<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlk Kurşun Gazetesi &#187; Vatan</title>
	<atom:link href="http://www.ilk-kursun.com/konu/vatan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilk-kursun.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 11:04:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>CAN ATAKLI: 30 yıl önce Suriye’de Kenan Evren de aynısını yapmıştı</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/95057</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/95057#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 09:38:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sibel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=95057</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/95057"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://www.habercim.net/wp-content/uploads/2011/12/22709.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Suriye hiç demokrasi ile yönetilmedi. Önce Hafız Esad, tam bir diktatöre yakışır biçimde yönetti Suriye’yi, şimdi de oğlu Beşar Esad aynı yolu izliyor. Suriye’deki rejimin sonu yok elbette. Yıkılması çok uzun sürmez. Ancak Suriye konusunda Türkiye’nin bugün aldığı tavrın benzeri hatta aynısı 30 yıl önce de yaşanmıştı. Beşar Esad üstelik Mevlit Kandili gecesi Humus’a büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.habercim.net/wp-content/uploads/2011/12/22709.jpg" class="alignnone" /><strong>Suriye</strong> hiç demokrasi ile yönetilmedi. Önce <strong>Hafız Esad</strong>, tam bir diktatöre yakışır biçimde yönetti Suriye’yi, şimdi de oğlu <strong>Beşar Esad </strong>aynı yolu izliyor.</p>
<p>Suriye’deki rejimin sonu yok elbette. Yıkılması çok uzun sürmez.<span id="more-95057"></span></p>
<p>Ancak Suriye konusunda Türkiye’nin bugün aldığı tavrın benzeri hatta aynısı <strong>30 yıl önce</strong> de yaşanmıştı.</p>
<p><strong>Beşar Esad</strong> üstelik Mevlit Kandili gecesi Humus’a büyük bir saldırı düzenledi. 300’ün üzerinde insan öldüğü ileri sürülüyor.</p>
<p>30 yıl önce de Hama’da büyük bir ayaklanma başlamıştı.</p>
<p>Yine aylardan şubattı. Suriye’de ayaklananlara<strong> Suudi Arabisan</strong>’dan silah ve para yağıyordu.</p>
<p>Bu silahlar ve para tıpkı bugünkü gibi yine <strong>Türkiye üzerinden</strong> geçiriliyordu Suriye’ye.</p>
<p>Ancak Suudi Arabistan’ın parası da gönderdiği silahlar da Suriye’de<strong> Baas Partisi</strong>’ne karşı ayaklananların başarıya ulaşmasına yetmedi. Bugün 30 yıl önce olanların aynısını yaşıyoruz. Suriye’deki ayaklanan kesime yine bazı Arap ülkelerinden para ve silah gönderildiği ileri sürülüyor.</p>
<p>İlginç olan,<strong> bu iş için yine Türkiye’nin merkez seçilmesi.</p>
<p>Suriye muhalefeti hem askeri hem de sivil kadrolarıyla Türkiye’de konuşlanmış durumda.<br />
</strong><br />
İddialara göre Suriyeli muhalif subaylar bizzat Türk Silahlı Kuvvetleri’nin denetim ve gözetiminde Antakya’dan Suriye’ye gönderiliyor. Tekrar geri gelen muhaliflerin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait araçlarla taşındığı da ileri sürülüyor.</p>
<p>Peki <strong>Türkiye’nin Suriye’ye bu ilgisi neden?</p>
<p>Çünkü başta Amerika olmak üzere Batı’nın önde gelen devletleri Suriye’de rejimin yıkılmasını istiyor.</strong></p>
<p>Suriye<strong> Hafız Esad</strong> döneminde Sovyet sistemini arkasına almıştı. Bu nedenle <strong>NATO</strong> için bir tehditti.</p>
<p>Aynı Suriye bu kez oğul Esad yönetiminde, ama bu kez komünist olmayan Rusya’nın himayesinde. İran’la ilgili imha projeleri planlayan Amerika ve Batı için İran’dan önceki son kale Suriye’nin mutlaka düşürülmesi gerekiyor.</p>
<p>Bu amaçla son aylarda müthiş bir medya propagandası ile Suriye aleyhine uluslararası bir kamuoyu oluşturuluyor.</p>
<p>Perde arkasında ise Suriye’ye ani bir askeri müdahale planları var. <strong>“Katliamı önleme”</strong> veya <strong>“İç savaş tehdidini ortadan kaldırma”</strong> ve en sonunda <strong>“Suriye’ye demokrasi getirme” </strong>gibi parlak görüşlerle Türkiye olayın içine itilmeye çalışılıyor.</p>
<p><strong>Türkiye bundan mutlaka uzak durmalı.</strong></p>
<p>Erdoğan’ın, bugün yargılattığı<strong> Kenan Evren</strong>’in 30 yıl önce yaptığını yapmaması Türkiye’nin güvenliği ve esenliği için gereklidir.</p>
<p>*****</p>
<p>Evren’in Suriye politikası <strong>PKK’</strong>yı palazlandırmıştı</p>
<p>Türkiye ile Suriye hiç dost olmadı.</p>
<p>Biz Suriye’ye eyaletimiz gibi baktık. Suriye de Osmanlı döneminde esaret altında yaşadığına inandığı için bize hiç güvenmedi.</p>
<p><strong>Hafız Esad</strong>’ın 1970’lerden itibaren Sovyetler’e yanaşması ve İsrail ile savaşa tutuşması da zaten Amerika ve Batı için affedilmeyecek unsurlardı.</p>
<p>Bir NATO üyesi olan Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri de Suriye’ye karşı hep dikkatli oldu.</p>
<p>En uzun kara sınırımızın ayırdığı Suriye ile yüzlerce kilometre kesintisiz çekilen dikenli tel hattı ve tamamı mayınlı olan bölge zaten bunun en tipik göstergesi.</p>
<p>Bundan 30 yıl önce Suriye tıpkı bugünkü gibi <strong>“dış güçler” </strong>tarafından karıştırıldığında o dönem Türkiye’nin tek hâkimi <strong>Kenan Evren </strong>ve diğer komutanlar, tereddütsüz Suriye’nin karşısında yer almışlardı.</p>
<p>Bugün bir terör örgütü olarak da bilinen Suriye’deki <strong>Müslüman Kardeşler Örgütü</strong> o tarihlerde Türkiye tarafından desteklenmiş, eğitilmiş ve Türkiye topraklarındaki kamplarda kalmaları sağlanmıştı.</p>
