
Evrensel hukuka göre bir kişi şuçu ispatlanana kadar suçsuzdur. Hal bu iken Başbakan yargı hükmünü vermeden Aytaç Durak’ı mahkum eder tarzda ardı ardına demeçler veriyor.. Neymiş efendim hakkında şaibeler olduğu için AKP Aytaç Bey’i ikinci dönem aday yapmamışmış! İyi de arkadaş madem şaibe vardı o zaman neden gereğini yapmadın yani soruşturmalar açtırmadın?.. Hem bir Başbakan kesin yargı kararı olmadan şaibe gibi lafları etmez, etmemeli&#8230; Bakın konu şaibe olursa Tayyip Bey çok zorda kalır. Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden bazıları yüz kızartıcı olan kaç davası var? Tayyip bey bunlardan beraat etti mi ki yargı kararı olmadan Aytaç Bey’e hücum ediyor&#8230; Tayyip Bey ona buna yargısız infaz yapacağına yüreği yetiyorsa önce dokunulmazlığını kaldırsın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/emniyetteki-malum-ekibin-son-marifeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duydunuz mu, Tayyip Erdoğan’ın akıl hocası Çiller miş!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/duydunuz-mu-tayyip-erdogan%e2%80%99in-akil-hocasi-ciller-mis/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/duydunuz-mu-tayyip-erdogan%e2%80%99in-akil-hocasi-ciller-mis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 05:29:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin Önkibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35099</guid>
		<description><![CDATA[Hayır bu bir iddia değil
hakikat!
Kaynak da kadının kocası! Evet, Özer Uçuran Çiller’e göre Tayyip Bey, Tansu Hanımla sık sık konuşuyormuş!
Dahası hanımefendi Erdoğan’a danışmanlık, yani akıl hocalığı  yapıyormuş!
Hangi konuda mı?
Eee Tansu Çiller iktisat profesörü ya, ekonomide tabii.
Özer Bey bu durumu önceki akşam Habertürk’deki Balçiçek Pamir’in canlı yayınlanan programında açıkladı.
Bravo Tansu Hanıma!
Mesut Yılmaz’la el ele verip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayır bu bir iddia değil<br />
hakikat!<br />
Kaynak da kadının kocası! Evet, Özer Uçuran Çiller’e göre Tayyip Bey, Tansu Hanımla sık sık konuşuyormuş!<span id="more-35099"></span><br />
Dahası hanımefendi Erdoğan’a danışmanlık, yani akıl hocalığı  yapıyormuş!<br />
Hangi konuda mı?<br />
Eee Tansu Çiller iktisat profesörü ya, ekonomide tabii.<br />
Özer Bey bu durumu önceki akşam Habertürk’deki Balçiçek Pamir’in canlı yayınlanan programında açıkladı.<br />
Bravo Tansu Hanıma!<br />
Mesut Yılmaz’la el ele verip merkez sağı yani DYP ile ANAP’ı gömdükleri yetmiyormuş gibi şimdi bir de AKP’ye omuz veriyor!<br />
Birden Tansu Çiller’le ilk röportajımı yaptığım 1989 yılını  hatırladım.<br />
Boğaziçi Üniversitesi’ndeki odasında Refah Partisi ve o ideoloji ile alakalı olarak ne dehşet sözler söylemişti o gün!<br />
Anılar ardı ardına geliyor gözümün önüne!<br />
Tansu Hanımı yine o günlerde Bedrettin Dalan’ın başkanlık yaptığı  dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesinde görmüştüm. O gün  Dalan’ın ettiği şu sözler hâlâ kulaklarımda:<br />
-Bu kadın anlatılmaz bir hırs sahibi&#8230; Merkez sağda politika yapacağım diyor ama kelime-i şahadeti bile bilmiyor, ben öğrettim ona. Vallahi Amentüyü de ben öğrettim.<br />
İşte o Tansu Çiller çok geçmedi DYP’den siyasete girdi ve DUDİDEM pardon UDİDEM diye bir proje ile milletin karşısına çıktı. Herkese iki anahtar, yani bir ev ile bir araba vaat ediyordu.<br />
Önce Ekonomi Bakanı akabinde malum, Başbakan oldu!<br />
Sonrası ortada, Başbakanlığının birinci yılında yani 94 Nisan’ın da Türkiye duvara tosladı ve 11 bin lira olan dolar bir gecede 42 bin liraya çıktı.<br />
1996’da ise PKK’dan daha tehlikeli ilan ettiği RP ile Yüce Divan’a gönderilme korkusu ile koalisyon kurdu&#8230; Sonrası malum, koca DYP’yi  ikinci seçimde barajın altına indirdi.<br />
Düşünün şimdi bu hanımefendi Tayyip Erdoğan’a akıl hocalığı yapıyor öyle mi?<br />
Tevekkeli değilmiş, ekonomideki rezalet yani katlanan işsizlik, daralan üretim bunun içinmiş meğer!<br />
Eh danışmanı Çiller’in olduğu bir ekonominin bugünkünden iyi olma ihtimali zaten düşünülemezdi!<br />
Tam bu noktada bir parantez açıp Tayyip Erdoğan’la Tansu Çiller’in bir konuda birbirinin kopyası olduğunu söylemek durumundayım.<br />
Ne midir o?<br />
Her ikisinin de siyasi çıkarı adına yapamayacağı şey yoktur!<br />
Evet Tayyip Erdoğan kendi ifadesi ile siyasi faydası adına papaz elbisesi giyebileceği gibi Tansu Hanım da siyasi menfaatı adına bir gün kara çarşaf giyer, ertesi gün de çarşaflıları PKK’dan daha tehlikeli ilan eder&#8230;<br />
ÖNCELİK&#8230;<br />
Kanada devletinden Tayyip Erdoğan’a ders!<br />
Okuyucum Önder Manoğlu’ndan aldığım e-mail’i sunuyorum: “Sabahattin Bey, oğlum bir arkadaşı vasıtası ile Kanada’ya bilgisayar kursuna gitti ve bilahare orada iş buldu. Çalıştığı şirket 6 ay sonra oğlumun çalışma performansını beğenip Kanada hükümetinden çalışma izni müracaatında bulundu. Kanada hükümeti bu talebe şu cevabı verdi: Söz konusu iş dalında halen iş arayan 2316 Kanada vatandaşı sırada bekliyor. Eleman alacaksanız Kanadalı vatandaşa öncelik tanımanız şarttır. Dolayısı ile başvurunuza olumlu cevap veremiyoruz. Üzgünüz&#8230;” Evet göçmen ülkesi olan ve işsizlik oranlarının alt düzeyde seyrettiği  Kanada’da devlet ya da hükümet bunu yaparken bizim hükümetimiz ve Başbakanımız 100 bin Ermeni’nin kaçak olarak çalışmasına yani kanunsuzluk yapmasına göz yumuyor&#8230;<br />
Bizim üniversite mezunu gençlerimiz işsizken<br />
100 bin Ermeni’ye iş&#8230; Dahası, yüzlerce milyon dolar kayıt dışılığın faturası!<br />
TIK YOK&#8230;<br />
Depreme sel misali<br />
önlem almıyorlar!<br />
İstanbul’da deprem oldu olacak, AKP hükümetinden tık yok&#8230; Evet 8 yıldır iktidarda olan AKP, kamuoyunun feveranına rağmen kılını bile kıpırdatmıyor yani gereğini yapmıyor. Bırakın halkın oturduğu konutları, okullara ve hastanelere bile güçlendirmeler yapılmıyor. Allah  korusun yarın deprem olsa AKP’nin diyeceği şey, ’bu binalar AKP’den önce yapıldı, sorumluluk da yapanların’demek olacak. Hatırlayın sel olayında da aynı hikayeleri dillendirmişlerdi.. Bakın sel olayı da unutuldu. Hatırlayın sel sürecinde Başbakan güya dere ağızlarındaki binaların yıkılacağını söylemişti, aradan aylar geçti yıkılan kaç bina oldu? Dedik ya bunlar iş yapmaz, önlem almaz, sadece kandırır yani vaaz eder!<br />
AÇIK VAR&#8230;<br />
Hastaneleri de satıyorlar!<br />
Lafa geldi mi 80 senede yapılanı 8 senede yaptık diyorlar da gerçek bunun tam tersi yani yapılan 80 senede yapılanın satılması ve o kaynakların harcanmasından ibaret. Ülkenin enerjiden petrokimyaya, limanlarından çimentosuna kadar abartısız yüzlerce işletmesini elden çıkaran AKP, şimdi de gözünü hastanelere dikti. Evet yanlış okumadınız AKP, devlete ait hastaneleri özelleştirecek!.. İyi de bu hastaneler özelleşirse, bu ülkenin fakiri nerede tedavi olacak? Bakın, özel hastane fakire serbest dediniz, ama bu yutturma iki sene geçmeden gündemden düştü, zira o hastanelerin tamamına yakını katılım payı dayatması ile fukaraya kapısını kapatmış durumda. Mevcut devlet hastaneleri kapanırsa yarın onlar da öyle olacak. Hal bu iken AKP umursamıyor ve bütçe açığını kapatmak için hastaneleri bile gözden çıkarıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/duydunuz-mu-tayyip-erdogan%e2%80%99in-akil-hocasi-ciller-mis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün Türkiye’de Nemrut Mustafa hukuku egemen midir?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/bugun-turkiye%e2%80%99de-nemrut-mustafa-hukuku-egemen-midir/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/bugun-turkiye%e2%80%99de-nemrut-mustafa-hukuku-egemen-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 08:02:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin Önkibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=34796</guid>
		<description><![CDATA[Deniz Baykal’ın gündeme soktuğu Nemrut Mustafa’nın kim olduğunu bilmeyenlere kısa bir bilgi notu:
Birinci Cihan Harbi sonrası yani işgal yılları&#8230;
Ermeni Patriği Zevan Efendi, elinde bir liste İşgal Kuvvetleri Komutanı Edmund Allenby’ye gider:
-Kutsal Meryem adına bu listedeki Türk önderleri hemen boğazlatmalısınız!
