<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlk Kurşun Gazetesi &#187; Haberler</title>
	<atom:link href="http://www.ilk-kursun.com/konu/haber/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilk-kursun.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 11:07:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yavuz Selim DEMİRAĞ: Askeri Okullar&#8230;</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/95085</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/95085#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 11:07:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sibel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=95085</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/95085"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/resimler1/authors/863.gif" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Yapılan iyi bir iş sonunda en yakınının bile “Eline sağlık” demediğinden yakınanlar “Marifet iltifata tâbidir” sözünün geçerliliğini yitirdiğini iddia ediyorlar. Meslek hayatım boyunca çok iltifat aldığımı söyleyemem. Yaptığımız basit küçük hatalarda ağır eleştiriler yönlendirenler çok iyi yazılarda tebrik etme ihtiyacı hissetmez. İletişim teknolojisi gelişince duyarlı okur kendisini daha fazla hissettiriyor. Son deece seviyeli eleştirilerin yanında, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/resimler1/authors/863.gif" class="alignnone" />Yapılan iyi bir iş sonunda en yakınının bile <strong> “Eline sağlık”</strong> demediğinden yakınanlar  <strong>“Marifet iltifata tâbidir” </strong> sözünün geçerliliğini yitirdiğini iddia ediyorlar. Meslek hayatım boyunca çok iltifat aldığımı söyleyemem. Yaptığımız basit küçük hatalarda ağır eleştiriler yönlendirenler çok iyi yazılarda tebrik etme ihtiyacı hissetmez. İletişim teknolojisi gelişince duyarlı okur kendisini daha fazla hissettiriyor. Son deece seviyeli eleştirilerin yanında, teklif ve öneriler ufkumuzu açıyor.<span id="more-95085"></span> Lakin gelen e-postaların tamamını açıp, okuyarak cevap vermek mümkün olmuyor. Peşinen bu konuda okuyucularımızdan özür dileyip son yıllarda aldığım en güzel iltifata geçelim.</p>
<p>En büyük idealim bizim “yitik kuşak”ın romanını yazmak&#8230; Neredeyse on yıldır uğraşıyorum. Sonuçta işin içinde edebiyat var. Söz uçar gider de yazı bâkî kalır. Yıllar sonra <strong>“Şu eksik olmuş, bu da fazla”</strong> gibi titizliğim yüzünden bir türlü cesaret edip romanı baskıya veremiyorum. Halen gergef gibi işlemeye devam ettiğimi belirtmeliyim. Ama bu arada iki kitap birden yayınladım. Bir yazar için bir yılda iki kitap kimilerine göre fazla olabilir. Zaten benim <strong>“Teğmen Çelebi”</strong> ve <strong>“Digital Terör”</strong> adlı kitaplarım için <strong>“telif eser”</strong> iddiam yok. Sadece yapılan haksızlıkları belgeleriyle ortaya koyup tarihe not düşmeye gayret ettim hepsi o kadar&#8230; Ama kitapların ilgi görmesi beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Yıllardır görüşemediğim dostlarımla yeniden irtibat kurmamı sağlıyor. Her iki kitapta empati yapma zorunluluğu hissetmiştim. Kısaca askeri okul günlerimdeki anılarımdan bahsederek subayların eğitim koşulları ve ruh hallerini yansıtmaya çalışmıştım. İnsan hayatının en güzel dönemi olan liseli yılları halen özlüyorum.</p>
<p>Bu özlemde yalnız olmadığımı anladım. Heyecan ve hüzün ile okuduğunu belirttikten sonra  <strong>“Kuleli’yi aynı kadro ile yüz yıl okurum”</strong> diyen arkadaşımın dedeleri ve babası da askerdi. Emekliliği için iki çocuğunun okullarının bitmesini bekliyormuş. Biri mimarlık diğeri de bilgisiyar eğitimi alan çocuklarını niçin asker yapmadığına şaşırdım. <strong> “Şu devirde askeri okula nasıl verseydim&#8230;”</strong> umutsuzluğu yüreğimi burktu.</p>
<p>Dünyanın en prestijli mesleği olan askerliğin Türkiyemizde ne hale gelişi üzerine dertleştik. Oysa Rusya’da 15-20 kuşaktır yani Çarlık döneminden bu yana asker olan aileler tanıdım. Ruslar için Frunze Akademisi efsanedir. Amerikalılar için West Point de öyle&#8230; İngiltere ve Fransa’da askerlik asil aile mesleğidir. Bir dönem Harbiyelilik gerçek anlamda ayrıcalıktı. Oysa şimdi kapatılmak istenen Askeri Liselere öğrenci bulunamıyor. Haydarpaşa Garı’ndan sonra rantiyeciler gözlerini Kuleli’ye dikti. Kuleli Askeri Lisesi’ni lüks otel haline getirmek için ne dolapların çevrildiği başlı başına bir yazı konusu. Çankırı Astsubay Hazırlama Okulunun kapatılmasının ihanet ile eşdeğer olduğunu daha önce bu sütunlarda yazmıştım.<br />
