İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

‘Genel’ konusundaki yazılar

Koyunun önüne sunulan otlar gibi olmayın – Nurten Akyazılılar

Kasım 10, 2008 - Genel

Allah doğada en üstün vasıfları insana vermiş; düşünürseniz mucizedir insan dediğimiz varlık ve şöyle bir doğaya bakarsak, yaşamdaki her şeyin bir sebebi vardır. Doğduğumuz andan itibaren adına “yaşam” dediğimiz bir sınavdan geçeriz… Allah, yarattığı bu aciz kuluna beyin vermiş, yürek vermiş; aklıyla tartsın, vicdanıyla karar versin diye doğruyu da yanlışı da önüne koymuş…
Devamını oku »

ADI ÜSTÜNDE; “ÇOCUK”

Kasım 09, 2008 - Genel

 İnsanoğlunun meyvesi olan çocuklarımızı hepimiz çok seviyoruz. Biz aç kalsak da onun karnını doyuruyor, önce ona üst-baş alıyor, yaşamadığımız güzel şeyleri onlara yaşatmaya çalışıyor, mevcut imkânlarımızın neredeyse tamamını onlara kullanıyor ve bundan da büyük mutluluk duyuyoruz. Onlara bir zarar gelecek diye üstlerine titriyor, tehlikelerden korumak için kendimizi ölümüne siper ediyoruz. Devamını oku »

MUCİZEVİ İLAÇ OBAMA!

Kasım 08, 2008 - Genel

Makbule Ötüken Amerikan siyaset laboratuvarında değişmezleri temsil edenler; Irak’ta süren adı konmamış savaşta evlatlarını yitiren Amerikan vatandaşlarının tepki ve öfkesini yatıştırmanın yanısıra sadece bu ülkede ezilen, horlanan, işsizlik, eğitimsizlik ve sağlıksızlıktan muzdarip milyonlarca insan için değil, çeşitli sıkıntılardan muzdarip dünyadaki diğer Devamını oku »

Medya İktidardır, İktidar Medyadır

Kasım 08, 2008 - Genel

Bülent EsinoğluIrak yok.Afganistan yok. Devamını oku »

Mustafa - KEMAL ATATÜRK-Naci BEŞTEPE

Kasım 07, 2008 - Genel

Cumhuriyet Bayramı haftasına damgasını vuran olaylar şöyleydi ;
Hüseyin ÜZMEZ ‘ in salıverilmesi,
Mustafa filmi,
Cumhuriyet Bayramı kutlamaları,
Başbakan’ ın doğu - güneydoğu illerine yaptığı geziler. Devamını oku »

ŞAHİNLER, GÜVERCİNLER VE DEVE KUŞLARI

Kasım 07, 2008 - Genel

Tabiatı süsleyen kuşların birbirinden farklı ve çeşitli özellikleri var. Bu, farklı özelliklerinden ötürü, bazı insan grupları veya topluluklar, kuşlarla ve özellikleriyle temsil edilebiliyorlar. Örneğin, futbol dünyasında “Kartal” Beşiktaş’ın, “Kanarya” da Fenerbahçe’nin simgesi sayılıyor. Siyasi arenada ise örneğin, DTP içerisinde iki ayrı grup olduğu ve bunlardan sertliği temsil edeninin “Şahinler”, ılımlı olanların ise “Güvercinler” olarak adlandırıldığı söyleniyor, biliniyor.Bir Kartal ile Kanarya’nın birlikte yaşamaları veya Kartal’ın Kanarya’ya, Kanarya’nın da Kartal’a dönüşmesi, doğaları ve yaradılışları gereği asla mümkün olmuyor. Peki, DTP’li “Güvercinler” nasıl oldu da böyle birden bire “Şahin” oluverdiler? Ya, bunda bir bit yeniği vardı, ya bu bir “şeytan” işiydi, ya da onlar baştan beri öyleydiler ve bizler de bugüne kadar maalesef onları tam olarak anlayamamıştık.

Geçtiğimiz Ekim ayı başlarında, Öcalan’ın avukatları tarafından, “Öcalan’ın İmralı’da fiziki şiddet gördüğü” iddiası ortaya atıldı. İddiaya göre Öcalan’ın kollarına giren iki asker O’nu odasından çıkartarak bir başka yere götürmüşler. Askerlerden biri başını eğmesini isteyerek biraz kafasına bastırmış. Öcalan da “Ne oluyor, öldürecek misin” diyerek tepki göstermiş ve aynı asker “gerekirse o da olur” şeklinde cevap vermiş. Bütün mesele bu, biraz kafasını bastırmak ve “gerekirse öldürülürsün” anlamına gelen “o da olur” cevabını vermek.

Fırsat bu ya, ROJ TV son derece basit bir olayı abartarak, “Öcalan’a fiziki işkence uygulandığı, bu itibarla Kürt halkının Öcalan’a sahip çıkması ve tepkisini her alanda göstermesi” çağrısında bulundu.