Edmund Allenby, dönemin Başvekili Damat Ferit’i huzuruna getirtir:
-Bu listedekileri hemen idam edin.
Damat Ferit iki büklüm peki deyip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Deniz Baykal’ın gündeme soktuğu Nemrut Mustafa’nın kim olduğunu bilmeyenlere kısa bir bilgi notu:<br />
Birinci Cihan Harbi sonrası yani işgal yılları&#8230;<span id="more-34796"></span><br />
Ermeni Patriği Zevan Efendi, elinde bir liste İşgal Kuvvetleri Komutanı Edmund Allenby’ye gider:<br />
-Kutsal Meryem adına bu listedeki Türk önderleri hemen boğazlatmalısınız!<br />
Edmund Allenby, dönemin Başvekili Damat Ferit’i huzuruna getirtir:<br />
-Bu listedekileri hemen idam edin.<br />
Damat Ferit iki büklüm peki deyip çıkar ve apar topar Divan-ı Harb-i Orfi adıyla bir mahkeme kurdurarak başına Hayret Paşa’yı getirir ve hemen idam listesini uzatır.<br />
Hayret Paşa, Başvekil’in uzattığı listeyi  “Allah(cc) sorar, canilik yapamam”  diyerek geri çevirir ve anında istifa eder.<br />
Başvekil Damat Ferit bir süre  canilik yapacak bir mahkeme reisi arar ve nihayet Mustafa Nazım diye birini bulur.<br />
Mustafa Nazım’ın ilk işi, Talat, Enver ve Cemal Paşa’ları gıyabında idama mahkum etmek olur. Akabinde Beyazıt Meydanına sehpalar kurdurarak güpe gündüz idamlar yapar.<br />
İdam ettikleri arasında Dahiliye Nezaretinin Ermenilere Tehcir emrini uygulayan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’le, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey de vardır.<br />
Dahası aynı Mustafa Nazım ve mahkemesi, Mustafa Kemal’den Kazım Özalp ve Rauf Orbay’a kadar pek çok kahramanı da gıyabında idama mahkûm eder.<br />
Kısacası Mustafa Nazım, Ermeni Patriği ve dönemin işgal kuvvetlerinden gelen idamlık listeyi mahkemede ambalajlayan bir alçak ve haindir.<br />
İşte bu özelliği sebebiyledir ki Mustafa Nazım o günden itibaren halk arasında Nemrut Kürt Mustafa diye anılmış ve tarihe de öyle geçmiştir.<br />
Dahası, mahkemesi de halk arasında Nemrut Mustafa Divanı diye tescil görmüştür&#8230;<br />
Görülüyor ki emperyalistler, fırsatını bulduğu her süreçte işbirlikçiler bularak,  “Bunların genlerinde emperyal olmak var, bu itibarla kafalarının kalkmaması gerekiyor”  diye tanımladığı millici Türklere karşı zulüm kusmuşlar ve akıllarınca baş ezme yoluna gitmişlerdir.<br />
Burada altı çizilmesi gereken olgu, Anadolu coğrafyasının hain yetiştirmede mümbit olmasıdır. Emperyalizm, bu alçakları din ve etnik ambalajlarla dün kullandığı gibi bugün de kullanmaya devam ediyor.<br />
Nemrut Mustafa’nın belirleyici vasfı, mandacılığa ve işgale meydan okuyan millicileri belli ambalajlarla hukuk, ahlak ve vicdan tanımadan zindana ya da darağacına göndermesiydi!<br />
Peki dün bunları yapan emperyalizm bugün boş mu duruyor?<br />
Bunun cevabını almak için yürürlükteki uygulamaların Nemrut Musafa metodu ile uyuşup uyuşmadığına bakmak gerekiyor!<br />
Ne dersiniz, bugün Türkiye’de Nemrut Mustafa hukuku egemen midir?<br />
HATIRLAYIN&#8230;<br />
 Rahmi Koç’un bir milyar doları var ihbarı!<br />
Aytaç Durak’ı topun ağzına atan olay, bir belediye meclis üyesinin, “O’nun 2 milyar dolarlık serveti var” ifadesidir. Başbakan Erdoğan bile bu ifadeden sonra savcıları göreve çağırarak gereğinin yapılmasını yani araştırılmasını istemişti&#8230; İyi de aynı şey Tayyip Erdoğan için yapıldığı zaman o savcılara neden bu çağrılar yapılmadı ya da Tayyip Bey kendisi bizzat savcılığa gidip, hakkımda iddia var, yargılayın ve aklayın beni demedi. Hatırlayın Rahmi Koç’un Tayyip Erdoğan için  “Bir milyar doları var, nereden buldu”  şeklinde bir beyanı olmuştu&#8230; Rahmi Koç ki bu ülkenin en önemli isimlerinden biridir ve özel bilgi alma kaynaklarına sahiptir. Sorarım size, böyle birinin yaptığı açıklamanın bir önemi yok mu?.. Diyeceksiniz ki Rahmi Koç’un o açıklaması çamur atma ya da iftira!.. İyi de böyle bir durumda Tayyip Erdoğan’ın Rahmi Koç’a iftira ettiği için asgari olarak bir tazminat davası açması gerekmiyor muydu? Gerekiyordu ise Tayyip Erdoğan niye açmadı acaba? Bakın Aytaç Durak için herkes söz edebilir de Tayyip Bey’in ağzını açmaya hakkı olamaz.<br />
 HAYRET&#8230;<br />
Güneş Taner seni temsilci<br />
yapmadı mı Ergun?<br />
 Ergun Babahan’ı okuyunca zannedersiniz ki adam medya mücahidi ve örnek gazeteci&#8230; Daha önce de yazdım, ben bu adamı 90’lı yılların ikinci yarısında Ankara’da tanıdım. O dönem ANAP milletvekili olan Sabah’ın eski genel müdürü hemşehrim Kenan Sönmez, bir gün beni arayıp Ergun’a Ankara’da yardımcı olmamı istemiş ve ben de yardımcı olmaya çalışmıştım. Ergun’u Ankara’ya getirten ve Akşam gazetesine temsilci yaptıran Güneş Taner’dir. Kenan Sönmez’ın ısrarlarına dayanamayan Güneş Taner, Karamehmet’i ikna edip Akşam’ın o dönemdeki genel yayın yönetmeninin muhalefetine rağmen, Ergun’u temsilci yapmıştı&#8230; Öyle ki Ergun, o günlerde genel yayın müdürünün kendisinden nasıl nefret ettiğini bana defalarca anlatmıştı&#8230; Bu benim tanık olduğum hadise. Sabah’daki serüvenleri yani Abdullal Gül sayesinde tepeye oturması ise yine herkesin bildiği bir başka hadise. Hal bu iken yani siyasetçi referansı ile gazetecilik yapmasına rağmen Ergun’un şimdi medya peygamberliğine soyunmasına vallahi pes!<br />
OH, NE ALÂ&#8230;<br />
Türk’e yok, Ermeni’ye var!<br />
Başbakan Erdoğan’ın, kaçak 100 bin Ermeniyi gerekirse sınır dışı ederiz beyanı korkunç bir itiraftır. Evet Başbakan 100 bin yabancının yasaları çiğneyerek kaçak çalıştığını ifade ederek, aslında kendisinin bu kanunsuzluğa göz yumduğunu kabullenmiş oldu. Yahu böyle bir şeyi sen, ben, o herkes söyleyebilir de bir ülkenin Başbakan’ı söyleyemez zira böyle bir şey   Başbakan’ın görevini kötü kullanması değilse bile görevini yapmamasıdır. Ne demektir kaçak yüz bin Ermeni’yi sınır dışı ederiz beyanı? Madem böyle bir şey var neden etmiyorsun ve suç işliyorsun? Sen Saddam mısın ki kendini yasaların üstünde görüyorsun? Sadece bu fotoğraf bile Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi nasıl yönettiğini göstermiyor mu?.. Hem niçin 100 bin yabancı Ermeni’ye bu ülkede iş veriliyor? Hayır kastım ırkçılık değil ama benim üniversiteyi bitirmiş yüz binlerce gencim işsiz gezerken, 100 bir Ermeni’ye iş bulmak bizim işimiz mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/bugun-turkiye%e2%80%99de-nemrut-mustafa-hukuku-egemen-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aytaç Durak soruşturulsun, peki ya Bilal ve Burak Erdoğan?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/aytac-durak-sorusturulsun-peki-ya-bilal-ve-burak-erdogan/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/aytac-durak-sorusturulsun-peki-ya-bilal-ve-burak-erdogan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 07:39:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin Önkibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=34619</guid>
		<description><![CDATA[Ne diyor Başbakanımız?  -Savcılık Aytaç Durak’la ilgili haberleri suç duyurusu olarak değerlendirip harekete geçmeli!
Bunun adı Tayyip Bey’in yargıya talimat vermesinden başka bir şey
değildir.
Diyeceksiniz ki yolsuzluk iddiası soruşturulsun istiyor, bu iyi değil mi?
Keşke öyle olsa da öyle değil!
Erdoğan’ın amacı üzüm yemekten ziyade bağcı dövmektir!