Askeri Liselere gitmek isteyen öğrencilerin veli adreslerine gönderilen iğrenç CD’li mektupları gördüm. Türkiye’nin en köklü okulu Deniz Lisesi iki-üç yıldır kapasitesinin çok altında öğrenci kaydediyor. Kuleli, Maltepes ve Işıklar’ın durumu da iç açıcı değil. Askeri Liseden diploma alıp Harbiyeli olma heyecanı neredeyse bitme noktasına gelmiş.</p>
<p>Mezuniyetlerine iş kaygısı olmayan öğrenciler fırsatını bulunca ayrılmak için çaba harcıyor. Bizim dönemimizde askeri okuldan ayrılmak atılmak utanç verici suç sayılırdı. Şimdi aileler çocuklarını uniformadan kurtarmaya çalışıyor. Türk Ordusunun içi boşaltılmak, omurgası çökertilmek isteniyor.  <strong>“Profosyenel ordu” </strong>safsatasının sonucunu gördük. Hedeflenen 30 bin personeldi. Ancak başvuran dört bin bile olmadı. Memleketin Başbakanı askerlik şubelerinin peyderpey kapatılmasını övünerek anlatıyor. Oysa terör örgütünün uzantısı parti ve belediyeler askerlik şubesi, vergi dairesi gibi çalışıyor.</p>
<p><strong>“Ordu-Millet” </strong> anlayışımızın ruhuna fatiha okunuyor. ABD belgelerinde Pentagon Senaryosu olduğu açığa çıkan Türk Ordusunu bitirme planı “digital terör” ile had safhaya ulaştı. Genelkurmay Başkanı dahil her rütbedeki askerin başında demoklesin kılıcı gibi sallanan tutuklanma, prestij infazı var iken Türk ailelerinin çocuklarına askerlik mesleğini seçtirmesi çok zor. Ayrılalı 27 yıl olmuş neredeyse.</p>
<p>Rüyalarımda sık sık askeri okul günlerimi görürüm. Çocuklarımı askeri okula veremediğim için kahroluyorum. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin bile kaldırılmaya çalışıldığı ortamda, Sevgili Arslan Bulut’un<strong> “Şimdi değilse ne zaman”</strong>  başlıklı tarihi uyarısından bir şeyler hissedenler lütfen çocuklarınızı askeri okullara yönlendirin.</p>
<p>Dershanecilik bu ülkenin en büyük rant sektörü oldu. 8-10 yaşından itibaren çocuklarınızı dershanelee avuçlar dolusu para ödeyerek göndermek yerine askeri okullarda Türkiye’nin en iyi eğitimini almasını sağlayın. Üstelik tazminatlar çok düştü. Bırakınız özel kolejleri yıllık dershane parası bile değil. </p>
<p>Bu ülkenin geleceğinden endişe duyan vatansever ailelerin bu çağrımı cevapsız bırakmayacağına inanıyorum. Bu günler elbette geçecek, askerlik yine en soylu meslek haline gelecek. Yüzlerce yıllık <strong>“Harbiye, Mülkiye, Tıbbiye”</strong>  anlayışına şimdi daha çok ihtiyacımız var.</p>
<p>Askeri Lise ve Harp Okullarına giriş sınavlarına hazırlanan öğencilere başarılar diliyorum.<br />
<strong>YENİÇAĞ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/95085/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Esfender KORKMAZ: Baykal’a Neden Haksızlık Ediliyor?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/95083</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/95083#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 11:04:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sibel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=95083</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/95083"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/resimler1/authors/18022.gif" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Deniz Baykal’la ilgili basında yer alan bazı yanlış anlamalar var. Aslında Baykal’ın tecrübeli ve samimi bir devlet adamı olduğunu herkes kabul ediyor. Bu itibarla yalnızca CHP’nin değil, Türkiye’nin de Baykal’a ihtiyacı vardır. Baykal’la özdeşleşen 1 Mart tezkeresi, Türkiye’nin onurlu ve milli duruşunun bir göstergesidir. Baykal’ı değerlendirirken, emperyal güçlerin çıkarlarını çok iyi analiz etmeliyiz. Bu milli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/resimler1/authors/18022.gif" class="alignnone" /><strong>Deniz Baykal</strong>’la ilgili basında yer alan bazı yanlış anlamalar var.  Aslında Baykal’ın tecrübeli ve samimi  bir devlet adamı olduğunu herkes kabul  ediyor.  Bu itibarla yalnızca CHP’nin değil, Türkiye’nin  de Baykal’a ihtiyacı vardır. <span id="more-95083"></span></p>
<p>Baykal’la özdeşleşen<strong> 1 Mart tezkeresi</strong>, Türkiye’nin  onurlu ve milli duruşunun  bir göstergesidir.  </p>
<p>Baykal’ı değerlendirirken, emperyal güçlerin  çıkarlarını çok iyi analiz etmeliyiz.  Bu milli duruşu gösteren başka biri de olsaydı, gayri milli güçlere hedef  olacaktı.</p>