<p>İç karışıklığı atlatan Suriye Devlet Başkanı <strong>Hafız Esad</strong> buna misilleme olarak <strong>PKK’ya kucak açmış</strong> ve <strong>Türkiye’de Müslüman Kardeşler’e sağlanan olanakların aynısını PKK’ya sağlamıştı</strong>.</p>
<p>PKK ve lideri<strong> Abdulah Öcalan </strong>bu sayede Suriye’de hatta Başkent Şam’da uzun süre kalabilmişti.</p>
<p>PKK militanları da şimdiki gibi Kuzey Irak topraklarında değil Suriye’deki kamplarda kalıyor, eğitim görüyor ve sınırı geçerek Türkiye’de eylem yapıyordu.</p>
<p>*****</p>
<p><strong>Uludere’nin hesabını soramadan Humus’u konuşamayız</strong></p>
<p>Suriye’de olup bitenlere çok öfkeleniyoruz.</p>
<p>Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişeri Bakanı hemen her gün Suriye ile ilgili açıklamalar yapıyor.</p>
<p>Bir yıl önceyse aynı isimler Türkiye Suriye kardeşliğini anlatıyor, bir Erdoğan Suriye’ye gidiyor, bir Esad Türkiye’ye geliyordu, ama maya tutmadı.</p>
<p>Suriye Amerikan çıkarlarını bozmaya devam etti.</p>
<p>Haliyle biz de dostluğu bozduk.</p>
<p>Suriye’de yaşananları kendi iç işimiz gibi görüyoruz.</p>
<p>Amerika ve Batı Suriye’ye Türkiye’nin müdahale etmesini istiyor. Bu haberler yalanlanıyor ama, ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Demek ki bazı talepleri var. İktidar ise sanki bir şey bekliyor gibi.</p>
<p>Suriye’deki olayları medyanın yansıtış biçimi de çok ilginç.</p>
<p>Esad halkını bombalıyor, katliam yapılıyor, vahşet gibi başlıklar atılıyor.</p>
<p>İktidar yetkilileri de bu tanımlamaları çok kullanıyor.</p>
<p>Ama Türkiye’den çıkıp bir de dışarıdan bakarsak,<strong> Uludere’</strong>yi nereye koyacağız?</p>
<p>Ya da Genelkurmay Başkanı’nın kasım ayında açıkladığı üzere<strong> “270 teröristin bombalamalarla etkisiz hale getirilmesini</strong>” nasıl anlatacağız.</p>
<p>Çünkü sonuçta biz de <strong>“terörle mücadele”</strong> diyoruz, Esad da öyle.</p>
<p>Yani bize göre Türkiye’de ayaklanmaya kalkan bu nedenle de askeri birliklere saldıran, polisi vuran, sağa sola bomba koyanlar terörist, ama aynısını Suriye’de yapanlar özgürlük savaşçısı, demokrasiye susamış kitleler.</p>
<p>O zaman olmuyor işte.</p>
<p>*****</p>
<p><strong>Medya neden bu kadar düşman?</strong></p>
<p>Dikkat ediyor musunuz, bizim medyamız Suriye konusunda çok şahin.</p>
<p>Tıpkı<strong> Amerikan medyası</strong> gibiyiz. Ya da Suriye’den rahatsızlık duyan Arap ülkeleri gibi.</p>
<p>Haberler korkunç. Her gün yeni bir katliam haberi. Ölenler, işkence görenler, parçalananlar, bombalananlar. İçimiz kalkıyor.</p>
<p>Ama bir şey çok garip. Dünyanın her yanından, hatta Kuzey Kore’den bile görüntü alabilen medya sıra Suriye’ye gelince başarısız.</p>
<p>Elbette tank görüntüleri, dövülenler, sürüklenenler ile ilgili bazı fotoğraf ve videolar var ama, bunlar gerçekten Esad’ın adamları mı yoksa karşı taraf mı pek belli olmuyor. Örneğin <strong>Bin Ladin’</strong>in mağarada çektirdiği video görüntülerine bile ulaşan El Cezire televizyonu çatışmalardan görüntü veremiyor doğru dürüst. Oysa muhabirleri çok güzel anlatıyorlar.<strong> “Dakikada 6 havan topu düştü”</strong> diyorlar. Görüntü yok, ses kaydı da yok. Peki bunları gönderemeyenler yazılı haberleri hangi yolla gönderiyor acaba?</p>
<p>32 yıl önce 12 Eylül darbesi olduğunda Türk ve yabancı gazeteciler onlarca rulo görüntüyü Türkiye’den kalkan ilk uçaklara gizlice sokmayı başarmışlardı. Teknoloji şimdi çok ileri ama Suriye’den her nasılsa doğru dürüst bir görüntü kaçırılamıyor. Garip değil mi bu?<br />
<strong>VATAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/95057/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorunu böyle tespit edenden, çözümü nasıl bekleyelim?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/95020</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/95020#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 07:19:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Mutlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=95020</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/95020"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://c1110.hizliresim.com/11/10/10/19716.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Haberi eskiden devletin, şimdilerde hükümetin resmi yayın organı olan Anadolu Ajansı geçmemiş olsaydı, “asparagas” der, önemsemezdim&#8230; AKP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, Ergenekon’un teknik direktörünü ve ilk 11’ini açıklamış&#8230;Ona göre “Neocon-Ergenekon kadrosu”, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaya çalışıyormuş&#8230; Türkiye ne zaman güçlenmeye başlasa, devreye girip dönen çarklara çomak sokmaya, suyu bulandırmaya çalışıyormuş&#8230; Türkiye’de kaos, korku, kriz yaratmak istiyormuş&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://c1110.hizliresim.com/11/10/10/19716.jpg" class="alignnone" /><strong>Haberi eskiden devletin, şimdilerde hükümetin resmi yayın organı olan Anadolu Ajansı geçmemiş olsaydı, “asparagas” der, önemsemezdim&#8230;</strong><span id="more-95020"></span></p>
<p>AKP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, Ergenekon’un teknik direktörünü ve ilk 11’ini açıklamış&#8230;Ona göre <strong>“Neocon-Ergenekon kadrosu”, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaya çalışıyormuş&#8230;</strong></p>