Aytaç Durak bir dönem önce olduğu gibi AKP’den başkan olsaydı, Tayyip Bey’in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne diyor Başbakanımız?  -Savcılık Aytaç Durak’la ilgili haberleri suç duyurusu olarak değerlendirip harekete geçmeli!<br />
Bunun adı Tayyip Bey’in yargıya talimat vermesinden başka bir şey<span id="more-34619"></span><br />
değildir.<br />
Diyeceksiniz ki yolsuzluk iddiası soruşturulsun istiyor, bu iyi değil mi?<br />
Keşke öyle olsa da öyle değil!<br />
Erdoğan’ın amacı üzüm yemekten ziyade bağcı dövmektir!<br />
Aytaç Durak bir dönem önce olduğu gibi AKP’den başkan olsaydı, Tayyip Bey’in ağzından böyle bir lafı işitemezdiniz!<br />
Nereden mi biliyorum?<br />
Bugüne kadarki seyrinden?<br />
Yahu bu Tayyip Erdoğan değil midir Deniz Feneri’nin topladığı zekat yardımlarıyla kendilerine gemi almakla suçlanan malum isimlere kol kanat geren?<br />
Örnek mi istiyorsunuz?<br />
İşte Zahit Akman!<br />
Tayyip Bey, yargı Akman’a dokunamasın diye onu korumasına almadı mı yani hakkında soruşturma açılmasını kendi iznine bağlamadı mı?<br />
Soruyorum, Aytaç Durak için havaalanı terminalinde savcıları göreve çağıran Erdoğan, iş Zahit’e ve Deniz Feneri sanıklarına gelince neden aynı tavrı takınmıyor?<br />
Hayır hayır söylemek istediğimiz Aytaç Durak masum şu bu değil, ben Aytaç Bey’i doğru dürüst tanımam bile, yanlışı varsa elbette bedel ödeyecek. Söylemek istediğim Tayyip Erdoğan’ın çifte standartlı tutumudur!<br />
Teorik olarak yargı karşısında bir Başbakan da bir vatandaş da eşit, buradan hareketle bugün ben de savcılara Başbakan’a benzer bir çağrı yapmak istiyorum.<br />
Ne midir çağrım?<br />
Tayyip Erdoğan’ın mahdumları Bilal ve Burak Erdoğan’ın servetlerinin araştırılmasını istiyorum!<br />
Evet suç duyurusunda bulunuyorum, Bilal Erdoğan o pırlanta mağazasını nasıl açmış, ona kim yardım etmiş, neden etmiş?<br />
Çocuk Amerika’da ama burada bir iş adamı ona pırlanta mağazası açıyor, bu olacak şey midir? Bilal Erdoğan’a mağaza açan adam Türkiye’nin en büyük kuyumcusu ve pırlanta tüccarı! Bu tüccarın bir başka özelliği de Tayyip Erdoğan için geçmişte açılan, nereden buldun bu paraları davasında, oğlunun düğününde toplanan altınlarını bozdurttu, ben bozdum diyen kuyumcu olması.<br />
İlginç bir raslantı, bu ülkede kefen bezinden ve hayvan tezeğinden bile katma değer vergisi alınırken pırlantada sıfır KDV var.<br />
Şimdi birileri çıksa ve Başbakan’ın oğluna açılan bu pırlanta mağazası yoksa bu sıfır vergi ile alakalı mı dese ne cevap verilecek?<br />
Ben öyledir demiyorum ama birileri derse bunun cevabı nedir bilmek isterim?<br />
Evet savcılık şaibeli servetleri soruşturacaksa, bana göre başlaması gereken ilk adreslerden biri de Bilal Erdoğan olmalı çünkü ortada Başbakan’ın oğluna pırlanta mağazası açılması ve pırlantadan sıfır vergi alınması gibi dehşet bir tablo var!<br />
Keza büyük oğul Burak Erdoğan’ın nasıl armatör olduğu ve bankadan hangi ipoteklerle milyon dolarlık o büyük kredileri aldığı da araştırılması gereken bir başka hadisedir.<br />
Aytaç Durak’ın soruşturulmasına sonuna kadar evet ancak aynı şey Tayyip Bey’in mahdumları için de yapılmalıdır.<br />
TALEPLER&#8230;<br />
İşte IMF ile anlaşamama nedenleri:<br />
1) IMF topyekün tasarruf istedi.<br />
2) Sağlık harcamaları kısılsın dedi.<br />
3) Belediye kaynaklarına sınır ve denetim<br />
talep etti.<br />
4) Doğalgaza acil zam istedi.<br />
5) Elekriğe zam istedi.<br />
6) Bütçe açıkları için seferberlik talep etti.<br />
7) Yatırımların durdurulmasını istedi.<br />
8) Vergi gelirlerinin özerk bir kuruluş tarafından toplanmasını talep etti.<br />
9) Normal gününe kadar seçim yapılmamasının<br />
taahhüdünü istedi.<br />
10) Baskın seçim için konjonktür kollayan AKP,<br />
seçim öncesi vurgun yememek için IMF’ye hayır dedi.<br />
İSTİSMAR&#8230;<br />
Şalvarlı provokatörün ardındakiler?<br />
Ekranlara ve gazetelere yansıyan fotoğraf önemlidir. Diyarbakır-İstanbul Büyükşehir Belediye maçında tribünden sahaya atlayıp isyan edenlerle Başkan Çetin Sümer’in yanında olanlar aynı isimlerdir. Bunun böyle olduğu bizatihi görüntülerle ispatlanmıştır. Dramatik olan, Diyarbakır Başkanı Sümer’in de provokatör var ifadesini kullanması ve o istismarı yapmasıdır. Öyle ya provokatör varsa onu yapan görüntülerle sabittir ki bizatihi yönetimin en yakınında olan isimlerdir&#8230; Hayır böyle bir tabloda Diyarbakırspor’u sahiplenmek kolay değildir. Dünyanın neresinde şiddet yapan bir spor yönetimi mazur görülebilir. Çetin Sümer derhal istifa etmelidir.<br />
MÜDAHİL&#8230;<br />
Deniz Feneri davası nerede?<br />
Koskoca bir orgeneralin birinci derecede şüpheli yapıldığı Ergenekon’un Erzurum-Erzincan iddianamesi üç günde yazılabiliyor ama Deniz Feneri’nin üstünden haftalar, aylar ve hatta yıl geçmesine rağmen henüz bir gelişme yani açılan bir dava yok. Dahası Ergenekon için yandaş medyada her gün tefrikalar yayınlanacak şekilde servisler yapılırken Deniz Feneri’ne dokunan yani hakkında minnacık haber yapanın hakkında yayın yasağını ihlal gerekçesi ile davalar açılıyor. Sadece bu tablo bile AKP’nin yargıya nasıl müdahil olduğunu gözler önüne sermiyor mu? Deniz Feneri olayı aslında Almanya’da yargı süzgecinden geçen ve orada suçun sabit olduğu bir dava, dolayısı ile bu kadar gecikmemesi gerekirdi ama ne hikmetse dava bir türlü açılmadı&#8230; Endişem bu işin seçim sonrasına kadar uzatılacağıdır. Dilerim yanılırım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/aytac-durak-sorusturulsun-peki-ya-bilal-ve-burak-erdogan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erdoğan ve Baykal deprem bölgesinde, peki ya Bahçeli?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/erdogan-ve-baykal-deprem-bolgesinde-peki-ya-bahceli/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/erdogan-ve-baykal-deprem-bolgesinde-peki-ya-bahceli/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 14:24:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin Önkibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=34571</guid>
		<description><![CDATA[AKP’nin siyasi geleceği CHP ile MHP’nin yükselişi ile doğru orantılıdır. Mevcut siyasi dengelerden hareket edersek eğer, bu iki parti sıçrama yapamaz ise AKP bir dönem daha iktidardadır.
Bu tespiti yaptıktan sonra gelin bu iki parti yani CHP ile MHP’nin yükselip yükselemediğini
sorgulayalım.
Sağın tek büyük partisi
Malum, Türkiye’de solun oyu yüzde 25-30 arasıdır.