<p>Baykal’a yapılan suikastın failleri kamuoyunda tartışılıyor&#8230;  Bunlar açıklanırsa, CHP’de dengeler çok hızlı değişebilir; hatta Kurultay’ın kaderi de değişebilir.  </p>
<p>Duayen gazeteci <strong>Hasan Pulur</strong>’un<strong> 4 Ocak Cumartesi</strong> günkü köşe yazısında, CHP’nin yapacağı iki kurultayı tenkit ediyor ve  Baykal için <strong>“Zaten onun tutkusu da Kurultay’dır” </strong>diyor. </p>
<p>Bu ve buna benzer klişeleşmiş suçlamalar, gerçeği bilen herkesi rahatsız ediyor. </p>
<p>Her şeyden önce CHP’nin yapacağı bu iki kurultay için  <strong>Deniz  Baykal</strong>  katılın veya katılmayın diye bir tavır içinde olmadı. Kararı delegeye bıraktı. </p>
<p>Bir köşe yazarı  da  çağrı metnine imza koymayan  Baykal’a yakın 70 delege de  huzursuz diyor. Bu tamamıyla yanlış bir saptamadır. Bütün delegeler Baykal’a yakındır. Zira Baykal klikler üstü bir liderdir. Genel Başkan değil,   liderdir.<br />
Baykal, her yerde ve her zaman tüm partililere, <strong>“Aman partiye zarar verecek bir girişimde bulunmayalım” </strong>der. </p>
<p>CHP’de<strong> Kılıçdaroğlu,</strong>  2011 Eylül veya Ekim aylarında daha demokratik bir tüzük için kurultay yapacağını açıkladı. Buna neden olarak da, kurultaylar için öngörülen aday belirlemede yüzde 20 sınırının yüzde 10’a düşürülmesi  ve çarşaf liste uygulaması gibi demokratik yöntemlerin il ve ilçe kongrelerinde de uygulanmasının sağlanacağı  gösterildi. Ne var ki, Ekim ayı da bitti. Ancak tüzük  kurultayı  yapılmadı. Buna karşılık  kurultay delegeleri de imza topladı.</p>
<p>CHP’de kurultay kararı verecek <strong>üç yetkili organ</strong> vardır.</p>
<p>CHP Genel  Başkanı, <em>(Kılıçdaroğlu  söz verdiği halde tüzük kurultayı yapmadı.)</em><br />
Parti Meclisi <em>(18 parti meclisi üyesi önerge verdi, Kılıçdaroğlu önergeye karşı oldu. Önerge reddedildi.)</em><br />
Kurultay delegelerinin en az yüzde 20’sinin  talebi, <em>(362 imza toplandı ve genel merkeze verildi.)</em></p>
<p>Kurultay delegelerinin yüzde 20’sinin talebi genel merkeze geldiği halde, genel başkan ayrı bir kurultay kararı  verdi. </p>
<p>Aslında bu konuda karar veremez. Bu aşamada Genel Başkanın  ancak gündeme seçim maddesi konulup- konulmamasına  karar verme yetkisi vardır. </p>
<p>1) İmzalara rağmen ayrı bir kurultay kararı verdiği için hukuka aykırı davrandı ve  delegenin yetkisini gasp etmiş oldu.<br />
2) Kendi toplayacağı kurultayı pazar günü, imza sahiplerinin talep ettiği kurultayı  boşa çıkarmak için ise  4 gün sonraya ve  hafta içi toplama kararı verdi.  Üstelik de kendisi, <strong>“Tüm tüzük değişiklikleri, bu kurultayda gerçekleşirse, 1 Mart kurultayına gerek kalmaz”</strong> diyor. </p>
<p>Yetmedi&#8230; <strong>Kılıçdaroğlu,</strong>  26 Şubat kurultayında <strong>“İlk kurultayın üstünden 6 ay geçmeden, ikinci bir kurultay yapılamaz” </strong> kararı aldıracak ve imza sahiplerinin talebini boşa çıkaracak. </p>
<p>Kılıçdaroğlu aleni olarak hukukun arkasından dolaşıyor&#8230; Bu bir  kötü niyettir&#8230; Hak gaspı ve kötü niyet, partinin geleceğini riske sokuyor.</p>
<p>Deniz Baykal  partide ortaya çıkan ve partiye zarar verebilecek bu hukuksuzluğa karşı çıkıyor.Ne diyor? <strong>“Genel Başkan’ın yapması gereken ilk iş, 362 kişinin talep ettiği gündemi aynı gün yayınlanan ilandaki gündemin önüne almak olmalıdır. O gündem saat 9.30’a konmalıdır. Çünkü bu arkadaşların talebi daha önce yapılmıştır. Çifte kurultay olacaksa, bunların talep ettiği daha önce olmalıdır” </strong>diyor. </p>
<p>Söylediği hukukun ve aklın yolu değil mi?<br />
<strong>YENİÇAĞ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/95083/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet TAKAN: Atatürk’ü Karalayanlara Sunulur!..</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/95081</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/95081#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 11:01:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sibel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=95081</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/95081"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/resimler1/authors/24679.gif" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Siz, “ihtilâlcilerin” yargılanmasına yönelik pembe dizileri paşa paşa seyredip uyuklarken, millî yapımızın ve dolayısıyla geleceğimizin temeline, “ustaca” yerleştirilen dinamitlerin de farkında değilsiniz, herhalde!.. Dikkatli inceleyin.. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Özel Okullar yönetmeliği taslağı ile yalnızca Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini kaldırmıyor. Atatürk köşesi ile ilgili düzenlemenin içini boşaltarak Türk Bayrağı ve İstiklal Marşının kaldırılmasına da yol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/resimler1/authors/24679.gif" class="alignnone"  />Siz, <strong>“ihtilâlcilerin”</strong> yargılanmasına yönelik pembe dizileri paşa paşa seyredip uyuklarken, millî yapımızın ve dolayısıyla geleceğimizin temeline,<strong> “ustaca” </strong>yerleştirilen dinamitlerin de farkında değilsiniz, herhalde!..<span id="more-95081"></span><br />
Dikkatli inceleyin..<br />
Milli Eğitim Bakanı <strong>Ömer Dinçer,</strong> Özel Okullar yönetmeliği taslağı ile yalnızca<strong> Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini</strong> kaldırmıyor.<strong> Atatürk köşesi ile ilgili düzenlemenin içini boşaltarak Türk Bayrağı ve İstiklal Marşının kaldırılmasına da yol veriyor.</strong><br />
Milli Eğitimin temeline ustaca yerleştirilen bombanın ne manaya geldiği tam anlaşılmasın ve toplumda büyük tepkiler yaratmasın diye <strong>Tayyip Erdoğan</strong> yine ustaca bir manevrayla ortaya çıktı.<br />
<strong>Erdoğan, “Dindar nesil yetiştireceğiz”</strong> dedi ve tartışmayı asıl ekseninden kaydırdı.<strong> Milleti de yıllardır Allah ile kandırdıkları için</strong> işleri kolay oldu.<br />
Asıl hedeflerinin <strong>ulus-devlet yapımıza son ve bitirici darbeyi indirmek olduğunu, aslında dindar nesillerle hiç de alakadar olmadıklarını</strong> gören yok.<br />
İşi yine laiklik tartışmalarına getirip AKP’nin değirmenine su taşıyanlar da cabası..<br />
Olup bitenler karşısında sesi en gür çıkması gereken öğretmenler de sindirilmiş durumda. Şu anda gündemlerinde Bakanlığın üzerlerinde salladığı <strong>“rotasyon”</strong> sopası var. Okul müdür ve yardımcılarından başlayarak Milli Eğitim Merkez teşkilatına kadar yapılan kadro kıyımı ile birlikte, öğretmenlerde <strong>“sıranın kendilerinde olduğu”</strong> düşüncesi ve duyumları hakim.<br />
Yapılan ince hinliklerin farkında olan<strong> Türk Eğitim-Sen</strong> ise Milli Eğitim Bakanlığına bir uyarı yazısı gönderdi.<br />
Yazıda tasarlanan değişikliğin tehlikesine dikkat çekiliyor:<br />
<strong>“Ortaöğretim kurumları da Bakanlığınıza bağlı olarak eğitim-öğretim faaliyeti gösteren kurumlardır. Bu sebeple, bu kurumlarda da T.C. Anayasası’nda yer alan temel ilkelere, Türk Milli Eğitiminin genel ilke ve amaçlarına uygun düzenlemelere ve uygulamalara yer verilmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi varlığını ve kuruluş mücadelemizi simgeleyen millî değerlerimizin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Aksi yönde yapılacak olan değişiklikler, üst normlara aykırı düşeceği gibi, eğitim sistemimizdeki birlik ve bütünlüğün bozulmasına ve Türk kamuoyunda tepkilerin oluşmasına yol açacaktır.” </strong><br />
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı<strong> İsmail Koncuk, </strong>uyarı yazısına henüz cevap alamamış. Sendika <strong>19 Mayıs törenlerinde</strong> yapılan düzenleme ile ilgili hem Milli Eğitim Bakanı<strong> Ömer Dinçer </strong>hem de Müsteşarı <strong>Emin Zararsız</strong> hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Bir de düzenlemenin iptali için dava açılmış.<br />
Benim bildiğim<strong> Ömer Dinçer</strong>’i uyarı yazısı falan etkilemez. O inandığı yolda dümdüz gider!..</p>
<p><strong>Atatürk ve gençlik<br />
Maarif’in gayesi</strong><br />
<strong>“Dindar gençlik yetiştireceğiz” </strong>diye Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini  ortadan kaldırmaya çalışanların yüzüne tokat olacak nitelikteki şu satırları birlikte okuyalım.<br />
<em>Belge 1:</em><br />
<strong>“Gözlerini kumarhane masalarına, meyhane şişelerine dikmiş, afyon yutmuş gibi bayılmış, ne yapacağını şaşırmış, şımarık gençlerden hiç hoşlanmazdı. Böylelerine son derece kızar ve nefret ederek:<br />