<p>Türkiye ne zaman güçlenmeye başlasa, devreye girip dönen çarklara çomak sokmaya, suyu bulandırmaya çalışıyormuş&#8230;</p>
<p>Türkiye’de kaos, korku, kriz yaratmak istiyormuş&#8230;</p>
<p><strong>Ama Neocon-Ergenekon kardeşliği beyhude bir çaba içerisindeymiş</strong>&#8230; Çünkü Türkiye’deki güven ve istikrar ortamını kimse yıkamazmış!</p>
<p>Türkiye hukuk devleti rotasındaymış, demokrasi rotasındaymış ama “Neocon-Ergenekon”un parolası, <strong>“meşru iktidarı yıpratmak, mümkünse devirmek, darbe yapmak”</strong>mış&#8230;</p>
<p><strong>Bu grubun şifresi ise “sivil dikta”ymış&#8230;</strong></p>
<p>Bütün yapılanları, konuşulanları sivil diktaya bağlıyorlar, sürekli bunu işliyorlarmış&#8230;</p>
<p>Neocon-Ergenekon ortaklığının amigosu da medyaymış&#8230; Ne söylerseniz söyleyin, konuyu sivil diktaya bağlıyorlarmış papağan gibi.</p>
<p>***</p>
<p><strong>Bunların hepsinin amacı Arap Baharı havasını Türkiye’ye getirmekmiş&#8230;</p>
<p>Arap Baharı olan ülkelerde kime başkaldırılıyormuş?</p>
<p>Diktatörlere&#8230;</p>
<p>Sivil dikta var ya oralarda. Şimdi aynı konsepti Türkiye’ye</p>
<p>uyarlamaya çalışıyorlarmış&#8230;</strong></p>
<p>Sırayı Türkiye’ye getireceklermiş&#8230;</p>
<p>Türkiye’de de sivil bir dikta olduğu izlenimi yaratılıyormuş ki; bir başkaldırı, bir isyan olsunmuş&#8230;</p>
<p><strong>‘Burada biz bunalıyoruz, gazeteciler içeride’</strong> gibi söylemlerin hepsi aynı tezgâhın ürünüymüş&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Bülent Gedikli, “Neocon-Ergenekon” kadrosunun ilk 11’ini de şöyle açıklıyor:<br />
<strong><br />
Teknik direktör Simon Peres&#8230;</p>
<p>Kaleci, teröristbaşı Abdullah Öcalan&#8230;</p>
<p>Geri üçlüde, Nicolas Sarkozy, Angela Merkel, Benjamin Netanyahu&#8230;</p>
<p>Orta beşlide, Mehmet Haberal, Doğu Perinçek, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Yalçın Küçük&#8230; İleride Kemal Kılıçdaroğlu ve Selahattin Demirtaş&#8230;</strong></p>
<p>Bu kulübün başkanı da finansal oligarklarmış&#8230;</p>
<p>Amaçları faizi yeniden yükseltmekmiş&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Türkiye’deki baskıları gerekçe göstererek, <strong>“Bu ülkeye gitmem”</strong> diyen yazar <strong>Paul Auster</strong> da <strong>Simon Peres ve Salman Rüşdi</strong> gibi isimlerle gayet samimiymiş&#8230;</p>
<p>Zaten bir kere Türkiye ve İsrail konusunda cahilmiş&#8230;</p>
<p>Türkiye’nin siyasi tarihini bile bilmiyormuş&#8230;</p>
<p>***</p>
<p><strong>Mustafa Balbay’la Apo’yu&#8230;</p>
<p>Tuncay Özkan’la Selahattin Demirtaş’ı&#8230;</p>
<p>Soykırım yasasına aktif olarak tepki koyan tek siyasetçi olan Doğu Prinçek’le, soykırımı inkâr yasası çıkaran Sarkozy’yi aynı takımın oyuncuları gibi gösteren bu “abuk” yaklaşımı ciddiye alacak ve her biri için ayrı ayrı yorum yapacak değilim.<br />
</strong><br />
Ama ne yazık ki yukarıda anlattıklarım bir “şakacı yazar”ın kaleminden çıkan şeyler değil&#8230; <strong>Bu ülkeyi yöneten siyasi partinin en üst düzeydeki isminin, yönettiği ülkeye bakışı&#8230;<br />
</strong><br />
Sorunları çözmek için; önce o sorunları saptamanız ve doğru analiz etmeniz gerekir&#8230;</p>
<p>Yukarıdaki “uçuk sözler” gösteriyor ki; bizi yönetenler ya hiçbir şeyin farkında değiller ya da sorunları çarpıtıp dikkatleri “hayalet tehlikeler”e çekmek isteyecek kadar kötü niyetliler&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Allah yardımcımız olsun!</p>
<p>*****</p>
<p><strong>HANGİSİ!<br />
</strong><br />
Başbakan dün yeni bir açıklama yapmış ve “Dindar nesil yetiştiriyoruz” sözlerini eleştirenlere tepki göstermiş:</p>
<p>“Hem dindar, hem çağdaş olunamıyor mu? Dindar bir nesil özgürlüklere saygılıdır. Farklı düşüncelere, inanç gruplarına saygılıdır” demiş&#8230;</p>
<p>Acaba; İslam dünyasından bir tek ülkeyi örnek gösterebilir mi?</p>
<p>Suudi Arabistan ve İran başta olmak üzere şeriatla yönetilen, yani doğal olarak dindarların (!) çoğunlukta olduğu ülkelerin hangisinde özgürlüklere saygı gösteriliyor?</p>
<p>Bu sadece bizim gibi laik devletlerde başarılmamış mı?</p>
<p>Eğer Başbakan “özgürlükçü ve dindar nesil” özleminde samimiyse&#8230; Laikliğe hepimizden çok onun sahip çıkması gerekmiyor mu?</p>
<p>*****</p>
<p><strong>Günün Sorusu</strong></p>
<p>Bülent Gedikli, gazetecilere yönelik baskıları gerekçe göstererek Türkiye’ye gelmeyeceğini açıklayan yazar Paul Auster’ı da Ergenekoncu yapmış&#8230; Sorum kendisine:</p>
<p>Peki; onu Türkiye’ye gelmeme kararından döndürmek için ikna etmeye çalışacağını açıklayan Orhan Pamuk’u neden görmezden geliyorsunuz? Yoksa daha onunla “yapacak işleriniz” mi var?</p>
<p>*****</p>
<p><strong>İsa Gök haklı mı, haksız mı?</strong></p>
<p>CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, dün Mersin’de bir basın toplantısı düzenledi ve bugüne kadar Kılıçdaroğlu’na yöneltilen en sert eleştirilere imza attı:</p>
<p><strong><em>“Kılıçdaroğlu, Genel Başkanlığa çıkarken yanındaki tek milletvekili bendim. Yaklaşık bir yıldır niye ayrıyız? Çünkü parti AKP’lileştirildi, sağa kaydı. Dün laikliğin Anayasa’ya girişinin 75. yıl dönümüydü. CHP’den ‘tık’ yok&#8230; Ben bu sebeple Kılıçdaroğlu’na karşıyım. Ben tüzük kurultayı istedim, arkadaşlarım da istedi. Bana diyorlar ki; ‘sen Kılıçdaroğlu’na ‘o’ olduğu için karşısın.’ Hayır; demokrat olmadığı için, solcu olmadığı için, sosyal demokrat görmediğim için karşıyım”</em><br />
</strong><br />