Buradan hareketle de CHP eğer merkez sağdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AKP’nin siyasi geleceği CHP ile MHP’nin yükselişi ile doğru orantılıdır. Mevcut siyasi dengelerden hareket edersek eğer, bu iki parti sıçrama yapamaz ise AKP bir dönem daha iktidardadır.<br />
Bu tespiti yaptıktan sonra gelin bu iki parti yani CHP ile MHP’nin yükselip yükselemediğini<span id="more-34571"></span><br />
sorgulayalım.<br />
Sağın tek büyük partisi<br />
Malum, Türkiye’de solun oyu yüzde 25-30 arasıdır.<br />
Buradan hareketle de CHP eğer merkez sağdan ödünç oy alamazsa alabileceği azami oy ortadadır.<br />
Hakkını yemeyelim, Deniz Baykal son seyirde hem güven veriyor hem de müthiş bir performans sergiliyor.<br />
Peki ya MHP ile Devlet<br />
Bahçeli mi?<br />
Hayır, bu yazı Bahçeli’ye muhalefet etme adına yazılıyor değildir, tersine MHP’nin AKP’yi aşağılara çekecek şekilde oyunu artırması arzusu adına kaleme alınıyor.<br />
Bakın tablo ortada&#8230;<br />
AKP hem iç hem de dış konularda hüsrana uğramış durumda.<br />
Türkiye zerre abartısız 2001 kriz günlerinden daha kötü bir dönemi yaşıyor.<br />
Buna paralel olarak sağ cenahta MHP’nin dışında tek bir kitle partisi  yok yani AKP’ye kızan ve sola oy vermem diyen milliyetçi-muhafazakar yığınların gidebileceği tek büyük adres olarak MHP var.<br />
Bunun anlamı doğal konjonktürün oluşması ve MHP’nin yüzde 30’lara koşması değil midir?<br />
Güven ve mesaj<br />
veremiyor!<br />
Realite bu ama hakikat maalesef böyle değildir!<br />
Evet şartlar müsait ama dürüstçe söyleyelim, MHP en başta lideriyle “Ben bu ülkeyi yönetirim” mesajı ve güvenini veremiyor.<br />
Siz Devlet Bahçeli’den bu ülke ve insanları ile alakalı olarak tek bir mesaj ya da proje işittiniz mi?<br />
Varsa yoksa PKK ve açılım konusu ki o da kongre öncesindeydi.<br />
O konunun haricinde bir kaç ismin şahsi gayretlerinin dışında zerre çaba yok!<br />
Salı’dan Salı’ya yani haftada bir gün ve bir saat, Meclis grubunda   başkalarının yazdığı metni okuyarak Türkiye gibi bir cihan devletinin yönetimine nasıl talip olunabilir?<br />
Evet soruyorum, Devlet Bahçeli’nin bu ülke ve vatandaşlarının geleceği adına ne düşündüğünü bilen tek bir kişi var mı?<br />
Türkiye’nin en iyi yetişmiş kadroları MHP’de ama o MHP’nin, yarına dönük hiçbir mesajı yok.<br />
Yarına dönük mesajı bırakalım, Bahçeli’nin bugünkü rezaletleri yani AKP fütursuzluğunu topluma layıkıyla yansıttığını yani iyi muhalefet ettiğini kim söyleyebilir?<br />
Bütün ekranlar açık ve yakından biliyorum, asgari 5 büyük kanaldan Bahçeli’ye onlarca defa çağrı olmasına karşın Devlet Bey bir kez olsun buralara çıkmadı ve çıkmıyor.<br />
Sokağa çıkmıyor!<br />
O zaman soralım; bunu yapmayacaksanız politikada ne işiniz var Devlet Bey? Eğer bu tutumunuzu sürdürür iseniz, birileri sizin için, bu adam MHP’yi belli bir oy oranında muhafaza etmeye görevli yakıştırmasını yapar!<br />
Bir başka şey, Türkiye’yi yönetmeye talip olan kişinin, her gün sokakta yani halkın içinde olması gerekiyor; oysa siz bırakın Anadolu’yu, Ankara’nın caddelerine bile çıkmıyorsunuz!<br />
Bakın Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal haftanın 7 günü koştururken siz neredesiniz? Erdoğan ve Baykal deprem bölgesi Elazığ’a koşarken siz neden gitmediniz?<br />
Bırakın Elazığ’a gitmeyi Meclis’e<br />
5 dakikalık bir mesafede olan Tekel işçilerini beş dakikalığına olsa da neden ziyaret etmediniz? Niçin bir gün çarşı pazara çıkmadınız ya da bir sempozyumda konuşmadınız?<br />
İp ve ebcet!<br />
Bütün bunları yapmıyor ya da yapamıyor iseniz, o zaman ne işiniz var MHP liderliğinde?<br />
Tekrar ediyorum, birileri bu durumun tek izahı olarak “görev” derse haklı mı olacak?<br />
Diyeceksiniz ki, sokağa çıkmıyor, halkla bütünleşmiyor, televizyonlardan uzak duruyor zira yakınlaşırsa yine meydana ip atmak gibi, ebcet hesabı gibi, TBMM’de yanımıza yaklaşana gösteririz gibi şeyleri yapar; dolayısı ile uzak durması yakın durmasından daha iyi! Eğer durum gerçekten öyle ise eyvahlar olsun!<br />
GENELKURMAY’IN STRATEJİSİ MAĞDUR OLMAK!<br />
Genelkurmay başkanı Orgeneral Başbuğ’un Hürriyet’den Enis  Berberoğlu ve Milliyet’den Fikret Bila’ya yaptığı açıklamalardan çıkardığımız sonuç; Karargahın mağrur değil, mağdur olmayı hedeflemesi şeklindedir.<br />
İki büyük gazeteye neredeyse aynı zamanda verilen mülakatlar,  TSK’nın karşı psikolojik harekat kararını aldığını göstermektedir.<br />
Gelelim mülakatın içeriğine?<br />
İtiraf etmeliyim ki röportajda iknadan uzak birkaç değerlendirme de var.<br />
Mesela Albay Çiçek olayı bunlardan<br />
biridir.<br />
Keza Balyoz’la ilgili olarak hazırlanan bilirkişi raporunda bu işten dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı ve Kurmay Başkanı sorumlu değildir tespiti ve ona verilen cevap da bu kategoridedir.<br />
Aynı şekilde Çankaya zirvesi ile ilgili açıklamalar tatmin etmemiştir.<br />
Bunların dışında verilen önemli mesajlara gelince:<br />
Kurumlar arası güvensizlik ve hatta çatışma varlığının TSK’nın  zirvesi tarafından ifade edilmesi, verilen mesajların en önemli olanıydı.<br />
TRT’nin tarafgirliğinin kurum ismi zikredilerek ortaya konması ise bizim de bilgimiz dahilinde olan, askerin TRT kızgınlığının dışa vurumuydu.<br />
Saldıray Berk Paşa’ya sahiplenilmesi netti fakat Balyoz bağlamında  edilen  “Karşılaştığımız en önemli hadise” beyanı ise bir bakıma ihsas-ı rey anlamını taşıyordu ve soruşturmayı yönlendirmek isteyenlere koz veriyordu.<br />
Sonuç: TSK, AKP’den mağdurluk silahını alma yolundadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/erdogan-ve-baykal-deprem-bolgesinde-peki-ya-bahceli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pis tezgah!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/pis-tezgah/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/pis-tezgah/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 00:57:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin Önkibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=34206</guid>
		<description><![CDATA[Artık bırakın hukukun, vicdanın ve ahlakın bile pas pas yapıldığı bir süreci yaşıyoruz.
Görüyorsunuz AKP’yi din gibi gören kafalar ,ona ibadet adına dehşet rezillikler tezgahlıyor.
Hiç kuşkunuz olmasın; bunlar AKP karşıtlarının evine esrar ve eroin paketlerini bile bırakacak kadar alçalmışlardır.
Anlamadığım şey, mukaddes dinimiz İslâm’da ve diğer kitaplı dinlerde kul hakkı diye bir gerçeklik var iken bunların dininde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artık bırakın hukukun, vicdanın ve ahlakın bile pas pas yapıldığı bir süreci yaşıyoruz.<br />
Görüyorsunuz AKP’yi din gibi gören kafalar ,ona ibadet adına dehşet rezillikler tezgahlıyor.<br />
Hiç kuşkunuz olmasın; bunlar AKP karşıtlarının evine esrar ve eroin paketlerini bile bırakacak kadar alçalmışlardır.<span id="more-34206"></span><br />
Anlamadığım şey, mukaddes dinimiz İslâm’da ve diğer kitaplı dinlerde kul hakkı diye bir gerçeklik var iken bunların dininde bunun nasıl olmadığıdır!<br />
Evet Şanlı Muhammed (sav)’in dininde bırakın bir müslümana, bir kafire bile zarar kul hakkıdır ve büyük cezası vardır ama bunların inancında kendilerine karşı gördüklerine her türlü tecavüz<br />
mübahtır.<br />
Öyle, çünkü bunlar dar-ül harbe sığınırlar ve yaptıkları bütün densizliklerle hırsızlıkları orada<br />
gizlerler.<br />
Bunun adı, kafalarına yani çıkarlarına göre yeni bir din yaratmadır ama böyle bir şeyi de kabul etmezler, çünkü Müslümanlığın patentinin kendilerinde olduğunu varsayarlar ve her türlü reformu ya da saptırmayı kendilerine hak olarak<br />
görürler.<br />
Hem çalar hem zulmederler ama kendini ben bunları Allah için yapıyorum diye de kandırırlar.<br />
İşte bu hastalıklı güruhun son marifeti gizli tanık tezgahlarıdır.<br />
Ne imiş efendim AKP karşıtları gizli tanıklarla görüşüp satın almaya çalışıyormuş, örnek de Erzincandaki Munzur olayı yani<br />
Ahmet Ersin vak’asıymış!<br />
 Peki ne yapmış İzmir milletvekili Ahmet Ersin?<br />
 Kaldığı otelin odasında da değil, en işlek yerinde yani lobisinde her zaman taşıdığı siyah çantasına 80 milyarı doldurup gizli tanıklardan birine vermeye kalkmışmış! Bunu belgeleyen görüntüler varmış!<br />