Böyleleri, tabiatıyla Milli Ülküye lakayt, bigâne bir gençliktir. Bu gibilere ne hâkimiyet-i milliye, ne de Cumhuriyet, zerre kadar heyecan ve alaka vermez. Her türlü içtimai ve ahlaki alakaları kesilmiş vaziyette olan bu gibi gençler için kumar, dans, rakı, fuhuş, para, işte hakimiyet-i milliye’nin, işte cemiyetin manası, onlar için, yalnız bunlardan ibarettir. Bu gibi gençleri tereddîden mutlaka ve gençliği behemehal mefkûreci ve memleketle alakalı olarak yetiştirmek, herkesin, hepimizin, her devlet adamının başta gelen vazifesidir.” </strong><br />
<strong>Atatürk,</strong> bu fikrini ileri sürdükten sonra gayeye varmak için şu yolu gösterirlerdi:<br />
<strong>“Maarifin gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha ziyade memlekete ahlaklı, karakterli, Cumhuriyetçi, inkılapçı, müsbet, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, muhakemeli, iradeli, hayatta tesadüf edeceği müşkülâta galebe çalmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de eğitim programlarını ve sistemlerini ona göre tanzim etmelidir.” </strong><br />
<em>(Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetleri s.62’den aktaran Tarihi Gerçekler Işığında Belgelerle Mustafa Kemal Atatürk kitabı )</em></p>
<p><strong>Atatürk ve dindar gençlik<br />
Yâsîn okuyan kız</strong><br />
Bu satırlar da Atatürk’ün İslam düşmanı olduğunu iddia edenlere en güzel cevaptır.<br />
<em>Belge 2:</em><br />
<strong>“Atatürk’ün manevi evlâtlarından 14-15 yaşlarında Nebile adlı bir kızı vardı. Bu kızcağız bir konuşma esnasında bana:<br />
Ben, Yâsîn-i Şerif’i ezbere hiç yanlışsız okurum, demişti.<br />
Tesadüfen bu sözleri duyan Atatürk:<br />
Ya, öyle mi kızım Nebile? dedi. Eğer bu sözlerin gerçek ise bana ispat et de görelim bakalım..<br />
Atatürk’ün kütüphanesinde hem Arapça, hem de Türkçe tefsirli Kur’ân-ı Kerim vardı. Ata, bu Kur’ân’lardan Arapça olanını getirtti. Yâsîn Sûresini açarak:<br />
Haydi oku bakalım, kızım, seni bekliyorum, dedi.<br />
Nebile, besmele çekip, yanık bir sesle Yâsîn-i Şerif’i okudu. Atatürk de sonuna kadar, elinde Kur’ân’la onu takip etti&#8230; O sırada Ata’nın hislendiğini nemlenen gözlerinden anlamıştım.” </strong><br />
<em>(Nazım Kaleli, Hayat Tarih Mecmuası, Şubat 1970, s. 32’den aktaran Türk Milliyetçi Hareketi’nin Lideri Başbuğ Atatürk kitabı)</em><br />
<strong>YENİÇAĞ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/95081/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özcan YENİÇERİ: AKP’nin Akıbeti ve Gençliğe Hitabe</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/95077</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/95077#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 10:57:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sibel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=95077</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/95077"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/resimler1/authors/391.gif" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Dünyanın her yerinde milletler, ülkelerinin kurucu önderlerine karşı saygı gösterirler. Onları hem kendileri unutmamak hem de genç nesillere hatırlatmak için sokaklara anıtlarını diker, abidelerini yapar ve hatıralarını muhafaza ederler. Toplumların, istiklal ve istikballerini sağlayan kahramanlarına gösterdikleri saygı aslında kendi geleceklerine olan güvenin de ölçüsüdür. Mustafa Kemal Atatürk ve onun aziz hatırasına gösterilen saygı, her şey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/resimler1/authors/391.gif" class="alignnone"  />Dünyanın her yerinde milletler, ülkelerinin kurucu önderlerine karşı saygı gösterirler.  Onları hem kendileri unutmamak hem de genç nesillere hatırlatmak için sokaklara anıtlarını diker, abidelerini yapar ve hatıralarını muhafaza ederler. Toplumların, istiklal ve istikballerini sağlayan kahramanlarına gösterdikleri saygı aslında kendi geleceklerine olan güvenin de ölçüsüdür. <span id="more-95077"></span><br />
<strong>Mustafa Kemal Atatürk</strong> ve <strong>onun aziz hatırasına</strong> gösterilen saygı, her şey bir yana <strong>Türk milletinin bağımsızlık, özgürlük ve egemenlik iradesinin ölçüsüdür. Atatürk,</strong> Türk milletinin istiklal ve istikbal davasında  <strong>“Ya istiklâl ya ölüm” </strong> diyen iradenin adıdır. Bu yönü itibarıyla<strong> Atatürk</strong>, Türk milleti için her şeyin ötesinde bir ontolojik<em> (yani var olma ile ilgili) </em>sorundur.<br />
İşte<strong> Atatürk’ün kurduğu böyle bir cumhuriyette</strong> Milli Eğitim Bakanlığı da yapmış olan bir zat şunları söylüyor: <strong> “Atatürk’ü kanunla sevdiremezsiniz&#8230; Peygamberi bile koruma kanunu yok. ‘Gençliğe Hitabe’ ve ‘Andımız’ ayet mi? Kamuoyunun bunları tartışması lazım”.</strong><br />
