<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlk Kurşun Gazetesi &#187; Deniz Som</title>
	<atom:link href="http://www.ilk-kursun.com/konu/cumhuriyet/deniz-som/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilk-kursun.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Sep 2010 08:20:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Evet Duası</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/evet-duasi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/evet-duasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Sep 2010 06:27:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deniz Som]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=55939</guid>
		<description><![CDATA[ŞEKER Bayramı’nın ilk gününü bugün idrak etmenin huzuru içindeyiz, yarın ikinci gününü kutlayacağımız Ramazan Bayramınız da şimdiden hayırlı olsun. Mutlu ve huzurlu olmayı hak eden herkese nice bayramlar diliyoruz. Huzur ve mutluluğu epey bir süre Silivri Toplama Kampı’nda gasp edildikten sonra tahliye edilen Gürbüz Çapan’ın kardeşi Günay Çapan’dan elektronik posta ile bayram arifesinde bir şiir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ŞEKER Bayramı’nın ilk gününü bugün idrak etmenin huzuru içindeyiz, yarın ikinci gününü kutlayacağımız Ramazan Bayramınız da şimdiden hayırlı olsun.</p>
<p>Mutlu ve huzurlu olmayı hak eden herkese nice bayramlar diliyoruz. Huzur ve mutluluğu epey bir süre Silivri Toplama Kampı’nda gasp edildikten sonra tahliye edilen Gürbüz Çapan’ın kardeşi Günay Çapan’dan elektronik posta ile bayram arifesinde bir şiir geldi.<br />
<span id="more-55939"></span><br />
Günay Çapan’ın gönderdiği şiiri bayram günü paylaşalım istedik. “Evet Duası” başlıklı şiirin şairi Günay Çapan mı, yoksa başka bir isim mi, belli değil.</p>
<p>Şimdi buyurun duaya:</p>
<p>“Ya Rabbim&#8230;</p>
<p>Bu referandum vesilesi ile geldik kapına&#8230; ‘Evet’leri çok eyle&#8230; ‘Hayır’ları yok eyle&#8230; Laik-Kemalistleri şok eyle ya Rabbim&#8230;</p>
<p>Ya Rabbim&#8230;</p>
<p>Televizyona çıkan ‘hayır’cıları lal eyle&#8230; Bülent Arınç Bey’in her bir lafını bal eyle&#8230; Muhalefetin miting meydanlarını dar eyle&#8230; Devlet Bahçeli Beyefendi’yi bir miktar zapt eyle&#8230; Kılıçdaroğlu ne derse gaf eyle&#8230; Yine de ‘hayır’ diyen olursa, bertaraf eyle ya Rabbim&#8230;</p>
<p>Ya Rabbim&#8230;</p>
<p>12 Eylül günü bizi iktidara tamamen rapt eyle&#8230; Geldik kapına, bu referandumu milletimize hap eyle ya Rabbim&#8230;</p>
<p>Ya Rabbim&#8230;</p>
<p>Bilhassa&#8230; Genel başkanımızın her bir dediğini mühim laf eyle&#8230; Villa, gemicik, mücevherat, evrakta sahtecilik, yatak odası dinleme, cezaya dönüşmüş sorgulama vs. gibi günahlarımızı affeyle&#8230;</p>
<p>Ya Rabbim&#8230;</p>
<p>Medyayı bize milis eyle&#8230; Seçim gecesi bilgisayarlara virüs eyle&#8230; ‘Evet’leri halis eyle&#8230; Netice itibarıyla Cüppeli Ahmet Hoca’yı Anayasa Mahkemesi’ne reis eyle&#8230; Gerisini beis eyle ya Rabbim&#8230;</p>
<p>Ya Rabbim&#8230;</p>
<p>Geldik kapına, bu referandum vesilesiyle bizi kabul eyle&#8230;</p>
<p>Darbukamızı davul eyle, yoncamızı marul eyle&#8230; Atatürkçü olmayı zül, vatandaşı kul, laik cumhuriyeti kül eyle ya Rabbim!”</p>
<p>Benim kanserimde benim zarlarım</p>
<p>2009 yılının Mayıs sonunda tanışmıştım sol akciğerimin sağ üstüne yerleşen kanser hücresiyle. Doktorlar “küçük hücreli” dediği için biraz da küçümsedim, “mikrop ise ben daha büyük mikrobum” demiştim. Bilimin ışığında önce kemoterapi, sonra radyoterapi gördüm.</p>
<p>İlaçla ve ışınla tedavi kürleri bittiğinde bir de genel kontrolden geçtim. Mikrobu yenmişim. Sizlerden izin isterken mikrobu ringe serdiğimi fakat tek yumrukta nakavt yapamadığımı yazdım. Sırada ikinci raunda hazırlanmak olduğunu söyledim.</p>
<p>Fakat ikinci raunt, herkesin tahminlerinin ötesinde çok ağır geçti. Bunları ilk kez yazıyorum. 25 kilo verdim. Ringden düşeceğim, maçı bırakacağım anlar oldu ama 12 seans kemoterapiyi, 30 seans radyoterapiyi, maçtan ihraç edilmeden bitirdim.</p>
<p>Bunun sonucuna da “iyi” dediler fakat son üç aydır göğsümde süregelen ağrıya çare bulunamadı. Son tahlilde akciğerin dış zarı ile kaburganın dış zarı arasında sıvı birikebileceğini düşündüler ve buldular.</p>
<p>Gördüm; su gibi, kahverengi.</p>
<p>Maceranın bundan sonraki bölümüne katılabilmek için izninizi istiyorum.</p>
<p>Kısa bir izin. Süreyi doktorlar da bilmiyor.</p>
<p>Önce “hayır” oyumu kullanayım, gerisi kolay!</p>
<p>Hayırlarla</p>
<p>Zekai Buluç: “Hayırlı günler, Hayırlı sabahlar, Hayırlı akşamlar, Hayırlı Bayramlar diyerek zülfü yâre dokunmayın!”</p>
<p>Yağmur Deniz</p>
<p>AKP’liler, CHP’li kadınları dövüyor.</p>
<p>Üç gün sonra da erkekleri dövecekler.</p>
<p>İşgal</p>
<p>Hilmi Kayıhan: “Yargıyı ele geçirmek, savaşta önemli bir tepenin düşmesi değil işgal güçlerinin Çanakkale’yi geçip İstanbul’u işgal etmesidir.”</p>
<p>Kefen</p>
<p>Muhsin Salman: “Kömür, makarna, beyaz eşya ve de battaniye dağıtanların ‘gelene ağam gidene paşam’ der gibi her dediklerine evet dersek 12 Eylül’den sonra kefen dağıtacakları muhakkak!”</p>
<p>Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/evet-duasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fransa</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/fransa/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/fransa/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 06:03:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deniz Som]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=55785</guid>
		<description><![CDATA[AKP’NİN anayasa değişikliği öneren “paket”ine ilişkin “faşizm” tartışmalarının doruğuna hangi maddeler oturdu: Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu iktidar yandaşı durumuna dönüştürecek madde; Anayasa Mahkemesi’ni yeniden oluştururken iktidar yanlısı tuzaklar kuran madde. Gazete ilanlarında ve televizyon ilanlarında, sokak afişlerinde iktidar, bunları “büyük değişim” olarak halka yutturmaya kalkınca Prof. Aydın Aybay aldı kalemi eline: Reklamlara göre anayasa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKP’NİN anayasa değişikliği öneren “paket”ine ilişkin “faşizm” tartışmalarının doruğuna hangi maddeler oturdu: Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu iktidar yandaşı durumuna dönüştürecek madde; Anayasa Mahkemesi’ni yeniden oluştururken iktidar yanlısı tuzaklar kuran madde.<br />
<span id="more-55785"></span><br />
Gazete ilanlarında ve televizyon ilanlarında, sokak afişlerinde iktidar, bunları “büyük değişim” olarak halka yutturmaya kalkınca Prof. Aydın Aybay aldı kalemi eline:</p>
<p>Reklamlara göre anayasa değişikliği ile Avrupa standardında bir HSYK oluşacakmış!</p>
<p>Anayasadan başlayarak idarî ve adli teşkilatlanmamızda Osmanlı döneminden beri örnek aldığımız ülke, bilindiği gibi, Fransa’dır. Bu nedenle Türkiye’de Avrupa standartlarına göre belirlenerek kopya edilecek bir kurum söz konusu olunca akla ilk gelen düzenleme, bunun Fransa’daki karşılığının düzenlemesidir.</p>
<p>Şimdi bakalım Adalet Bakanlığımızca yayımlanan ‘Adalet Reformu’ belgelerine, Fransa’da bizimkine paralel olan HSYK’nin kompozisyonuna:</p>
<p>Yargıtay Başkanı, Yargıtay Başsavcısı, Danıştay’dan bir üye, meslektaşlarınca, kendi aralarından seçilen altı yargıç üye, altı savcı üye. Bunlara parlamento ile cumhurbaşkanınca üye olarak atanan altı seçkin yurttaş ilave edilecek. Toplam 22 kişilik kurulun 15 üyesi görevdeki yargıç ve savcılar kurulun yaklaşık yüzde70’ini oluşturmaktadır. Bu yapının oluşmasında yürütmenin hiçbir rolü ve etkisi yok.</p>
<p>İşte bizim Adalet Bakanlığı’nın ‘tu kaka’ dediği ve (nereden, kimden alındığı söylenmeden) dünyada kabul görmeyen diye boş ve desteksiz bir yargı ile kötülediği kooptasyon sisteminin daniskası Fransa’daki HSYK’nin kompozisyonunu belirlemektedir.</p>
<p>Şunu da ekleyelim ki, kurula katılacak altı ‘seçkin yurttaş’ın bilim ve sanat çevrelerinden gelecek kişiler olduğu açıklanmaktadır.</p>
<p>Şimdi, bir süre önce yapılan bir değişiklikle evvelce kurula dahil olup, üstelik başkanlık da yapan Cumhurbaşkanı’nın üyelik ve başkanlık sıfatının kaldırıldığı ve kurul başkanının hukukçu üyeleri tarafından kendileri arasından seçildiği gerçeğini de vurgulayarak soralım:</p>
<p>Bu durumda Fransa, mevcut HSYK yapısı itibarıyla Avrupa standardı dışında kalan bir ülke midir?”</p>
<p>Ucuz etin keyfini çıkaran var mı?</p>
<p>VATANDAŞIN “ucuz et” yemesi için hükümetin yerli üreticiyi teşvik yerine Ukrayna ve Afrika’dan et ithal ettiğini ve böylece yabancı üreticiyi teşvik ettiğini söylüyor Mustafa Pehlivan ve söyle diyor:</p>
<p>“İthalatçı AKP hükümetinin resmi ihale ile ve gayri resmi yollarla da Ukrayna’dan, Afrika’dan getirttiği etlerden alışveriş merkezlerinde, marketlerde, indirim reyonlarında, kasaplarda göreniniz oldu mu?</p>
<p>En az “cigara yasağı” duyurusu boyutu kadar “ucuz et burada satılır” afişini kasaplarda gören oldu mu?</p>
<p>Kusura bakmayın ama ben, göremedim.</p>
<p>Yaşadığım Kocaeli’nde olmadığı için merak edip Ankara, Adana ve Kayseri’de yaşayan yakınlarıma da sordum, onlar da böyle bir duyuru duymamış, görmemiş.</p>
<p>Tonlarca et, meşhur evet damgalı iktidarın iftar yemeklerinde kullanılmış olmasın?</p>
<p>Vatandaşın arayıp da bulamadığı ucuz ithal et, siyasi propaganda amacıyla sokaklar ve caddeler boyu kurulan ve 40 kilometreyi bulan iftar sofralarında ‘en birinci yemek’ olmasın? İlgililer bu konuda bir açıklama yapsa da anlasak bugünkü son iftarı ‘Allah kabul etsin’ diyerek mi açacağız yoksa ‘Kesenize bereket” diye mi?</p>
<p>Sıkılmış</p>
<p>Saadettin Öztürk: “Adalet Ağaoğlu referandumda evet diyecekmiş. Adalet Hanım bağımsız adaletin katline onay vereceğine göre; adından sıkılmış olmalı!”</p>
<p>Yağmur Deniz</p>
<p>Rock grubu U2, Boğaziçi Köprüsü’nü yürüyerek geçmiş. Darısı köprü trafiğinde kalanların başına!</p>
<p>Arsa</p>
<p>Yaşar Şengel: “Recep, Diyarbakır Cezaevi’ni yıkacakmış. Kent merkezindeki arsa iyi para ediyor herhalde!”</p>
<p>Kuduz</p>
<p>Soner Önal: “İstanbul’da bir evetçi saldırdığı hayırcıyı karnından ve boynundan ısırmış. İnşallah aşısı tamamdır!”</p>
<p>Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/fransa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BOP’ta ‘hayır’lısı!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/bop%e2%80%99ta-%e2%80%98hayir%e2%80%99lisi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/bop%e2%80%99ta-%e2%80%98hayir%e2%80%99lisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 07:21:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deniz Som]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=55638</guid>
		<description><![CDATA[“MİLLETİN kafası referandum konusunda karışık neye hayır diyeceği bilmiyor” diyenlere karşı Ankara’daki araştırmacı yazar dostumuz Mustafa Yıldırım “Kusura bakmayın ama onca yıldır olan biten ortadayken hâlâ neyi anlatacağız” diyor ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin öne çıkan projelerini “hayır”la anmaktan yılmıyor: “Akdeniz-Ege kıyılarında İngiliz kolonilerine hayır! Ağrı dağında, Kars’ta, Van’da Ermenistan bayrağına hayır! Trabzon’da, Rize’de Pontus krallığına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“MİLLETİN kafası referandum konusunda karışık neye hayır diyeceği bilmiyor” diyenlere karşı Ankara’daki araştırmacı yazar dostumuz Mustafa Yıldırım “Kusura bakmayın ama onca yıldır olan biten ortadayken hâlâ neyi anlatacağız” diyor ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin öne çıkan projelerini “hayır”la anmaktan yılmıyor:<span id="more-55638"></span></p>
<p>“Akdeniz-Ege kıyılarında İngiliz kolonilerine hayır! Ağrı dağında, Kars’ta, Van’da Ermenistan bayrağına hayır! Trabzon’da, Rize’de Pontus krallığına hayır! Manisa’da, İzmir’de, Biga’da, Yunan sızıntısına hayır!</p>
<p>Hatay’ın Türk düşmanı Suriye’ye açılmasına hayır! Urfa’da sınır boylarının Yahudi bankerlere verilmesine hayır! Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Hâkkâri’de, Anglo-Amerikan kuklası Kürdistan devletine hayır!</p>
<p>İstanbul’da, Ankara’da İran-Kudüs ordusuna hayır! İstanbul’da, İznik’te, Göreme’de, Fethiye-Kaş kıyılarında, dağlarında Yunan kiliselerine hayır! İstanbul’da Bizans ekümenikliğine hayır! Anglo-Amerikan-Farsi devletine hayır!”</p>
<p>Mustafa Yıldırım, artık klasikleşen “hayır” deyişlerinden sonra namuslu insanlara da özellikle sesleniyor:</p>
<p>“Namuslu yurttaşlar, inançlarını dünya çıkarlarından arındırmış dindarlar!</p>
<p>Sonuç ne olursa olsun, bu davanın burada kalmayacağını bileceksin!</p>
<p>Türkiye’nin üzerine Batı’dan, Doğu’dan, Güney’den gelen bu hayasız saldırıyı durdurmak için daha uzun yıllar süreceğe benzeyen bu mücadelede ‘Ben de varım’ diyerek sayıyı artırmak için ‘Hayır’ diyeceksin!</p>
<p>Diyeceksin ki sonuç ne olursa olsun, adaleti, hürriyeti önde tutanların o kadar az olmadığını içerdeki ve dışarıdaki saldırganlar anlasın!</p>
<p>Aksine davranırsan kanlı-kansız Anglo-İslam-Yankee ‘devrimcileri’ne verdiğin güç, bölücü anayasaya dur dememiş olmanın azabı torunlarına, dindaşlarına ağır bir miras olarak kalacak!”</p>
<p>Dostumuz Mustafa Yıldırım, yazısını bitirirken son uyarısını bir özdeyiş gibi şöyle yapıyor: “Sandıkla gelen faşizmin sandıkla gittiği görülmemiştir; Anglo-İran diktasına izin verme!”</p>
<p>Recep’in meşhur Diyarbakır mitingi</p>
<p>CIVANIMIN padişahı Fatih Sultan Recep merakla beklenen Diyarbakır konuşmasını yapıyor.</p>
<p>Recep, halktan Anayasa referandumu uçun ‘evet’ oyu isterken Ankara’da Hamza Saykan otomobilinin radyosunu açmış dinliyor.</p>
<p>Sultan Recep konuşuyor:</p>
<p>“Diyarbakır cezaevini kapatıyoruz.”</p>
<p>Alandan alkışlar eşliğinde bir uğultu yükseliyor. Recep hızını alamamış devam ediyor:</p>
<p>“İlk işimiz yeni cezaevini yapıyoruz.” Alandan yine uğultu ve alkış sesleri.</p>
<p>Hamza Saykan kendi kendine konuşuyor:</p>
<p>“Vah benim koyun halkım! Neye sevinirsin, neye üzülürsün? Adam cezaevini kapatıp sana fabrika açmıyor ki! Adam yıktığının yerine sana daha büyük bir cezaevi açıyor. Sen de coşkuyla sevinç çığlıkları atıyorsun!”</p>
<p>Fatih Sultan Recep, ne derse desin birkaç cümlesinden sonra miting alanından sevinç çığlıkları yükseliyor.</p>
<p>Hamza Saykan evine gelmiş televizyonda haberleri seyrediyor. Miting bitmiş. Kamera, sıraya girmiş insanları gösteriyor. Alana girerken “barkod” alıp çıkarken geri verenlere 250 lira ödeniyormuş! Bu sistem da örneğin “ben 10 bin kişi getiririm” diyen ilçe başkanlarına karşı acaba doğru söylüyorlar mı diye geliştirilmiş.</p>
<p>Recebistan</p>
<p>Ahmet Önen: “Evet afişi asana 250 lira ödül, hayır şapkası giyene 250 lira ceza. Recebistan demokrasisi şimdiden ‘hayırlı’ olsun!”</p>
<p>Yağmur Deniz</p>
<p>Cemil Çiçek de fişlenmiş.</p>
<p>Bakan olacak adam fişinden bellidir!</p>
<p>Ölçüt</p>
<p>Soner Ata: Anayasa değişikliğine evet diyeceğini açıklayan sosyalistleri ve komünistleri görüp de Bernard Shaw’a hak vermemek mümkün mü: 20’sinde komünist olmayanın kalbi yoktur, 40’ında hala komünist olanın ise aklı yoktur!”</p>
<p>Cuma</p>
<p>Soner Önal: “İkinci Ergenekon davasında sözle taleplerin her Cuma alınmasına son verilmiş. Hakimler, Cuma’yı mı kaçırıyorlarmış”</p>
<p>Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”<br />
	 </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/bop%e2%80%99ta-%e2%80%98hayir%e2%80%99lisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kararsızlara</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/kararsizlara/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/kararsizlara/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:44:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deniz Som]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=55379</guid>
		<description><![CDATA[“KARARSIZ MISINIZ, ‘Referandumda neyi oylayacağımı bilmiyorum, her kafadan bir ses çıkıyor, aklım karıştı’ mı diyorsunuz” diyen Reşit Çağın, “Kısa ve öz olarak şunları sormak/hatırlatmak istiyorum” diyor: “Meydanlardan ve ekranlardan sabah-akşam haykıran siyasi işportacılar, sekiz yıl boyunca ne zaman, hangi konuda sana karşı samimi ve dürüst oldular, doğruları söylediler? Çalışan, üreten, vergisini veren, elektrik, su, doğalgaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“KARARSIZ MISINIZ,  ‘Referandumda neyi oylayacağımı bilmiyorum, her kafadan bir ses çıkıyor, aklım karıştı’ mı diyorsunuz” diyen Reşit Çağın, “Kısa ve öz olarak şunları sormak/hatırlatmak istiyorum” diyor:<span id="more-55379"></span></p>
<p>“Meydanlardan ve ekranlardan sabah-akşam haykıran siyasi işportacılar, sekiz yıl boyunca ne zaman, hangi konuda sana karşı samimi ve dürüst oldular, doğruları söylediler? Çalışan, üreten, vergisini veren, elektrik, su, doğalgaz borcunu, sosyal güvenlik primini zamanında ödeyen, devletin arazisini, ormanını işgal etmeyen namuslu vatandaş yararına hangi kararı alıp, hangi yasayı çıkardılar? Seni seçim/referandum dışında ne zaman adam yerine koyup da, sesine kulak verdiler?</p>
<p>Sekiz yıl önceki; demokratik, laik, sosyal devlet yapımızı, eğitim birliğimizi, ekonomik varlıklarımızı, tarımımızı, doğal yapımızı, ulusal bütünlüğümüzü, basın-yayından meydanlara uzanan özgürlüğümüzü, terörle mücadeledeki kararlılığımızı, devlet ve millet olarak uluslararası saygınlığımızı, kırmızı çizgilerimizi, caydırıcılığımızı bir hatırla bakalım! Bir de bugüne bak! Nereden nereye geldik? Bunlar kimlerin emriyle hareket ediyor, kimlerin çıkarına hizmet ediyor ve ülkeyi nereye götürmek istiyorlar halâ anlayamadın mı?</p>
<p>Bunları içerden ve dışardan kimler destekliyor? Hedef birliği yaparak, hangi kurumlara ve kişilere karşı düşmanlık besliyor, iftiralar atıyor, davalar açıyor, tutukluyor farkında değil misin? Sen bırak, ‘12 Eylül’le hesaplaşma’ masallarını, sekiz yıllık geçmişi ortada olan bir partinin ‘sen istediğin için’ hazırladığını söylediği böyle bir anayasa değişikliğine, nasıl olur da güvenip ‘evet’ dersin. Lütfen biraz aklını kullan!</p>
<p>Sakın unutma:</p>
<p>Biri sizi bir kez aldatıyorsa suç onundur; ikinci kez aldanırsanız suç sizindir!</p>
<p>Bütün bu hatırlatmalara rağmen hâlâ bilmem ki diyorsan, ne halin varsa gör diyeceğim ama diyemiyorum çünkü aynı teknede bulunuyoruz ve birlikte batacağız!</p>
<p>Üstelik ben yüzme bildiğim halde, sen boynuma sarılacağın için birlikte boğulacağız!</p>
<p>Buna ne hakkın var, söyler misin?</p>
<p>Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç şarkısından, sabah oldu uyansana türküsüne geçmek basiretini sekiz yılda yaşadıklarımıza, bunca tecrübeye ve uyarıya rağmen hâlâ gösteremeyecek miyiz?”</p>
<p>Tony Blair’in kitabından</p>
<p>TONY BLAIR adı ne zaman geçse bende hep “kucak köpeği” karikatürünü anımsatır. Irak Savaşı sırasında sanırım bir İngiliz sanatçı çizmişti. Suratı, dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair’e benzeyen küçük bir köpek, koltukta oturan dönemin ABD Başkanı George W. Bush’un kucağına oturmuş, bütün şirinliği ile yalanıyordu.</p>
<p>Tony Blair anılarını yazmış; dünyada en takdir ettiği ve en beğendiği politikacıların listesini yapmış. Bizim Recep ve Recep’in Çankaya’daki biraderi Abdullah “top 10”daymış.</p>
<p>Bizim yalaka medya, “kucak köpeğinin top 10”una girmeyi uluslararası büyük bir başarı olarak halkımıza yedirmekte tabii ki gecikmedi.</p>
<p>Fakat halkımızdan da bir tepki gelmedi.</p>
<p>Irak’taki savaşta öldürülen 1.5 milyon Müslümanın en az dörtte birinin katledilmesinden İngiltere’nin sorumlu olmasına rağmen “öldürün” emrini veren Tony Blair’in açıkladığı Türkiye’deki Müslüman işbirlikçilerine karşı bile kimse sesini çıkartmadı. Tony Blair’in kitabında Recep ve Abdullah’ı yere göğe sığdıramamasının bir başka nedeni ise, İngiliz şirketlerinin Türkiye’nin yağmasında kullanılan özelleştirme operasyonundan okkalı paylar alması olmalı.</p>
<p>Basket</p>
<p>Avni Kurtuldu: “Ponpon kızlara yasak olayının siyasi değil stratejik olduğunu iddia eden Basketbol Federasyonu Başkanı’na: Barbi bebekten tahrik olan zihniyet için olay seksolojiktir!”</p>
<p>Evetçiler</p>
<p>Can Söğüt: “Anlaşılan o ki 12 Eylül anayasasına evet diyenler, 12 Eylül’deki anayasa referandumunda da faşizme evet diyecek!”</p>
<p>Sızıntı</p>
<p>Hamza Saykan: “Milli Eğitim Bakanı Nimet Abla, öğretmen yeterliliği sınavının ÖSYM değil bakanlığı tarafından yapılmasını istemiş. Soruların dışarıya sızdırılması haberinin kamuoyuna sızdırılmaması içindir!”</p>
<p>Yağmur Deniz</p>
<p>Kültür Bakanı’ndan Çevre Bakanı’na:</p>
<p>Yakalarsam mucuk mucuk!</p>
<p>Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/kararsizlara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devrim</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/devrim-3/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/devrim-3/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 07:27:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deniz Som]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=55094</guid>
		<description><![CDATA[HALKIN çıldırmış gibi burnundan soluduğu; insanların idam mahkûmunun tedirginliğini yaşadığı kanısında Hilmi Kayıhan: “Kefenden söz ediyor, kefeni giydiğini söylüyor birisi. Yalan, külliyen yalan; o kefeni bize biçiyorlar, Türkiye’ye giydirecekler o kefeni. Demokrasinin boynundan geçirecekler. Ne yüce divanı kardeşim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni idam edecekler. Önümüze konan seçim sandığı değil idam sehpası. Halkımızın meydanlarda hep bir ağızdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HALKIN çıldırmış gibi burnundan soluduğu; insanların idam mahkûmunun tedirginliğini yaşadığı kanısında Hilmi Kayıhan:<br />
<span id="more-55094"></span><br />
“Kefenden söz ediyor, kefeni giydiğini söylüyor birisi. Yalan, külliyen yalan; o kefeni bize biçiyorlar, Türkiye’ye giydirecekler o kefeni.</p>
<p>Demokrasinin boynundan geçirecekler. Ne yüce divanı kardeşim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni idam edecekler. Önümüze konan seçim sandığı değil idam sehpası.</p>
<p>Halkımızın meydanlarda hep bir ağızdan beyaz kefenlerini sallayarak attığı ‘evet’ çığlığı idam öncesi imam efendinin telkiniyle kelimeyişahadet getirmesidir. Türkiye kelimeyişahadet getiriyor.</p>
<p>Meydanları inleten o evet, işte bu; idam öncesi imamın söylettiği. 13 Eylül sabahı bir sala duyarsanız, biliniz ki; referandumdan evet çıktı ve devletimizin salası okunuyor.</p>
<p>Artık her yer Silivri, her yer Hasdal, her mahkeme özel.</p>
<p>Kalbine kurşun yiyen adam nasıl ölürse yargısı kurşunlanan devlet de yaşayamaz. Seçim sandığına atılan her evet o sandığı idam sehpası yapacak.</p>
<p>Vicdansız bir adam ne denli tehlikeliyse siyasallaşmış yargı da o denli tehlikelidir. Diktatörler seçimle gelebilir ama seçimle gitmezler; silahla, savaşla gider.</p>
<p>Bütün güzel kavramlar bitlendi; demokrasi, insan hakları, özgürlük, hak, hukuk.</p>
<p>Elle temizlenir gibi değil, kaynar kazanlarda fokur fokur kaynatmalı. Pıtrak kaplamış buğday tarlası, elle toplanır gibi değil; baştan aşağı sürülmeli. Olacak gibi değil.</p>
<p>Bu koyu ve kör karanlığın kucağında parlayan yıldızı görüyor musunuz?</p>
<p>Hızla Türkiye’ye yaklaşan yıldızı.</p>
<p>İşte o gelen devrimin yıldızı.</p>
<p>Bu karanlığı ancak devrim yarıp çıkabilir.</p>
<p>Müjdeler olsun devrim geliyor&#8230;</p>
<p>Not edin bunu.”</p>
<p>O yıldız, 1919’daki yıldız.</p>
<p>Yıldızlar, gelip geçer derler.</p>
<p>Ama o yıldız dünya tarihinde iz bırakmışsa. Emperyalistlere ve onların işbirlikçilerine karşı neyin, nasıl yapılacağını başka uluslara da göstermişse&#8230; Devrimle kurulan bir cumhuriyeti korumak, korumak kadar zor olmamalı!</p>
<p>Bilinçaltına reklam hücumu!</p>
<p>TTNET’İN şu sıralar televizyonda yayımlanan bir reklam filmi var. Yeni bir kampanya başlatmışlar; tanıtıyor.</p>
<p>Reklam filmi demeye bin şahit ister!</p>
<p>Televizyonların etkili bir iletişim aracına dönüştüğünü fark eden Amerikalıların, soğuk savaş yıllarında siyasi veya ticari amaçla kullandığı bir yöntemle şimdi bizim bilinçaltımıza girmeye çalışıyorlar.</p>
<p>Reklam filminde, bir anda ekranı kaplayacak şekilde tek kelimelik bir yazı “evet” görülüyor ve bu görüntünün üzerine “evet” sesi yükseliyor.</p>
<p>CHP’nin görüşlerini en kolay şekilde yansıtabildiği Halk TV bile bu tuzağa düşmüş. Kel alaka bir senaryo içinde “evet” propagandası yapan TTNET’in filmi, Halk TV’nin ekranında dönüp duruyor.</p>
<p>Reklamcıların, reklam verenlerin, reklam alanların, reklam yapanların, reklamdan para kazananların uluslararası nitelikte ve etik içerikte kuralları var, gerekirse yaptırım uygulayabiliyorlar.</p>
<p>Devletin ise RTