‘OKTAY AKBAL’ konusundaki yazılar
OKTAY AKBAL - Uzlaşma Değil, Teslim Olma!
Ağustos 07, 2008 - CUMHURİYET, OKTAY AKBAL
“Demokrasi elbette ki bir hoşgörü ve uzlaşma rejimidir. Ama ‘koşulsuz uzlaşma’ olmaz. Ana ilkelerden ödün vererek uzlaşırsanız, sonunda ilkelerinizi yitirirsiniz. Uğruna ödün verdiğiniz ‘barış’ın geçici olduğunu çok geçmeden anlarsınız. Sadece ilkelerinizi yitirmekle kalmazsınız, giderek ‘onurlu’ bir barış umudunu da yitirirsiniz. Geriye ‘teslim’ olmaktan başka çıkar yol kalmaz.” Devamını oku »
OKTAY AKBAL - Ülkem Yoğun Bakımda!..
Temmuz 08, 2008 - CUMHURİYET, OKTAY AKBAL
Ülkemi yatırmışlar ameliyat masasına! Üç beş kişi başına üşşmüş. Kiminin elinde bıçak, kiminin elinde iğne, arıyorlar… Devamını oku »
Oktay Akbal - Dengesiz Bir ‘Demokrasi’ Olur mu?
Temmuz 03, 2008 - OKTAY AKBAL
“Demokrasi bir denge rejimidir. Gücün, gücü dengelemediği yerde demokrasi olmaz. Tek bir gücün ya da benzeri güçlerin egemenliği olur. O güç ya da o güçler kendilerinden farklı çıkar ve düşüncelerin savunulmasına izin vermezler. O zaman da sistemin dışladığı güçlerin olanaklarından toplum yeterince yararlanamaz ve de dışlanan güçler, sürekli bir toplumsal barışı olanaksız kılar.” ( “Seçimsiz Demokrasi” - A.Taner Kışlalı)
Kapısının önüne konan bir bombayla yok edilen ya da yok edildiği sanılan, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, kitaplarında yaşamakta!.. Gerçek demokrasinin öncülüğünü, savunuculuğunu yapmakta ölümden sonra bile!.. Devamını oku »
Oktay Akbal - Hukuk, Sivil Darbeye Karşı…
Haziran 12, 2008 - OKTAY AKBAL
Halka gerçekleri duyurmak, halkı uyandırmak!.. Erol Manisalı’dır en çok bu uğraşı kendine dert edinen. Her yazısı, her kitabı uyarıdır anlayana, okuyana. Truva Yayınları’ndan çıkan son kitabı, “AKP-Ordu-Amerika Üçgenindeki Türkiye” sıradan bir yapıt değil. Yalnız bölümlerin başlıklarına bir göz atmak yeter: “Şeriatçıların Emperyalizm Ortaklığı, TSK’nin Emperyalizmle Yüzleşmesi, AB’nin Truva Atları, Batı Ortadoğu Oligarşisi…” Manisalı “Asker darbeyi önlemeye çalışıyor” diyor. Günlerdir, aylardır gizli açık yazılarla, konuşmalarla sürdürülen “Asker darbe yaptı - yapacak” söylentilerini çürüten bir yorumlama: Devamını oku »
Oktay Akbal - Sorun Öyle Çok ki!
Haziran 10, 2008 - OKTAY AKBAL
Konu öyle çok ki! Hangisini yazmalı diye düşünmeye bile gerek yok. Al birini, başla!..
***
Dışişleri Bakanı Bay Babacan, -ki, ilk kez başörtüsüyle üniversiteye girmeye kalkan Hatice Hanım’ın yeğenidir!- açıkça söylemiş, bilerek mi bilmeyerek mi? Yargıtay Başsavcısı’nın partisiyle ilgili suçlamalarına destek olsun diye mi!.. “Türkiye’de Müslümanların da sorunu var...” AKP bu sorunu çözmek için laiklik karşıtı davranmakla suçlanıyor! Üstelik de bu sözünü yadsımıyor; “Yalan mı söyleyecektik” diyor. Savcının iddianamesine yeni bir ek mi? Devamını oku »
Oktay Akbal - Yargıyı Yargılamak mı?
Haziran 08, 2008 - OKTAY AKBAL
“Yargının hesap verebilir olması…”
Hiç aklınıza gelir miydi böyle bir şey!