Montajlı görüntüyü izledim, Ahmet Ersin kalabalık içinde kendisiyle konuşmak isteyen birisiyle, birileriyle el sıkışıyor ve laflıyor. Çantasını da bir kenarda unutuveriyor&#8230; Sorarım size Erzincan davası gibi bir olay için bölgeye giden bir milletvekili eğer gizli tanıkla gizli bir görüşme yapacak ise mekan olarak kendi kaldığı otelin lobisini mi seçer ve iddia olunan parayı oraya mı götürür? Hayır ortada para falan da yok, çanta var ya, para doludur deniliyor ve 80 milyar yakıştırılıyor.. Olay bombalı araç misalı çamur at izi kalır misalı basit bir yakıştırma!<br />
Bu kadar kesin konuşuyorum, çünkü benzer bir tezgahı günler önce Uğur Dündar afişe etti yani aynı davanın diğer gizli tanıklarını Uğur Dündar’la da görüştürmek istediler ama Uğur bey bu tezgahı yemedi ve onlarla bir araya gelmeyerek savcılığa gidin dedi&#8230; Kazara Dündar gazetecilik merakı ile görüşse-ki görüşebilirdi- ne çamurlar atılacaktı.<br />
Görüyorsunuz, AKP derin devletinin çeteleri harp hiledir sığınması ile din, iman, hukuk, ahlâk ve kural tanımadan hücum ediyor.. Ama meraklanmayın zulüm payidar olmaz. Göreceksiniz, Yüce Yaradanın şaşmaz adaletinin bu bezirganları çarpacağı günler yakındır!</p>
<p>TELEFON VAR!<br />
Kılıçdaroğlu: “Gaza gelmem, her şeyin farkındayım!”<br />
Dün yayınlanan “Mustafa Sarıgül’e zemin için Kılıçdaroğlu’nu kışkırtıyorlar” başlıklı yazım üzerine dün Kemal Kılıçdaroğlu aradı ve özetle şunları söyledi: “Sabahattin bey her şeyin farkındayım, yazdığınız yazı doğrultusunda bazı gayretlerin olduğunu biliyor ve de hissediyorum ama sonuç almaları mümkün değil. Biz hiç kimsenin oyununa ya da gazına gelmeyiz. Partimin emrindeyim. Benim tek amacım ve uğraşım CHP’nin ilk seçimde tek başına iktidar olmasına katkı sunmaktır.. Bunun ötesi bir uğraşım<br />
yok. Baktılar ki CHP yükseliyor hemen böyle şeylere tevessül ettiler ve CHP içinde zafiyet var gibi sunumlara başladılar. Hayır CHP’de böyle bir şey yok. Hepimiz tek başına iktidara<br />
endeksliyiz.”<br />
BIRAKIN TÜCCAR ZİHNİYETİNİ&#8230;<br />
Veda filmi ve Atatürk tüccarlığı!<br />
Filmi seyretmeden eşyanın tabiatı gereği bir şey yazmam uygun olmazdı. Seyrettim ve hükmüm şudur: Birincisi Veda filmi Atatürk değil,<br />
Salih Bozok filmidir yani onun anlatımları yansıtılmıştır. Atatürk filminde TBMM, İsmet İnönü, Sivas kongresi ve Samsun’a çıkış en temel olgulardır ve bunların hiç biri bu filmde yok. Atatürk ve diğer karakter tiplemeleri de gerçeği hiç yansıtamadı. Kısacası bu film şuyuu vukuundan öte bir çalışma&#8230; Burada altı çizilmesi gereken olgu, Atatürk filmlerinin neden sinemacılar tarafından değil de, sinemacılık nedir bilmeyenler tarafından yapıldığıdır. Önce Can Dündar şimdi Livaneli.. Yahu bu iki ismin sinemacılığı ne zaman seyirci olmanın ötesine geçti?&#8230; Atatürk artık statü ya da para kazanma aracı yapılmamalı yani<br />
tüccarlığından vazgeçilmelidir.<br />
TRİBÜNLERE OYNAMAYIN&#8230;<br />
İsveç iptal, peki ya ABD gezisi!<br />
Tayyip Erdoğan’ı gördünüz, Kocaeli’nde yaptığı konuşmada böbürlene böbürlene Ermeni soykırımını kabul eden İsveç’e gitmeyeceğini, programlanan seyahatini iptal ettiğini açıkladı. İyi de Tayyip bey aynı şeyi yani Ermeni soykırımını Meclis Dış İlişkiler Komisyonundan kısa bir süre önce ABD geçirmedi mi? İsveç gezisini iptal ederken Washington seyahatini neden görmezden geliyorsun? Görüyorsunuz, Tayyip Erdoğan’ın işi gücü tribünlere oynamak. Bir gün devlet yönetiyoruz, duygusal olamayız derken bir diğer gün kürsüden meydan okuyor ve protestolar gönderiyor. Tam AKP’yi tarif eden arabesk ve günü birlik yönetim tarzı&#8230; Yazık bu ülkeye!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/pis-tezgah/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bombalı kamyon olayı, Tayyip-Başbuğ mutabakatını sabote için mi?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/bombali-kamyon-olayi-tayyip-basbug-mutabakatini-sabote-icin-mi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/bombali-kamyon-olayi-tayyip-basbug-mutabakatini-sabote-icin-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 00:16:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin Önkibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=34073</guid>
		<description><![CDATA[Bombalı kamyon hikayesinin gösterdiği şudur.  Evet Tayyip Edoğan’la İlker Başbuğ, Cumhurbaşkanı Gül’ün huzurunda anlaşmış ve mutabakata varmışlardır.
Buna göre TSK, kabulü zor anlaşılır tavizler vermiştir.
Mesela ıslak imza olayını ve hatta ’Balyoz’daki darbe teşebbüsünü  zımnen kabul etmiştir.
Keza general düzeyindeki muvazzafların bile tutuklanmasına rıza göstermiştir.
Buna mukabil Tayyip Erdoğan da askere takındığı menfi tutumdan vazgeçeceğinin sözünü vermiştir.
Başbakan’ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bombalı kamyon hikayesinin gösterdiği şudur.  Evet Tayyip Edoğan’la İlker Başbuğ, Cumhurbaşkanı Gül’ün huzurunda anlaşmış ve mutabakata varmışlardır.<br />
Buna göre TSK, kabulü zor anlaşılır tavizler vermiştir.<br />
Mesela ıslak imza olayını ve hatta ’Balyoz’daki darbe teşebbüsünü  zımnen kabul etmiştir.<span id="more-34073"></span><br />
Keza general düzeyindeki muvazzafların bile tutuklanmasına rıza göstermiştir.<br />
Buna mukabil Tayyip Erdoğan da askere takındığı menfi tutumdan vazgeçeceğinin sözünü vermiştir.<br />
Başbakan’ın önceki gün Elazığ’da verdiği fotoğraf bunun delilidir.<br />
Tayyip Erdoğan’ın, adı balyoz soruşturmasında geçen 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan’ı hiç alışık olunmayan bir şekilde basının önünde kucaklaması, bilinçle verilen bir görüntüdür ve yeni bakışı yansıtmaktadır.<br />
Belli ki Tayyip Erdoğan, 15 orgeneralin Karargahta toplanmasını askerin harekete geçmesi şeklinde okumuş ve politika değiştirme yoluna gitmiştir.<br />
Hatırlayın, tam o süreçte Cemil Çiçek’i Genelkurmay’a göndermişti.<br />
48 saat bu konu ile alakalı hiç konuşmayan Erdoğan, darbe ihtimalinden ziyade Başbuğ’un, bildiklerimi açıklarım ifadesinden ürkerek taviz alma yolu ile uzlaşmayı seçmiştir.<br />
İşte bu tablo dinci grup ve cemaatler tarafından okunduğu ve mutabakat göründüğü için, o çevreler harekete geçerek bunu saboteyi amaçlıyorlar.<br />
Bombalı kamyon tahriki bu mutabakatı bozmak yani TSK’nın sabrını taşırmak içindir. Devletin içinde yuvalanmış o güruhlara mensup olanlar, böyle bir sabotaj için bu günlerde seferber haldedir.<br />
O malum cephenin amacı, TSK’nın Yeniçeri gibi tasfiye edilmesi ve yerine yenisinin kurulmasıdır. Dolayısı ile Tayyip Bey’in askerle uzlaşması, o çevreler için sur çalınıp kıyametin kopması gibi bir hadisedir. Öyle, çünkü o malum çevreler, TSK tamamen çökertilmezse AKP devranı bittiğinde, kendilerinin yok olacağını iyi biliyor.<br />
Tayyip Erdoğan’ın buradaki tutumu ise çok boyutludur ve olaya kendi siyasi geleceği açısından yaklaşmasıdır. Halkın nabzını birebir tutan Erdoğan, son araştırmalarda TSK’nın mağdur, kendisinin de mağrur göründüğünü belirlemiş ve Başbuğ Paşa’nın yapacağı ifşaatları da dikkate alarak ve de tavizler alarak TSK’ya ateş-kes ilan etmiştir.<br />
Ancak bütün bunlara rağmen bendeniz, bu mutabakatın süreceği noktasında emin değilim, çünkü benzer durum geçmişte de iki kere olmuş ve Tayyip Bey hem konjonktürün değişmesi hem de o malum grupların, “Asker seni öldürecekti, işte belgeleri” kışkırtmaları ile  tutumunu değiştirmişti. İşte o malum dinci grup ve cemaatler yeni konjonktür oluşturmak ve Tayyip Bey’i bir kere daha vazgeçirmek için tezgahlara başladı, Ankara’daki bombalı kamyon hikayesinin özeti budur.</p>
<p>KUL HAKKI&#8230;<br />
Başbakan’ın açıklamasına Mahşer cevabı!<br />
Akşam’dan kovdurulmam ile ilgili olarak Başbakan’ın gönderdiği açıklamaya dün bu sütunda yasa gereği virgülüne dokunmadan yer verdim. Bugün açıklamadaki çelişkilere değineceğim. Açıklamayı okuyanlar gördüler ki Başbakan’ın beni yalanlamasının kaynağı sadece beni kendine şikayet edenlerin beyanları. Nuray Başaran ve İsmail Küçükkaya’yı tanık gösterdi&#8230; İyi de hukuk bu tanıklığı kabul etmez, zira bu hadisede Başaran, Tayyip Bey’le bir safta yani beni kendisine şikayet eden o&#8230; Keza Küçükkaya ise oyunun kuralı gereği Genel Yayın Müdürü olduğu için, patronunu savunuyor. Dolayısı ile hadisenin hukuk önünde gerçek tek tanığı Ali Coşkun’dur. Peki Ali Coşkun kim midir?Tayyip Bey’in 5 yıl beraber görev yaptığı Bakanıdır. İşte o Coşkun bu  kovdurma olayını İsmail Küçükkaya’ya yaptığı açıklamada bile afişe etmiştir. Nitekim öyle olduğu için olsa gerek, Başbakan açıklamasında Ali Coşkun’u ve sözlerini yok saymak durumunda kalmıştır&#8230; Tekrar ediyorum, Sayın Coşkun benim yanımda Karamehmet’le konuşmuştur yani edilen sözlerin bire bir tanığıyım&#8230; Bakın ben inançlı biriyim ve bu söylediklerimin doğru olduğuna dair Kur’ana el basarım, peki aynı şeyi Tayyip Erdoğan yapabilir mi? Bu iş kapanmadı, kul hakkı diye bir şey var, mahşerde hesaplaşacağız&#8230;</p>