İstanbul’da araçlar yakıldı, ev ve işyerleri molotoflandı, bazı şehirlerin muhtelif semtlerine patlayıcılar yerleştirildi, Doğu ve G.Doğu illerimizde DTP önderliğinde protesto gösterileri ve mitingler tertiplendi, gösterilerde polisler ve araçları taşlandı, olaylar çıkarıldı, çatışma ortamı yaratıldı.
Ekim ayının ikinci görüşmesinde Öcalan, bu sefer avukatlarına; “Benim tarihi sorumluluklarım var. Buradan ölümün çıkmasının hiç kimseye faydası yok, hatta kıyamet kopar. Bu nedenle, benim tarihi kararım, kendi eylemimle yaşamıma son vermeyeceğimdir. Böyle bir şey olursa, bilinsin ki bu benim iradem dışında gelişmiştir. Ben ölümden korkmuyorum ama benim en büyük çabam, tarihi sorumluluğum gereği olabildiğince uzun ve sağlıklı yaşamaktır” diyerek, yaşanan çatışmalara da değindi. Öcalan; “Kürt halkı çözüm için tercihini yaptı ve bu görmezden gelinemez. Benim için, Kürt halkının onuru diyorlar. Tabii ki ben Kürt halkının onuru”yum”. Çözüm için etkili olacağ”ım” açıktır. Son yaşananlar da bunu gösteriyor. Halkımız kendi talepleri için harekete geçmiş ve ayaklanmıştır. Hatta bu ayaklanmayı da aşan bir tavırdır. Demokratik bir halk tepkisidir. Ben, halka eylem çağrısı yapmadım. Halkın kendi kararıdır. Bu nedenle kendilerine eylem yapmayın diye çağrı da yapmıyor”um”. Halkımız demokratik tepkisini yükselterek Hükümete ulaşırsa ve halk benden isterse müdahil olur”um”. Ama anlamlı ve onurlu bir barış ve diyalog yolu açılmazsa, ben bir şey yapamam. PKK ve halk, kendi kararını alır ve hayata geçirir” diyerek bir nevi tehdit dolu talimatlarını gönderdi.
Kandil de yaptığı açıklamasında; “Öcalan’a yönelik saldırı tüm tahammül sınırlarını zorlayan çok tehlikeli bir saldırıdır. Önder Apo´nun yaşamı ve sağlığı, Kürt halkının Türkiye ile yaşamasının temel şartıdır. Öcalan’ın durumu, Türk-Kürt birliği açısından stratejik bir husustur. Halkımız açısından, Türk halkıyla bin yıllık bir beraberliği sürdürüp, sürdürmeme kararını vermede önderliğimizin pozisyonu, tartışılmaz bir ilkedir. Önder Apo’ya böylesi bir yönelim, hiç kimsenin yaşam güvencesinin kalmayacağı bir süreci başlatmıştır. Kürt halkını, Öcalan’ı sahiplenme mücadelesini yükseltmeye ve bulundukları her yerde kitlesel eylemler yapmaya, gençleri de PKK’ya katılmaya dağa çağırıyoruz” diyerek fitili ateşledi.
Derken, özellikle Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır, Tunceli, Hakkâri ve Van ziyaretlerinde olmak üzere protesto gösterileri yapıldı, taşlı sopalı çatışmalar yaşandı, binalar bombalandı, araçlara hasar verdirildi. Sokaklar, özellikle çocukların kullanıldığı savaş alanlarına çevrildi ve son olarak Diyarbakır’da iki günlük, protesto mahiyetli oturma eylemi yapıldı.

DTP’lilerin tümü, hep bir ağızdan ve aynı yönde açıklamalarla içlerini kusarak özetle; “Öcalan, Kürt halkının onurudur, iradesidir, kırmızı çizgisidir, özgürlüğüdür. O’na yapılan, Kürt halkına yapılmıştır. Öcalan, özgürlüğüne kavuşturulmalı ve Kürt sorununun çözümünde muhatap alınmalıdır. Aksi taktirde Kürt sorunu, asla çözülemez” dediler.

“Güvercin” olarak bilinen ve başı çeken DTP Eş Başkanı Ahmet Türk; “Kürt sorunu olduğu için PKK doğdu ve büyüdü. Sayın Öcalan ve PKK gerçektir ve muhatap alınmadan sorun çözülemez” derken, Aysel Tuğluk da çıktığı kürsüden bas bas bağırarak; “Öcalan’a özgürlük istiyoruz. Halkın iradesi karşısında hiçbir devletin tankı, topu karşı duramaz” diyerek şahinleştiler.

Bir başka DTP’li milletvekili de açıkça; “Öca¬lan, PKK ve DTP, görüş birliği içindedir ve biz baştan beri bunu söylüyoruz” şeklindeki açıklamasıyla, gelinen durumu ortaya koyarak, kısaca özetledi.

Bakın, olay nereden nereye geldi, biz de kısaca özetleyelim. İddiaya göre, İmralı’da görevli bir asker Öcalan’ın başını eliyle bastırıyor ve Öcalan’ın “öldürecek misin?” sorusuna karşılık “gerekirse o da olur” diyor. Avukatlar olayı abartarak Kandil’e ulaştırıyor ve “Öcalan’a işkence yapıldığı” iddiası ortaya atılarak, taraftarları isyana çağrılıyor. Bilinen olaylar yaşanıyor ve iş, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na “bölgemize gelme” yönünde açık tehdidine kadar vardırılıyor.