***</p>
<p><a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/92722"><br />
Sözüm son seçimlerde CHP’ye oy veren herkese:</p>
<p>İsa Gök haklı mı, haksız mı?</p>
<p>Nedenleriyle birlikte, çok da uzatmadan benimle paylaşırsanız tüzük kurultayından önce CHP seçmeninin duygularını dile getirme olanağı buluruz&#8230; Mektuplarınızı bekliyorum. </a></p>
<p><strong>Mustafa Mutlu<br />
Vatan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/95020/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wikileaks’te ünlü Türkler</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/94936</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/94936#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 09:01:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Mutlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=94936</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/94936"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://c1110.hizliresim.com/11/10/10/19716.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Dünyanın metrekare başına en fazla yazar düşen mekânı olan Silivri Cezaevi’nin hızına yetişmek mümkün değil&#8230; Bu haftaki kitabımız yine bir Silivri Ceza ve Yayınevi AŞ (!) ürünü&#8230; Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu bu kitabı aslında cezaevine düşmeden çok daha önce yazmaya başlamışlar&#8230; Yine Oda TV Davası sanıklarından Doğan Yurdakul’un [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://c1110.hizliresim.com/11/10/10/19716.jpg" class="alignnone" /><strong>Dünyanın metrekare başına en fazla yazar düşen mekânı olan Silivri Cezaevi’nin hızına yetişmek mümkün değil&#8230;</p>
<p>Bu haftaki kitabımız yine bir Silivri Ceza ve Yayınevi AŞ (!) ürünü&#8230;</strong><span id="more-94936"></span></p>
<p><strong>Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu</strong> bu kitabı aslında cezaevine düşmeden çok daha önce yazmaya başlamışlar&#8230;</p>
<p>Yine <strong>Oda TV Davası sanıklarından Doğan Yurdakul</strong>’un yazdığı önsözden öğrendiğimiz kadarıyla; 14 Şubat 2011’de gözaltına alındıklarında kitabı bitirmek üzereymişler&#8230; Alt tarafı bir haftalık işleri kalmış!</p>
<p>Ama evlerinin ve iş yerlerinin basıldığı gün tüm çalışmaları gibi bu kitabın taslağına da el konulmuş&#8230;</p>
<p>İki Barış, tutuklandıktan sonra da Silivri‘de ayrı koğuşlara verilmiş&#8230; Bu yüzden birlikte çalışma olanağı bulmayı bırakın, birbirlerine selam bile verememişler.</p>
<p><strong>Tutukluların bilgisayar ve daktilo kullanma olanakları bulunmadığı için de; her şeye sil baştan el yazısıyla yeniden başlamışlar.</strong></p>
<p>Yılmamışlar ve on binlerce Wikileaks belgesini yeniden okuyup, içinden Türkiye’yi ilgilendiren bölümleri ayıklamışlar.</p>
<p>Tüm bunları yaparken de gerek avukatlarının, gerek çalışma arkadaşlarının ve elbette eşlerinin büyük desteğini almışlar.</p>
<p>Ve yine Doğan Yurdakul’un deyimiyle bu belgeleri okura kuru bir metin olarak değil, içeriklerinin ne anlama geldiğini, o tarihlerde ne yaşandığını anlatarak sunmayı başarmışlar.</p>
<p><strong>Barışlar’ın kitabı; Wikileaks’te yer alan ama henüz açıklanmayan Türkiye’yle ilgili belgeleri elbette içermiyor&#8230;</p>
<p>Ama hem yayınlanan belgeleri topluca sunup yorumluyor hem de onların yayınlanmasından sonra yarattığı etkiyi anlatıyor.</strong></p>
<p>Kitap; Başbakan’la ve AKP’yle, Fethullah Gülen’le ve cemaatle, Genelkurmay’la, derin devletle, PKK’yla ve dış politikayla ilgili bölümlerden oluşuyor.</p>
<p>Bu kitabı okurken en çok, birbirleriyle konuşma olanağı olmayan iki yazarın, ayrı mekânlarda çalıştıkları halde akıl almaz bir ruh ikizliği halini yakalamış olmalarına şaşırdım.</p>
<p>Kullandıkları dil ve biçem öylesine “tek” ki; bu uyuma şapka çıkarmak gerekir diye düşünüyorum.</p>
<p>Aynı kalemden çıkan nice kitabın bile <strong>“farklı kalemlerden çıkmış gibi”</strong> ayrı telden çaldığı günümüz yayıncılık dünyasında, bu şaşırtan uyum, bana göre araştırma konusu bile olabilir!</p>
<p>Bu uyumda Kırmızı Kedi Yayınevi’nin editörlerinin ve “son okuma”yı yapan Fulya Tükel’in ne kadar katkısı var, bilmiyorum&#8230; Ama sonuç mükemmel, emeği geçen herkesi kutluyorum.</p>
<p>Kitabı okurken, birkaç ay önce Akşam Gazetesi’yle yaptığım söyleşide kullandığım bir söz aklıma geldi:</p>
<p><strong>“Kalem susmaz, yeter ki solmasın yürek!”</strong></p>
<p>Bu iki genç meslektaşım bana yanılmadığımı gösterdi.</p>
<p>Eğer bu mesleğe gönül verdiysen&#8230;</p>
<p>Eğer yazmak, senin için aynı zamanda “yaşamak” anlamına geliyorsa&#8230;</p>
<p>Ve her koşulda anlatacak bir “derdin” varsa&#8230;</p>
<p>Kalem susmuyor&#8230;</p>
<p>Yeter ki solmasın yürek!</p>
<p>Yüreklerini soldurmayan bu iki genç meslektaşımı alınlarından öpüyorum.</p>
<p><strong>SIZINTI ****</strong></p>
<p>Türü: İnceleme</p>
<p>Yazan: Barış Pehlivan-Barış Terkoğlu</p>
<p>Yayımcı: Kırmızı Kedi Yayınevi</p>
<p>Baskı tarihi: Ocak 2012</p>
<p>Sayfa sayısı: 415</p>
<p>Fiyatı: 22 lira</p>
<p>İnternet D&#038;R fiyatı:</p>
<p>16.49 lira.</p>
<p>Kişisel not: Yazarlarla tanışmıyorum.</p>
<p>*****</p>
<p>Sümerli işçiler bile bizden iyi haldeymiş!</p>
<p><strong>İtiraf ediyorum: Ben de binlerce çağdaş insan gibi, bir “Muazzez İlmiye Çığ” sevdalısıyım&#8230;</strong><br />
<strong><br />
Zeki, idealist, korkusuz ve yazdığı her kitaptan sonra daha da gençleşen bir kadın Muazzez Hanım!</p>
