<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlk Kurşun Gazetesi &#187; Hulki Cevizoğlu</title>
	<atom:link href="http://www.ilk-kursun.com/konu/yenicag/hulki-cevizoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilk-kursun.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 18:04:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Kumarbaz yanıltmacası!..</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/kumarbaz-yaniltmacasi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/kumarbaz-yaniltmacasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 21:18:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulki Cevizoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=55353</guid>
		<description><![CDATA[“Kumarbaz yanıltmacası” kavramı bana ait değil. Bir felsefi kavram. Ve, felsefenin “yanıltma araçları” başlığı içinde yer alıyor. Hatalı akıl yürütme Önceki gün kitapçıları gezerken İnkılâp Yayınları tarafından yayınlanan, Stephen Law adlı yazarın “Görsel rehberler-Felsefe” adlı kitabı dikkatimi çekti. (Hepinize öneririm.) Tarih boyunca felsefenin kullandığı araçlar sıralanırken, “kumarbaz yanıltmacası” na da yer verilmiş. Peki nedir bu? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Kumarbaz yanıltmacası” kavramı bana ait değil.<br />
Bir felsefi kavram.<span id="more-55353"></span><br />
Ve, felsefenin “yanıltma araçları” başlığı içinde yer alıyor.<br />
Hatalı akıl yürütme<br />
Önceki gün kitapçıları gezerken İnkılâp Yayınları tarafından yayınlanan, Stephen Law adlı yazarın  “Görsel rehberler-Felsefe”  adlı kitabı dikkatimi çekti. (Hepinize öneririm.)<br />
Tarih boyunca felsefenin kullandığı araçlar sıralanırken,  “kumarbaz yanıltmacası” na da yer verilmiş.<br />
Peki nedir bu?<br />
Kitapta şöyle açıklanıyor:<br />
“Bir piyango bayiinin önünde bir süre durup bekleyin.<br />
Çok geçmeden birinin gelip, ’Artık çıkma olasılığı düşük olduğu için önceki hafta çıkan sayıları seçme hatasına düşmeyeceğim’dediğini işiteceksiniz.<br />
Bu, ’kumarbaz yanıltmacası’olarak bilinen hatalı uslama(akıl yürütme) türüdür.”<br />
Yanıltmaca iki yönlü işliyormuş.<br />
Yani tersine de geçerli imiş.<br />
Uzman diyor ki, insanlar, önceki hafta piyangoda çıkan rakamları seçmekten sürekli olarak kaçınırlar.<br />
Belki de attığınız zarın, her seferinde 6 gelmesine neden olan başka bir şey vardır; belki de zarınız hilelidir. Ancak, art arda beş kez 6 attıysanız, bir sonraki seferde yine 6’yı yakalama olasılığınızın daha az olduğunu kesinlikle düşünmemelisiniz.<br />
Siyaset piyangosu!..<br />
Bunu siyasete uygularsak, benzer durumla karşılaşıyoruz.<br />
Karpuz kabuğuna basıp düştükten sonra, önündeki kabuğu görüp yanından geçmek yerine  “Eyvah, yine düşeceğim”  diyen ve yine üzerine basan bizim Temel’in durumuna<br />
benziyor.<br />
Seçimlerde yaptığımız hatayı tekrar tekrar yapmaktan kaçınamıyoruz ve sürekli olarak “Elim kırılsaydı da vermeseydim” yakınmalarını duyuyoruz.<br />
Daha somutlaştırırsak.<br />
İktidar partisi AKP’nin her defasında akıllanacağını, artık ülke lehine kararlar alacağını, milli birlik ve bütünlüğü lafta bırakmayacağını, ağzında sakız yaptığı adalet ve hukuku tam anlamıyla işler hale getireceğini söyleyip duranlar var.<br />
Felsefedeki “kumarbaz yanıltmacasına” bir örnek de şöyle veriliyor:<br />
“Evime yıldırım düştü, dolayısıyla tekrar olma ihtimali çok düşük!..”<br />
Tam da Mehmet Akif’i anmanın zamanı:<br />
“İbret alınsaydı, tarih hiç tekerrür eder miydi?..”<br />
12 Eylül referandumunda, sandık başına ibret almış olarak gidersek, bu yanılgılara düşmekten kurtuluruz inancındayım.</p>
<p>DEĞİRMEN<br />
ABD, 7 yıl önce işgal ettiği<br />
Irak’tan çıkmış! Bakalım Türkiye’den<br />
ne zaman çıkacak?</p>
<p>NOT: Önümüzdeki çarşamba sizlerden uzak kalacağım.<br />
12 Eylül referandum günü tekrar görüşmek üzere, “HAYIR’lı” pazarlar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/kumarbaz-yaniltmacasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kasabın bıçağını yalamak</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/kasabin-bicagini-yalamak/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/kasabin-bicagini-yalamak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 11:22:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulki Cevizoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54840</guid>
		<description><![CDATA[Anayasa değişikliği referandumuna sayılı günler kala, AKP ile birlikte “Evet cephesini” oluşturanlar, “hayır -ret- cephesini” bölmek için, AKP karşıtı gözükenler arasından tek tük insanlar bulup,manşetlere taşıyorlar. “Bakın onlar bile evet diyecek” propagandası yapıyorlar. “Onlar” dedikleri ise, eski solcular ya da ülkücüler imiş.. Örneğin, AKP çizgisindeki bir gazete şöyle yazıyor: “Ülkücü hareketin önemli isimlerinden Dr. Mustafa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa değişikliği referandumuna sayılı günler kala, AKP ile birlikte “Evet cephesini” oluşturanlar, “hayır -ret- cephesini” bölmek için, AKP karşıtı gözükenler arasından tek tük insanlar bulup,manşetlere taşıyorlar.<br />
“Bakın onlar bile evet diyecek” propagandası yapıyorlar.<span id="more-54840"></span><br />
“Onlar” dedikleri ise, eski solcular ya da ülkücüler imiş..<br />
Örneğin, AKP çizgisindeki bir gazete şöyle yazıyor:<br />
“Ülkücü hareketin önemli isimlerinden Dr. Mustafa Çalık, referandumda vereceği ‘evet’ oyunun gerekçelerini açıkladı. Çalık, “Ülküdaşlarımızı katleden bir unsurla aynı safta gözükmek bizim<br />