Bütün bu olanlar iyi olmadı belki ama, en azından vesile oldu ve artık olay, son derece netleşti. DTP, tavrını net olarak ortaya koydu. Bu güne kadar her ortamda ve daim olarak dile getirdikleri “Kürt sorunu”, “anadil”, “kültürel haklar”, “demokrasi”, “barış ve kardeşlik” gibi safiyane söylemlerin gerçekten de “sözde” kaldığı ve dayatılmaya çalışıldığı, sürdürülen siyasetin ise sadece ve sadece “Öcalan’a endekslenmiş olduğu” anlaşıldı.

Aslına bakılırsa, bu durumun böyle olduğu, Öcalan’ın yakalanarak İmralı’ya getirildiği 1999 yılından bu yana zaten ortadaydı. Çünkü, tüm bu “sözde” olduğu şimdi daha iyi anlaşılan talepler, Öcalan yakalandıktan sonra özellikle dillendirilmeye başlanmış ve “Kürt sorunu” olarak karşımıza getirilerek, dayatılmıştı.

Zaman içerisinde “Apo, bizim önderimiz. PKK, bizim kardeşimiz. Apo, Barzani ve Talabani, bizim liderlerimiz. Kürt sorunu, sadece Türkiye’yi değil, Irak, Suriye ve İran’ı da kapsar. Kürdistan, Kuzey Kürdistan, Güney Kürdistan. Düşman TC birlikleri. Kürt coğrafyası” gibi onlarca sayılabilecek söylemler, genellikle duymazdan gelindi ve dayatılan bu “Kürt sorunu” ve safiyane talepler üzerinden maalesef ki, çoğu zaman kendimizce tartışmalar yaptık, çareler aradık, çözümler sunduk veya ortaya koymaya çalıştık. Herkes bir şeyler söyledi, fikir beyan etti. Oysa durum, baştan beri ortadaydı, ama ne yazık ki bazılarımız başını “kuma gömmüştü”.
Açıkça bu sefer gördük ki, Güvercinler Şahin oluverdiler, paçalarına pençe taktılar, gagalarını sivrilttiler ve bugüne kadar saklamaya çalıştıkları gerçek görüntülerini sergileyiverdiler. Neden? Çünkü; “Apo işkence gördü!!!”. Devamını oku »

Meclis’in onurunu ayağa düşürmeyin - RIZA ZELYUT

Kasım 06, 2008 - Genel

Milletimizi temsil etmek üzere seçip en büyük Meclis’e gönderdiğimiz o kişilerin ağızlarından çıkana dikkat ediyor musunuz? Gerçekten de ülkem adına, halkım adına üzülüyorum. Ben, 60 yıllık hayatımda; siyasetin bu kadar düzeysizleştiğini görmemiştim. Sanıyordum ki zaman ilerledikçe insanlarımız arasındaki ilişkiler daha bir medenileşir. Bu uygarlaşmaya da TBMM’deki temsilcilerimiz önderlik eder… Ne gezer… Toplumun örnek aldığı milletvekilleri geriye gidişe, yozlaşmaya önderlik ediyorlar. Devamını oku »

Yeni Amerikan Yüzyılı biterken, Türkiye… - SERDAR AKİNAN

Kasım 05, 2008 - Genel

Donald Rumsfeld, Dick Cheney, Paul Wolfowitz, Richard Perle ve William Kristol 1997 yılında oluşturulan “Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi (PNAC)”nin fikir babalarıdır.

O projeden hemen sonra bu ekip “Yeni Yüzyıl için strateji, güçler ve kaynaklar” adlı bir rapor kaleme aldı. Devamını oku »

Tebrikler Turkcell - RIZA ZELYUT

Ekim 31, 2008 - Genel

Çocukluğumda çok kitap okurdum. İlk okuduklarımdan birisinin adı da Mustafa idi. O küçük kitabın üstünde yazar olarak Rakım Çalapala’nın adı vardı. Bu kitap, o sıralarda çok okunanlardan birisiydi.
Gazeteci Can Dündar’ın Mustafa’sının haberlerini izlerken; çocukluğumda duyduğum o tadı bana yeniden tattıracak bir belgesel film izleyeceğimi sanmıştım.
Ne yazık ki Can Dündar duygularımı tuz buz eden bir sıradan iş yapmış.
Devamını oku »

‘DEMOKRATİK ÖZERKLİK’ PROJESİ

Ekim 29, 2008 - Genel

DTP, Öcalan’ın önerisini bastırıp Meclis’te dağıttı

©Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığıyla “tartışmaya açılması” talimatını verdiği “demokratik özerklik” projesi Türkiye’nin 20-25 özerk bölgeye ayrılmasını öneriyor.

AYŞE SAYIN Devamını oku »

XHTML CSS RSS