Bu sözlerin sahibi <strong>Hüseyin Çelik</strong> galiba, Gençliğe Hitabe’nin ya da  <strong>“Andımız”</strong>ın ayet olmadığını yeni öğrenmiş. Zira altı yıl <strong>Atatürk’ün Cumhuriyetinde</strong> bu zat, Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştır. Hemen sormak lazım, madem koruma kanunu gibi bir şeyi yanlış buluyor, Andımız ve Gençliğe Hitabenin<strong> “ayet” </strong>olmadığını biliyordunuz da neden kamuoyunda bunların tartışılmasını bizzat görev başındayken yapmadınız?<br />
Ayrıca Çelik’in bu sözleri medyada <strong>Atatürk’e, Cumhuriyet tarihine ve ritüellere yönelik saldırıların</strong> bizzat <strong>AKP</strong> iktidarının yönlendirmesiyle yapıldığının da itirafı niteliğindedir.<strong> İktidarın kiralık, yandaş ve besleme kalemleri vasıtasıyla cumhuriyete yönelik eleştirileri medyada tartıştırdığı anlaşılıyor. </strong>Nitekim Çelik,  <strong>“Kamuoyunun bunları tartışması lazım” </strong> diyerek, <strong>yıkıcı kampanyayı</strong> bizzat kendilerinin yönettiğini de itiraf etmiş oluyor.<br />
Diğer yandan <strong> “Gençliğe Hitabe” </strong> Türk gençliğine <strong>Atatürk’ün bıraktığı vasiyettir.</strong>Türk Gençliğine ihanet odaklarının tuzağına düşmemesi için izlemesi gereken yolu gösterir. Bu yönü itibarıyla  <strong>“Gençliğe Hitabe” </strong> bağımsızlık ve özgürlük yolunda yeni nesillerin yürürken yollarını tayin etmekte kullandıkları kutup yıldızı niteliğindedir. <strong>Atatürk</strong>’ün  <strong>“Ey Türk Gençliği”</strong>  diyerek gençliğe hitap ettiği gibi,<strong> Bilge Kağan</strong> da<strong> “Ey Türk”</strong>  diyerek Türk Milletine hitap etmişti. Çelik bilmez ama kurucuları tarafından nesillere vasiyet bırakmak Türk geleneğidir.<br />
Çelik gibilerin amacı, <strong>gençliği ilkesiz, idealsiz, amaçsız ve değersiz bırakarak küresel odaklar tarafından rahat kullanılmalarını sağlamaktır. </strong>Bilindiği gibi mevcut iktidar Türkiye’yi her türlü uluslararası operasyona açık bir ülke konumuna getirmiştir.<strong> Sıra Türk gençliğini küresel odakların amaçlarına karşı duyarsız hale getirmeye gelmiştir.</strong> Bu yüzden gençlik bağlı bulunduğu dallardan ve köklerden kopartılmaya çalışılmaktadır. Rahmetli <strong>Başbuğ,</strong> yıllar önce  <strong>“Dalından koparılmış yaprağın kaderini rüzgâr tayin eder”</strong> derken bu tehlikeye dikkat çekmişti.<br />
Küresel güçler veya  onlarla işbirliği içine girmiş olan gaflet ve dalalet içindeki iktidarlara karşı <strong>Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi</strong> ikaz niteliği taşır. Aynı zamanda gençliğe uğrunda mücadele edeceği idealleri gösterir.<br />
Ayrıca<strong> Hüseyin Çelik</strong>’in  <strong>“Peygamberi bile koruma kanunu yok</strong>” diyerek yüce peygamberimiz ile devletin kurucu liderini karşılaştırması birinci sınıf fitnedir.<br />
On yıllık iktidarları döneminde<strong> AKP</strong> alabildiğine bölge, etnisite, mezhep, cemaat üzerinden ayrıştırma gibi binlerce çeşit fitne faaliyeti yapmıştır. Din ile siyaset, imam ile öğretmen, cami ile kışla, dini değerler ile milli değerler bu iktidar dönemindeki kadar hiçbir zaman karşı karşıya getirilmemiştir.<br />
<strong>AKP</strong> geldiği son aşamada cumhuriyetle hesaplaşacak kadar kendini güçlü görmektedir.<strong> Arkasını AB ve ABD’ye dayayarak cumhuriyete meydan okuyan AKP’nin akıbetini Gençliğe Hitabenin içeriği tayin edecektir!</strong><br />
<strong>YENİÇAĞ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/95077/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başbakanın işi zor</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/95076</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/95076#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 10:53:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem Bayraktar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=95076</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/95076"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://www.yenimesaj.com.tr/images/columnists/1038.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Türkiye, AKP dönemi ile “dünyaya nizamat verme” ve örnek ülke olma çabası içinde olduğunu her fırsatta söylüyor gerçeğin hiç de öyle olmadığı, görünen köyün kılavuz istemediği de ayan beyan ortada. Deniz Feneri Davası bunun tipik örneklerinden biri. Deniz Feneri Davası’na bakan Alman Mahkemesi birinci etapta Almanya’da olayın sorumlusu olarak gördükleri kişileri gözlerinin yaşına bakmadan cezaevine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.yenimesaj.com.tr/images/columnists/1038.jpg" class="alignnone" />Türkiye, AKP dönemi ile <strong>“dünyaya nizamat verme”</strong> ve örnek ülke olma çabası içinde olduğunu her fırsatta söylüyor gerçeğin hiç de öyle olmadığı, görünen köyün kılavuz istemediği de ayan beyan ortada.<span id="more-95076"></span></p>