için zûl olur. Cellatlarımıza dalkavukluk etmeyeceğiz” dedi.Mustafa Çalık’ı ekranlardan ve<br />
çıkardığı kitap gibi dergilerden bilirim. Aklı başında ve iyi bir araştırmacıdır. Ama, bu sözlerini okuyunca şaşırmadım desem yalan olur. Çünkü, Mustafa Çalık gibi bir beynin “Celladın” tanımını yapmakta zorlandığı ortada.<br />
Evet çıkarsa mı, hayır çıkarsa mı?<br />
Bu referandumda evet çıkarsa mı “cellatlarımıza dalkavukluk” yapmış olacağız, hayır çıkarsa mı?<br />
Sayın Çalık’ın (tıpkı BBP gibi) kastettiği şey, güya 12 Eylül’den hesap sormak!..<br />
Oysa, dilimizde tüy bitti, bu referandumun ve hele hele AKP’nin 12 Eylül’den hesap sormak gibi düşüncesi ve ilgisi yok.<br />
Bir kere, AKP de, tıpkı devamı olduklarını söyledikleri ANAP gibi darbelerin ürünü bir parti. Nedense, darbe yapanlar hep ANAP ya da AKP’nin iktidara uzun yıllar oturmasına olanak ve izin<br />
verdiler!..<br />
Ne tesadüf değil mi?..<br />
26 maddelik anayasa referandumunun yalnızca bir maddesi, 12 Eylül’cülerle ilgili geçici 15. madde.<br />
Bu madde, darbecilerin 1982 yılında yaptıkları Anayasa (referandumu) ile halkın yüzde 92,5’u tarafından kabul edildi.<br />
Yani, 12 Eylül’den hesap sorulamayacağını “halk” kabul etti. Buna evet diyenlerin içinde yoğun biçimde ANAP’lı ve bugünkü AKP zihniyetindekiler de vardı.(Eğer o referandumun sonucunu bugün kabil etmiyorsanız, bugünkünün sonucu da yarın kabul edilmez, değil mi?)<br />
Ayrıca, 12 Eylül’den hesap sormanın önünde bir “30 yıllık zaman aşımı” var ve o da referandum yapıldığı gün doluyor.<br />
Bunları, Mustafa Çalık gibi beyinler düşünemiyor mu?<br />
Düşünüyorsa, bu açıklamalarının ardındaki gerçek nedir?<br />
Yes be annem!<br />
Öte yandan, AKP sürekli olarak, bu referandumun “düşünce özgürlüğü” getirdiğini savunuyor!<br />
Bu da sahte bir propaganda.<br />
Çünkü, AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, işadamlarına “Bîtaraf olan bertaraf olur. Düşüncenizi açıklayın” diye açıkça sopa göstermedi mi?<br />
Mevcut Anayasamızın (darbecilerin anayasasının) bile, 15. ve 25. maddeleri ısrarla, “Hiç kimsenin düşünce ve inançlarını açıklamaya zorlanamayacağını” yazmasına rağmen. İnsanların düşüncelerine saygı göstermeyen bir zihniyetin, referandumla düşünce özgürlüğünden yana<br />
olması beklenebilir mi? (Zaten öyle birşey yok.)<br />
Daha önceki kitaplarımda ve Ceviz Kabuğu programlarımda sıkça hatırlatmıştım.<br />
Kasabın bıçağını yalayan saf koyunlar gibi davranmayalım.<br />
Referandumda “Yes be annem” diyecek olanlar, Kıbrıs’taki aldatmacayı unutmasınlar&#8230;</p>
<p>DEĞİRMEN<br />
Cahil gazetecisi bol olan ülkenin, geleceği dar olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/kasabin-bicagini-yalamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Koş Kılıçdaroğlu koş!..</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/kos-kilicdaroglu-kos/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/kos-kilicdaroglu-kos/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 07:38:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulki Cevizoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54374</guid>
		<description><![CDATA[Referandum öncesi, AKP’nin karşısındaki tek tabanca görünen CHP ve onun genel başkanını eleştirmek doğru mu? Değil&#8230; Ama, sabrın da bir sınırı var. Eleştirilmek istemeyenler de (CHP ve başkanı) davranışlarına dikkat etmeli, değil mi? Bir değil, iki değil. Dedim ya, sabrın da, mantığın da bir sınırı var. Bu, Kılıçdaroğlu’nun kaçıncı hatası. Polyannacılığın sonu Daha önce,Deniz Baykal’ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Referandum öncesi, AKP’nin karşısındaki tek tabanca görünen CHP ve onun genel başkanını eleştirmek doğru mu?<br />
Değil&#8230;<br />
Ama, sabrın da bir sınırı var.<br />
Eleştirilmek istemeyenler de (CHP ve başkanı) davranışlarına dikkat etmeli, değil mi?<span id="more-54374"></span><br />
Bir değil, iki değil.<br />
Dedim ya, sabrın da, mantığın da bir sınırı var.<br />
Bu, Kılıçdaroğlu’nun kaçıncı hatası.<br />
Polyannacılığın sonu<br />
Daha önce,Deniz Baykal’ın genel başkanlığı döneminde de aynı kıskaç içindeydi Atatürkçü aydınlar ve milyonlarca vatandaşımız.<br />
22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri öncesi,  “Aman AKP’nin ekmeğine yağ sürülür”  düşüncesiyle CHP’ye karşı eleştirilerimizi saklıyor, yutkunuyor ve dertlerimizi içimize atıyorduk.<br />
Bu, patlayan bir volkanın kızgın alevlerini dışarı akıtması yerine, tersine çevirip içine çekmesi gibiydi.  (Doğada, fen bilimlerinde rastlanmayan bu olayı, bizler, sosyal bilimlere konu olacak biçimde siyasette yaşıyorduk.)<br />
Gelelim CHP’nin  “toy”  Genel Başkanına..<br />
Kendisini seçtiren ve kuşatan (Önder Sav başkanlığındaki) bir çevreye karşı korunmasız biçimde, âdeta Polyanna gibi ortada dolaşıyor.<br />
Tabii ki, referandum öncesi kimi zaman günde 3 miting yapmasını kutluyorum. Diğerleri yatarken, bu cehennem sıcaklarında ve Ramazan’da bu çabası yüksek takdir gerektiriyor.<br />
Üstelik, AKP’ye karşı samimi bir muhalefet arayışı varken insanın -başlangıçta çok tereddütlü de olsa- kendisini ortaya atıp, hedef tahtasına oturtması küçümsenecek bir durum değil.<br />
İstenilen bu değil<br />
Ama bizim aradığımız muhalefet bu mu?<br />
Hayır!..<br />
En son gafından yola çıkarak bunları yazıyorum.<br />
Memleketi Tunceli’deki mitingde, terörist PKK’ya genel aftan söz ediyor.<br />
Üstelik bu genel af, referandumda hayır derlerse gelecekmiş!..<br />
Susuyorum, susuyorum, işte bu kadar kendimi tutuyorum.<br />
