Hasan Pulur

Darbe üzerine…

Hasan Pulur | 2 Temmuz 2009

EĞER, gazetelerde kullanılan kelimelerin ortalaması alınsa en yüksek yüzdeyi “darbe” kelimesi alır.
“Darbe” Türkçeye Arapçadan girmiştir. Sözlükteki anlamları şöyledir:
“Vurma, vuruş/çok üzücü yıkıcı etki yapan bir olay/Birine altından zor kalkacağı harekette bulunmak, çok üzülüp perişan olacağı bir şey yapmak/darbe indirmek.”
Ama “darbe”nin bizdeki yaygın anlamı şu:

Yazının devamı »


Değer mi, değmez mi?

Hasan Pulur | 1 Temmuz 2009

İnsan kendi dünyasıyla baş başa kalınca “Değer mi?” diyor. Belge mi, paçavra mı?
Bu ülkenin tek sorunu bu mu?
İşsizlik başını alıp gidiyor, insanlar iş peşinde, aş peşinde ve konuya bakın:
“Belge mi, kâğıt parçası mı?”
İmza doğru mu, sahte mi?

Yazının devamı »


Kürtçe için yeni görüş!

Hasan Pulur | 17 Haziran 2009

ÖNCE Digor savcısı, arkadan Yargıtay, Kürtçe seçim propagandası yapmanın suç olmadığını belirttiler.
“Terörle bir yere varılmaz!” diyenlere ibret olmalı…
Değil, Kürtçe siyasi propaganda yapmak, adam kahvede bile Kürtçe konuşamıyor, Kürtçe türkü söyleyip dinleyemiyordu.
Onlar da bir lafın peşine takılıp gidiyorlardı:
“Terörle bir yere varılamaz!”

Yazının devamı »


Hem dayak hem düğün

Hasan Pulur | 15 Haziran 2009

ADİL Gür’ün, Milliyet için çizdiği “Türkiye’nin Aşk ve Mutluluk Haritası”nı görüyor musunuz?
Sonuçların toplumun genel görüşünü yansıttığı ortada…
“100 kişiden 74’ü kıskanç!”
Hayır, yanlış diyebilir misiniz? Bu toplumun belirli özelliklerinden biri de kıskançlıktır; tabii ruhsal hastalık haline getirmemek koşuluyla…

Yazının devamı »


Kitap, tehlikeli silah…

Hasan Pulur | 12 Haziran 2009

ÇALIŞMA odamızda, duvarda, büyükçe, çerçeveli bir fotoğraf asılıdır; güleç, güler yüzlü bir dede, yanında dört beş yaşında sevimli bir çocuk…
Güleç yüzlü dede Rıfat Ilgaz’dır, çocuk da herhalde torunu, muhtemelen Aydın Ilgaz’ın oğlu…
Torun dedesine şöyle der:
“Ben okurken kitaplar yasak olmasın.”

Yazının devamı »


Yarış başladı…

Hasan Pulur | 11 Haziran 2009

YARIŞLAR başladı… Ne yarışı olacak, sınav yarışı!
Abbas Güçlü, salı günkü yazısını şu soruyla bitiriyordu:
“Çocuklarımızı kobay haline getirenlerin vicdanı acaba hiç sızlamıyor mu?”
Can Dündar da sınavdan bir soruyu örnek almıştı:
“Bu kadar kazık bir soruyla baş edebilen tüm öğrenci arkadaşlarımı

Yazının devamı »


Napolyon sünnetli miydi?

Hasan Pulur | 10 Haziran 2009

PAZARTESİ sabahı bir arkadaş sordu: “Dün ne yaptın? Her tatil gününün sonrası sorulur, “Ne yaptın?” diye…
“Evdeydik, dışarı çıkmadık, kitap okuduk, televizyon seyrettik, üzüntülerimizle, dertlerimizle, geçmişimizle baş başa kaldık.”
Arkadaş biraz müstehzi sordu:
“Televizyon mu seyrettin?“

Yazının devamı »


Bebek davası, köpek davası, cımbız davası

Hasan Pulur | 8 Haziran 2009

YASSIADA denince, bizim kuşağın aklına hemen “Yüksek Adalet Divanı” gelir. Yüksek Adalet Divanı, “27 Mayıs darbesi”nin, müdahalesinin kurduğu “İhtilal Mahkemesi”dir, burada iktidardan düşürülen Demokrat Parti milletvekilleri, bakanlar, Başbakan ve Cumhurbaşkanı yargılanmış, Başbakan Menderes, iki bakan Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan bu mahkemenin kararıyla İmralı adasında idam edilmişlerdir.

Yazının devamı »


Vicdan aynanıza bir bakın!

Hasan Pulur | 5 Haziran 2009

TELEVİZYONDA, “Türkiye” partisini kuran Abdüllatif Şener konuşuyordu, dinleyenlerden biri laf attı:
“AKP’den niye ayrıldı yani? Aynı inançta, aynı temelden gelen, dünya bakışı, sosyal yaşamı hemen hemen aynı olan Abdüllatif Şener ile Tayyip Erdoğan arasında ne fark var ki? Eşleri bile örtülü!”
Hem sordu, hem de cevabını kendisi verdi:
“Hiççç!”
Biz “Acaba?” deyip girdik araya:

Yazının devamı »


Bu mayınlar başka mayın…

Hasan Pulur | 4 Haziran 2009

“TERÖRLE bir yere varılır mı, varılamaz mı, gördünüz!” diye yazmamıza bozulmuş, “Ne demek istiyorsunuz?” diye soruyor.
Soracak bir şey yok, görünen köy ortada…
Eğer, 25 yıl önce PKK’nın Eruh ve Şemdinli baskınına “Birkaç çapulcu eşkıyanın işi!” diyen Başbakan Özal’ın peşine takılanlar, herkesi uyutmaya kalkışmasalardı, bugün buraya gelmezdik.

Yazının devamı »