<p>TAKTİK&#8230;<br />
Mustafa Sarıgül’e zemin için Kılıçdaroğlu’nu kışkırtıyorlar!<br />
CHP’nin 12 Eylül öncesi gençlik önderi Zeki Alçın’ın bana aktardığına göre, Ali Topuz ile Erol Çevikçe, Mustafa Sarıgül’e şu taktiği vermiş: “CHP kurultayını bekle. Herkes bu kurultaydan değişim  ambalajı ile kendi siyasi ikballeri adına bir şeyler bekliyor. Oyunun kuralı gereği herkes memnun edilemeyeceğine ve küskünler olabileceğine göre, kurultayı bekle ve o küsenleri yanına alarak partinin kuruluşunu açıkla&#8230;” Sarıgül bu tavsiyeyi dinlemiş olacak ki Ocak’ta kuracağını açıkladığı parti projesini ertelemiştir&#8230; Bu tabloyu sunduktan sonra gelelim Kemal Kılıçdaroğlu’nun gazlanması olayına? Hiç kuşkunuz olmasın Kemal Bey’e gaz verenler CHP’de zafiyet olsun, parti yara alsın ve Sarıgül’e zemin oluşsun hesabını yapanlardır. İlginçtir, Kılıçdaroğlu da tıpkı Haluk Koç misali bu oyuna geliyor ve Sarıgül’e dolaylı olarak arka çıkıyor&#8230; Deniz Baykal’ın önder olmadığı CHP’nin oy oranı, jakoben yekün olan yüzde 7-8’dir&#8230; Bugün  hep sağa oy vermiş insanları bile CHP’ye oy verme noktasına taşıyan, Sayın Baykal’ın dik duran, tutarlı ve onurlu seyridir.</p>
<p>İŞARET&#8230;<br />
AKP ile Ermeniler taarruzda!<br />
Bu kadarı tesadüf olur mu? AKP iktidarının teslimiyetini gören Haçlı alemi Ermeni masalları bağlamında taarruza geçerek ardı ardına Parlamentolarından kararlar çıkartıyor. ABD’den sonra İsveç’de olanlar gözler önündedir. Hayır, bunlar tesadüf değil, ABD’nin bölgeyi dizayn projesinin işaret fişekleridir. Göreceksiniz, çok sürmez bu yapılanlara yeni densizlikler eklenecek ve alçaklıklara devam edilecek. Dedik ya AKP’nin teslimiyetçiliğini gören Batı alemi taarruza geçmiş durumda. Yapılması gereken acındırmak değil, meydan okumaktır. Yalvararak özgür olabilen ya da kalabilen ulus yoktur. Dolayısı ile bunun gereği olarak da protokol derhal TBMM’den çekilmelidir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/bombali-kamyon-olayi-tayyip-basbug-mutabakatini-sabote-icin-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böyle giderse üniformalı askeri sokağa bile çıkarmayacaklar!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/boyle-giderse-uniformali-askeri-sokaga-bile-cikarmayacaklar/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/boyle-giderse-uniformali-askeri-sokaga-bile-cikarmayacaklar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 08:38:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin Önkibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=33930</guid>
		<description><![CDATA[Bu günlerde asker olmak PKK’lı olmaktan bin kere tehlikeli!
Eğer asker üniformasını giyiyorsan yani TSK mensubuysan, başına her an her şey gelebilir!
Yok PKK’lıysan barışı arayan adam diye devletin müsteşarları tarafından törenlerle karşılanır, başlara taç edilirsin!
Örnekler ortada!
Son olarak Ankara’da yaşanan rezaleti okumuşsunuzdur!
TSK’ya mühimmat taşıyan kamyonu afişe ederek yine zihin bulandırmaya kalktılar!
Neymiş efendim, kamyon bomba taşıyormuş!
Askere nakliye yapan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu günlerde asker olmak PKK’lı olmaktan bin kere tehlikeli!<br />
Eğer asker üniformasını giyiyorsan yani TSK mensubuysan, başına her an her şey gelebilir!<br />
Yok PKK’lıysan barışı arayan adam diye devletin müsteşarları tarafından törenlerle karşılanır, başlara taç edilirsin!<br />
Örnekler ortada!<span id="more-33930"></span><br />
Son olarak Ankara’da yaşanan rezaleti okumuşsunuzdur!<br />
TSK’ya mühimmat taşıyan kamyonu afişe ederek yine zihin bulandırmaya kalktılar!<br />
Neymiş efendim, kamyon bomba taşıyormuş!<br />
Askere nakliye yapan kamyon herhalde şeker pancarı taşımaz değil mi?<br />
Önceki akşam televizyonlarda bütün gece boyunca bir gizem ve kafa karıştırma harekatı!<br />
Ergenekon dezenformasyonu ya da harekatı birkaç gündür geriledi ya, malum çete soğuma olmasın diye yine çirkinlikler sergiledi ve rezil bir yalana tevessül etti yani gerçek dışı bir ihbarda bulundu.<br />
Polis de aldığı ihbar üzerine yol kesti!<br />
Peki ondan sonra mı?<br />
Sivil nakliyata eşlik eden görevli Başçavuş görev, yani nakliye emri ve belgelerini ibraz etti ama inandıramadı ve kamyon kameralar eşliğinde Emniyet’e götürüldü&#8230; Dedik ya amaç ve hesap zaten teşhir etme ve kafa karıştırmaktı.<br />
Oysa aynı gün TSK, yine sivil 12 kamyonla benzer taşımaları yaptırıyordu.<br />
Sivillere yaptırma nedeni ise ucuz ve güvenli olması.<br />
Sonuçta yapılan tetkiklerle anlaşıldı ki hadise, TSK’nın her zaman yaptırdığı rutin nakliyelerinden biriymiş!<br />
Tam bu noktada soralım, zerre gerçekliği olmayan böyle bir hadise araştırma yapılmaksızın peşin hükümle medyada nasıl afişe edilir ve TSK hiç günahı yokken nasıl hedefe oturtulur?<br />
Hepimiz izledik, bütün gece asker yine şaibenin odağındaydı!<br />
Bu arada milletin vergileriyle yayın yapan TRT tam bir asker düşmanlığı refleksiyle Emniyet’e yeni giriş yapan kamyonun içindeki bombaların seri numaralarının olmadığı yayınını yaptı!.. Evet kamyon henüz aranmadan, TRT bu alt yazılarla seyircilerinin karşısına çıktı.<br />
Belli ki bu işi organize eden çete, psikolojik operasyonu çok boyutlu düşünmüş ve TRT’deki yandaşlarına da görevler vermiş!..<br />
Keza aynı şekilde yandaş medya da zihinler bulansın diye kafa karıştırıcı manşetler attı dün!<br />
Göreceksiniz bu çete, çok geçmez bir kılıf uydurup askerî kışlalardaki silah ve tankları bile karalama ve çamur atma aracı yapacaktır!<br />
Dahası, eğer bu gidişe birileri dur demezse, çok sürmez subay, üniforması ile sokağa dahi çıkamayacaktır.<br />
Sahi bütün bunlar olurken Genelkurmay ve Genelkurmay Savcılığı ne yapıyor acaba? Ortada aleni bir şekilde TSK’ya saldırı, aşağılama yani tahkir yok mu? Varsa mevcut hukuktan hareketle neden harekete geçilmiyor?<br />
HAVET&#8230;<br />
Tayyip Bey IMF ile anlaştık dememiş miydi?<br />
Devlet yönetmek ciddiyet ister, bir gün ak bir gün kara diyemezsiniz. Derseniz bunun sonuçları olur. Hatırlayın Tayyip Erdoğan kısa bir süre önce  “IMF ile birkaç güne kadar anlaşma olacak. Pürüzler aşıldı”  dememiş miydi?.. Demişti&#8230; Hal bu iken aradan geçen süre içinde görüldü ki anlaşma falan olmadı. Şimdi cevap verin, bir ülkenin Başbakanının iki yıla yakın bir süredir görüşmeleri devam eden bir konuda, kısa aralıklarla bir gün evet ertesi gün hayır deme lüksü olabilir mi? Böyle bir şey Batı ülkelerinde yapılsa, o Başbakanı o gün istifa ettirirler, ama burası Türkiye ve bizim başbakanımızın adı Tayyip Erdoğan!<br />
Başbakan açıklama gönderdi<br />
“ 04.03.2010 tarihli Yeniçağ Gazetesi’nin 9. sayfasında Sabahattin Önkibar imzasıyla yayınlanan ” BAŞARDI&#8230; “ ” İşte tanıklar, beni Akşam’dan sen kovdurdun Tayyip Bey “ alt başlıklı köşe yazısında Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili olarak tamamen gerçek dışı ithamlara yer verilerek kamuoyu yanıltılmış ve bu şekilde müvekkilimin kişilik haklarına son derece ağır saldırılarda bulunulmuştur.<br />
Tekzibe konu gerçek dışı köşe yazısında müvekkilimin bir gazete patronunu arayarak muhatap Sabahattin Önkibar’ı işinden kovdurttuğu iddia edilmiş ve bu şekilde müvekkilimin Anayasa ile güvence altına alınmış bulunan basın özgürlüğüne müdahale eden bir siyasetçi olduğu intibaı uyandırılmaya çalışılmıştır. Yayının ve yayındaki maddi olayın tamamen düzmece ve yalan olduğu açıkça ortadadır.<br />
Nitekim tekzip konusu gerçek dışı köşe yazısının yayınlandığı günden bir gün sonra, muhatap Sabahattin Önkibar’ın köşe yazısında şahit olarak gösterdiği Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya, köşesinde muhatap Sabahattin Önkibar’ın iddialarını net bir biçimde yalanlamış ve hayal ürünü olduğunu belirtmiştir.<br />