Deniz Baykal döneminde sus, Kılıçdaroğlu döneminde sus..<br />
Sus, sus, sus..<br />
Nereye kadar ve niçin susacağız?<br />
AKP iktidardan düşene kadar!<br />
Peki, AKP sandıkta devrildikten sonra CHP başa gelirse, bu zihniyetteki bir iktidarı mı istiyoruz bizler?<br />
Hayır..<br />
AKP kapısındaki muhalefetin dağınıklığı<br />
Şimdi sizlere, AKP karşısındaki muhalefetin hal-i pür melalini birkaç cümle ile özetleyeyim.<br />
Kılıçdaroğlu, ne yazık ki, gönlümüzdeki düşünce ve politika lideri olamadı. (Neredeyse Baykal’ı bile aratır duruma geliyor.)<br />
DSP ise, CHP’den kaçacakların sığınağı olmaktan çok uzak.<br />
Oranın genel başkanı Masum Türker, ne etkili, ne karizmatik, ne halkın büyük çoğunluğunun aklında? Ve, ne de toplumdaki değerli insanları toplayarak bu yönde bir umut ışığı verebiliyor.<br />
DP kendi derdine düşmüş, büyük bir savaştan sonra toparlanmaya çalışan bir ordu gibi dağınık. ANAP ve DYP’nin  “fiziki”  birleşmesi,  “fikri”  bir birleşme sağlayamadı. Ve, ne yazık ki o da  “merkezde”  büyük bir yer tutabilecekken burayı AKP’ye kaptırıyor.<br />
MHP’yi ise başka bir zaman tartışırız.<br />
Siyaseti  “meslek”  haline getirmiş politikacıların vatanı, milleti düşünmeklerine, kendi koltukları için politika çarkını döndürdüklerine çok yakından tanık olmuş bir kişiyim ben.</p>
<p>***</p>
<p>Peki bu duruma rağmen, 12 Eylül referandumunda ne olacak?<br />
AKP’ye karşı ben kesinlikle “hayır” oyu vereceğim.<br />
Referandumdan sonra ise, burada bıraktığımız yerden yazmaya ve tartışmaya devam ederiz.<br />
Belki bize bile gerek kalmadan taşlar yerine oturur.<br />
Her şeye rağmen, Kılıçdaroğlu koşmaya devam etmelidir.<br />
Koş Kılıçdaroğlu, koş.<br />
Ama yalpalamadan koş.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/kos-kilicdaroglu-kos/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anlaşıldı mı?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/anlasildi-mi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/anlasildi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 22:41:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulki Cevizoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=53506</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül’de yapılacak çok önemli referanduma 22 gün kaldı. İktidar ve muhalefet yani evetçilerle hayırcılar var güçleriyle çalışıyorlar. Kanaat önderleri, aydınlar, gazeteciler ve konuyla ilgilenen herkes de 26 maddelik referandumun ne anlama geldiğini anlatmaya devam ediyor. Bendeniz de, Beyaz TV’de 13 haftadır süren Düşünce Fırtınası adlı programda Şamil Tayyar’a karşı neden “hayır” denmesi gerektiğini anlattım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül’de yapılacak çok önemli referanduma 22 gün kaldı.<span id="more-53506"></span><br />
İktidar ve muhalefet yani evetçilerle hayırcılar var güçleriyle çalışıyorlar.<br />
Kanaat önderleri, aydınlar, gazeteciler ve konuyla ilgilenen herkes de 26 maddelik referandumun ne anlama geldiğini anlatmaya devam ediyor.<br />
Bendeniz de, Beyaz TV’de 13 haftadır süren Düşünce Fırtınası adlı programda Şamil Tayyar’a karşı neden “hayır” denmesi gerektiğini anlattım. Şimdi program (sözleşmem) sona erdi.<br />
Bu yoğun yaz sıcaklarında Ankara’dan uzak kalmama karşın, yaklaşık 3 ay boyunca her hafta ekranda bilgiler sundum, sloganları aşarak halkı bilgilendirmeye çalıştım.<br />
Acaba anlaşıldı mı?<br />
Hem benim açıklamalarım, hem de diğer arkadaşlarınki?..<br />
Daha önce de aşağıdaki alıntıya yer vermiştim.<br />
Anonim bir söz var:<br />
Gösterdim!<br />
Gördü anlamına gelmez&#8230;<br />
Söyledim!<br />
Duydu anlamına gelmez&#8230;<br />
Duydu!<br />
Doğru anladı anlamına gelmez&#8230;<br />
Anladı!<br />
Hak verdi anlamına gelmez&#8230;<br />
Hak verdi!<br />
İnandı anlamına gelmez&#8230;<br />
İnandı!<br />
Uyguladı anlamına gelmez&#8230;<br />
Uyguladı!<br />
Sürdürecek anlamına gelmez&#8230;<br />
Türk milleti için bunun yanıtı 13 Eylül’de belli olacak.</p>
<p>***</p>
<p>Televizyon programları:<br />
Değerli malı olan bağırır mı?<br />
Hadi miting meydanları neyse de, televizyon ekranlarındaki bağırtıları onaylıyor musunuz?<br />
Gerekli olmadıkça karşısındakinin sözünü kesmek, beyin ve düşünce yerine bedeni öne çıkarmak bir düşünce ve inancı anlatmak için haklı bir davranış mı sizce?<br />
Eğitim ve bilgiden uzak kimi çevreler için bu tür yaklaşımlar puan toplasa da, belli kültür düzeyindeki milyonlarca insan bu tavırları onaylamıyor.<br />
Bakınız, yine anonim bir sözü hatırlatmak istiyorum:<br />
Siz hiç sarrafın bağırdığını duydunuz mu?<br />
Kıymetli malı olanlar bağırmaz.<br />
Domatesçi, zerzevatçı bağırır ama kuyumcu bağırmaz.<br />
Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz.<br />
Düşünen bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez.<br />
Düşünemeyenler ise hep kavga içindedir!!!!!!!!!</p>
<p>***</p>
<p>Mal beyanı!..<br />
Yine bu referandum propagandaları içinde Başbakan Erdoğan ve Anamuhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun mal varlığı da gündeme geldi ve yakışıksız biçimde tartışıldı.<br />
Bu vesileyle, ünlü şairlerimizden Can Yücel’in kendi açıkladığı “mal beyanı” nı veriyorum:<br />
1. Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen<br />
2. Gökyüzünde bi bulut<br />
3. Bitlis’te beş minare<br />
4. Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili<br />
5. Bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı<br />
6. Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü<br />
