Necati Doğru

Deniz Feneri oldu medüz!

Necati Doğru | 18 Mart 2010

Bilmeyenlere söyleyeyim. Medüz, “deniz anasının” bilimsel adıdır. Elsiz, ayaksız, yüzgeçsiz, gözsüz, midesiz, omurgasız, pelte gibi bir yaratıktır, denizde yaşar, rüyadaymış gibi yavaş hareket eder. Deniz Feneri Dosyası, medüz hızına çakıldı.
Gelme hızı medüz!

Yazının devamı »


Adana olayı: okurun gücü!

Necati Doğru | 17 Mart 2010

Hep aklıma Bülent Ecevit gelir; bakan oldu, parti başkanı oldu, başbakan oldu, başbakan yardımcısı oldu, zengin olamadı. Aksine, annesinden kalma tabloları sattı, babasından kalma evi elinden çıkarmak zorunda kaldı.

Yazının devamı »


Halkın öğrenme hakkına kara çarşaf giydiriyorlar!

Necati Doğru | 15 Mart 2010

Görmezden gelemem, susamam, yazmazlık edemem. Kusurlu olurum. Ben görevimi yapayım, yazıp dikkat çekeyim.
Sizin haberiniz olsun.

Yazının devamı »


Asıl sebep olan Amerikalılardır!

Necati Doğru | 14 Mart 2010

İçimizdeki “Amerikalı Türkler ya da Ecnebi Türkler” çok sevinçliler. Hedeflerine ulaştılar. ABD’de 50 eyaletten 42’si “pis damgalamayı” tanıdı, en son ABD meclisinin arkasından İsveç Parlamentosu’nun kararı da; “soykırımcı Türkler” diye çıktı. Küresel dünyanın lideri ABD bütün Avrupa’yı etkiliyor, bütün küreyi arkasından sürüklüyor.
1915 soykırımdır.

Yazının devamı »


Kısa anlatım dâhisiydi…

Necati Doğru | 13 Mart 2010

Pencerelerini hayata yıllar önce kapatmış büyük yazar Haldun Taner de “kısa ve öz anlatım” ustasıydı. Bir yazısında “zamanı” şöyle anlatıyordu: En gergin tenleri kırış kırış eden, en parlak bakışları donuklaştıran, en uyanık zekâları bulandıran zaman, gemilerin de çeliğini, motor gücünü, koordinasyon yeteneğini yıpratıyor, yaşlandırıyor.
Zaman acımasız elek.

Yazının devamı »


Müzeden tablo çalan! Hazine’den beslenen!

Necati Doğru | 12 Mart 2010

Bu iki tür aynı tarlanın ürünü, aynı kumaşın farklı renkte iki ipliği, aynı dokunun yan yana yerleşmiş damarı gibiler. Devlet müzesinden “tarihi eser ve tablo çalan” kravatlı hırsızlar ile “devlet hazinesinden beslenen” bildik, tanıdık, eş-dost-yandaş-akraba-kardeş takım elbiseli, kravatlı soyguncular, eskiden de vardı.

Yazının devamı »


Deprem alttan vurunca üstten beyinleri açmalıydı!

Necati Doğru | 11 Mart 2010

Açmadı, açamadı. Deprem altan vurunca üstten insanın beynini açabilseydi; milattan önce (MÖ) 6000 yılında ilk kez Mezopotamya’da ev yapmak için kullanılmaya başlanan ve bugün için çok ilkel bir yapı malzemesi olan kerpiçten bölge halkının neden kurtulamadığı sorusunu sorardık. Önce şu mutlu edici iyimser sergilemeyi yapardık.

Yazının devamı »


Günah keçisi kerpiç!

Necati Doğru | 10 Mart 2010

Bul bir günah keçisi! Keçiyi suçla, rahatla! Onların “günah keçisi portföyü” klişedir. Hep tekrarlarlar: Cumhuriyetle birlikte okulların yapılması, elektriğin gelmesi, yolların ve demiryollarının bölgeye ulaşması, laiklik, devrimler, kadının çarşaftan çıkması, erkeğin şalvardan sıyrılması, hilafetin kaldırılması, cumhuriyetin kurulması, Atatürk ilke ve inkılâpları, köylüyü ağa kölesi olmaktan kurtaracak “köy enstitüsü modelinin” denenmesi birer “günah keçisi”dir.

Yazının devamı »


Dilim… Dilim..

Necati Doğru | 8 Mart 2010

Konular da bazı günler portakal gibi dilim dilim sarmalanıp yumak oluyor. Dilimlere takılmak, dilime vidalanıp kalmak bütünü görememe tuzağını doğuruyor.
Tuzaktan korkarım.
İnsanı çok kötü yanıltır.

Yazının devamı »


President Obama, sizi ‘arap sabunu’ yapacaklar!

Necati Doğru | 7 Mart 2010

Mister President, lütfen yanlış anlamayın, bizim dilimizde “arap sabunu olmak” iğneleyen, küçümseyen, ötekileştiren bir deyim değildir. Bildiğimiz gerçek, katıksız, bütün kiri-pası söküp atıp yıkayan temizleyicidir. Organiktir. Zararsızdır.
Sizi “arap sabunu” yapacaklar.

Yazının devamı »