Yine tekzibe konu köşe yazısında iddia edilen olayın taraflarından birisi olan, Akşam Gazetesi’nin eski Ankara Temsilcisi Nuray Başaran da Turktime adlı internet sitesine bir açıklama göndererek muhatap Sabahattin Önkibar’ın iddialarını yalanlamış ve yayının ve yayındaki maddi olayın tamamen düzmece ve yalan olduğunu açıkça ortaya koymuştur.<br />
Muhatap Sabahattin Önkibar’ın iddiasına karşı anında verilen cevaplarla, iddianın gerçek dışı ve müvekkilimi aşağılamaya yönelik olduğu muhatap Sabahattin Önkibar’ın kasıtlı ve su-i maksatlı hareket ettiği açıkça ortaya çıkmıştır.<br />
Müvekkilimin Anayasa ile güvence altına alınan basın özgürlüğüne müdahale eden bir kişi olarak tanıtılması ve gerçek olmayan bir olayın inandırıcı bir biçimde somut deliller de göstermek suretiyle gerçekmiş gibi yayınlanması doğrudan doğruya iftira derecesinde bir eylemdir.<br />
Müvekkilimin Yüce Türk Halkı nezdinde sahip olduğu itibarını zedelemeye, siyasi kişiliğini karalamaya ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı zor durumda bırakma amacına matuf, hiçbir dayanağı olmayan tamamen gerçek dışı tekzip konusu yayın nedeniyle yasal yollara başvuru haklarımızı saklı tutuyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. ” 08.03.2010<br />
Recep Tayyip Erdoğan<br />
Vekili  Av. Muammer Cemaloğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/boyle-giderse-uniformali-askeri-sokaga-bile-cikarmayacaklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başbuğ, kendini kurtarmak için boyun mu eğdi?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/basbug-kendini-kurtarmak-icin-boyun-mu-egdi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/basbug-kendini-kurtarmak-icin-boyun-mu-egdi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 08:59:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin Önkibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=33716</guid>
		<description><![CDATA[Evet Sayın Başbuğ, ne oldu da kağıt parçası diye tanımladığınız Albay Çiçek imzalı evrak bir anda kutsal ve gerçek belge haline geldi?
Parmak izi araştırması yaptırdınız mı?
İmza atılan kalemle ilgili teknik araştırmalar yapıldı mı?
İmzanın makinadan atılma ihtimalini değerlendirdiniz mi?
Bunlar yapılmadı ve kamuoyuna bu yönde bir bilgi verilmedi ise, Genelkurmay Askeri Savcılığı nasıl oluyor da kesin hüküm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet Sayın Başbuğ, ne oldu da kağıt parçası diye tanımladığınız Albay Çiçek imzalı evrak bir anda kutsal ve gerçek belge haline geldi?<br />
Parmak izi araştırması yaptırdınız mı?<br />
İmza atılan kalemle ilgili teknik araştırmalar yapıldı mı?<span id="more-33716"></span><br />
İmzanın makinadan atılma ihtimalini değerlendirdiniz mi?<br />
Bunlar yapılmadı ve kamuoyuna bu yönde bir bilgi verilmedi ise, Genelkurmay Askeri Savcılığı nasıl oluyor da kesin hüküm verebiliyor?<br />
Dahası, savcılığın kesin hükmüne rağmen mahkeme neyi eksik gördü de tutuklama yapmadı?<br />
En önemlisi, madem böyle bir tespit yapıldı yani Genelkurmay Karargahında hakikaten darbe planları hazırlandı ise, Albay Çiçek herhalde bu işte tek değildir.<br />
Öyle ise perde gerisinde olanlar nerededir?<br />
Sakın o yalnız başınaydı demeyin, bu eşyanın tabiatı gereği mümkün değil. 30 küsur generalin bulunduğu Genelkurmay Karargahında albay rütbeli biri sıradan görevlidir.<br />
Hem bütün bunların Çankaya Köşkü’nde yapılan üçlü zirvenin sonrasına denk gelmesi tesadüf müdür?<br />
Birileri, bu tesadüf olayını Albay Çiçek diyet olarak verildi şeklinde yorumlasa ne cevap verilecek?<br />
Dün de yazdık, o buluşmanın hemen akabinde eski Kuvvet Komutanlarının üstelik savcılık tarafından serbest bırakılması ve diğerlerinin tutuklanması kayda değer değil midir?<br />
Bitmedi!..<br />
Yine Çankaya Köşkü’ndeki o zirvenin sonrasında Balyoz soruşturması bağlamında TSK adına yapılan açıklamada, 2003 yılındaki seminer ve faaliyetlerden dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un haberdar olmadığının açıklanması ne anlama geliyor?<br />
Yapılan bu açıklama Balyoz’u yargılayacak hakimleri etki altına almak değil midir? Öyle ise Genelkurmay’ın sık sık feveran ettiği masumiyet karinesini TSK bizatihi kendisi çiğnemiyor mu?<br />
Yoksa yapılan bu açıklama, aman Özkök, Yalman ve Başbuğ isimleri sorumlu olmasın ve zarar görmesin de, kim görürse görsün anlayışının ürünü müdür?<br />
2003 yılında yüzlerce subayın katıldığı bir seminerde olan faaliyetleri koskoca Genelkurmay Başkanlığı 7 yılda öğrenemedi de, Çankaya Köşkü’nde yapılan zirveden sonra mı birden akla geldi?<br />
Evet, Deniz Baykal’ın önceki günkü grup toplantısında seslendirdiği bu soruların acil olarak cevaplanması sadece TSK için değil, ülke ve rejim adına olmazsa olmazdır.<br />
Maalesef sonrasındaki acayip gelişmelerden hareketle Çankaya’da yapılan üçlü zirve ve akabinde yenen kutlama yemeği, bu toplantının üstüne tıpkı Dolmabahçe misali bir gizem getiriyor! Belki öyle değildir ama gelişmeler sonrasında ortaya çıkan algı, bu zirvede büyük pazarlıkların yapıldığı ve Başbuğ’un 2003’deki Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı dönemi sorumluluğunu kurtarmak için boyun eğdiği şeklindedir. Dileriz bu algı yanlış olsun!<br />
 HEVES&#8230;<br />
Sinan Çetin’in derdi Camialtı Tersanesi arazisi mi?<br />
Sinan Çetin denen kişi her dönemin silahşorudur. Onu bir dönem radikal devrimci, bir dönem sıkı Özalcı ve bir dönem de Çiller hayranı olarak görmüştük. Simdi de AKP sevdalısı olarak vitrindedir. Oysa gerçekte Sinan Çetin tüccarlık yapıyor ve her dönem işini gördürme adına iktidarı paylaşanlara sempatiler sunuyor. İlginçtir, iktidarlar da bunu yiyor. AKP’den neması mı? TRT’ye yaptığı işlerin dışında bir sürü tanıtım olayı var ama en büyüğü Camialtı Tersanesi arazisini kapatma hevesi. İstanbul’un göbeğinde Haliç’deki 300 dönümlük bu araziye Sinan, güya film stüdyolarını kuracakmış ve bunu sinema emekçileri ile beraber yapacakmış. Çetin bu bağlamda Abdullah Gül ve Genel Sekreteri Mustafa İsen’den söz bile almış ve tahsis için kollar  sıvanmış&#8230; Bakalım Tayyip Bey bu peşkeşe olur verecek mi?<br />
SEÇİM&#8230;<br />
Taraf’a 3.6 trilyonluk Hazine kıyağı!<br />
Taraf gazetesini biliyorsunuz, işi gücü TSK’ya sövmek olan bu mevkuteye AKP iktidarı tamı tamına 3.6 trilyon teşvik verdi. Evet, Taraf gazetesini çıkaran Alkım Şirketine Hazine 3.653.535 TL. teşvik verdi. CHP’li Mustafa Özyürek’in Meclise taşıdığı konu bu teşviğin niçin verildiğidir&#8230; Sahi AKP iktidarı önüne gelene böyle teşvikler dağıtmadığına göre Taraf’ın seçilmesi manidar değil midir?<br />
 NOT: Dün bu sütunda yayınlanan Remzi Gür ve Uzan’ın antikaları yazımdan sonra Remzi Gür telefonla aradı ve bize şu açıklamayı yaptı: TMSF’den sadece Köşk’ü aldım. Uzanlar’ın antikalarını TMSF’den almadım. Benim aldıklarım antikacılardan aldığım fermanlardır. Benim ferman koleksiyonum var.<br />
GEDİK&#8230;<br />
Kılıçdaroğlu’na Ağar örneği!<br />
Verilen demeçler Kemal Kılıçdaroğlu’nun imajında gedikler açıyor. Bir ileri bir geri, zaafiyet oluşturur. Önce Dersim, şimdi PKK’ya af beyanı ve akabinde geri adımlar. Hayır, sözü edip geri adım atmasa, öyle inanıyor deyip saygı duyacağız ama bir anda çark ediş Kılıçdaroğlu’nu yaralıyor&#8230; Gelelim ettiği sözlere katılıp katılmadığımıza? Reel politika, gerçekliği olmayan hamasetlerle yapılmaz. PKK’ya af gibi bir sözü, açılımcı AKP bile edemezken Kılıçdaroğlu’nun etmesi, CHP’ye kötülük yapmaktır. Bakın bu ülkenin çok temel bazı hassasiyetleri vardır ki buna gözü kapalı saygı göstereceksiniz. Din yani inanç böyledir, PKK konusu böyledir. Kastınız farklı olsa bile PKK’ya af diyemezsiniz. Hatırlayın Mehmet Ağar, bir dönem çok samimi olarak  “Düz ovada siyaset”  dedi ve bunun faturasını sandıkta ödedi. Aman dikkat Kemal Bey!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/basbug-kendini-kurtarmak-icin-boyun-mu-egdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Otel buluşması, Tayyip-Başbuğ paslaşmasının uzantısı mı?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/otel-bulusmasi-tayyip-basbug-paslasmasinin-uzantisi-mi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/otel-bulusmasi-tayyip-basbug-paslasmasinin-uzantisi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 07:08:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sabahattin Önkibar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=33562</guid>
		<description><![CDATA[Gelin bugün aktaracaklarıma siz hakemlik yapın!
