<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlk Kurşun Gazetesi &#187; Emre Kongar</title>
	<atom:link href="http://www.ilk-kursun.com/konu/cumhuriyet/emre-kongar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilk-kursun.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Sep 2010 08:20:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Referandum Neden Bölücü Oldu?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/referandum-neden-bolucu-oldu/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/referandum-neden-bolucu-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Sep 2010 06:23:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=55935</guid>
		<description><![CDATA[İster “Evetçi” olsun ister “Hayırcı”, hemen hemen bütün yazarlar referandum sürecinin ülkeyi böldüğü konusunda hemfikir… İster “Evet” çıksın, ister “Hayır”, referandum sonrası Türkiye’nin daha kamplaşmış, daha bölünmüş bir Türkiye olacağından hiç kimsenin kuşkusu yok. Neden böyle oldu? Niçin, aslında demokratik bir mekanizma olması gereken ama tarihte demokratik olduğu kadar otoriter rejimlerin aracı olarak da kullanılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İster “Evetçi” olsun ister “Hayırcı”, hemen hemen bütün yazarlar referandum sürecinin ülkeyi böldüğü konusunda hemfikir…<br />
<span id="more-55935"></span><br />
İster “Evet” çıksın, ister “Hayır”, referandum sonrası Türkiye’nin daha kamplaşmış, daha bölünmüş bir Türkiye olacağından hiç kimsenin kuşkusu yok.</p>
<p>Neden böyle oldu?</p>
<p>Niçin, aslında demokratik bir mekanizma olması gereken ama tarihte demokratik olduğu kadar otoriter rejimlerin aracı olarak da kullanılan referandum, Türkiye’deki bölünme ve kamplaşmaları keskinleştirdi?</p>
<p>***</p>
<p>Bu sorunun iki yanıtı var:</p>
<p>Birinci yanıt zaten sorunun içinde gizli:</p>
<p>Çünkü bu referandum demokratikleşmenin değil, otoriterleşmenin aracı olarak kullanılıyor!</p>
<p>Yüksek Yargı organlarının, özellikle de Anayasa Mahkemesi’nin siyasal iktidarın etkisine girmesi, demokratik düzenin temellerini tehdit ediyor:</p>
<p>Siyasal iktidar, referandumda önerdiği değişiklikler aracılığıyla zaten etkisinde olan HSYK’yi iyice denetime alacak ve bütün yargı mekanizmasını bağımlı hale getirecek.</p>
<p>Üstelik iktidarın eylemlerinin “Demokratik, Laik ve Sosyal Bir Hukuk Devleti” kavramına uygunluğunu denetlemekle görevli olan Anayasa Mahkemesi’ni de kendine tabi kılınca, artık demokrasi rafa kalkacak!</p>
<p>İşte bu referandumun bölünmeleri derinleştirmesinin, kamplaşmaları keskinleştirmesinin birinci nedeni bu:</p>
<p>İnsanlar artık, en temel hak ve özgürlüklerinin, canlarının, mallarının, hürriyetlerinin tehlikede olduğunu düşünmeye ve korkmaya başladılar.</p>
<p>Zaten AKP, bugüne kadarki uygulamalarıyla, bu konuda hiç de güvenilir olmadığını defalarca kanıtladı.</p>
<p>Bir de sonuç “Evet” çıkarsa insanlar artık, can, mal ve hürriyet kaygısına düşecek!</p>
<p>***</p>
<p>İkinci yanıt ise iktidarın referandum süreci sırasındaki eylem ve söylemlerinden kaynaklanıyor:</p>
<p>İnsanların varlıklarını tehdit eden:</p>
<p>“Bitaraf kalan bertaraf olur&#8230;”</p>
<p>İşadamlarını tehdit eden:</p>
<p>“Hayır çıkarsa işadamları beni aramasın&#8230;”</p>
<p>Vatandaşların akıllarına ve vatanperverliklerine yönelik:</p>
<p>“Hayır diyenin ya aklından bir zoru vardır ya da vatan sevgisiyle ilgili bir sıkıntısı vardır&#8230;”</p>
<p>Ve nihayet:</p>
<p>“Hayır diyenler darbecidir&#8230;”</p>
<p>Sözlerinin tümü faşist rejimlerin kullandığı “Nefret Söylemleridir”!</p>
<p>“Nefret söylemleri” genellikle faşist iktidarların kullandığı “Milli Düşman” kavramı üzerinden geliştirilen, taraftarlarını “vatan-millet-din-iman” ana temaları etrafında birleştirmeye yönelik sloganlardır.</p>
<p>“Milli düşman” kavramı üzerinden, otoriter bir “Milli Birlik ve Beraberlik” anlayışını yansıtır…</p>
<p>Hedefindeki düşmana hayat hakkı tanımaz…</p>
<p>Bu “Milli Düşmanı” bertaraf etmek için eyleme geçmeyi önerir!</p>
<p>Ne yazık ki AKP iktidarının liderinden, bakanından, parti sorumlusuna, medya destekçisine kadar, bütün kademelerinde egemen olan söylem budur.</p>
<p>Üstelik eylemlere baktığımızda da, artık insanları bunaltan “Evet” baskısının, afişlerden, devletin görevlisi olması gereken ama AKP üyesi gibi davranan vali ve kaymakamlara kadar her yerde egemen olduğunu görüyoruz.</p>
<p>Bu nedenle de, referandum, birleştirici, bütünleştirici, uzlaştırıcı demokratik bir sonuç değil, ayrımcı, bölücü, düşmanlaştırıcı bir sonuç doğuracaktır.</p>
<p>***</p>
<p>İşte bu iki neden bir arada, birbirlerini pekiştirerek, ülkedeki kamplaşmaları keskinleştiriyor.</p>
<p>AKP’nin daha işin başında bunu görmemiş olması olanaklı değildir.</p>
<p>Nitekim Değişiklik Paketi’nin de uzlaşmacı bir yöntemle değil, dayatmacı bir yöntemle oluşturulmuş bulunması, AKP’nin bu “kamplaşmayı” ve “bölünmüşlüğü” bilinçli bir strateji olarak tercih ettiği izlenimi vermektedir.</p>
<p>Referandumun sonucu ne olursa olsun, sanıyorum AKP iktidarı 2011 seçimlerinde de aynı stratejiyi uygulayacaktır!</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/referandum-neden-bolucu-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başbakan Referandum İçin Ağzından Baklayı Çıkardı</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/basbakan-referandum-icin-agzindan-baklayi-cikardi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/basbakan-referandum-icin-agzindan-baklayi-cikardi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 07:15:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=55634</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İzmit’te yaptığı mitingde referandumun asıl amacı konusunda ağzından baklayı çıkardı: 12 Eylül referandumu, rejimi dönüştürmek amacıyla planladıkları anayasa değişikliği için kilit olacakmış! 19 Ağustos tarihli haber şöyle: “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İzmit mitinginde yaptığı konuşmada, bu anayasa değişikliğinin daha kapsamlı bir anayasanın kilidi olacağını söyledi… ‘İnşallah 12 Eylül milat olacak. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İzmit’te yaptığı mitingde referandumun asıl amacı konusunda ağzından baklayı çıkardı:<br />
<span id="more-55634"></span><br />