7. Palandökende bir palan, iki döken<br />
8. Kastamonu’da üç kasto<br />
9. Üç fay hattı<br />
10. Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma<br />
11. Dünyada mekan<br />
12. Ahirette iman<br />
13. Denizde kum<br />
14. Biri İngilizce 6 adet küfür<br />
15. Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht<br />
16. Bi sürü saç sakal, kil, tüy, yün<br />
17. Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank<br />
18. Bi ayakkabı çekeceği<br />
19. Bir adet ağaç gölgesi<br />
20. Üç kuş kanadı sesi<br />
21. Bi sürü kedi köpek<br />
22. Bi Marmara denizi<br />
23. Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci<br />
24. Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili<br />
25. Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bi ömür<br />
İyi pazarlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/anlasildi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenekon ve PKK, hükümeti mi destekliyor?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/ergenekon-ve-pkk-hukumeti-mi-destekliyor/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/ergenekon-ve-pkk-hukumeti-mi-destekliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 06:01:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulki Cevizoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=52809</guid>
		<description><![CDATA[Ne hallere kaldık? Terör örgütü PKK, 20 Eylül’e kadar “eylemsizlik” (!) kararı almış!.. Yani, 12 Eylül’deki referandumda hükümetin istediği gibi “evet” çıkması için ortamı yumuşatıyor!.. Ne günlere kaldık? Gündemde olan ve konuştuğumuz şeylere bakar mısınız? Tam skandal!.. PKK ve partisi niçin farklı gibi görünüyor? Geçen haftaki “Düşünce Fırtınası” programında (Beyaz TV) sormuştum: “Abdullah Öcalan referandumda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne hallere kaldık?<br />
Terör örgütü PKK, 20 Eylül’e kadar “eylemsizlik” (!) kararı almış!..<span id="more-52809"></span><br />
Yani, 12 Eylül’deki referandumda hükümetin istediği gibi “evet” çıkması için ortamı yumuşatıyor!..<br />
Ne günlere kaldık?<br />
Gündemde olan ve konuştuğumuz şeylere bakar mısınız?<br />
Tam skandal!..<br />
PKK ve partisi niçin farklı gibi görünüyor?<br />
Geçen haftaki “Düşünce Fırtınası” programında (Beyaz TV) sormuştum:<br />
“Abdullah Öcalan referandumda ‘evet’ derken, PKK’nın partisi BDP niçin ‘hayır’ diyor?”<br />
Şamil Tayyar ve moderatör(sunucu) Latif Şimşek de şaşırmış, bunun kaynağını sormuşlardı.<br />
Öcalan, referandum konusunda bir açıklama yapmış, “Tabanımızı serbest bırakıyoruz” demişti.<br />
Eğer Öcalan, “hayır” deseydi bunu açıkça söylerdi.<br />
İşte şimdi de “eylemsizlik kararını” açıkladı.<br />
PKK, hükümet aleyhindeki önemli bir olumsuzluğu, referandum gibi yaşamsal bir dönemde, kısa süreliğine yok ediyor.<br />
Terör örgütü, Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) süresince “eylemsizlik” (!) kararı almamış, komutanların terfi ve atamalarında ortamı yumuşatarak “jest” (!) yapmamıştı..<br />
Tam tersine, atamalarda komutanlara her türlü eleştiri yapılmasına neden olacak biçimde, eylemlerine büyük hız vermişti.<br />
Hani PKK Ergenekon’du?<br />
Peki, PKK’nın başı Öcalan ile partisi BDP niçin farklı tavırlar içinde acaba?<br />
Ya da bu görüntü, referandum sonrası bilinemediği için bir başka hesap mı?..<br />
Hükümet muhaliflerini susturmaya çalışan ve hükümete yakın medya, baskılarını daha da artırabilmek için “PKK da Ergenekondur” propagandası yapıyordu.<br />
Eğer öyle ise, şimdi referandum öncesi PKK’nın bu eylemsizlik kararı ile Ergenekon da mı hükümete yardımcı oluyor? Ergenekon(!) referandumda “evet” mi çıksın istiyor?<br />
Sonra öldürecekmiş!..<br />
PKK’nın “Eylemsizlik” dediği, Türk askerini öldürmeme kararı.<br />
20 Eylül’den sonra “eylemsizlik” kararı bitecek ve teröristler eyleme geçecek.<br />
Yani, askerlerimize pusular kurup, mayınlar patlatıp, karakollar basıp onları öldürmeye devam edecek.<br />
30 yıldır yaptığı da bu zaten.<br />
Ama, Öcalan canını kurtarmak için hükümetle pazarlık peşinde.<br />
Referandum sonrası hükümetin karşı jestini(!) görmek için süre tanıyor!..<br />
Tabii önce referandum.<br />
Özetlemek gerekirse..<br />
PKK, YAŞ sürecinde yapmadığını yaparak, referandum öncesi ateşkes ilan ediyor, hükümeti eleştirilerden kurtarıyor ve “EVET”lerin artması için referandumda elini rahatlatıyor.<br />
“PKK eşittir Ergenekon” diyenler ise, “Şimdi Ergenekon hükümete mi yardımcı oluyor?” sorularına yanıt veremiyor!&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/ergenekon-ve-pkk-hukumeti-mi-destekliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tahammül!..</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/tahammul/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/tahammul/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 07:37:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulki Cevizoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=51941</guid>
		<description><![CDATA[Şimdi sizlere bir olay anlatacağım. Bu yıl vefat eden, sevgili dostum avukat Sadettin Sürmen anlatmıştı. Avukatın biri duruşma başlayınca söz almış ve başlamış konuşmaya: “Sayın yargıç! Size mahallemizin kasabının çok değerli selamını getirdim. Manavımızın da selamı var. Bakkalımızın saygın selamlarını getirdim. Tuhafiyecimiz özellikle selam gönderdi. Kahvehane sahibi de mutlaka saygılarını iletmemi istedi. Tamircimizin, yufkacımızın, nalburiyecinin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi sizlere bir olay anlatacağım.<span id="more-51941"></span><br />