<p><strong>Deniz Feneri Davası bunun tipik örneklerinden biri.</strong><br />
Deniz Feneri Davası’na bakan Alman Mahkemesi birinci etapta Almanya’da olayın sorumlusu olarak gördükleri kişileri gözlerinin yaşına bakmadan cezaevine tıkmış, asıl faillerin Türkiye’de olması nedeniyle davanın ikinci etabını Türk mahkemelerine bırakmışlardı.<br />
Ama Almanya, Türkiye’ye güvenmekle büyük hata ettiğini geç de olsa anladı.<br />
Türkiye’deki Deniz Feneri Davası’na bakan savcılar Almanya’ya gidip Frankfurt 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nden gerekli delilleri toplayıp suçluların izini sürünce AKP’ye yakın bazı bürokrat ve işadamları hapsi boyladı.<br />
Fakat bunun bedelini davaya bakan savcılar ödedi. Evrakta sahtekârlık yaptıkları iddiasıyla görevden alındılar, haklarında 10 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yerlerine gelen savcılar başta Zahit Akman olmak üzere bütün zanlıları serbest bıraktı.<br />
<strong>Adalet bakanı aksini söylüyor ama görevden alınan savcıların haklarında hazırlanan iddianamede “ne gariptir” evrakta sahtekârlık suçlaması yok!</strong></p>
<p>Deniz Feneri Davası görevden alınması karşısında asıl şoku Alman yaşadı. Sadece davaya bakan Alman savcılar değil, Alman hükümeti de şaşkınlık içinde. Türk hükümeti bütün dünyanın gözüne baka baka neredeyse bütün savcıların yaptığı olağan bir uygulamayı “evrakta sahtekarlık” olarak niteledi ve savcıları görevden aldı.<br />
Bunu <strong>“Avrupa’ya anlatmanız” </strong>mümkün değildir.<br />
Deniz Feneri Davası’nın Almanya etabına bakan Frankfurt 29. Ceza Mahkemesi Hâkimi Klaus Wienz Gazeteport’a yaptığı değerlendirmede Alman yargısı açısından sürecin nasıl gelişeceğinin sinyallerini veriyor:<br />
<strong>“Türkiye’deki Deniz Feneri savcılarının görevden alınması bizim için yeni bir durum. Bu tabii, Almanya’daki Deniz Feneri davasının seyrini etkileyecek bir durum. Savcıların görevden alınması mahkememiz başkanlığınca değerlendirilecek. Eğer Deniz Feneri soruşturmasının ve dava açılmasının şartlarının Türkiye’de olmadığı kanısına varılırsa davanın 2. ve asıl faillerine yönelik soruşturmaların ve kovuşturmanın Almanya’da yürütülmesi kararının alınması muhtemel olur.”</strong><br />
Alman savcı açıkça <strong>“Türkiye’de Deniz Feneri Davası’nın yürütülmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davaya kaldığı yerden Alman mahkemelerinin bakacağının” </strong>sinyalini veriyor.<br />
Çuvallar dolusu delilin olduğu bir davayı böylesine garip sebeplerle sömenaltı etme gayretlerine Avrupa’dan daha sert tepkiler geleceğine hazırlıklı olun.<br />
<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/92722">MİT Daire Başkanı Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevinde şüpheli bir şekilde ölümünden önce Aydınlık gazetesine kendi el yazısı ile gönderdiği notlarda da bu süreç hakkında çok önemli şu bilgilere yer veriyor:<br />
“Almanya, Deniz Feneri yolsuzluğunu bulmuş ve yüzyılın yolsuzluğu ilan etmiştir. Birinci davayı açmış, hapis cezası verdiği şahısların sorgularından kendilerinde eksik olan AKP ve Tayyip Erdoğan’a kadar uzanan bilgi ve belgeleri temin etmiştir. Alman mahkemeleri bu dava kapsamında Başbakan Erdoğan’ı da ifade vermeye çağıracak ve gelmemeleri durumunda kırmızı bülten çıkaracaklardır.”<br />
Almanya ile Türkiye arasında yeni ve çok büyük kriz başlıyor.<br />
Bu krizin bütün Avrupa’yı sarsacağı söylenebilir.<br />
Türkiye “asrın davasının” savcılarını böylesine kolay gerekçelerle harcayıp zanlıları serbest bırakmanın “makul gerekçelerini” artık uluslararası platformda anlatmak zorunda.<br />
</a><br />
<strong>Muharrem Bayraktar<br />