12 Eylül referandumu, rejimi dönüştürmek amacıyla planladıkları anayasa değişikliği için kilit olacakmış!</p>
<p>19 Ağustos tarihli haber şöyle:</p>
<p>“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İzmit mitinginde yaptığı konuşmada, bu anayasa değişikliğinin daha kapsamlı bir anayasanın kilidi olacağını söyledi…</p>
<p>‘İnşallah 12 Eylül milat olacak. Hukuk, adalet sosyal devlet adına yeni bir başlangıç olacak. Daha kapsamlı bir anayasa için önemli bir adım olacak.</p>
<p>Bu yaptığımız değişiklik her şey değil. 2011 genel seçimlerini de farklı kazanacağız. Daha farklı, daha güçlü geleceğiz.</p>
<p>O zaman anayasa üzerinde yapacağımız değişiklik, o değişikliğin kilidini oluşturuyor.</p>
<p>Şimdi bu adımı atıyoruz.’…”</p>
<p>***</p>
<p>Sevgili okurlarım, böylece Başbakan, muhalefet partilerinin sürekli olarak vurguladıkları, benim de bu sütunda defalarca yazdığım bir gerçeği nihayet dile getirdi:</p>
<p>12 Eylül referandumu, çok daha geniş kapsamlı, rejim değişikliğine yönelik yeni bir AKP Anayasası’nın kilidini açacak!</p>
<p>Bir süre önce “Avcı’nın Kitabı ve Referandum” başlığıyla yazdığım yazıda AKP iktidarının bu referandumu niçin yaptığını ve kazanırsa nereye gitmeyi planladığını sormuş ve şöyle demiştim:</p>
<p>“Diyelim ki referandum sonucunda iktidar kazandı.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu da ele geçirdi…</p>
<p>Oradan nereye gidecek?</p>
<p>Bu sorunun yanıtı mutlaka AKP yöneticilerinin kafasında vardır…</p>
<p>Artık hedefin, başta Meclis’teki muhalefet olmak kaydıyla, bütün vicdanlı insanlar olmasından korkuyorum!”</p>
<p>İşte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu sorumun yanıtını açıkça verdi:</p>
<p>Hedef, kapsamlı bir anayasa değişikliğidir ve 12 Eylül referandumu bu kapsamlı değişikliğin kilidini açacaktır!</p>
<p>***</p>
<p>Yine aynı yazıda şöyle demiştim:</p>
<p>“Zaten maşallah, AKP, sekiz yıllık iktidarı sırasında her adımını hesaplı attı&#8230;</p>
<p>Yavaş yavaş işe başladı…</p>
<p>Bir kuyumcu sabrıyla hukuk düzenini kendi istediği biçime getirdi…</p>
<p>Ceza yasalarındaki değişiklikler…</p>
<p>İtirafçılara tanınan haklar…</p>
<p>Gizli tanıkların kullanılması…</p>
<p>Ve daha birçok ufak tefek(!) değişiklikler…</p>
<p>Yargılanmakta olan politikacıları kapsam dışı bırakan, affeden bazı genel değişiklikler…</p>
<p>Sonra yine ufak tefek(!) bazı suçlamalar, bazı davalar…</p>
<p>Bir de baktık ki, bu ufak tefek(!) değişiklikler sonunda ortaya, varlığı yasal olarak hâlâ kabul edilmemiş olan bir ‘Hayalet Örgüt’ çıktı:</p>
<p>Ergenekon…”</p>
<p>İşte şimdi AKP’nin aynı kuyumcu sabrı ve ustalığıyla bir başka projesi daha uygulamaya konuluyor:</p>
<p>Kapsamlı anayasa değişikliği!</p>
<p>Neden 12 Eylül referandumu bu değişikliğin kilidi?</p>
<p>Çünkü AKP’nin yapacağı değişiklikler, anayasanın temel ruhu olan “Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” anlayışına aykırı olacak ve bu nedenle bugünkü bağımsız Anayasa Mahkemesi’nden dönecek de ondan!</p>
<p>Önce Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştir…</p>
<p>Mahkemeyi kendine bağla…</p>
<p>Sonra anayasayı da istediğin gibi değiştir!</p>
<p>İşte 12 Eylül’de oylanacak olan AKP projesi budur!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/basbakan-referandum-icin-agzindan-baklayi-cikardi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hanefi Avcı, Gülen Cemaati, Ergenekon ve Referandum</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/hanefi-avci-gulen-cemaati-ergenekon-ve-referandum/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/hanefi-avci-gulen-cemaati-ergenekon-ve-referandum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:32:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=55371</guid>
		<description><![CDATA[Hanefi Avcı’nın, iktidar yandaşı ve Gülen Cemaati’nin denetiminde olan medya tarafından görmezden gelinen veya karalanan kitabı, insanların şaşkınlıktan ve korkudan dudağını uçuklatan iddialar içeriyor. Bu kitap bugün, bugün olmazsa yarın mutlaka, ama mutlaka yeni soruşturmalara, yeni iddialara ve yeni yargılamalara yol açacaktır. Ok yaydan çıkmıştır&#8230; Kitap yayımlanmış&#8230; İddialar, somut olaylar, isim ve makamlar belirtilerek ortaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hanefi Avcı’nın, iktidar yandaşı ve Gülen Cemaati’nin denetiminde olan medya tarafından görmezden gelinen veya karalanan kitabı, insanların şaşkınlıktan ve korkudan dudağını uçuklatan iddialar içeriyor.<br />
<span id="more-55371"></span><br />
Bu kitap bugün, bugün olmazsa yarın mutlaka, ama mutlaka yeni soruşturmalara, yeni iddialara ve yeni yargılamalara yol açacaktır.</p>
<p>Ok yaydan çıkmıştır&#8230;</p>
<p>Kitap yayımlanmış&#8230;</p>
<p>İddialar, somut olaylar, isim ve makamlar belirtilerek ortaya dökülmüştür.</p>
<p>Bunların üstünü belki bugün örtebilir, görmezden gelebilirsiniz&#8230;</p>
<p>Ama yarın bunların mutlaka soruşturması yapılacak, hesabı yargı önünde sorulacaktır!</p>
<p>Tabii geleceğin Türkiyesi’nde bağımsız yargı diye bir kurum kalırsa!</p>
<p>(AKP’nin referanduma bir “ölüm kalım meselesi” gibi böyle canhıraş bir biçimde asılmasının sebebi nedir acep?)</p>
<p>***</p>
<p>Sevgili okurlarım, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, AKP hakkında Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası açıldığında partinin ileri gelenleri bu davanın “Ergenekon” davasına karşı açıldığını öne sürmüşlerdi.</p>
<p>Pek çok kişi buna karşı çıkmış, “Ne ilgisi var” demişti.</p>
<p>Ben de bunların arasındaydım.</p>
<p>Ne yazık ki AKP’nin, adına Ergenekon denilen bu dava ile ne yapmak istediğini o sırada görememişiz.</p>
<p>Meğerse AKP’nin Türkiye’yi dönüştürme projesinin en önemli aracı bu dava imiş.</p>
<p>Tabii kendileri bunu bildiklerinden, “Biz yargıyı egemenliğimiz altına almadan, Türkiye’yi dönüştüremeden, yargı bizi kapatmak istiyor” diye düşündükleri için ortaya atılmışlardı.</p>
<p>Zaten sonra da bu görüşlerinden çark ettiler.</p>
<p>Çünkü benim gibi hayal gücü sınırlı insanların, AKP iktidarının “Ergenekon Davası” ile ne yapmak istediğini anlayamadıklarını fark etmişler ve kamuoyunu uyandırmamak için susmuşlardı.</p>
<p>İşte Hanefi Avcı’nın kitabı, AKP’nin, Gülen Cemaati’nin desteğiyle, Ergenekon denilen davayı nasıl Türkiye’yi dönüştürmek için kullandığının ipuçlarını veriyor.</p>
<p>Bugüne kadar Ergenekon denilen davaların sadece askerler, eğitim kurumları ve medya üzerinde odaklandığı düşünülüyordu.</p>
<p>Hedefte bağımsız yargının da bulunduğunu kimse fark edememişti.</p>
<p>Erzincan Savcısı İlhan Cihaner’e yapılan operasyon bu hedefi açığa çıkaran ilk belirtilerden biriydi.</p>
<p>Sonra, gazete ve internet manşetlerine düşen yasadışı gayrimeşru dinleme kayıtları, savcıları, yargıçları ve özellikle yüksek yargı mensuplarını da kapsamaya başlayınca, sorun iyice açığa çıktı.</p>
<p>Şimdi artık son noktaya gelindi:</p>
<p>Referandum ile yargıya kesin darbe indirilmek, yargı bağımsızlığına son verilmek isteniyor.</p>
<p>Bundan bir sonraki aşamayı düşünmek bile istemiyorum!</p>
<p>***</p>
<p>Avcı, kitabının pek çok yerinde, medya tarafından başarıyla saptırılan ve adına haksız ve hukuksuz yere “Ergenekon Davası” denilen Silivri’deki dava (veya davalar) hakkında oldukça net ve kesin bilgiler veriyor.</p>
<p>1) Ergenekon denilen davanın arkasında Gülen Cemaati var:</p>
<p>“&#8230;arka planda cemaat tarafından desteklenen, yürütülmekte olan Ergenekon operasyonları dolayısıyla&#8230;” (s.473)</p>
<p>2) İstanbul ve Ankara Başsavcıları bu operasyon dolayısıyla dinlenmiş:</p>
<p>“O da (Ankara Başsavcısı Hüseyin Poyrazoğlu) Ergenekon Örgütü üyesi olmaktan İstanbul Başsavcısı gibi dinlenmişti.” (s.487)</p>
<p>3) Ergenekon konusunda polisi, cemaat yönlendiriyor:</p>
<p>“Polisin istihbarat birimlerindeki Ergenekon’u ortaya çıkarma çabasına, tüm büyük ve vahim olayları Ergenekon’a bağlama şeklindeki cemaatten gelme anlayış eklenince bir anda Danıştay olayı ciddi hiçbir delile dayanmadan Ergenekon örgütüne bağlandı.” (s.505)</p>
<p>4) Ergenekon davasında kesin ve net olarak yanlış iddialar vardır:</p>
<p>“Ergenekon davasında ortaya konan iki konu çok kesin ve net olarak yanlış ve mantıksızdır:</p>
<p>PKK, Dev-Sol, Hizbullah gibi örgütleri Ergenekon’un yönettiği iddiası yanlıştır. Böyle bir şeyin gerçek olamayacağını aklı ve mantığı olan herkese ben iki kere iki dört eder kesinliğinde ispatlayabilirim.</p>
<p>Danıştay 2. Dairesi’ne yapılan silahlı saldırı, Hrant Dink’in öldürülmesi, Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı gibi olayların görünen bugünkü faillerinden başka Ergenekon veya benzeri gruplar tarafından yapılmış olacağına mevcut deliller ve olayların oluş biçimine bakarak kimse beni ve makul birini ikna edemez. Bu iddialar zorlamadır.” (s.532)</p>
<p>5) Ergenekon davası, hâkim ve savcıların dinlenmesi ve tabii üzerlerinde baskı kurulması için bahane olarak kullanılmıştır:</p>
<p>“Bu kadar hâkim ve savcının, hele il savcılarının sudan bahanelerle dinlenmesi, Ergenekon örgütü iddiaları ile dinledik, adalet müfettişleri istedi vs. denerek öyle kolayca geçiştirilecek bir şey değildir.” (s.578)</p>
<p>***</p>
<p>Avcı’nın kitabı, ışık tuttuğu pek çok sorunla birlikte, 12 Eylül referandumunun asıl amacını da açığa çıkarmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/hanefi-avci-gulen-cemaati-ergenekon-ve-referandum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Referandum: Korku İmparatorluğu’nun &#8230;?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/referandum-korku-imparatorlugu%e2%80%99nun/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/referandum-korku-imparatorlugu%e2%80%99nun/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 06:42:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=55196</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili okurlarım… Bugünkü yazımın başlığını atamadım! *** Önce “Referandum: Korku İmparatorluğu’nun Meşrulaştırılması” başlığını koydum… Ama sonra düşündüm ki, “… Meşrulaştırılması” başlığı uygun değil. Çünkü “meşrulaştırma” sözcüğü doğru değil! Referandumda halkoyunun çoğunlukla “Evet” demesi bile bu Anayasa Değişiklik Paketi’ni “meşrulaştırmayacak” ki! Hiç kimse “Halkı küçümsüyorsun” ya da “Milli iradeye saygı göstermiyorsun” gibi bahanelere sığınmasın: İşte önümüzdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili okurlarım…</p>
<p>Bugünkü yazımın başlığını atamadım!<span id="more-55196"></span></p>
<p>***</p>
<p>Önce “Referandum: Korku İmparatorluğu’nun Meşrulaştırılması” başlığını koydum…</p>
<p>Ama sonra düşündüm ki, “… Meşrulaştırılması” başlığı uygun değil.</p>
<p>Çünkü “meşrulaştırma” sözcüğü doğru değil!</p>
<p>Referandumda halkoyunun çoğunlukla “Evet” demesi bile bu Anayasa Değişiklik Paketi’ni “meşrulaştırmayacak” ki!</p>
<p>Hiç kimse “Halkı küçümsüyorsun” ya da “Milli iradeye saygı göstermiyorsun” gibi bahanelere sığınmasın:</p>
<p>İşte önümüzdeki örnek:</p>
<p>Yüzde 92 oyla kabul edilen 1982 Anayasası!</p>
<p>Başta bugünkü referandumu hazırlayan AKP olmak üzere, pek çok çevre ve kişi, halkın yüzde 92 oyuyla kabul edilen 1982 Anayasası’nı “Kabul edilemez”, üstelik de “Yapanlarının yargılanmaları ve cezalandırılmaları gereken” gayri meşru bir anayasa metni olarak ilan etmedi mi?</p>
<p>Herkes de bu yargıda mutabık değil mi!</p>
<p>***</p>
<p>Sonra, “Referandum: Korku İmparatorluğu’nun Yasallaştırılması” başlığını kullanayım dedim.</p>
<p>Fakat yine düşündüm ki, “Yasallaştırılması” sözcüğü de yanlış anlamalara yol açabilir.</p>
<p>Çünkü halkımız, “Yasal” ile “Meşru” kavramlarını birbirine karıştırıyor.</p>
<p>Sanki her “yasal” olan “meşru” imiş gibi….</p>
<p>Oysa yeniden 1982 Anayasası’na dönelim:</p>
<p>Bırakın Meclis’te egemen olan iktidar partisinin dayatmayla geçirdiği “yasaları&#8230;”</p>
<p>Halkın yüzde 92 oyuyla bile onaylansa, “yasal” bir metin “meşru” olmayabiliyor!</p>
<p>***</p>
<p>Bu yazıyı bir tatil beldesinde yazıyorum.</p>
<p>İstanbul’daki sistematik sabah yürüyüşlerimi, burada deniz kenarında dalga hışırtıları arasında, yalınayak, kimi zaman denizde, kimi zaman kumda yürüyerek yapıyorum.</p>
<p>Bu yürüyüşlerim sırasında eski CHP milletvekili Nurettin Karsu ile karşılaştım.</p>
<p>Evi tam benim yürüyüş yolumun üzerinde.</p>
<p>Yürüyüşümün birinci saatinin sonunda onun evinin önünden ileri doğru geçiyorum, kırk dakika kadar sonra, dönüş yolumda Karsu’nun verandasında bir fincan sıcak su ve bir türlü vazgeçemediğim tutkum olan bir fincan sade Türk Kahvesi eşliğinde nefesleniyorum.</p>
<p>Bu sabah, Karsu’nun eşi, çocukları, torunları ve benle konuşmak için davet ettiği kardeşleri, yeğenleri ve eşleri ile, mütevazı ama gönül zenginliğiyle ve çok çeşitli peynirle bezenmiş bir kahvaltı sofrasında sohbet ederken, yazımın başlığı konusundaki sıkıntımı dile getirdim.</p>
<p>Nurettin Karsu, “Korku İmparatorluğu Anadolu’yu Ele Geçiriyor” başlığını önerdi.</p>
<p>Ben henüz referandum sürecinin sonucu bilinmediği için bu başlığı biraz kötümser buldum.</p>
<p>Sonunda, yukarda gördüğünüz gibi başlığı üç nokta ile yazıp sonucu değerli okurlarımın takdirine bıraktım.</p>
<p>***</p>
<p>Referandum konusundaki en güzel yazılardan birini 31 Ağustos tarihinde Ertuğrul Özkök yazdı:</p>
<p>Referandum’daki oyunu “Hıyar” (dikkat “Hayır” değil, “Hıyar”) diye açıklayan bu yazıyı okumayan varsa lütfen internetten bulup okusun.</p>
<p>***</p>
<p>Referandumda “Evet” çıkarsa, Korku İmparatorluğu tüm ülkeye ve geleceğimize egemen olacak…</p>
<p>Geleceğin Aydınlık Türkiyesi’ne, Hukuk Devletine, Demokrasiye olan inancımız, çocuklarımızın, belki de torunlarımızın gelecekleri, bu Korku İmparatorluğu’nun ipoteği altına girecek…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/referandum-korku-imparatorlugu%e2%80%99nun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişiklik Paketindeki Açık ve Gizli Sivil Darbe Maddeleri</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/degisiklik-paketindeki-acik-ve-gizli-sivil-darbe-maddeleri/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/degisiklik-paketindeki-acik-ve-gizli-sivil-darbe-maddeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 06:45:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54898</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili okurlarım, hemen hemen herkes iktidarın yargıya yönelik sivil darbesine ilişkin açık referandum maddelerini biliyor: 1) Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis tarafından yapılacak üye seçimleri aracılığıyla, iktidarın organı haline getiriliyor. Bu öneri başlı başına, demokratik rejime karşı bir sivil darbe maddesidir. Çünkü İkinci Dünya Savaşı’na yol açan Faşizm felaketini yaşayan dünya, bu trajediyi bir daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili okurlarım, hemen hemen herkes iktidarın yargıya yönelik sivil darbesine ilişkin açık referandum maddelerini biliyor:<br />
<span id="more-54898"></span><br />
1) Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis tarafından yapılacak üye seçimleri aracılığıyla, iktidarın organı haline getiriliyor.</p>
<p>Bu öneri başlı başına, demokratik rejime karşı bir sivil darbe maddesidir.</p>
<p>Çünkü İkinci Dünya Savaşı’na yol açan Faşizm felaketini yaşayan dünya, bu trajediyi bir daha yaşamamak için anayasa mahkemelerini demokratik rejimlerin vazgeçilmez denetim organı yapmıştır:</p>
<p>Kimdir ya da nedir anayasa mahkemelerinin demokratik rejim adına denetleyeceği?</p>
<p>Denetlenecek makam iktidardır…</p>
<p>Denetlenecek konular iktidarın eylemleridir.</p>
<p>Böylece dünya, demokratik rejimin boşluklarından yararlanarak seçim sistemini çoğunluk diktatörlüğü için istismar edecek iktidarların önünü kesmeyi amaçlamıştır.</p>
<p>Başbakan’ın şikâyet ettiği konu da zaten tam budur:</p>
<p>Yargının iktidar üzerindeki denetiminden açıkça yakınmakta ve bunu ortadan kaldırmayı amaçladıklarını belirgin bir biçimde vurgulamaktadır.</p>
<p>Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi’nin iktidarın etkisi altına sokulması, demokrasinin en önemli güvencelerinden birinin ortadan kaldırılması, demokratik rejimin tasfiyesi anlamına gelmektedir.</p>
<p>2) Tüm yargı sistemini oluşturan ve denetleyen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun işleyişi, Adalet Bakanı’nın denetimi altına konulmaktadır.</p>
<p>HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in ve üye Ali Suat Ertosun’un defalarca dile getirdikleri gibi bütün savcı ve yargıçların kaderi, bu paketteki değişikliklerle, Adalet Bakanı’nın iki dudağı arasına terk ediliyor.</p>
<p>Böylece demokratik rejimlerin vazgeçilmez ilkesi olan yargı bağımsızlığı da bir sivil darbe ile yok ediliyor.</p>
<p>***</p>
<p>Değişiklik Paketi ile amaçlanan sivil darbenin bir de gizli maddeleri var:</p>
<p>1) HSYK üyeleri dört yıl için seçiliyor.</p>
<p>Yani dört yıl sonra bu üyeler kendi normal görevlerine dönecekler.</p>
<p>Hangi görevlerine:</p>
<p>Doğrudan Adalet Bakanı’nın denetimi altındaki görevlerine!</p>
<p>Gelecekleri doğrudan Adalet Bakanı’nın takdirine bağlı olan kişiler, HSYK üyesi oldukları süre içinde, ne ölçüde tarafsız veya muhalif fikir söyleyebilirler ki?</p>
<p>2) Değişiklik paketi, kişisel verilerin korunmasını sözde güvenceye alıyor.</p>
<p>Öneri dikkatle okunduğu zaman, açıkça görülüyor ki, Anayasa’daki değişiklik ile aslında kişisel veriler korunmuyor, tam tersine bu verilerin iktidar tarafından işlenme ve kullanılmasının yolları açılıyor.</p>
<p>Çünkü Anayasa Değişikliği, kişisel verilerin işlenme ve kullanılmasını iktidarın çıkaracağı kanunlara bağlıyor.</p>
<p>Yani anayasal korumayı, doğrudan iktidarın insafına bırakıyor.</p>
<p>Orhan Erinç bu konuda pek çok kez yazdı.</p>
<p>En son olarak 26 Ağustos tarihli yazısında, kişisel verilerin korunmasının kanunlarla düzenleneceği hükmünün getireceği sakıncaları bir kez daha vurguladı.</p>
<p>3) Değişiklik Paketi’nin içinde yer alan “Kamu Denetçiliği Kurumu” da, hem yargı mekanizmalarını es geçerek hem de kurumun iktidar tarafından oluşturulacak üyeleri yoluyla, vatandaşların başvurularında iktidarın siyasal etkisini egemen kılıyor, üstelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurunun yollarını zorlaştırıyor.</p>
<p>4) Anayasa Mahkemesi’ne kişisel başvuru hakkının tanınması da bir yandan vatandaşa bir güvence gibi sunulurken öte yandan zaten iktidar denetiminde olan mahkemenin işlerini son derece yoğunlaştıracağı ve “geç kalmış adalet” sorunu yaratacağı gibi, ayrıca bu süreç de bireylerin AİHM’ye başvurmasını zorlaştırıcı bir madde olarak dikkatleri çekiyor.</p>
<p>Erinç bu konuyu da 21 Ağustos tarihli yazısında dile getirdi ama, kamuoyunda fazla bir yankı uyandıramadı ne yazık ki…</p>
<p>Çünkü iktidar büyük bir başarıyla, referandum tartışmalarını, bu değişikliklerle hiç ilgisi olmayan konulara çekiyor.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun canını dişine takan çabaları toplumda önemli yankılar buluyor, fakat bu teknik konular üzerinde fikir yürütmesi, kamuoyunu aydınlatması gereken uzmanlar, hocalar, hukukçular nedense(!) pek suskun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/degisiklik-paketindeki-acik-ve-gizli-sivil-darbe-maddeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CHP-AKP Farkı: Dayatmaya Karşı Uzlaşma ve Mutabakat!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/chp-akp-farki-dayatmaya-karsi-uzlasma-ve-mutabakat/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/chp-akp-farki-dayatmaya-karsi-uzlasma-ve-mutabakat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 08:12:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54611</guid>
		<description><![CDATA[Ülkenin sorunları belli&#8230; Bunları çözmek için önerilen seçenekler yıllardır tartışılıyor&#8230; Dolayısıyla çözüm üretmek için allame-i cihan veya dâhi olmaya gerek yok… Asıl gerekli olan, çeşitli seçenekler arasında seçim yapabilmek için “vizyon” denilen siyasal görüş! Ve tabii ki çözüm kararlılığı ve temsil gücü! “Temsil gücünden” kastım, seçimlerde alınan oy değil… Herhangi bir sorunda, ilgili bütün tarafları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkenin sorunları belli&#8230;<br />
<span id="more-54611"></span><br />
Bunları çözmek için önerilen seçenekler yıllardır tartışılıyor&#8230;</p>
<p>Dolayısıyla çözüm üretmek için allame-i cihan veya dâhi olmaya gerek yok…</p>
<p>Asıl gerekli olan, çeşitli seçenekler arasında seçim yapabilmek için “vizyon” denilen siyasal görüş!</p>
<p>Ve tabii ki çözüm kararlılığı ve temsil gücü!</p>
<p>“Temsil gücünden” kastım, seçimlerde alınan oy değil…</p>
<p>Herhangi bir sorunda, ilgili bütün tarafları kapsayacak, herkesi memnun edecek, hukuka, demokrasiye, insan haklarına, Anayasa’ya uygun çözümler bakımından, “temsil gücünden” söz ediyorum.</p>
<p>Yüzde 90 oy alarak iktidar olabilirsiniz ama kritik bir ülke sorunu hakkında çeşitli tarafların sadece biri lehine dayatmacı bir tavır koyarsanız, veya anayasayı ya da insan haklarını ihlal ederseniz&#8230;</p>
<p>Bir kesimin dışındaki bütün tarafları düşman görür ve onları kin ve nefret ile bir kamplaşmaya iterseniz&#8230;</p>
<p>O sorunun çözümüyle ilgili olarak “temsil gücünüz” var denilemez!</p>
<p>Böyle durumlarda tek taraflı ve dayatmacı olarak kullanılan sayısal temsil gücü, ne yazık ki bir sorunun çeşitli tarafları arasındaki sorunları çözmek yerine derinleştirir, müzminleştirir, tarafları kemikleştirir ve düşmanlaştırır.</p>
<p>Böylece demokrasinin ana kuralı olan “farklı nitelik ve görüşteki insanların eşit haklar bağlamında bir arada yaşama iradesi” zedelenir.</p>
<p>Bu zedelenme sonucunda da o ülke de, o halk da, o rejim de yara alır.</p>
<p>Ne yazık ki AKP iktidarı sürekli olarak bu yanlışa düşmektedir.</p>
<p>***</p>
<p>Türkiye son sekiz yıldır tam anlamıyla “tek taraflı bir dayatma” yöntemi kullanan AKP iktidarına tanık oldu.</p>
<p>“Dediğim dedik” anlayışıyla, bırakın çeşitli toplumsal sınıf, katman ve grupları, Meclis’teki muhalefet partilerini bile yok sayan bir uygulama ile karşı karşıyayız.</p>
<p>AKP, sekiz yıldır büyük bir inatla uygulamaya koyduğu “Türkiye’yi dönüştürme” projesini kendi yandaşları ve dış müttefikleri dışında kimseyle görüşmeden, danışmadan ve tabii uzlaşmadan, uygulamaya devam ediyor.</p>
<p>Çok kısa zamanda tam bir fiyaskoyla sonuçlanan “Kürt Açılımı” başta olmak üzere, bütün açılımlarda ve en son Anayasa Değişikliği Paketi referandumunda da aynı yöntemi gördük, görüyoruz.</p>
<p>AKP kendi liderliği ve kendi kurmayları ile hazırladığı, yandaşları ile tartıştığı çözümleri, Meclis’teki sayısal temsil gücüne dayanarak, sürekli bir biçimde tek taraflı dayatıyor.</p>
<p>Ama sonuçlar hiç de halk ve rejim lehine olmuyor:</p>
<p>Kamplaşmalar artıyor&#8230;</p>
<p>Düşmanlıklar oluşuyor&#8230;</p>
<p>Oluşmakla da kalmıyor, bu düşmanlıklar kemikleşiyor!</p>
<p>***</p>
<p>İşte rejimi çıkmaza, tarafsızları ve muhalifleri de umutsuzluğa iten bu dayatmacı tutuma karşı, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ve Bilim Kurulu Başkanı Prof. Sencer Ayata’nın açıklamaları yepyeni bir umut doğurdu:</p>
<p>Her sorunda, taraflar arasında bir uzlaşma arayacaklarını, toplumsal mutabakat üzerinden çözümler oluşturacaklarını belirtiyorlar.</p>
<p>Türban sorunundan Anayasa değişikliğine, Kürt sorunundan işsizliğe kadar bütün kritik sorunlarda bu iki sihirli sözcük CHP’nin genel politikalarını halkın bir umut olarak görmesine yol açtı:</p>
<p>“Uzlaşma”&#8230;</p>
<p>Ve “Toplumsal mutabakat”!</p>
<p>Bu iki sihirli sözcük aslında demokratik rejimin, demokratik felsefenin, çağdaş çoğulcu demokratik iktidar uygulamalarının olmazsa olmazıdır…</p>
<p>Aynı zamanda Türk halkının susadığı bir “çözüm yöntemidir”!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/chp-akp-farki-dayatmaya-karsi-uzlasma-ve-mutabakat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hanefi Avcı Silivri’ye mi Geliyor?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/hanefi-avci-silivri%e2%80%99ye-mi-geliyor/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/hanefi-avci-silivri%e2%80%99ye-mi-geliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 07:17:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54346</guid>
		<description><![CDATA[Hanefi Avcı’nın gündeme bir bomba gibi düşen kitabı üzerine bomba gibi bir haber daha: Silivri’deki davalarda görevli olan Cumhuriyet savcılarından Mehmet Ali Pekgüzel, kitaptaki Danıştay saldırısıyla ilgili iddialar nedeniyle Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın, medyanın “Birinci (kaç dava var artık ben de karıştırıyorum) Ergenekon Davası” adını taktığı davada tanık olarak dinlenilmesini talep etmiş. Mahkeme heyeti bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hanefi Avcı’nın gündeme bir bomba gibi düşen kitabı üzerine bomba gibi bir haber daha:<br />
<span id="more-54346"></span><br />
Silivri’deki davalarda görevli olan Cumhuriyet savcılarından Mehmet Ali Pekgüzel, kitaptaki Danıştay saldırısıyla ilgili iddialar nedeniyle Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın, medyanın “Birinci (kaç dava var artık ben de karıştırıyorum) Ergenekon Davası” adını taktığı davada tanık olarak dinlenilmesini talep etmiş.</p>
<p>Mahkeme heyeti bu talebi, Danıştay saldırısıyla ilgili tanıkların dinlenilmesinden sonra değerlendirecekmiş.</p>
<p>***</p>
<p>İster misiniz Hanefi Avcı, tanık olarak çağrıldığı Silivri’deki davada, sanık durumuna düşsün&#8230;</p>
<p>Türkiye’de yaşanmamış bir olay değil, tanıklıktan sanıklığa terfi etmek!</p>
<p>Ayrıca sanık olduğu andan itibaren gözaltına da alınabilir&#8230;</p>
<p>İster misiniz (Allah göstermesin) kendisini bir anda Silivri’deki hücrelerden birinde buluversin!</p>
<p>Ne demişler:</p>
<p>“Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz!”</p>
<p>Tabii bu yazdıklarım işin şaka tarafı.</p>
<p>Ama Türkiye’de işler öylesine çığırından çıktı ki, şaka gibi gerçekler pek çok kişinin hayatını karartıyor.</p>
<p>Prof. Mehmet Haberal da tutukluluk süresinde 500 günü doldurdu.</p>
<p>Bu vesileyle yayımladığı mesajda şöyle diyordu:</p>
<p>“Bugün bütün özgürlüklerimin hiçbir yasal gerekçe gösterilmeden GASP edilmesinin 500. Günü.</p>
<p>Ben 12 Eylül 1980 öncesi anarşi ortamını yaşadım.</p>
<p>İhtilal sonrası ise antidemokratik uygulamalara karşı Üniversite grubu kurdum. Yasaklı liderlere konferanslar verdirdim.</p>
<p>Aydınlar dilekçesine imza attım, ve Sıkıyönetim Mahkemesi’nde ifade verdim. Üniversiteden disiplin cezası aldım.</p>
<p>1987 referandumunda siyasi yasakların kalkması için alenen ve kapı kapı dolaşarak bütün imkânlarımı kullandım.</p>
<p>Yıllardır ülkemiz demokrasiyle yönetiliyor ama yıllar önce TBMM kürsüsünden İsmet Paşa’nın söylediği gibi özellikle son yıllarda ülkemiz İFTİRA rejimine doğru hızlı bir şekilde gidiyor. Bunun sonucudur ki beş yüz gündür hiçbir yasal gerekçe gösterilmeksizin bütün özgürlüklerim maalesef sivil bir yönetim döneminde gasp edilmiştir.</p>
<p>Böyle bir durumu sivil bir yönetim döneminde yaşamamızı ülkemize ve demokrasimize yakıştıramadığımı, yaptıran ve yapanları kınadığımı Aziz Milletimize Saygıyla sunuyorum.”</p>
<p>***</p>
<p>Hanefi Avcı’nın Silivri’ye tanık olarak çağrılmasının ciddi tarafına gelirsek, aslında buna pek de gerek yok&#8230;</p>
<p>Çünkü Avcı, kitabında zaten bu konuda söyleyeceklerini söylemiş:</p>
<p>“Danıştay olayında faillerin Ergenekon’la ilişkilendirilmesini Ahmet ve Şammaz, yani İstanbul Emniyet İstihbarat Şubesi desteklememiştir.</p>
<p>Bunun yanlış olduğunu, eldeki delillerle böyle bir bağlantının kurulamayacağını, aksine Alparslan Arslan’ın her eylemden önce ve sonra İstanbul’daki Şeyh Salih Kurter ile irtibat kurduğunu, Arslan’ın telefon HTS raporları iyi okunursa bu irtibatın daha tutarlı olduğunun görüleceğini savunmuşlardı.</p>
<p>Aslında işte o gün Ahmet’in İstanbul’dan alınması gerektiğine karar verildiği kanaatindeyim.</p>
<p>Ankara, Danıştay olayı ile Ergenekon bağlantısını kurmak istiyordu. Delilin olup olmaması önemli değildi, onlar bunu istiyordu o kadar.” (s. 433)</p>
<p>Kitabın 504 ile 508’inci sayfaları Danıştay cinayetine ayrılmış.</p>
<p>Bu sayfalardaki ifadelerden bir örnek:</p>
<p>“Ankara polisi olayın faili olarak Alparslan Arslan’ın arkasında Muzaffer Tekin ve Ergenekon’la bağlantılı bir örgütün olduğunu söylerken, yakalanan tüm kişilerin yaşadığı yer itibarıyla olayı inceleyen İstanbul polisi, daha doğrusu İstanbul istihbarat birimi olayın failinin arkasında Ergenekon değil, Şeyh Salih Kurter olduğunu ileri sürüyordu.</p>
<p>Ankara artık gerçeği bulmak yerine, olayın Ergenekon’la bağlantısını kurmak için her şeyi ve her yöntemi denemeye başladı.</p>
<p>Gerekirse her şeyi çarpıtarak kullanmak normal kabul edilir hale geldi.” (s. 506)</p>
<p>Görülüyor ki Avcı, Silivri’deki iddianamelerin temel mantığına karşı.</p>
<p>Zaten bunların Gülen Cemaati tarafından saptırıldığını söylüyor.</p>
<p>Kitapta varlığı hâlâ mahkeme kararıyla saptanamamış olduğu için benim “Hayalet Örgüt” adını verdiğim Ergenekon’la da ilgili çok görüş var.</p>
<p>Onlar da bir başka Pazar’a!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/hanefi-avci-silivri%e2%80%99ye-mi-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilge Bir İstihbaratçıdan Gülen Cemaatine Öğütler</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/bilge-bir-istihbaratcidan-gulen-cemaatine-ogutler/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/bilge-bir-istihbaratcidan-gulen-cemaatine-ogutler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 04:46:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54248</guid>
		<description><![CDATA[Felsefe yapmak&#8230; Yaşamın anlamını, insanın, dünyanın, evrenin sırrını sorgulamak. *** İnsan genel olarak yaşamı, özel olarak kendi yaşamını ne zaman sorgular? Ne zaman entelektüel bir meraktan değil de, içinde bulunduğu koşulların zorlamasıyla bir iç ve dış hesaplaşmaya yönelir? Vicdanıyla barışık olduğu zaman mı… Vicdanıyla ters düştüğü zaman mı? Yaşamın başında mı… Ortasında mı… Sonunda mı? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Felsefe yapmak&#8230;<span id="more-54248"></span></p>
<p>Yaşamın anlamını, insanın, dünyanın, evrenin sırrını sorgulamak.</p>
<p>***</p>
<p>İnsan genel olarak yaşamı, özel olarak kendi yaşamını ne zaman sorgular?</p>
<p>Ne zaman entelektüel bir meraktan değil de, içinde bulunduğu koşulların zorlamasıyla bir iç ve dış hesaplaşmaya yönelir?</p>
<p>Vicdanıyla barışık olduğu zaman mı…</p>
<p>Vicdanıyla ters düştüğü zaman mı?</p>
<p>Yaşamın başında mı…</p>
<p>Ortasında mı…</p>
<p>Sonunda mı?</p>
<p>Ölüme çok uzak olduğunu sandığı anlarda mı…</p>
<p>Ölümü hiç düşünmediği zaman mı…</p>
<p>Ölümün yaklaştığını duyumsadığı zaman mı?</p>
<p>***</p>
<p>Bir ideale inanmak…</p>
<p>Bir yola baş koymak…</p>
<p>Bir cemaatin, bir grubun, bir hücrenin, bir örgütün içinde yetişmek…</p>
<p>Onun mütevazı bir hizmetkârı olmak…</p>
<p>Dünya nimetlerine değil, cemaatin, örgütün hedeflerine, manevi değerlere, insanlık ideallerine önem vermek…</p>
<p>Yaptığı işlerin, daha adil, daha mutlu, daha müreffeh bir düzen için Allah’a, insanlığa, kendi toplumuna hizmet olduğuna iman etmek…</p>
<p>En yüksek mevkilere, iktidarın en yetkin biçimde kullanılabildiği, insanların kaderlerini etkileyen görevlere gelmek…</p>