Bu yıl vefat eden, sevgili dostum avukat Sadettin Sürmen anlatmıştı.<br />
Avukatın biri duruşma başlayınca söz almış ve başlamış konuşmaya:<br />
“Sayın yargıç!<br />
Size mahallemizin kasabının çok değerli selamını getirdim. Manavımızın da selamı var. Bakkalımızın saygın selamlarını getirdim. Tuhafiyecimiz özellikle selam gönderdi. Kahvehane sahibi de mutlaka saygılarını iletmemi istedi. Tamircimizin, yufkacımızın, nalburiyecinin, berberin, balıkçının, berberin babasının, yufkacının kayınpederinin, genç bakkal çırağının babasının ve diğer esnafımızın değerli selamlarını getirdim!..!<br />
Bunalan yargıç sinirlenmiş ve ” Eee yeter!.. Burada bunları mı dinleyeceğiz? Savunmanıza geçin “ diye bağırmış.<br />
Avukat ise şu karşılığı vermiş:<br />
“Sayın yargıç, aslında bunlar savunmamın içinde idi. Şu anda karşınızda yargılanmakta olan müvekkilim de, bir yıl boyunca önünden geçerken her gün kendisine küfreden kişiye tahammül edemeyip bu cinayeti işlemiştir. Bakın sizler çok değerli selamlara bile tahammül edemediniz. Müvekkilimin bir yıl boyunca her gün aynı kişiden küfür yediğini düşününüz ve ona göre karar veriniz.<br />
Mahkeme ne mi karar almış?<br />
Hafifletici nedenden dolayı cezayı uygun oranda azaltmış.<br />
“Arkamda Ordu yok diye mi?”<br />
Şimdi bunu niye anlattığımı söyleyeyim.<br />
Dün Silivri’de Tuncay Özkan 71. duruşmasına çıkmış ve basından öğrendiğimize göre, mahkeme başkanı Köksal Şengün tarafından salondan atılmış. Gerekçe olarak “yüksek sesle konuşması, bağırması” gösteriliyormuş.<br />
Özkan, şunları söylemiş:<br />
“İnsanları mezbahaya gelmiş danalar, kuzular gibi tutmuşsunuz burada. Arkamda ordu yok diye beni burada tutuyorsunuz. Benim suçum ne? Yeter artık. Ya bana suçumu söyleyin ya da bu yargılamayı bırakın. Ben kurbanlık koyun değilim. Bu bize yapılan zulümdür.”<br />
Balyoz davası sanıklarının mahkemesinden de örnek veren Özkan’ın, “Onların yargıçları yargıç değil mi, ’böyle tutuklama olur mu’diye karar veriyor” sözleri için de inceleme başlatılmış. Bu sözlerin hakaret kapsamına girip girmediği araştırılıyormuş.<br />
Tuncay Özkan, salondan jandarmalar tarafından çıkarılırken de, “Bağırırım. Adalet istiyorum” demeye devam etmiş.<br />
Adalet isteyen herkesin aynı çığlığı atacağına inanıyorum. İçinden ya da dışından.<br />
Mahkemelere ve yargıçlarına söyleyecek sözümüz yok.<br />
Hele hele böyle “olağanüstü dönemlerde.”<br />
Ama aynı suç kapsamındaki emekli ya da görevdeki paşaların ve askerlerin tutuksuz yargılandığı bir dönemde, gazeteci Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ın 2 yıla yakın tutuklu kalması vicdanları rahatsız etmiyor mu?<br />
Ve, yine mahkemeye karışamayız ama, aylardır tutuklu kalan bir gazetecinin sesini yükseltmesi de mi “tahammül” sınırlarımızı da aşıyor artık?<br />
Eğer içinde hakaret yoksa, yüksek sese tahammül edemeyenler, aylarca tutuklu kalmaya nasıl tahammül edilebileceğini düşünüyorlar mı acaba?<br />
“Bunu suç işlerken düşünecekti” gibi düşünenler varsa eğer, o zaman bir an önce hüküm verilmeli, gerçek ortaya çıkmalıdır, değil mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/tahammul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Denizci Genelkurmay Başkanı olsun!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/denizci-genelkurmay-baskani-olsun/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/denizci-genelkurmay-baskani-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Aug 2010 07:53:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulki Cevizoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=51577</guid>
		<description><![CDATA[Türk Ordusu’nun yönetim kademesinin belirlenmesinde yaşanan çok sancılı süreç devam ediyor. Normal “teamüllere” göre yapılacak atamaları iktidar engelliyor. Bir hükümet, istediği yöneticilerle çalışma hakkına sahiptir. Ancak burada ortaya çıkan durum başka. Başbakan Erdoğan, bir süre önce yazdığım gibi, devamı olduğunu söyleyip gurur duyduğu Turgut Özal’ı aşmak istiyor. (Bu tür ruh yapısını ayrıca analiz etmek gerekir.) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Ordusu’nun yönetim kademesinin belirlenmesinde yaşanan çok sancılı süreç devam ediyor.<br />
Normal “teamüllere” göre yapılacak atamaları iktidar engelliyor.<span id="more-51577"></span><br />
Bir hükümet, istediği yöneticilerle çalışma hakkına sahiptir. Ancak burada ortaya çıkan durum başka.<br />
Başbakan Erdoğan, bir süre önce yazdığım gibi, devamı olduğunu söyleyip gurur duyduğu Turgut Özal’ı aşmak istiyor. (Bu tür ruh yapısını ayrıca analiz etmek gerekir.) Özal, “İki Necdet’ler Operasyonu” ile asker üzerinde bir güç gösterisi yapmıştı! Şimdi Erdoğan Özal’ı aşmak istiyor.<br />
Bu sıkıntılı dönemi aşmak için ben önemli bir öneri getiriyorum. (Geçen Çarşamba Beyaz TV’deki Düşünce Fırtınası programında da söyledim.)<br />
Genelkurmay Başkanı denizci olsun!<br />
Yani, Deniz Kuvvetleri Komutanı bir yıllığına Genelkurmay Başkanı olarak atansın!..<br />
Bir başka deyişle, Genelkurmay Başkanımız bir yıllığına “Kaptan-ı Derya” olmuş olacak.<br />
Bunun birçok gerekçesi var. Şu ana kadar YAŞ toplantısı ve sonrasında Genelkurmay Başkanı ile Kara Kuvvetleri Komutanı atanamadı.<br />
Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili ve biz denizlere hâkim değiliz. Bir Neo-Osmanlıcılık akla gelmesin ama, Osmanlı’nın cihan hâkimiyeti dönemleri hep denizlere hâkim olduğumuz tarihlerdir. Bugün ABD’nin dünya hâkimiyeti de denizlere hâkim olmasından geçmiyor mu?<br />