Yenimesaj</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/95076/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sav&#8217;ın kurmayından mektup</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/haber/95071</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/haber/95071#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 10:43:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi Parti Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=95071</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/95071"><img align="right" hspace="5" width="180" src="http://www.gercekgundem.com/img/news/ondersav03111.jpg" class="alignright wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>CHP eski Genel Sekreteri Önder Sav ve ekibi kurultaya katılmayacak mı? GERÇEK GÜNDEM HABER MERKEZİ- Önder Sav&#8217;a yakınlığıyla tanınan CHP Kurultay Delegesi ve Eski Parti Meclisi üyesi Korkmaz Karaca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na zehir zemberek bir mektup yazdı. Önder Sav&#8217;ın kurmayları arasında yer alan Karaca&#8217;nın mektubundaki bir ayrıntı &#8220;Sav ve arkadaşlarının kurultaya katılmayacağı&#8221; yorumunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.gercekgundem.com/img/news/ondersav03111.jpg" class="alignnone" /><strong>CHP eski Genel Sekreteri Önder Sav ve ekibi kurultaya katılmayacak mı?</strong><span id="more-95071"></span></p>
<p>GERÇEK GÜNDEM HABER MERKEZİ- Önder Sav&#8217;a yakınlığıyla tanınan CHP Kurultay Delegesi ve Eski Parti Meclisi üyesi Korkmaz Karaca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na zehir zemberek bir mektup yazdı. Önder Sav&#8217;ın kurmayları arasında yer alan Karaca&#8217;nın mektubundaki bir ayrıntı &#8220;Sav ve arkadaşlarının kurultaya katılmayacağı&#8221; yorumunu da beraberinde getirdi.</p>
<p>İşte Karaca&#8217;nın o mektubu:</p>
<p><strong>CHP GENEL BAŞKANI SAYIN KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA:</strong></p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu,<br />
22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı öncesinde, İstanbul’daki Kurultay Delegeleri arasında size ilk imzayı veren delege oldum. Sizin Türkiye’de eksikliği çok hissedilen ‘’ KALİTELİ ve ETKİN’’ muhalefet ihtiyacını gidereceğinize tüm kalbimle inanmıştım. İnandığım doğrultuda sizi destekledim.</p>
<p>23 Mayıs 2010 Pazar günü listenizden 1107 oyla CHP Parti Meclisine giren en genç üyelerden biri olma onuruna eriştim. Ne yazık ki sizinle ilgili hayallerim daha o gece yıkıldı. 22 Mayıs’ı 23 Mayıs’a bağlayan gece, Sn Gürsel TEKİN ayrı liste çıkarmaya çalıştığında sizin gerçek yüzünüzü üzülerek gördüm.</p>
<p><strong>‘’ TAVŞANA KAÇ TAZIYA TUT’’ </strong>işte sizin en büyük siyasi özelliğiniz. <strong>Gürsel TEKİN’e ayrı liste çıkar deyip, Sn Önder SAV’a Gürsel TEKİN’in kellesini aldırmaya çalıştınız.</strong><br />
Bunun dışında burada yazılacak o kadar çok çelişkiniz ve <strong>‘’ÇARKLARINIZ’’ </strong>oldu ki ben yazmaya utanıyorum.</p>
<p><strong>‘’TAVŞANA KAÇ TAZIYA TUT’’</strong> anlayışı ile genel başkan olabilirsiniz. Birilerinin zamanında yaptığı gibi delege oyunları ile genel başkan da kalabilirsiniz. Fakat partiyi iktidar kendinizide başbakan yapamazsınız. Sizin ve arkadaşlarınızın çarklarından yorulduk. Namus belasına kan kustuk kızılcık şerbeti içtik dedik. Ancak dün öyle bir şey yaptınız ki, tahammül ve sabır bırakmadınız.</p>
<p>Kemal Bey,<br />
<strong>Mustafa Kemal’in hiç kendi devletini yabancı basına şikayet ettiğini duydunuz mu? Liderler şikayet etmez, mızıkçı çocuklar gibi ‘’ben küstüm oynamıyorum’’ demez. Lider mücadele eder. Ülkesini ve devletini düne kadar emperyalist diye suçladığı Amerika’nın gazetelerinde karalamaz. Sn. Kılıçdaroğlu tesadüfen gelinen her makamın ömrü kısa olur. Görüyorum ki, siyasi ömrünüzü tükettiniz.</strong><br />
Lütfen bizi ve bu ülkeyi daha fazla yormayın. Üç seçim kaybetmiş bir siyasetçi olarak kendinize yakışanı yapın. Beni disipline bir kez daha verin. Verin ki, sizin demokrasi anlayışınızı herkes görsün.<br />
<a href="http://www.ilk-kursun.com/haber/92722"><br />
<strong>Sizinle bu partinin gideceği hiçbir yer olmadığına inandığım için sizin ‘’KENDİN ÇAL KENDİN OYNA’’ kurultayınıza katılmayacağımı şimdiden bildiririm.</strong></a></p>
<p><strong>S.KORKMAZ KARACA<br />
İstanbul Kurultay Delegesi.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/haber/95071/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->