<p>Tamam; genç ama&#8230; Yine de ondaki bitmek tükenmek bilmeyen enerjinin kaynağını gerçekten merak ediyorum.</p>
<p>Bir bakıyorsunuz can dostu Hayrettin Karaca ile Meclis önünde battaniyelere sarılmış eylem yapıyor&#8230;</p>
<p>Bir bakıyorsunuz televizyon programında yaşama sevinci saçıyor&#8230;</strong></p>
<p>Türkiye’nin kayıtsız şartsız en iyi yetişmiş bu Sümeroloğu, Kaynak Yayınları’ndan çıkan son kitabı Uygarlığın Kökeni Sümerliler-2’de bize 4 bin yıl önce yaşayan bir uygarlıktan detaylar sunuyor&#8230;</p>
<p>O kadar zevkli detaylar ki bunlar; o günkü çocukların bugünkü çocuklar gibi okula gidip gitmediklerini, ev ödevi yapıp yapmadıklarını bile öğreniyorsunuz&#8230;</p>
<p>Hem servet değerinde bilgi yükü, hem roman okurcasına keyif aldığınız bir biçem, hem de komşunuzla konuşurcasına rahat ve sade bir dil&#8230;</p>
<p>Kendi adıma bu kitaptan hiçbir şey öğrenmediysem; en azından bundan 4 bin yıl önce bile işçilerin bu topraklarda sosyal güvenceye sahip olduklarını öğrendiğimi söyleyebilirim!</p>
<p>Evet; 4 bin yıl önce, çalışanların ve çalıştıranların hakları tabletlere yazılmış!</p>
<p>Sendikalı işçi oranının, toplam çalışanların onda birine düştüğü günümüz Türkiye’sine ithaf olunur!</p>
<p>Eline, emeğine sağlık genç ve çalışkan kadın&#8230;</p>
<p><strong>UYGARLIĞIN KÖKENİ</p>
<p>SÜMERLİLER-2 *****<br />
</strong><br />
Türü: Tarih</p>
<p>Yazan: Muazzez İlmiye Çığ</p>
<p>Yayımcı: Kaynak Yayınları</p>
<p>Baskı tarihi: Kasım 2011</p>
<p>Sayfa sayısı: 230<br />
<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/92722"><br />
Fiyatı: 14 lira</p>
<p>İnternet D&#038;R fiyatı:</p>
<p>10.49 lira.</p>
<p>Kişisel not: Yazarla bir kez bir toplantıda karşılaşıp tanıştım. Elini öpmüşlüğüm (centilmence) bile var! </a><br />
<strong><br />
Mustafa Mutlu<br />
Vatan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/94936/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüylerimi diken diken eden şiir&#8230;</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/94859</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/94859#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 09:14:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Mutlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=94859</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/94859"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://c1110.hizliresim.com/11/10/10/19716.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Bu hafta yine yeterince “sert” geçti&#8230; Gençliğe Hitabe üzerinden Atatürk‘e saldıranlar, dindar gençlik yetiştirme tartışması derken beynimiz yine kaynama noktasına geldi. Bu “gerilime” kendi açımdan bir günlük mola vermek ve “aruz vezniyle yazılmış bir taşlama”yı sizinle paylaşmak istiyorum. Bana da cuma günü bir okurum gönderdi ve okuyunca elektrik çarpmışa döndüm! Şiirimizin şairi belli değil, “Aşık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://c1110.hizliresim.com/11/10/10/19716.jpg" class="alignnone" /><strong>Bu hafta yine yeterince “sert” geçti&#8230;</p>
<p>Gençliğe Hitabe üzerinden Atatürk‘e saldıranlar, dindar gençlik yetiştirme tartışması derken beynimiz yine kaynama noktasına geldi.</strong><span id="more-94859"></span></p>
<p>Bu “gerilime” kendi açımdan bir günlük mola vermek ve “aruz vezniyle yazılmış bir taşlama”yı sizinle paylaşmak istiyorum. Bana da cuma günü bir okurum gönderdi ve okuyunca elektrik çarpmışa döndüm!</p>
<p>Şiirimizin şairi belli değil, “Aşık Kul Hakkı” mahlasını kullanıyor.</p>
<p>Bakalım siz neler hissedeceksiniz?</p>
<p><strong>ZAT-I ŞAHANE’YE</strong></p>
<p>Millet seni bekledi Sultan Fatih’ten beri,</p>
<p>Padişahım sayende tarihe döndük geri.</p>
<p>Suriye’yi fethettin, titrettin İsrail’i,</p>
<p>Umarım, Amerika bundan ders almış olsun.</p>
<p>Devrinde ne konuşan, ne kitap yazan kaldı,</p>
<p>Hırsızın, uğursuzun dosyaları aklandı.</p>
<p>Hainler (!) Silivri’ye, Hasdal’a postalandı,</p>
<p>Korkarım, zulmedecek kimse kalmamış olsun.</p>
<p>Bin değil, yüz bin mele az gelir memlekete,</p>
<p>Kurulmalı tez elden her köye bir medrese.</p>
<p>Örtülü ödenekten yesinler kese kese,</p>
<p>Her cemaat payını, hakça bölüşmüş olsun.</p>
<p>Sayende sindi terör, sıfır sorun netleşti,</p>
<p>Hem Sarkozy hem Merkel karşında cüceleşti.</p>
<p>İran demokrat oldu, Mısır tam laikleşti,</p>
<p>Dilerim ki ümmetin, dehanı sezmiş olsun.</p>
<p>Özel mahkemelerin el atıyor her işe,</p>
<p>Okunuyor rakibin beynindeki düşünce.</p>
<p>Muhalefet yönünden ters bir rüzgar esince,</p>
<p>Sabaha karşı eve polis gelmemiş olsun.</p>
<p>Beşikteki bebeler Arapça “hu” çekecek,</p>
<p>Öğrenciler umrede ahlakı öğrenecek.</p>
<p>Cinsel taciz, işkence tarihten silinecek,</p>
<p>Yeter ki cinsi latif, tahrik etmemiş olsun.</p>
<p>Dokunan yanıyormuş, bırak ben de yanayım,</p>
<p>Saflar ayrışıyorsa, Atatürk’ten yanayım.</p>
<p>Takiye yapmadım ki, gerçekten utanayım,</p>
<p>Boğazımdan bir lokma haram geçmemiş olsun.</p>
<p>Ulusal benliğimi silsen de perde perde,</p>
<p>Coşkuyla gülmesen de kutlu milli günlerde,</p>
<p>Şanla şerefle dolu yaşayan devrimlerde,</p>
<p>Yüreğimde tutuşan ateş sönmemiş olsun.</p>
<p><strong>AŞIK KUL HAKKI</strong></p>
<p>*****</p>
<p><strong>Günün Sorusu</strong></p>
<p>İstanbul‘daki kar, tipi en azından şimdilik bitti&#8230; Ama Van‘da hâlâ yarım metre kar var! Çok sayıda yurttaşımız da hâlâ çadırlarda&#8230; “Milletvekilleri ne yapıyor, neden yardım etmiyor” derseniz; onlar kalın paltolarını giyip “flüt” çalmakla yetiniyor&#8230; Sorum size:</p>
