İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

‘TERCÜMAN’ konusundaki yazılar

Oraya kim gönderdi?

Aralık 02, 2008 - BEHİÇ KILIÇ, TERCÜMAN

TUNCAY Güney’i 2001’de sorgulayan, İstanbul Emniyeti Organize Şube Müdür Yardımcısı Ahmet İhtiyaroğlu, sözleriyle önemli bir ışık tutuyor…
“Sanki birileri bize bazı şeyler anlatması için göndermiş gibiydi. Hem bu kadar evrak bulunduran hem de kolay anlatan adam bana uygun gelmedi”
Devamını oku »

Tuncay MİT’çi mi?!

Aralık 01, 2008 - BEHİÇ KILIÇ, TERCÜMAN

Benim bildiğim Tuncay, biz tanıdığımız zaman MİT’çi falan değildi… Ne idi?..
O’nun o günkü durumun “simitçi” diye tanımlayabiliriz!.. Cep delik, cepken delik, simite talim eden “meraklı+bilgli” bir istihbarat elemanı…
İstihbaratı kaynağı tamamdı da, bu işten bir gelir sağlayamadığı da ortadaydı… Bize getirdiği “haber-bilgi” karşılığı aldığı mütevazı teliflerle vaziyeti idare ediyordu…
Devamını oku »

Kıbrıs’ta nereden nereye -

Kasım 29, 2008 - HASAN ÜNAL, TERCÜMAN

 GAZETELER ve televizyonlar yeterince yer vermeyi bırakınız, üstüne üstlük bir de haberleri gizliyor gibi yapıyorlar. Gizliyor veya karartma uyguluyorlar denilmesi halinde ‘hayır’ öyle yapmıyoruz’ diyecek kadar yer veriyorlar. O yüzden tam anlamıyla fark edilemiyor olabilir.
Ancak bu kadar karartmaya rağmen AKP hükümetinin dış politikasının neredeyse bütün unsurları birbiri ardına dökülüyor. Türk dış politikasının temel konularında Türkiye’nin ya haklarını ya da menfaatlerini veyahut her ikisini birden olumsu etkileyen hadiseler meydana geliyor. Kıbrıs bunlardan en barizi..
Çözümsüzlük çözüm değildir…
Devamını oku »

Abdullah Öcalan eceli ile ölürse?-SIRRI YÜKSEL CEBECİ

Kasım 29, 2008 - TERCÜMAN



    ABDULLAH Öcalan, 15 Şubat 1999’da Kenya’da müthiş bir operasyonla yakalanarak Türkiye’ye getirildi.
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, Bülent Ecevit Başbakan’dı.
Suriye’den çıkarıldıktan sonra önce Moskova’ya, oradan Roma’ya, tekrar Moskova’ya, Tacikistan’a, Atina’ya, oradan da ABD’nin isteğiyle Kenya’ya götürülen Öcalan, sadece MİT tarafından değil CIA tarafından da adım adım izlenmişti.
Nitekim Öcalan Atina’dayken çok zor durumda kalan Yunanistan Dışişleri Bakanı Pangalos’a ABD Atina Büyükelçisi Nicholas Burns aynen şöyle diyecekti:
“Öcalan’ı Kenya’ya gönderin, gerisini bize bırakın.”

Devamını oku »

Erdoğan devlete neden yaklaştı?

Kasım 28, 2008 - LALE ŞIVGIN, TERCÜMAN



    TÜRKİYE’DE siyasetin şekil, yöntem ve söylem açısından değiştiği bir süreçten geçiyoruz. Siyasi partilerin kendilerini yeniden konumlandırdığı bu değişim süreci kalıcı olur mu bilinmez ama belli ki kutuplaşma siyaseti dönüşüyor. Zira ihtiyaçlar karşısında yeniden pozisyon alan partiler, daha önce konumlandıkları kutuplardan merkeze doğru yaklaşıyorlar. CHP’nin açılımını son derece olumlu bulduğumu bir önceki yazımda ifade etmiştim. Tıpkı CHP gibi MHP’nin de Alevi açılımı olarak adlandırılan çözüm odaklı yaklaşımına destek vermek gerektiği kanaatindeyim.

Devamını oku »

Neoliberallerin hayal kırıklığı… - SIRRI YÜKSEL CEBECİ

Kasım 27, 2008 - TERCÜMAN

 

KİMİ solcu-sosyalist-Marksist-Leninist… Kimi sağcı-ülkücü-muhafazakar-dinci… Şimdi hepsi neoliberal… Yani dönme…
Ahmet Altan, Mehmet Altan, Hasan Cemal, Fehmi Koru, Gülay Göktürk, Etyen Mahçupyan, Mehmet Barlas, Murat Belge, Taha Akyol, Mümtazer Türköne, Mehmet Metiner, Ali Bayramoğlu, Can Dündar, Nazlı Ilıcak, Ergun Babahan, Cengiz Çandar, Emre Aköz…
New York Times Gazetesi Türkiye muhabiri Sabrina Taversine, bunlara “liberal köşe yazarları ve aydınlar” diyor ve yıllarca AKP’ye destek veren bu liberal aydınların hayal kırıklığına uğradıklarını yazıyor.
Ne liberali, ne aydını?
Liberal değil bu neoliberal dönmeler, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini sağlayacak reformları çok hızlı şekilde gerçekleştireceğine ve yeni bir anayasa hazırlayacağına inandıkları için AKP’ye destek veriyorlardı. Çünkü, AB’ye girmek amacıyla yapılacak her reform, Türkiye’deki Kürtçülerin yeni mevziler kazanmasını sağlayacak; reformların hızlanması ve yeni anayasa, ulus-devlet ve laik cumhuriyetin tasfiyesini biraz daha hızlandıracaktı. Türkiye uluslararası sermayenin ve ABD denetimindeki kapitalist-emperyalist zincirin bir halkası haline gelirken; ülkeyi özerk bölgelere veya eyaletlere ayırma süreci devreye sokulacaktı. Belki AKP’nin değil ama, neoliberallerin asıl amacı ve beklentisi buydu.
Hayalleri nasıl yıkıldı?
TÜRKİYE büyük bir hızla ABD ve AB’nin istediği mecraya doğru sürükleniyor, daha doğrusu müstemlekeleşiyor, bağımsızlığını hızla yitiriyordu. PKK ve DTP, istedikleri gibi at oynatmaya başlamışlardı. Neoliberallerin etekleri zil çalıyordu. Çoğu Kürt kökenli olmadığı halde, hızlı birer Kürtçü kesilen ve AKP gibi güçlü bir müttefik bulmanın sarhoşluğuyla başları dönen bu dönmelere ne oluyordu? Küresel sermayenin ve patronların köleliğine, ulus-devlet ve laik cumhuriyetle hesaplaşmaya soyunmuşlardı. Türkiye’nin başına her biri adeta bir Şeyh Sait kesilmişti. Başta Atatürk, laik cumhuriyet, üniter devlet ve Türk Silahlı Kuvvetler olmak üzere tüm ulusal değerlerle savaşa girmişlerdi. Sayın Başbakan’ın, Güneydoğu’daki vahim gerçeği gözleriyle gördükten sonra, Hakkari’den ‘’Biz ne dedik? ‘tek millet’ dedik. Ne dedik? ‘tek bayrak’ dedik. Ne dedik? ‘Tek vatan’ dedik? Ne dedik? ‘Tek devlet’ dedik. Buna kim karşı çıkabilir yahu? Buna karşı çıkabilenin bu ülkede yeri yok. Buyursun istediği yere gitsin” diye haykırması, bütün hayallerini bir anda yıkıverdi. Başbakan’daki bu olumlu değişim ve dönüşüm, Türkiye’yi uçurumun kenarından kurtardı mı?
Hayır.
AKP’deki kimi iç dinamikler neoliberallerin beklentileri doğrultusunda direnmeye, bu yüzden de AKP iktidarı bocalamaya devam ediyor.
İmralı sürüngeni Abdullah Öcalan’ın AB’nin dayatmasıyla “imtiyazlı hükümlü” statüsüne kavuşturulmak istenmesi, bunun göstergesi değil mi? DTP’lilerin seçim yürüyüşünü isyan provalarına dönüştürmeleri, yerel seçimlerde kendi özerk bölgelerini oluşturacaklarını söyleyebilecek kadar küstahlaşmaları, şimdiye kadar neoliberallerin dümen suyunda giden AKP iktidarının yanlışları ve zaafları yüzünden bölücülerin ne uzun yol kat ettiklerini açıkça ortaya koymuyor mu?
Tehlikenin giderek ne kadar büyüdüğünün belki farkına varıldı, ama tehlike geçmiş değil.




 


 

İkinci Şeyh Sait isyanı başladı - SIRRI YÜKSEL CEBECİ

Kasım 26, 2008 - TERCÜMAN

BİZİM gazeteden Gülçin Günay’ın söyleşi yaptığı Ortadoğu ve terör uzmanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’a göre, bizim de sıkça tekrarladığımız gibi, “PKK ve DTP’lilerin çoğu Kürt değil.”
İşte o Kürt olmayan DTP’lilerden biri de Mardin Milletvekili Emine Ayna…
Kürt kökenli olduğunu iddia etmesine rağmen, Abdullah Öcalan gibi o da tek kelime Kürtçe bilmiyor.
Ama, ne yaptığını biliyor. Kürtleri ayaklanmaya çağırıyor, hatta ikinci Şeyh Sait ayaklanmasının başladığını neredeyse resmen ilan ediyor.
Devamını oku »

Barzani silahlanırken…

Kasım 25, 2008 - HASAN ÜNAL, TERCÜMAN

AMERİKAN basınından sızan haberlere inanacak olursak, Barzani Bulgaristan’dan birkaç uçak dolusu hafif silah almış. Bu silahlar hava yoluyla Erbil’e indirilmiş. Güya Amerika bu silahların alındığını Bulgaristan tarafından öğrenmiş. Devamını oku »

CHP’nin türban açılımı

Kasım 25, 2008 - LALE ŞIVGIN, TERCÜMAN

 DP Kongresi’nden sonra üst düzey bir partiliyle konuşuyoruz. Söyledikleri çok anlamlı; “Bizim kongremizde Atatürk resmi unutulmuş olsaydı hiçbir sorun olmazdı. Hatta fark edilmezdi bile. Ama AKP’nin kongresinde insanlar Atatürk resmi asılmış mı diye kontrol etme ihtiyacı duyuyor. Devamını oku »

Başımızın tacı vurguncularımız!

Kasım 25, 2008 - BEHİÇ KILIÇ, TERCÜMAN

YAPAN, yaptığının yanına kar kaldığını gördükçe daha beterini yapıyor!.. Daha beterini yaptıkça, daha da güçlü ceberrutlar haline geliyor… Bu ejderhalardan kurtulunamıyor!..
Finans sektörü gündemde, Başbakan bunlardan yakınıyor… İşte “bunlar” arasındadır yaptıkları yanına kar kalan ceberrutların en önde gidenleri.
2001 krizinde yaptıkları vurgunları dün anlatmaya başladık, devam edelim…
Devamını oku »

XHTML CSS RSS