Bir yargıcı, bir savcıyı, bir Yargıtay üyesini, başkanını; bir Danıştay üyesini ve başkanını, bir ‘sivil’ mahkeme önüne çağırıp hesap sormak?..
Bakın iş nerelere kadar vardı! Daha doğrusu, bazı yalaka gazeteciler, AKP’ye övgüyü, desteği, korumayı hangi çizgiye, hangi küstahlık, bilgisizlik, kendini bilmezlik sınırına vardırdılar!..
Taraf diye bir gazete var. İşi gücü Atatürk Cumhuriyeti’nin devrimlerine, atılımlarına, uygarlık anıtlarına saldırmak, Atatürk’ü de, yarattığı Cumhuriyeti de küçültmeye çalışmak!.. Devamını oku »
Oktay Akbal - Bir Çıkmazda ırpınan İktidar…
Haziran 03, 2008 - OKTAY AKBAL
Hem adı “Adalet ve Kalkınma” hem de adalete karşı!.. Daha ilk gün, iktidar koltuğuna kurulur kurulmaz söylemişlerdi: “Biz yargıya güvenmiyoruz…”
Pek çoğunun dosyaları vardı, değişik suçlamaları kapsayan… En başta, o günlerin belediye başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili!.. Sonra ötekiler!.. Yargı önünde hesap vermek zorunda olan milletvekilleri o gün bugün dokunulmazlıklarını yargı önüne çıkmamak için türlü nedenlerle korudular. Adalete, yargıya, yürürlükteki yasalara, kendilerini yargılayacak olanlara güvenleri yoktu!.. Devamını oku »
Oktay Akbal - Bir Milyon Okur…
Haziran 01, 2008 - OKTAY AKBAL
Eckermann’la konuşmalarından birinde Goethe der ki: “Hiç değilse bir milyon okur bulacağına güveni olmayan bir yazar, kalemi eline almamalıdır.” Kişiyi düşündüren bir söz… Bir milyon okur bulmak, bugün en yüksek tirajlı gazetelerimiz için bile erişilmez bir düş… Bir şairin, bir yazarın, değil bir milyon, elli bin, yirmi bin, hiç değilse sağlam on bin okur bulabilmesi büyük başarıdır. Batı ülkelerinde “best seller” denilen piyasa romanlarının satışı milyonlara varıyor. Orada da iyi yazarların kitapları bu sayının gene de çok altında kalıyor. Ama dünyanın aydın okurları tarafından tutulan, sevilen bir Montherland’ın, bir Faulkner’in, bir Moravia’nın, bir Huxley’in, Goethe’nin dilediği okur sayısını bulduklarını da unutmayalım. Devamını oku »
Tek Başına Mutlu Olmak! - Oktay Akbal
Mayıs 29, 2008 - OKTAY AKBAL
“Mutlu değiliz, öyleyse mutluluk diye bir şey yoktur, onu ancak özleyebiliriz.”
Anton Çehov, Üç Kız Kardeş adlı oyununda kahramanlarından birine böyle söyletir. Rusya taşrasının kasvetli gecelerinden birinde üç kız kardeş pencereden yağan kara bakar, bir anlam ararlar yaşamda, bir güzellik, bir değer… Bulamazlar, bulamayacaklardır da! Yalnız üç kız kardeş değil, Çehov’un bu oyunundan başka yapıtlarındaki kişiler de, “Tüm sanatçılar, düşünürler mutluluk diye bir şey ararlar, ararlar… Buldukları anda yitirirler. Daha doğrusu bir sis, bir düş olduğunu anlarlar sonunda. Mutluluk, bir arayış, bir özleyiş olmalı derler kendi kendilerine.” Devamını oku »
27 Mayıs ve Demokrasi… - Oktay Akbal
Mayıs 27, 2008 - OKTAY AKBAL
Gerçek demokrasinin temel koşullarını, vazgeçilmez kurumlarını ülkemize kazandıran 27 Mayıs 1960 devriminden bu yana tam 48 yıl geçti…
Kimileri şaşacak; 27 Mayıs bir asker darbesi değil miydi, üç genel seçim kazanmış koskoca bir iktidarı deviren; cumhurbaşkanından, başbakanından, yüzlerce milletvekiline kadar bir siyasetçi kadroyu idamlara, hapisliklere mahkûm eden, politika dışına iten bir olay, nasıl olur da gerçek demokrasinin öncülüğünü yapmış sayılır, diyecekler çoktur! Devamını oku »