Şubat’ın son günlerine, yani iki hafta öncesine gidelim.
Aralarında Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri eski Komutanı İbrahim Fırtına’nın da bulunduğu çok sayıda emekli ve muvazzaf subay ve de general Ergenekon soruşturması çerçevesinde sabaha karşı göz altındadır.
TSK’ya karşı yapılan bu en geniş operasyonun hemen ertesinde 14 Orgeneral ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gelin bugün aktaracaklarıma siz hakemlik yapın!<br />
Şubat’ın son günlerine, yani iki hafta öncesine gidelim.<span id="more-33562"></span><br />
Aralarında Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri eski Komutanı İbrahim Fırtına’nın da bulunduğu çok sayıda emekli ve muvazzaf subay ve de general Ergenekon soruşturması çerçevesinde sabaha karşı göz altındadır.<br />
TSK’ya karşı yapılan bu en geniş operasyonun hemen ertesinde 14 Orgeneral ve Oramiral  Genelkurmay Başkanının Başkanlığında Karargahta bir araya gelir. Dahası, oluşan çok ciddi durum gündemi ile toplandıkları, resmi açıklama ile kamuoyuna duyurulur.<br />
Tam bu süreçte Cemil Çiçek de İspanya’da olan Tayyip Erdoğan’ın buyruğu ile apar topar Genelkurmay’a gider.<br />
Uçan kuşlara bile laf yetiştirmesi ile ünlü Başbakanımız, bu olay hakkında tamı tamına 48 saat susar.<br />
Akabinde Çankaya Köşkü’nde malum zirve gündeme gelir!<br />
Erdoğan ve Başbuğ ellerinde belge dolu çantalarla Cumhurbaşkanının yanında karşı karşıya gelmiş gibi bir görüntüye girerler&#8230;<br />
Zirve sonunda çok ilginç bir şey olur ve uzlaşmayı çağrıştıracak şekilde üçlü, baş başa öğle yemeğini yer!<br />
Aynı gün tam zirve sonrası saatlerde bir başka enstantane!<br />
Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Karaman, Ergenekon’dan sorumlu İstanbul Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Turan Çolakkadı ile İstanbul Four Seasons Otelinde bir araya gelir.<br />
Keza, Karaman’ın Ergenekon tutuklamalarını yapan hakim Ali Efendi Peksak ile de görüştüğü ileri sürülür.<br />
Gazeteport bu iki görüşme konusunu Ahmet Karaman’a sorar.<br />
Gazeteport’un aldığı yazılı cevap şudur:<br />
- Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Karaman’ın Turan Çolakkadı ile Four Seasons Otelinde görüşme yaptığı doğrudur ancak konuşulan konu Hrant Dink davasına duruşma salonu teminidir&#8230; Müsteşar Karaman’ın Hakim Peksak ile görüşmesi ise söz konusu değildir.<br />
Şimdi sormaya başlayalım:<br />
Bu görüşme niçin otelde yapılmıştır?.. Efendim Müsteşar o otelde kalıyordu cevabı ile bu soru cevabını<br />
buluyor mu?<br />
Kuşkusuz bu buluşmayı önemli kılan zamanlamasıdır.<br />
Müsteşar Karaman ile Savcı Yardımcısı Çolakkadı, Kuvvet Komutanları ve diğer generaller gözaltı sürecinde ve de bazıları sorgulanırken buluşuyor.<br />
Düşünün, böylesine önemli bir sorgu esnasında Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve Ergenekon’dan sorumlu savcı yardımcısı Hrant Dink davasına salon ayarlanmasını üstelik otel odasında konuşuyor!<br />
Hadisenin bir başka boyutu:<br />
Ankara’da Çankaya Köşkü’nde zirve yeni bitmiş ve yemek yenmektedir. İşte bu yemeğin birkaç saat sonrasında sabaha karşı gözaltına alınan Kuvvet Komutanları hakim tarafından değil, gözaltı kararını veren savcılık tarafından hakime sevk edilmeksizin serbest bırakılıyor&#8230; Sahi savcılık tutuklama sevkine bile gerek görmedi ise koca koca kuvvet komutanlarını sabaha karşı polis zoruyla niye aldırttı o zaman? Anlayamadığım bir başka şey de onlar serbest bırakılırken astları niçin tutuklandı?<br />
Şimdi birileri çıksa ve Çankaya<br />
Köşkü’ndeki zirvede yine paslaşmalar oldu, olanlar onun gereği dese ne<br />
cevap verilecek?<br />
Ben yorum yapmıyorum, yorum<br />
sizin efendim.<br />
İZİN YOK&#8230;<br />
AKP 28 Şubat’a niçin dokunmuyor?<br />
İstismara sıra geldi mi mangalda kül bırakmıyorlar ve 28 Şubat’ın zulüm olduğunu söylüyorlar ama iş ondan hesap sormaya geldi mi kılları kıpırdamıyor. Düşünün 2003’de güya tasarlanan ama gerçekleşmeyen sözde darbe için onlarca generali içeri tıkarlarken, 28 Şubatçılarla ilgili tek bir tasarrufları yok. Sadece o da değil, 2007 Nisan’ında muhtıra veren Yaşar Büyükanıt da dışarıda. Büyükanıt’a hesap sormak şöyle dursun 1 trilyonluk makam aracı hediye ettiler&#8230; Peki ama niye? Amacınız darbelerden hesap sormaksa, olmayanlardan değil, önce olanlardan başlasanıza! Yok onu yapmıyorlar!.. Peki ama niçin mi? ABD istemiyor da ondan! Bunların darbe karşıtlığı ABD’nin izin verdiği kadardır.<br />
TESADÜF&#8230;<br />
Toprak’ın Köşkü’nden<br />
sonra Uzan’ın hazinesi de Remzi Gür’de!<br />
Remzi Gür’ü biliyorsunuz, Başbakan Erdoğan’ın çocuklarını ABD’de okutan ünlü işadamıdır. Remzi Gür’ün ismi, hatırlayın 367’yi bulma sürecinde de gündeme gelmiş ve CHP Kastamonu Milletvekiline rüşvet teklif etmekten hüküm giymişti&#8230; İşte bu isim, çok ilginç satın almalarla gündemdedir. Önce Halis Toprak’a ait İstanbul Boğazı’ndaki en değerli yapı olan Aslanlı Köşk’ü TMSF’den kelepir fiyatına almıştı ki bu satış Toprak tarafından yargıya taşındı. Bitmedi; Remzi Gür, Cem Uzan’ın hazinem dediği çok sayıda tablo ve antikalarına yine komik denecek fiyatla yani 182 bin lira ödeyerek sahip oldu. Burada altı çizilmesi gereken husus, satışı yine TMSF’nin yapmasıdır&#8230; Nasıl oluyor da TMSF’deki bu ilginç satışları bu kişi alıyor? Kuşkusuz ihale belki kuralına şeklen uygundur ama sorarım size Başbakan’ın bu kadar yakını olan birinin talip olduğu bir satışa kim, hangi cüretle teklif verebilir?..<br />
OYALAMACA&#8230;<br />
Yapay ve gerçek depremler!<br />
Elazığ’daki deprem hadisesi bu felakete karşı nasıl hazırlıksız olduğumuzu gözler önüne seriyor. Japonya’da 7 şiddetindeki depremde bile görülmeyen hasar ve kayıplar bizde 6 şiddetindeki depremle oluyor. Bunu önlemek için yapılması gereken laf değil, iş yapmak yani deprem kuşağındaki yapıları kuvvetlendirmektir. 8 yıldır iktidarda olan AKP bırakın kırsalı kuvvetlendirmeyi, depremin eşikte olduğu İstanbul’da bile çivi çakmıyor ve yapay depremlerle ahaliyi oyalıyor. Yıllardır istisnasız her gün yaratılan yapay tartışmalarla koca bir ülkenin enerjisi yok ediliyor. Oysa bu enerji üretime, işsizlik ve yoksullukla mücadeleye ve de depreme karşı önlem almaya harcansa, Japonya’nın izinde olacağız&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/otel-bulusmasi-tayyip-basbug-paslasmasinin-uzantisi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