<p>Van’daki kardeşlerimiz için en son ne zaman “bir şey” yaptınız?</p>
<p>***</p>
<p><strong>Yer yerinden oynar!</strong></p>
<p>Gün geçmiyor ki gazetelerin sayfalarında, bilgisayarımızın ekranında bir “Konuşursam yer yerinden oynar” haberi görmeyelim!</p>
<p>Adını, sanını duyduğumuz ya da duymadığımız adamlar ya bir gazeteciyi karşılarına alıp ya da mahkemede hakimin yüzüne baka baka söylüyorlar bu sözü:</p>
<p><strong>“Konuşursam yer yerinden oynar!”</strong></p>
<p>Biz saf saf okuyup geçiyoruz ama “birilerine” tehdit içeriyor bu sözler!</p>
<p>Kimse de bunlara, “Konuş ulan&#8230; Senin sözlerinle yer yerinden oynayacaksa varsın oynasın” demiyor, diyemiyor!</p>
<p>Hadi; genç muhabirlerin, bu sözün üzerine gidememelerini anlıyorum da&#8230;</p>
<p>Ya o koca hakimlere ne demeli?</p>
<p>Sanık ya da tanık mahkemeye çıkıyor, ellerini bağlayıp mazlum rolüne bürünüyor sonra da tehdidi patlatıyor:</p>
<p><strong>“Konuşursam yer yerinden oynar Hakim Bey!”</strong></p>
<p><a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/92722">***</p>
<p>Bu sözü söyleyen adam; mutlaka pis işlere bulaşmıştır&#8230;</p>
<p>Ben hakim olsam; hangi yasa maddesine sığınarak, nasıl yaparım bilmiyorum ama&#8230;</p>
<p>O “dünyayı yıkacak sözleri” söylemediği sürece, o adamı serbest bırakmam!</a></p>
<p><strong>Mustafa Mutlu<br />
Vatan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/94859/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Beş artı bir’ ve üniversite!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/94778</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/94778#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 07:13:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Mutlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=94778</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/94778"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://c1110.hizliresim.com/11/10/10/19716.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Üniversiteler saatli bomba&#8230; Dünkü gazetelerden “beş artı bir” başlık vereceğim bu korkumun nedenini anlatmak için: 1) Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde kayıt sırasında alınan paraların, Güçlendirme Vakfı’nın kasasına gittiğini yazan Gizem Görnaz adlı öğrenci, 11 ay hapis cezasına çarptırıldı. 2) İstanbul Üniversitesi’nde Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali’nin afişini asan Ahmet Açıkça [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://c1110.hizliresim.com/11/10/10/19716.jpg" class="alignnone" /><strong>Sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim:</p>
<p>Üniversiteler saatli bomba&#8230;</strong><span id="more-94778"></span></p>
<p>Dünkü gazetelerden “beş artı bir” başlık vereceğim bu korkumun nedenini anlatmak için:<br />
<strong><br />
1) Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde kayıt sırasında alınan paraların, Güçlendirme Vakfı’nın kasasına gittiğini yazan Gizem Görnaz adlı öğrenci, 11 ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p>2) İstanbul Üniversitesi’nde Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali’nin afişini asan Ahmet Açıkça isimli öğrenci, bir hafta&#8230;</p>
<p>3) Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin birincisi Mikail Boz Ekşi Sözlük’te, dekanın hızlı yükselişini anlamadığını dile getiren bir yazı yazdı; bir dönem&#8230;</p>
<p>4) Pamukkale Üniversitesi’nin beş öğrencisi de Yüksek Öğretim Kurulu’nu tiyatro oyunuyla protesto ettikleri için bir ay uzaklaştırma cezası aldı!</p>
<p>5) Malatya’da Grup Yorum konserine bilet satmak ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliğine katılmak gibi gerekçelerle haklarında “terör örgütü propagandası” suçundan dava açılan dördü üniversite öğrencisi altı kişi, 1 ile 13 yıl arasında değişen hapis cezalarına mahkûm edildi.</strong></p>
<p>Ve&#8230;</p>
<p>Artı 1) AKP’nin AR-GE adlı birimi, Türkiye’nin en seçkin üniversitelerinden ODTÜ’ye bir mektup göndererek, AKP’nin çalışmalarını inceleyen ve araştıran akademisyenlerin ödüllendirileceğini bildirdi. AKP Ankara Milletvekili Reha Denemeç’in imzasıyla gönderilen mektupta, ekte gönderilen afişin öğrencilerin de görebileceği bir bölüme asılması istendi.</p>
<p>***</p>
<p>Uzun uzun anlatmama gerek yok:</p>
<p>AKP iktidarı dokuz küsur yıl önce işbaşı yapar yapmaz, üniversiteleri hedefine aldı&#8230;</p>
<p>İlk iş, <strong>“Atatürkçülüğüyle bilinen” </strong>Van 100. Yıl Üniversitesi Rektörü’nün ve Genel Sekreteri’nin tutuklanması oldu. Genel Sekreter onuruna yönelik bu suçlamalara dayanamayarak ölümü seçti! Yıllar sonra herkesin suçsuz olduğu anlaşıldı (!) ama operasyon çoktan amacına ulaştı!</p>
<p><strong>Bunu yeni kurulan üniversitelerin “atanan” rektörleriyle, Rektörler Kurulu’nun direncinin kırılması ve YÖK’ün ele geçirilmesi izledi&#8230;</strong></p>
<p>Son olarak da tüm üniversitelerin başına (seçimlerde en az oyu alsalar da) iktidara sempati duyan akademisyenler getirildi.</p>
<p>Böylece; zaten idari özerklikleri Allah’a emanet olan üniversitelerin, bilimsel özerkliklerine de gölge düşürüldü.</p>
<p>Ve “artı bir” maddesinde gördüğünüz gibi, iş artık “iktidar partisine en iyi yağ çeken akademisyeni ödüllendirme” yarışmalarına kadar vardırıldı!</p>
<p>***</p>