<p>Emniyetçi, hukukçu, istihbaratçı, yargıç, savcı, polis olmak…</p>
<p>İnsanların canlarına, mallarına, özgürlüklerine ilişkin kararlar vermek…</p>
<p>İnsanları karalamak, aklamak, mahkûm ettirmek, beraat ettirmek, hapse atmak, özgürlüğüne kavuşturmak…</p>
<p>Bütün bunlara ortam hazırlamak ya da bizzat uygulama kararları vermek…</p>
<p>Adeta, Hakk’ın, adaletin, ideallerin yeryüzündeki temsilciliğine soyunmak…</p>
<p>Ve bir gün bütün bunların boş olduğunu, yalan olduğunu, hiçbir işe yaramadığını ve hatta kötüye kullanıldığını görmek…</p>
<p>Vicdanın sesini yükselttiği o anı yaşamak…</p>
<p>Ve sorgulamaya başlamak!</p>
<p>İşte Hanefi Avcı’yı istihbaratçı bir polis müdürlüğünden, bir bilgeliğe taşıyan sürecin kısa tarihi budur.</p>
<p>***</p>
<p>Avcı’nın kitabı çeşitli düzlemlerde okunabilir:</p>
<p>Bir istihbaratçının anıları, itirafları, iddiaları olarak da…</p>
<p>Kendini sorgulayan bir bilgenin yazdığı bir felsefe metni olarak da!</p>
<p>Ben iki türlü de okudum…</p>
<p>İki kez.</p>
<p>Bu kitap hakkında yazdığım üçüncü yazı bu.</p>
<p>İlerde yine yazacağım.</p>
<p>Bugün kitabın 573’üncü sayfasındaki “Cemaati Yönetenlere…” ara başlığını taşıyan bölümden bazı satırlar aktarmak istiyorum…</p>
<p>Gülen Cemaati’nin bunları dikkate alacağını tahmin ettiğim için değil…</p>
<p>Cemaate inanmış olan ve bu inancını birçok alanda hâlâ sürdürdüğünü söyleyen ama vicdanının sesine kulak tıkayamayan bir insanın söylediklerine örnek olarak…</p>
<p>Vicdanlı pek çok Emniyet mensubunun, savcının, yargıcın dikkatini çekmek için:</p>
<p>“Fakat komplo kurmak, suç uydurmak, iftira atmak, tuzağa düşürmek vicdana sığar mı?</p>
<p>Bunları yapmıyoruz diyemezsiniz.</p>
<p>Birçok kişi, hatta en güvenilir olanlar, size bunları yazdılar, anlattılar, kendi mensuplarınız alenen iftira edildiğini söylüyorlar.</p>
<p>Söylenenin on katı fazla şey olduğunu ben biliyorum, siz benden fazlasını biliyorsunuz.</p>
<p>Ayrıca insanların yanlışı da olsa onları gizlice dinleyip gizli kameraya kaydederek utandırmak, açığını bulmak, hayatının tamamını değil, bir anını, tek bir cümlesini çıkarıp ona saldırmak ne ölçüde insanlığa ve adalete sığar?..”</p>
<p>***</p>
<p>Vicdan, insanlık ve adalet…</p>
<p>Avcı’nın üzerinde durduğu üç kavram…</p>
<p>Bütün Emniyet mensuplarımıza, savcılarımıza, yargıçlarımıza saygıyla duyurulur!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/bilge-bir-istihbaratcidan-gulen-cemaatine-ogutler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avcı’nın Kitabı ve Referandum</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/avci%e2%80%99nin-kitabi-ve-referandum/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/avci%e2%80%99nin-kitabi-ve-referandum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 07:38:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54049</guid>
		<description><![CDATA[Diyelim ki referandum sonucunda iktidar kazandı. Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu da ele geçirdi… Oradan nereye gidecek? Bu sorunun yanıtı mutlaka AKP yöneticilerinin kafasında vardır&#8230; Artık hedefin, başta Meclis’teki muhalefet olmak kaydıyla, bütün vicdanlı insanlar olmasından korkuyorum! *** Zaten maşallah, AKP, sekiz yıllık iktidarı sırasında her adımını hesaplı attı&#8230; Yavaş yavaş işe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diyelim ki referandum sonucunda iktidar kazandı.<span id="more-54049"></span></p>
<p>Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu da ele geçirdi…</p>
<p>Oradan nereye gidecek?</p>
<p>Bu sorunun yanıtı mutlaka AKP yöneticilerinin kafasında vardır&#8230;</p>
<p>Artık hedefin, başta Meclis’teki muhalefet olmak kaydıyla, bütün vicdanlı insanlar olmasından korkuyorum!</p>
<p>***</p>
<p>Zaten maşallah, AKP, sekiz yıllık iktidarı sırasında her adımını hesaplı attı&#8230;</p>
<p>Yavaş yavaş işe başladı…</p>
<p>Bir kuyumcu sabrıyla hukuk düzenini kendi istediği biçime getirdi…</p>
<p>Ceza yasalarındaki değişiklikler…</p>
<p>İtirafçılara tanınan haklar…</p>
<p>Gizli tanıkların kullanılması…</p>
<p>Ve daha birçok ufak tefek(!) değişiklik&#8230;</p>
<p>Yargılanmakta olan politikacıları kapsam dışı bırakan, affeden bazı genel değişiklikler…</p>
<p>Sonra yine ufak tefek(!) bazı suçlamalar, bazı davalar…</p>
<p>Bir de baktık ki, bu ufak tefek(!) değişiklikler sonunda ortaya, varlığı yasal olarak hâlâ kabul edilmemiş olan bir “Hayalet Örgüt” çıktı:</p>
<p>Ergenekon…</p>
<p>Birçok asker ve sivil bu “Hayalet Örgüt” mensubu olmaktan içerde…</p>
<p>Birçok yazar, öğretim üyesi, rektör “Hayalet Örgüte” üye olmaktan yargılanırken tutuklu…</p>
<p>Derken birdenbire bir “Balyoz” daha indi toplumun beynine…</p>
<p>Kimliği meçhul bir ihbarcı…</p>
<p>Gerçekliği sahteliği bilinmeyen bavullar dolusu belge…</p>
<p>Yüzü aşkın komutanın tutuklu yargılanması istemi…</p>
<p>Tutuklama kararları…</p>
<p>Tutuklama kararlarının kaldırılması…</p>
<p>Yüksek Askeri Şûra toplantısı sırasında yine tutuklama kararları…</p>
<p>Tayinlerin, terfilerin sıralarının değiştirilmesi…</p>
<p>Terfi yerine gelen istifalar, emeklilikler…</p>
<p>Yeniden tutuklama kararlarının kaldırılması…</p>
<p>Balbay, Özkan, Perinçek, Haberal, Hilmioğlu ve arkadaşlarının devam eden tutukluluk halleri…</p>
<p>***</p>
<p>Avcı’nın kitabından öğrendiğimiz üzere, AKP iktidarı, Gülen Cemaati’ni de kullanarak emniyeti ve yargıyı ele geçirmiş…</p>
<p>Buna medya gücünü de ekleyerek toplumu istediği anda, istediği yönde manipüle edebiliyor…</p>
<p>Boyun eğmeyenleri de ya hapse tıkıyor, ya mali olarak cezalandırıyor ya da “bertaraf etmekle” tehdit ediyor.</p>
<p>Avcı’nın kitabı, bütün bu genel manzaranın ardındaki düzenleyicinin Gülen Cemaati olduğunu anlatıyor.</p>
<p>İnsan bütün bunları gördükten sonra, ister istemez kendi kendine soruyor:</p>
<p>Bu kadar güçlü bir iktidar, neden bir referandum riskine girsin?</p>
<p>***</p>
<p>Bu sorunun yanıtı Hanefi Avcı’nın kitabında gizlidir:</p>
<p>Hayır, hayır, kitabın satır aralarını okuyacak değilim…</p>
<p>Gülen taraftarlarınca “Somut delillere dayanmıyor” denilen kitabın somut olarak verdiği isim ve adreslerden, olaylardan da söz edecek değilim…</p>
<p>Sadece ve yalnızca böyle bir kitabın, böyle bir kişi tarafından yazılmasının anlamına işaret etmek istiyorum:</p>
<p>İstediğiniz kadar tarikat ve cemaatleri kullanın…</p>
<p>Bir insanı ideolojik olarak ne denli kendinize bağlarsanız bağlayın..</p>
<p>Bir insanın Allah sevgisini, inançlarını ne denli istismar ederseniz edin…</p>
<p>Bir insana ne kadar menfaat sağlarsanız sağlayın…</p>
<p>Eğer o insanın vicdanı varsa, bir gün mutlaka yapılan haksızlıklara, zulme, yalana, dolana, talana isyan edecektir!</p>
<p>Hanefi Avcı bu “vicdan sahibi” insanların isyanını temsil etmektedir…</p>
<p>Hiç kuşkunuz olmasın, gerisi de gelecektir!</p>
<p>***</p>
<p>Korkarım referandum, bugünkü büyük gücü bile Hanefi Avcı’ların ortaya çıkmasını engelleyemeyen iktidarın, toplum yapısını artık anayasal olarak da tepeden tırnağa değiştirme ve hem yeni Hanefi Avcı’ların ortaya çıkmasını önleme hem de ortaya çıkacak olanları yok etme projesinin halkoyuna sunulmasıdır.</p>
<p>Çünkü Hanefi Avcı ve onun gibi vicdanlı insanlar, hâlâ devlete, millete, anayasaya, hakka, hukuka, adalete inanıyorlar…</p>
<p>Bu kavramlar hâlâ bir umut kaynağı…</p>
<p>Toplumda hâlâ vicdanlarının sesini dinleyen insanlar var…</p>
<p>Referandum tasarısı, AKP iktidarının, kendisini bütün bu kavramların yerine kayıtsız koşulsuz koyma, toplumun tüm nefes alma yollarını tıkama, başta Meclis’teki muhalefet olmak kaydıyla bütün vicdanları susturma projesi gibi görünüyor!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/avci%e2%80%99nin-kitabi-ve-referandum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En Genç Yazarımız Oktay Akbal Yeniden Yazılarına Başladı: Yine “Hayır” Diyor!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/en-genc-yazarimiz-oktay-akbal-yeniden-yazilarina-basladi-yine-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-diyor/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/en-genc-yazarimiz-oktay-akbal-yeniden-yazilarina-basladi-yine-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-diyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 06:44:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=53723</guid>
		<description><![CDATA[Oktay Akbal ağır bir ameliyat geçirdi. Bedeni acılar içindeyken, geçen pazar yazılarına yeniden başladı… Çünkü berrak zihni, heyecanlı yüreği, bedenine isyan ediyordu: Yazmamak olmazdı bugünlerde… Zihin ve yürek bedene yenik düşemezdi… Çünkü Oktay Akbal Cumhuriyet’in en genç, en heyecanlı, en dinamik, en yetenekli yazarıydı. Kendisine bakarsanız 87 yaşındaydı… Benim gibi okurlarına bakarsanız, sonsuza kadar genç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oktay Akbal ağır bir ameliyat geçirdi.<span id="more-53723"></span></p>
<p>Bedeni acılar içindeyken, geçen pazar yazılarına yeniden başladı…</p>
<p>Çünkü berrak zihni, heyecanlı yüreği, bedenine isyan ediyordu:</p>
<p>Yazmamak olmazdı bugünlerde…</p>
<p>Zihin ve yürek bedene yenik düşemezdi…</p>
<p>Çünkü Oktay Akbal Cumhuriyet’in en genç, en heyecanlı, en dinamik, en yetenekli yazarıydı.</p>
<p>Kendisine bakarsanız 87 yaşındaydı…</p>
<p>Benim gibi okurlarına bakarsanız, sonsuza kadar genç kalmayı başarabilen nadir yazarlardan biriydi.</p>
<p>***</p>
<p>İçinden heyecan fışkıran, sorumluluk dolu satırlarındaki şu duygulara, düşüncelere bakar mısınız.</p>
<p>Pazar günü hastalık sonrası yazdığı ilk yazısının başlığı:</p>
<p>“Sonuna Kadar&#8230;”</p>
<p>Siz bunu “Son nefesime kadar direneceğim, yazacağım” biçiminde de okuyabilirsiniz.</p>
<p>***</p>
<p>Oktay Akbal yazısına önce yazarlık heyecanını aktararak başlıyor:</p>
<p>“Kişi kendini yazma coşkusuna kaptırırsa her şey geride kalıyor. Hastalıklar bile&#8230;</p>
<p>Ama gözün kararmış, sesin kısılmış, ateşin yükselmiş, ayakta duracak halin kalmamış, üstelik daha yeni bir ameliyattan çıkmışsın&#8230;</p>
<p>Masanın başına geçip daktiloya parmak basınca değişiveriyorsun!..”</p>
<p>Yazarlık işte budur:</p>
<p>Aklın, yüreğin, bedene isyanı…</p>
<p>Yazı yazmanın verdiği heyecanın, yaşamın bütün sıkıntılarını unutturan tadı!</p>
<p>***</p>
<p>Daha sonra diyalektik yaklaşımı unutmuyor…</p>
<p>Kendi kendini irdeleyerek sürdürüyor yazıyı:</p>
<p>“Öyle mi acaba?</p>
<p>Zorla güzellik olmaz. Zorla da yazı yazılmaz.</p>
<p>Ama sen bunu genç yaşından beri bilirsin.</p>
<p>Binlerce okurun senin görüşünü, duyuşunu beklemişse, bekliyorsa, dayanacaksın, kaçıracaksın hastalık hallerini&#8230; mi dersin?</p>
<p>İşte ben şimdi o haldeyim.”</p>
<p>***</p>
<p>Daha sonra hepimizi yasa boğan, ama en çok Oktay Akbal’ı etkilediğini bildiğimiz büyük kaybımızı dile getiriyor…</p>
<p>Bir yalnızlığın karanlığıdır İlhan Selçuk’suz yaşam Oktay Akbal için:</p>
<p>“Hele hele en yakın arkadaşın İlhan da bir süre önce seni bırakıp gitmişse, seni yalnızlıkların karanlığında bırakmışsa!..”</p>
<p>***</p>
<p>Ama bütün yazıları gibi bir kuyumcu özeniyle işlediği bu yazısının giriş bölümünü bitirirken de yine umudunu, kararlılığın, yazarlık sorumluluğunu vurguluyor:</p>
<p>“Yine de çabalayacaksın, yine de dayanacaksın&#8230;</p>
<p>Ülkeni dört yandan sarıp sarmalayan bir düşmanlığı yok etmek savaşına, bu yaşta da olsan katılacaksın.”</p>
<p>***</p>
<p>Oktay Akbal, yüzde 92 oyla kabul edilen 1982 Anayasası’nın gayri meşru referandumu sırasında “Hayır” oyu vereceğini yazmıştı.</p>
<p>“Hayır” propagandası yapmak yasayla yasaklandığı için, bu nedenle mahkemeye verildi, yargılandı ve mahkûm oldu, hapis yattı.</p>
<p>Aradan otuz yıl geçti.</p>
<p>Halkın yüzde 92’sinin yanıldığını, bu anayasanın gayri meşru ve antidemokratik olduğunu artık herkes kabul ediyor.</p>
<p>Oktay Akbal bugünkü referandumda da “Hayır” diyecek.</p>
<p>Haklı olduğunu anlamak için yine bir otuz yıl daha beklemek mi gerek ülkemizde?</p>
<p>***</p>
<p>Anayasa referandumuna gidilen bugünlerde aydın sorumluluğunun, yazarlık hayatının en büyük onuruna kavuşuyor Akbal:</p>
<p>Halkın yüzde 92’sine bile karşı durursun zamanında…</p>
<p>Hapse bile girersin bu uğurda…</p>
<p>Ama otuz yıl sonra bile olsa, haklılığın, direnişin, aydın sorumluluğun tarihe geçer!</p>
<p>Onunla aynı gazetede yazabilmek biz bütün Cumhuriyet yazarları için bir onurdur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/en-genc-yazarimiz-oktay-akbal-yeniden-yazilarina-basladi-yine-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-diyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
