Barış Doster
Batılı Sömürgeciler ve Ulus Devletler
ABD, emperyalist bir devlettir. Siyasi, iktisadi, askeri, toplumsal- kültürel güç unsurlarını birlikte kullanır. Yani sert gücüyle yumuşak gücü, birbirini besler. ABD’nin yumuşak gücünün arkasında da silahın olduğu bilinir. Siyasi ve iktisadi çıkarları için, ordusunu devreye soktuğu, “yetmez ama evet” tayfası ve ne idüğü belirsiz “liberal sol” zevat dışında,...
Küreselleşme, ABD ve AB
ABD’nin ve Avrupa’nın yaşadığı ve bir türlü aşamadığı iktisadi bunalım, bu emperyalist merkezlerin, çözümü daha fazla işgalde, savaşta, kanda aramasına neden oluyor. Arap Baharı denilen sürecin önemli gerekçelerinden biri de bu nitekim. Bu yüzden, 1990’lı yıllarla birlikte dillendirilen “Yeni Dünya Düzeni”, “Tek Odaklı Dünya”
Evet, Ama Yetmez
Yazının başlığı, emperyalizmin ne olduğunu bir türlü kavrayamayanların sloganını anımsatıyor. Çünkü emperyalizmi tanımayan, bilmeyen, bir kısmı da kendisini “solcu, özgürlükçü, demokrat, insan hakları ve hukuk devleti savunucusu” sayan bu kitlenin, iç ve dış politikanın gerçekte bir bütün olduğunu bilmediklerini, gelişmeleri öngöremediklerini bir kez daha anımsatmayı...
Toplum Mühendisliği ve Açılımlar
ABD Başkanı Obama, Beyaz Saray’a yerleştikten sonra ilk yurt dışı gezilerinden birini Türkiye’ye yapmıştı. Ve bu ziyaret, ülkemizde bazı kesimleri çok mutlu etmişti. Gerçekte ise bu gezi, bütünüyle, sadece Türkiye’ye yönelik bir gezi kapsamında gerçekleşmemişti.
Emperyalizmin Cilalı Sözcükleri
Emperyalizmin ihtiyaçları, “medeniyetler Çatışması”nı bir kenara bırakıp, “medeniyetler İttifakı”nı öne çıkarınca, yeni duruma uygun aktörler iş başına getirilir. Yeni sürece uygun düşecek kavramsallaştırma, kuramsallaştırma işi de bilim adamlarına, üniversitelere, düşünce merkezlerine verilir.
Savaş, Tarih ve Ulema
ABD’yi yöneten kadroların akıl hocalarından Samuel Huntington (1927 – 2008), “Medeniyetler Çatışması” adlı eseriyle ünlüydü. Her ne kadar ömrünün son yıllarında bu tezini biraz yumuşatıp değiştirse de, o makalesi, sonrasında da kitabı öyle ses getirmişti ki, herkes işi gücü bırakıp, Huntington’un savlarını çürütmeye ya da doğrulamaya yönelmişti.
Kürecik’te Radar, Uludere’de Operasyon
Şırnak Uludere’de 35 köylünün öldürüldüğü operasyon, ister kaçakçılıkla mücadele, ister terörle mücadele söz konusu olsun, bir ülkenin öncelikle kendi istihbarat ağına, kendi istihbarat araçlarına, kendi istihbarat teknolojisine sahip olmasının önemini bir kez daha ortaya koydu. ABD’den gelen istihbarata, ABD ve İsrail’in teknolojisine bu denli bağımlı olmanın,...
İttifakların Doğası
Türkiye’nin yaşadığı sıkıntılarda, iç ve dış siyaseti birlikte ele almamanın, sorunlara bütüncül bakmamanın payı büyüktür. Siyasetle iktisat sanki bir bütün değilmiş gibi, iç siyaset ve dış siyaset sanki birbirinden ayrılabilirmiş gibi, “yeni anayasa” ile açılımlar sanki birbirinin tamamlayanı değilmiş gibi davranmak, kafayı kuma gömmektir oysa. Siyasal iktisat...
Emperyalizmin 100 Yıllık Hesabı
Aziz Dostum, Sultan Galiyev’ci kardeşim Nusret Türk’ün anısına saygıyla
Fransa’nın Tavrı ve Türkiye’nin Göremedikleri
Diplomasinin, iç siyasetteki gibi şark kurnazlığıyla, ayak oyunlarıyla, sandık hileleriyle sürdürülemeyeceği belliydi. Ama Türkiye göremedi. Zamanında etkili, caydırıcı, güçlü önlemler alınmadığından, adım adım gelmekte olan sorunu fark edemedi. Oysa her şey açıkça ortadaydı.
Neleri göremedi Türkiye?
“Sıfır Sorun” ve Araplar
“Arap Baharı” denilen süreç Tunus’taki kitlesel gösterilerle başlamıştı, 2011 yılının Ocak ayı sonlarında. Ardından Ortadoğu’ya yayıldı. Başlangıçta boyutunu ve sonuçlarını kimse öngöremedi. Ama kısa sürede köklü değişikliklere neden oldu. Tunus’ta Zeynel Abidin Bin Ali, Yemen’de Ali Abdullah Salih, Mısır’da Hüsnü Mübarek nispeten daha kolay, daha hızlı,...
Irak İşgalinin Verdiği Dersler
ABD, Usame Bin Ladin’i bulma gerekçesiyle Afganistan’ı işgal etmişti. Bin Ladin ölü olarak ele geçirildi. Cesedi de okyanusa atıldı. ABD, kendisine Afganistan’a saldırması için adeta davetiye sunan Bin Ladin’i gerçekten öldürdü mü? Yoksa görüntüler Hollywood yapımı mıydı? Bilemeyiz.
Hesap Hatasının Bedeli
Garip şeyler oluyor. Dış politikadaki “eksen kayması” eleştirilerine kulak tıkayanlar, “komşularla sıfır sorun” politikasını yere göğe koyamayanlar, ağız değiştirmeye başladılar. Tutarsızlıktan, istikrarsızlıktan söz ediyorlar. Dış siyasette, esen rüzgârlara göre yelken açıldığını, ilkeli tavırlar takınılamadığını dillendiriyorlar. Özellikle de İsrail’le...
Tarih Bilgisi ve Dış Politika
Emperyalizmin ve diplomasinin kitabını yazanların başında İngiltere gelir. Olaylara gerçekçi, soğukkanlı bakarlar. Nitekim İngiliz başbakanı Lord Palmerston 1856’da dış politikanın nasıl yürütülmesi gerektiğinin en açık, en kısa, en yalın tanımını yapmıştır: “İngiltere’nin dostu ya da düşmanı yoktur, sadece çıkarları vardır”.


