Hasan Pulur

Cumhuriyet Savcısı

Hasan Pulur | 10 Mart 2010

Niçin Cumhuriyet Savcısı?.. Özellikle resmi yazışmalarda ya “Cumhuriyet Savcısı” denir ya da “C. Savcısı”…
Pazar günü, merhum Mahmut Esat Bozkurt’tan söz ederken buna değindik, lakin yeteri kadar anlatamadığımız belli, soruyorlar:
“Niçin Cumhuriyet Savcısı?“

Yazının devamı »


Adlarımız soyadlarımız…

Hasan Pulur | 8 Mart 2010

Adımızı soyadımızı seçme hakkımız yok, yani anne ve babamızın, ailenin büyüklerinin koyduğu adlarla bir ömür yaşayacağız, soyadı zaten babadan gelir.
Acaba adımızdan memnun muyuz?
Hele adımızla soyadımız yan yana gelince ne oluyor, ne anlam çıkıyor.

Yazının devamı »


Mahmut Esat dönemi bitti mi?

Hasan Pulur | 7 Mart 2010

2005 yılında bir hukukçu şöyle demişti: “Mahmut Esat dönemi bitti!” Mahmut Esat kimdir, bir dönem niçin onun adıyla anılır:

Yazının devamı »


Polemikler

Hasan Pulur | 6 Mart 2010

Genellikle ne polemiklere gireriz, ne de polemik severiz; polemik karşılıklı, çeşitli konularda yazışmadır.
Evet, polemiklerden hoşlanmayız, ama biz de yaptık, lakin kayıkçı kavgası kime yarar ki!

Yazının devamı »


Rakı üzerine…

Hasan Pulur | 5 Mart 2010

Geçenlerde bir dükkânda alışveriş yaparken, karşı rafta peşi peşine dizilmiş rakıları gördük, meğer ne kadar çok rakımız varmış, boy boy, marka marka, renk renk, hepsini yazsak yazının yarısı gider.

Yazının devamı »


Londra’daki kız

Hasan Pulur | 4 Mart 2010

Bizim okurlar, bazen sipahilere benzerler, züğürtleyince eski defterleri karıştırır derler ya!
Bizim okur da aklına gelince eski bir yazıyı hatırlar.
Geçen gün yolda çevirdi, biraz sohbet, hatır sorma, sonra bizi çok mutlu eden bir giriş:

Yazının devamı »


“Bir tören eksikti!”

Hasan Pulur | 3 Mart 2010

Siz bundan sonra, evde, okulda, televizyonlarda, gazetelerde “uyuşturucu”nun zararlarını anlatmaya devam edin, bakalım dinleyen olacak mı?

Yazının devamı »


Doğramacı ve kas hastalıkları hastanesi…

Hasan Pulur | 1 Mart 2010

Meğer “Hoca Bey” derlermiş, biz bunu vefatından sonra öğrendik, bizim için “Doğramacı”ydı, küçük adını bile anmasak, herkes onu tanırdı.
“Doğramacı”, “efsane adam”dı; yaptıkları, ettikleri, söyledikleri, Hacettepe’yi kurarken nelerle uğraştığı, masal gibi anlatılırdı, masalın kahramanı da Doğramacı’ydı, bir şehir “efsanesi”ydi.

Yazının devamı »


MEDYATİK OLABİLİRDİ…

Hasan Pulur | 28 Şubat 2010

Eğer “Paşalar”, subaylar gözaltına alınmasaydı, Erzincan savcısının tutuklanıp, onun tutuklanmasını isteyen savcıların yetkisi kaldırılmasaydı, geçen haftanın medyatik kişisi İskender Pala olurdu. Televizyonlarda ya onunla söyleşi yapılıyor ya da o anlatıyordu.
Kimdir İskender Pala?

Yazının devamı »


Adalet reformu “Aylin’ler” için…

Hasan Pulur | 27 Şubat 2010

Bangır bangır bağırıyorlar: “Adalet reformu!” diye… Sesleri birdenbire mi yükseldi, adalet reformu akıllarına birdenbire mi geldi ya da başlarına saksı mı düştü?
Yedi yıl neredeydiler, eğer adalet reformu gerekiyorsa niye bugüne kadar sesleri çıkmadı?

Yazının devamı »