TSK’daki atamalarda  “kıdem”  çok önemli bir teamül. Ben baktım. Genelkurmay Başkanı olması beklenen KKK Koşaner ile DKK Yiğit’in kıdemi aynı.<br />
Ayrıca, şu anda adı geçen tüm orgeneral (ve de Oramiraller) değer olarak ve Atatürkçülük olarak birbirinden eksik değil herhalde!<br />
Askerin itirazı, sıralamanın bozulması endişesi ve komutanların hakkının yenmesi durumu.<br />
Denizci bir Genelkurmay Başkanımız olursa, devrim niteliğinde yepyeni bir teamül oluşacağı için kimsenin de hakkı yenmiş olmayacaktır. (Bugüne kadar bir Denizci ya da Havacının Genelkurmay Başkanı olarak düşünülmemesi onların hakkının yendiği anlamına da gelmez mi?..)<br />
Üstelik, bakın inceleyin, Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu sınavları diğerlerinden çok daha zor ve daha yüksek puanlar istiyor.<br />
Sorunun çözümü için, Denizciden Genelkurmay Başkanı yapılır, ikinci başkan ise Karacı olur.<br />
ABD de işe karıştı mı?<br />
Öte yandan, Türk Genelkurmay Başkanının seçimi için işe ABD de karıştı gözüküyor.<br />
Türkiye’nin önemli bir  “iç meselesi” , öyle gözüküyor ki,  “dışardan”  da destek arayışları eşliğinde çözülmeye çalışılıyor.<br />
Görebildiğimiz, hissettiğimiz kadarıyla, Türk Ordusunun yönetim kademesinin belirlenmesinde radikal çözümler düşünülüyor ve olası tepkilere karşı bir  “ABD desteği”  arayışı içinde  “ABD yoklaması”  yapılıyor.<br />
Bu tamamen varsayımsal da olabilir. Umarım öyledir.<br />
Hilmi Özkök Savunma Bakanı mı olacak?<br />
Bu arada, atama krizinin izleri ilerleyen aylarda da sürülecek.<br />
Önümüzde çok kritik bir referandum var.<br />
Eğer AKP 12 Eylül referandumundan güçlü çıkarsa, Genelkurmay Başkanlığı’nı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlayıp, bakanlığa da Hilmi Özkök’ü getirebilir.<br />
Referandum zaferinin iktidarda yaratacağı rüzgarın önünde böylece kimsenin duramayacağı bir kez daha görülmüş olur.<br />
Bu Pazar sıcağında sizleri küçük bir düşünce fırtınası ile baş başa bırakıyorum.<br />
İyi pazarlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/denizci-genelkurmay-baskani-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kabile demokrasisi!..</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/kabile-demokrasisi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/kabile-demokrasisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 07:05:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulki Cevizoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=51018</guid>
		<description><![CDATA[Makamlar, görevler ve işler kendi başına bir anlam taşır mı, kendi başına bir bütünlük oluşturur mu? Ya da, Türkiye’de belli makamlara gelen insanlar özgür müdür, o makamların gereklerini bilgi ve yetkileri dahilinde özgürce yapabilirler mi? Sanmıyorum. Sandık ve seçim güvenliğini sağlayın!.. Ülkemizde yaşananları gördükçe, birçok şeyin boş ya da göstermelik olduğunu anlıyoruz. Bu konuları medyadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Makamlar, görevler ve işler kendi başına bir anlam taşır mı, kendi başına bir bütünlük oluşturur mu?<br />
Ya da, Türkiye’de belli makamlara gelen insanlar özgür müdür, o makamların gereklerini bilgi ve yetkileri dahilinde özgürce yapabilirler mi?<span id="more-51018"></span><br />
Sanmıyorum.<br />
Sandık ve seçim güvenliğini sağlayın!..<br />
Ülkemizde yaşananları gördükçe, birçok şeyin boş ya da göstermelik olduğunu anlıyoruz. Bu konuları medyadan izleyen milyonlarca insan, başka bir dünyada yaşıyor.<br />
Başka bir ifadeyle, aslında birer hayal aleminde yaşıyoruz.<br />
Uyumsuzluklarımız bundan.<br />
Sinirlenmelerimiz bundan.<br />
Şaşkınlıklarımız bundan.<br />
Ve çok çalıştığımız halde başarısızlıklarımız bundan.<br />
Fakirliklerimiz de&#8230;<br />
Bizler, milyonlarca insan; bilgi ve beceri ile, okullarda okuyarak, eğitimimizi kurslarla, mastırlarla, doktoralarla süsleyip zenginleştirerek hedeflerimize ulaşacağımızı sanıyoruz.<br />
İşte sorun orada çıkıyor.<br />
Bakınız.<br />
Önümüzde bir referandum var. 12 Eylül’de.<br />
Hiç ilgisi olmadığı halde, iktidar kendi çıkarı gereği konuyu “Darbelerden hesap sorma” noktasına kilitledi, muhalefet bile bu yanlışlığı halka anlatamıyor. Yetersiz kalıyor.<br />
“Adalet mülkün(devletin) temelidir” diyoruz. Ama, devletin cılkı çıkmış.<br />
Adalet ve demokrasinin en önemli unsuru, seçimler. Peki seçimlerimiz(referandumlarımız dahil) ne kadar adaletli? Ne kadar demokratik ve hukuki?<br />
Sandık başları ve sonuçlar ne kadar sağlıklı?<br />
Bilgisayar programları ya da uygulamaları, hem seçim sonuçları hem de seçmen yazımları açısından ne kadar güvenli? Bunların denetimini kim yapıyor? Kazanan mı?<br />
Ülkemizin büyük bölümünde hâlâ etkili olan aşiretler ve cemaatlerin seçimlere müdahalesi ve  “özgür iradeyi yok etmesi” birer “demokratik ur” sayılmaz mı? Sayılır.<br />
Araştırılması gerekir<br />
2007 genel seçimlerinde, yüzde 10’luk seçim barajını aşamayacakları için PKK’lılar parti olarak değil, teker teker “bağımsız aday” biçiminde seçime girdiler.<br />
Ve işe bakın ki, tam da TBMM’de grup kuracak sayıda, yani 20 kişi, elle koyulmuş gibi seçimi kazanıp milletvekili oldu!..<br />
Halkın takdir-i iradesi herhalde!!<br />
* * *<br />
Türk Ordusunun bir emekli Koramirali (Atilla Kıyat), bir televizyon canlı yayınında (Habertürk TV), “1993-1997 yılları arasındaki faili meçhuller devlet politikasıydı”  açıklamasını yapıyor!<br />
Yıllar boyunca, “40 bin kişinin katili”  diye halka sunulan “teröristbaşı Abdullah Öcalan’la dağda ya da hapiste görüşmek de devlet politikası!”<br />
En son olarak, yeni MİT Müsteşarının 22 Temmuz’da İmralı’da Öcalan’la görüştüğü ileri sürülüyor. Doğru mu bilmiyoruz.<br />
MİT gibi çok önemli bir kurumumuzun başındaki kişi Öcalan’la görüştü ise, kendi özgür iradesi ile mi görüşmüştür, yoksa hükümetin talimatı ile mi?<br />
O yüzden, yazımın başında o iki soruyu sormuştum (Tekrar bakınız.)<br />
Önceki MİT Müsteşarının da görüştüğü biliniyordu.<br />
* * *<br />
ABD’de yaşayan Fethullah Gülen diyor ki, “12 Eylül referandumunda mezardakiler bile oy kullanmalı!”<br />
Bunun ne demek olduğunu, referandum sonuçları açıklandığında çok acı bir şekilde öğrenmeyiz umarım.<br />
Adrese dayalı nüfus sayımında, boş araziler ve binalarda insanlar varmış gibi sonuç çıkması, mezarlıklardakilerin bile yaşıyormuş gibi gösterilmesi, bunların düzeltilmemesi haberleri büyük kuşku doğurmuyor mu?<br />
YSK’nın seçime ilişkin uygulamaları, ta Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçildiği tarihten bu yana hukuken çok tartışmalı değil mi?<br />
Hükümet ve yandaşları, niçin bir kez olsun Yargıtay ve AYM’yi eleştirdiği gibi YSK’yı eleştirmemiştir acaba?<br />
* * *<br />
Demokrasinin en önemli uygulaması seçimler hakkında bu büyük hatalarla yaşıyoruz. Ondan sonra da, “kabile demokrasisi” uygulamalarına sesimizi çıkarmıyoruz!<br />
Ne diyor Mevlâna?<br />
“Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar.”<br />
Bizler de, “devlet aklı” kafesini kırdığı için, hepimiz başka bir yöne uçmaya devam ediyoruz.<br />
Bu akıl göçü nerede sona erecek acaba?</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/kabile-demokrasisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12 Eylül’de referandum yapılacak mı?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/12-eylul%e2%80%99de-referandum-yapilacak-mi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/12-eylul%e2%80%99de-referandum-yapilacak-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 02:16:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulki Cevizoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=50529</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül’de yapılacağı açıklanan Anayasa değişikliklerine ilişkin referandum için YSK’ya (Yüksek Seçim Kurulu’na) önemli bir başvuru yapıldı. Bu resmi başvuru, nedense, kamuoyunda yeterince yankı bulmadı. Başvuruyu İşçi Partisi yaptı ve bir basın toplantısı ile bunu duyurdu. İşçi Partisi, anayasa ve yasalara dikkat çekerek, halk oylamasının 12 Eylül’de yapılamayacağını, bu tarihin daha sonraki bir tarih olması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül’de yapılacağı açıklanan Anayasa değişikliklerine ilişkin referandum için YSK’ya (Yüksek Seçim Kurulu’na) önemli bir başvuru yapıldı.<span id="more-50529"></span><br />
Bu resmi başvuru, nedense, kamuoyunda yeterince yankı bulmadı.<br />
Başvuruyu İşçi Partisi yaptı ve bir basın toplantısı ile bunu duyurdu.<br />
İşçi Partisi, anayasa ve yasalara dikkat çekerek, halk oylamasının 12 Eylül’de yapılamayacağını, bu tarihin daha sonraki bir tarih olması gerektiğini söylüyor.<br />
Bana göre, dayandıkları sağlam gerekçeler ve yasa maddeleri var.</p>
<p>12 Eylül tarihi Anayasa’ya<br />
uygun mu?<br />
Diyorlar ki, “Anayasa’nın 153. maddesi, ‘Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz’ diyor. Oysa AYM, kısmi iptal yaptı ve iptalin gerekçesini yazmadan ve bunu Resmi Gazete’de yayınlamadan açıkladı. Bu Anayasaya aykırıdır.”<br />
Devamı daha da önemli:<br />
“Referandum için gereken 120 günlük süre de, AYM’nin gerekçeli iptal kararının R.G.’de yayınlanmasından sonra başlar. Oysa bu karar daha  yazılmadı ve dolayısıyla R.G.’de yayınlanmadı. O yüzden 12 Eylül’de referandum yapılması yasal değildir.”<br />
AYM’ninki gibi kararları kesin olan ve itiraz edilemeyen Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bakalım bu hukuki gerçeklere ne diyecek?<br />
Size göre, Türkiye bir hukuk devleti midir?<br />
Bugüne kadar hukuk kurallarına, Anayasa ve yasalara tam uyulmuş mudur?<br />
Yanıtınızın “hayır” olduğunu duyar gibiyim.<br />
YSK’nın, yapılan itirazı kabul etmeyeceğini düşünüyorum.<br />
Muhtemelen, “İcat çıkarmayın” mantığı ile bu başvuruyu reddedecek.<br />
YSK’nın çeşitli dönemlerde verdiği kararların, özellikle Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçimindeki uygulamalarının ne kadar tartışmalı olduğunu bildiğim için böyle düşünüyorum.<br />
Aslında hepimiz, “Türkiye hukuk devleti” diye hayal âleminde dolaşmaya devam ediyoruz.</p>
<p>“Irak ordusu parayla<br />
satın mı alındı!..!<br />
Geçen makalemde, Irak Ordusu’nun tek kurşun atmadan ABD işgaline nasıl teslim olduğunu anlayamadığımızı yazmıştım.<br />
“Kendi çapında işadamı “ olduğunu söyleyen bir okuyucum konuyla ilgili e-posta gönderdi. İletisinde, o bölgede ticaret yaptığını ve Ürdün Hava Kuvvetleri 2. Başkanı ile vaktiyle yaptığı söyleşiyi anlatıyor.<br />
Özetle şöyle diyor:<br />
“ABD askerleri ilk başta Necef’te 10 gün durduruldu.<br />
İşte o anlarda İzlanda’da Blair, Aznar ve W.Bush bir araya gelip, bu engeli nasıl aşacaklarını konuştular.<br />
Banknot matbaası ve para basılan mürekkep ABD’de olduğu için fazla Irak Dinarı bastılar.<br />
Taşeronları aracılığı ile Irak Ordusu’ndaki subay ve astsubaylara, rütbelerine göre hesaplanarak çok büyük paralar ödediler.<br />
Zavallı Irak askerleri, ertesi sabah kalktıklarında emir alacak komutan bulamadılar. Yaklaşık 4 günlük süreç sonunda, yalnız bırakıldıklarını anladılar ve onlar da silahlarını bırakıp gittiler. Coniler de ellerini sallayarak içeri girdiler.<br />
Olan biten kabaca budur.<br />
Ürdün Hava Kuvvetleri 2. Başkanının bölgede ticaret yapan işadamı okuyucuma verdiği (ileri sürülen) bilgiye göre sonuç şu:<br />
 “Irak’lı komutanlar rütbelerine göre değişen oranlarda rüşvet alarak ordularını ve ülkelerini satmışlar&#8230; Tek kurşun atmadan teslimiyetin nedeni bu imiş!..”  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/12-eylul%e2%80%99de-referandum-yapilacak-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tören ordusu!..</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/07/toren-ordusu/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/07/toren-ordusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 07:47:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hulki Cevizoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=50100</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül referandumuna (halk oylamasına) 47 gün kaldı. Bir anayasa değişikliği paketi hazırlayan ve bunu halka onaylatmak isteyen iktidar ile muhalefet partileri arasında yarışma sürüyor. Bu arada, 29’u general olmak üzere 77 civarında muvazzaf (görevdeki) subay hakkında “yakalama” emri çıkıyor. Hatay ve İnegöl’de halk birbirine giriyor, iç savaşı çağrıştıran görüntüler yaşanıyor, askerlerin yanı sıra polislerimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül referandumuna (halk oylamasına) 47 gün kaldı.<span id="more-50100"></span><br />
Bir anayasa değişikliği paketi hazırlayan ve bunu halka onaylatmak isteyen iktidar ile muhalefet partileri arasında yarışma sürüyor.<br />
Bu arada, 29’u general olmak üzere 77 civarında muvazzaf (görevdeki) subay hakkında “yakalama” emri çıkıyor.<br />
Hatay ve İnegöl’de halk birbirine giriyor, iç savaşı çağrıştıran görüntüler yaşanıyor, askerlerin yanı sıra polislerimiz de şehit ediliyor.<br />
Bu aşırı yaz sıcaklarında insanlarımızın içi kararıyor, umutsuzluk artıyor ve neredeyse düşmanlarımıza yalvarır duruma geliyoruz:<br />
“Lütfen ülkemize saldırmayın, çünkü bu aralar birbirimizi yemekle meşgulüz, size karşı savaşacak ordumuz ve milli irademiz dağılmış durumda!..”</p>
<p>Ne generalini, ne de askerini&#8230;<br />
Gerçekten uluslararası destekli terör örgütü PKK’ya karşı mücadele eden ordumuzun başına örülen çoraplar ve -nedense- bu çorabı kafasından bir türlü çıkaramayan Türk Silahlı Kuvvetleri’miz var.<br />
PKK ile geçmişte ve bugün mücadele eden (Öcalan’ın getiriliş ve sorgulanma süreçleri dahil) komutanlarımızın önemli bir bölümü ya tutuklanmış durumda ya da “kaçak” diye aranıyor!..<br />
Yanlış anlaşılmasın, PKK’ya esir düşmediler. Ya da PKK’dan kaçmadılar.<br />
Çeşitli isimlerle anılan iddianamelere göre, “7 yıl önce darbe yapacaklardı” gerekçesiyle başlarına bunlar geliyor.<br />
Genelkurmay Başkanlığı ise (başında, yaklaşık bir ay sonra emekli olacak Org. İlker Başbuğ var), paralize olmuş durumda. Ne generalini koruyabiliyor, ne de askerini!.. Onların da kendine göre gerekçeleri var!..<br />
Bu durumdaki orduda terfi ve atama heyecanı yaşanabilir mi acaba?<br />
Bu durumdaki ordu, dağlarda ve kentlerde cirit atan teröristlerle hangi moral ve hangi emir altında mücadele edebilir acaba?<br />
Kritik noktalardaki komutanları hakkında tutuklama kararı çıkan böyle bir ordu, düşman saldırısı olsa, nereyi nasıl savunabilir acaba?<br />
Yani, sonuç olarak Türkiye; tam anlamıyla saldırıya açık ve korumasız bir ülke konumuna gelmiştir.</p>
<p>Hangi güçlü ordu, hangi<br />
güçlü Türkiye?<br />
Atatürk’ün dağlara taşlara yazılı “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözlerini, baskılar üzerine “Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye” sloganına çeviren (sonra onu da değiştiren) Genelkurmay Başkanlığı’nın bu sloganı tartışılır duruma geldi.<br />
Hangi güçlü ordu, hangi güçlü Türkiye?..<br />
Uzun bir süreç sonucunda, şanlı Türk Ordusu, zanlı Türk Ordusu durumuna düşürüldü; neredeyse bir “tören ordusu” na dönüşme tehlikesi ile karşı karşıya!..<br />
Orta Doğu ve Arap ülkelerindeki göstermelik “teneke orduların” durumunu unutmayalım. Ülkesine saldırı olduğu zaman, bir kurşun atmadan teslim olan Irak’ın Ordusu’nun nereye gittiğini, uçak ve ağır silahlarının ne olduğunu tüm dünya merak etmişti.<br />
Biz Türkler de..</p>
<p>Muhalefet yanlış izi takip ediyor<br />
12 Eylül referandumu ile başlamıştık, onunla tamamlayalım.<br />
Bu referandumun kendisi için bir “güven oylaması” olduğunu bilen AKP iktidarı, ne pahasına olursa olsun “evet” dedirtmek istiyor.<br />
Ve, tartışmayı “12 Eylül darbesinden kurtulmak” noktasına kilitliyor. Muhalefet de bu izi takip ediyor.<br />
Oysa, konu o değil.<br />
Beyaz TV’deki Düşünce Fırtınası programında söyledim, bu akşam da söyleyeceğim (saat 22), konu 12 Eylül darbesiyle ilgili değil, yargıyı yeniden düzenlemek.<br />
Muhalefet partilerinin sözcüleri, bu noktayı halka anlatmak yerine, bir ileri bir geri, darbe tartışmasına girip, oradan haklı çıkmak istiyor.<br />
Halka konunun bu olmadığı anlatılmalı.<br />
Tıpkı 1 Mart Tezkeresinde olduğu gibi, “cambaza bak” yapılıyor. O zaman da tartışma başka eksene kaydırılmış, Türkiye’ye 62 bin 500 ABD askerinin geleceği gerçeği halka anlatılmamıştı.<br />
Sallasalar sahte cambaz ipten düşecek ama, nedense muhalefet de cambazla oynamayı yeğliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/07/toren-ordusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