<p>Bilim ve objektiflik diye tutturan bilim insanları kızakta; “badem bıyık, gümüş alyans” kontenjanından çaylaklar onların koltuklarında&#8230;</p>
<p>Bu arkadaşları uyarmak boynumuzun borcu:</p>
<p>Üniversiteliler, özgür ruhlu çocuklardır&#8230;</p>
<p>Sıkıştırmaya gelmezler&#8230; Ve nerede, nasıl patlayacakları asla belli olmaz!</p>
<p><strong>Siz iyisi mi şu “diktatörlük hevesini” bir an önce unutun&#8230;</p>
<p>Yoksa; pişman olursunuz&#8230;</strong></p>
<p>*****</p>
<p><strong>SAHİP!</strong></p>
<p>Şırnak’ta işlenen cinayetlerden sorumlu tutulan yedi sanığın yargılandığı davanın duruşmasında Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atak da ifade vermiş&#8230;</p>
<p>Atak, mahkeme başkanına, “Ben aşiret sahibi biriyim. Allah’tan başka kimseden korkmuyorum” demiş&#8230;</p>
<p>Adama bakın, “aşiret reisiyim” demiyor, “aşiret sahibiyim” diyor&#8230;</p>
<p>Buna göre Kamil Atak, “o aşireti oluşturan insanların sahibi olduğunu” iddia ediyor.</p>
<p>Ey cumhuriyet savcıları:</p>
<p>Bu ülkenin kanunları, kölelik düzenini yasaklıyorsa&#8230;</p>
<p><strong>“Aşiret sahibi” </strong>olduğunu hem de mahkemede itiraf ya da iddia eden bu adam hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz?</p>
<p>*****</p>
<p><strong>GÜNÜN SORUSU</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Gül’ün yasama, yürütme ve yargı “erk”lerinin başkanlarına Çankaya Köşkü’nde verdiği yemeğin fotoğrafları dün gazete sayfalarını süsledi. Masada 13 erk temsilcisi vardı; işin ilginci hepsi de erkekti&#8230; Sorum kadınlara:</p>
<p>Tamamı erkeklerden oluşan “erk”lerin, gerçek demokrasiyi sağlayacağına inanıyor musunuz?</p>
<p>*****</p>
<p><strong>Genelkurmay’ın açıklaması ve ‘zırhlı cip’ sorusu&#8230;</strong></p>
<p>Hatırlarsınız; BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak, partisinin salı günkü grup toplantısında Başbakan’a hitaben, “Üç paşayı güdemiyorsun” demişti.</p>
<p>Ben de Genelkurmay İletişim Dairesi Başkanı Tuğgeneral Baki Kavun’a, “Benim suçum BDP’li olmamak mı” diye sormuştum.</p>
<p>Çünkü bu olaydan iki hafta kadar önce Başbakanlığın Genelkurmay Başkanı’na tahsis ettiği söylenen zırhlı Amerikan cipiyle ilgili bir yazı yazmıştım ve fena halde kınanmıştım!</p>
<p>Oysa; Kışanak’ın hakaret içeren bu sözlerine hiçbir yanıt verilmemişti.</p>
<p>Yazım ne kadar etkili oldu bilmiyorum; ama Genelkurmay dün bir açıklama yaptı ve Kışanak’ı da kınadı&#8230;</p>
<p>Eeee; bu kadarcık gecikmeyi de biz hoş göreceğiz&#8230;</p>
<p>Ne de olsa Genelkurmay’ın muhatabı bu kez sıradan bir gazeteci değil; planı programı (!) olan bir siyasi parti&#8230;</p>
<p>***</p>
<p><a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/92722">Baki Kavun Bey’le girdiğim bu polemiği artık bitirmek istiyorum.</p>
<p>Ama şu zırhlı Amerikan cipi meselesinin akıbeti hakkında son birkaç soru sormak istiyorum:</p>
<p>Başbakanlık, o cipin yurt dışındaki hassas bir bölgede görev yapan özel bir askeri birliğe tahsis edildiğini açıklamıştı.</p>
<p>Bu cip, iç çatışmaların sürdüğü Libya’ya mı gönderildi?</p>
<p>Libya’ya gönderildiyse; bu ülkede görev yapan “Türk birliklerine” mi, yoksa Kaddafi’yi deviren direnişçilere mi teslim edildi?</a></p>
<p><strong>Mustafa Mutlu<br />
Vatan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/94778/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Onların gençliğinde AKP iktidarı yoktu&#8230; Peki; hangisi ateist?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/94697</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/94697#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 08:03:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Mutlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=94697</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/94697"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://c1110.hizliresim.com/11/10/10/19716.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Beşir Atalay: Kırıkkale doğumlu, 65 yaşında&#8230; Başbakan Yardımcısı. Ertuğrul Günay: Ordu doğumlu, 65 yaşında&#8230; Kültür Bakanı. Bülent Arınç: Bursa doğumlu, 64 yaşında&#8230; Başbakan Yardımcısı. Erdoğan Bayraktar: Trabzon doğumlu, 64 yaşında&#8230; Çevre ve Şehircilik Bakanı. Hayati Yazıcı: Rize doğumlu, 60 yaşında&#8230; Gümrük ve Ticaret Bakanı. Recep Tayyip Erdoğan: İstanbul doğumlu, 58 yaşında&#8230; Başbakan. Binali Yıldırım: Erzincan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://c1110.hizliresim.com/11/10/10/19716.jpg" class="alignnone"/><strong>Beşir Atalay: Kırıkkale doğumlu, 65 yaşında&#8230; Başbakan Yardımcısı.</p>
<p>Ertuğrul Günay: Ordu doğumlu, 65 yaşında&#8230; Kültür Bakanı.</strong><span id="more-94697"></span></p>
<p><strong>Bülent Arınç:</strong> Bursa doğumlu, 64 yaşında&#8230; Başbakan Yardımcısı.</p>
<p><strong>Erdoğan Bayraktar:</strong> Trabzon doğumlu, 64 yaşında&#8230; Çevre ve Şehircilik Bakanı.</p>
<p><strong>Hayati Yazıcı: </strong>Rize doğumlu, 60 yaşında&#8230; Gümrük ve Ticaret Bakanı.</p>
<p><strong>Recep Tayyip Erdoğan:</strong> İstanbul doğumlu, 58 yaşında&#8230; Başbakan.</p>
<p><strong>Binali Yıldırım:</strong> Erzincan doğumlu, 57 yaşında&#8230; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı.</p>
<p><strong>Faruk Çelik:</strong> Artvin doğumlu, 56 yaşında&#8230; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı.</p>
<p><strong>Ömer Dinçer: </strong>Karaman doğumlu, 56 yaşında&#8230; Milli Eğitim Bakanı.</p>
<p><strong>M. Mehdi Eker:</strong> Diyarbakır doğumlu, 56 yaşında&#8230; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı.</p>
<p><strong>İdris Naim Şahin:</strong> Ordu doğumlu, 56 yaşında&#8230; İçişleri Bakanı.</p>
<p><strong>M. Zafer Çağlayan: </strong>Muş doğumlu, 55 yaşında&#8230; Ekonomi Bakanı.</p>
<p><strong>Veysel Eroğlu:</strong> Afyonkarahisar doğumlu, 54 yaşında&#8230; Orman ve Su İşleri Bakanı.</p>
<p><strong>Ahmet Davutoğlu:</strong> Konya doğumlu, 53 yaşında&#8230; Dışişleri Bakanı.</p>
<p><strong>Recep Akdağ:</strong> Erzurum doğumlu, 52 yaşında&#8230; Sağlık Bakanı.</p>
<p><strong>İsmet Yılmaz:</strong> Sivas doğumlu, 51 yaşında&#8230; Milli Savunma Bakanı.</p>
<p><strong>Nihat Ergün:</strong> İzmit doğumlu, 50 yaşında&#8230; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı.</p>
<p><strong>Taner Yıldız: </strong>Yozgat doğumlu, 50 yaşında&#8230; Enerji Bakanı.</p>
<p><strong>Sadullah Ergin:</strong> Hatay doğumlu, 48 yaşında&#8230; Adalet Bakanı.</p>
<p><strong>Bekir Bozdağ: </strong>Yozgat doğumlu, 47 yaşında&#8230; Başbakan Yardımcısı.</p>
<p><strong>Fatma Şahin:</strong> Gaziantep doğumlu, 46 yaşında&#8230; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı.</p>
<p><strong>Mehmet Şimşek:</strong> Batman doğumlu, 45 yaşında&#8230; Maliye Bakanı.</p>
<p><strong>Cevdet Yılmaz:</strong> Bingöl doğumlu, 45 yaşında&#8230; Kalkınma Bakanı.</p>
<p><strong>Ali Babacan:</strong> Ankara doğumlu, 45 yaşında&#8230; Başbakan Yardımcısı.</p>
<p><strong>Egemen Bağış:</strong> Bingöl doğumlu, 42 yaşında&#8230; Avrupa Birliği Bakanı.</p>
<p><strong>Suat Kılıç:</strong> Samsun doğumlu, 40 yaşında&#8230; Gençlik ve Spor Bakanı oldu.</p>
<p>Kısacası&#8230;</p>
<p>Hepsi dini bütün ailelerden geldi ve dinlerini istedikleri gibi yaşadı. Hatta aralarında, sırf dinini ön plana çıkardığı için, siyasette hızla yükselenler oldu.</p>
<p>***</p>
<p>Başbakan, kendisini Türkiye’yi “<strong>dindarlar, dinsizler</strong>” diye ikiye ayırmakla eleştiren CHP liderine yanıt vermiş, diyor ki:</p>
<p><strong>“Benim ifademde dindar bir gençlik yetiştirmek var. Sen bizden, muhafazakâr demokrat AK Parti’den ateist bir nesil mi yetiştirmemizi istiyorsun?”</strong></p>
<p>Bugün Türkiye’yi yöneten hükümetin tüm üyelerini yaş sırasına göre tek tek yazdım&#8230;<br />
<strong><br />
Hiçbirinin “gençliği”nde AKP iktidarı yoktu&#8230;<br />
</strong><br />
Birkaçı CHP iktidardayken doğdu, kalanı Demokrat Parti, Adalet Partisi ya da ANAP, DYP iktidarlarında&#8230;</p>
<p>Ama hepsi dindar&#8230; En azından aralarında ateist olduğunu söyleyen bir kişi bile yok!</p>
<p>Demek ki; dini siyasete AKP kadar karıştırmayan partilerin iktidarlarında da “dindar bir gençlik” yetişip, sonraki yıllarda iktidar koltuklarına oturabiliyormuş&#8230;</p>
<p>Bu durumda insan sormadan edemiyor:</p>
<p><strong>Amacı “dindar gençlik yetiştirmek” olan bir Başbakan’ın döneminde, acaba nasıl bir gençlik yetişir?<br />
</strong><br />
*****</p>
<p><strong>ANTALYA</strong></p>
<p>Yarın (4 Şubat, Cumartesi) Antalya’dayım&#8230; Annemin doğduğu kentte!</p>
<p>Önce saat 15.00’te Atatürk Kültür Merkezi Perge Salonu’nda Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Demokrasinin Neresindeyiz?” başlıklı konferansta bir sunum yapacağım ve dilim döndüğü kadarıyla sorularınızı yanıtlamaya çalışacağım.</p>
<p>Ardından da “Sonra Hayat Yeniden Başlar” ve “Rica Etsem Saçımı Okşar Mısınız?” isimli kitaplarımı imzalayacağım.</p>
<p>Ne yalan söyleyeyim; şimdiden heyecandan dizlerim tutmuyor&#8230;</p>
<p>Antalyalı tüm gerçek dostları bekliyorum.</p>
<p>*****</p>
<p><strong>GÜNÜN SORUSU</strong></p>
<p>Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, “Ateist bir nesil mi yetiştirmemizi istiyorsunuz” derken bile ateistleri dışlayıp, bölücülük yapmış olmadı mı?</p>
<p>Ve bir soru daha:</p>
<p>Anayasa’nın ve yasaların hangi maddesi, hükümetlere “dindar bir gençlik yetiştirme” görevi veriyor?</p>
<p>*****</p>
<p><strong>Hüseyin Çelik, bu soruya bakalım nasıl yanıt verecek?</strong></p>
<p>AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin kaldırılmasını tartışmaya açmış ve “Bu ayet mi?” diye sormuş&#8230; Sonra gerçek Atatürkçü olduğunu ima ederek eklemiş:</p>
<p>“Kenan Evren Paşa, ‘Biz Atatürk’ü herkesin kafasına sokacağız’ demedi mi? Tüm okullara Atatürk İlke ve İnkılâp Tarihi dersi konuldu. Tıp fakültesine de bu konuldu, ilkokuldan başlıyorsunuz üniversiteyi bitirinceye kadar. Bu sefer ne oluyor? Adeta bir zorlamayla, dikte ettirmeyle verildiği için sevilmiyor.”</p>
<p><a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/92722">Peki&#8230; Aileler daha tercihte bulunma yaşına gelmemiş çocuklarını Kur’an Kursu’na yazdırıp, İmam Hatip’e gönderiyor&#8230;</p>
<p>Hüseyin Çelik’in mantığıyla; bu durumda bu çocuklar da ‘zorla kafalarına sokulmaya, dikte ettirilmeye çalışılan’ bu dini bilgileri sevmiyor ve ilerideki yıllarda bu baskı yüzünden dinlerinden soğuyor olamaz mı?</p>
<p>Ve yine bu mantıkla&#8230;</p>
<p>Atatürk ilke ve devrimlerinin “zorla” öğretilmesine karşı çıkanların, “zorunlu din dersine”, imam hatibe ve erken yaşlardaki Kur’an kurslarına karşı çıkması da gerekmez mi? </a></p>
<p><strong>Mustafa Mutlu<br />
Vatan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/94697/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->
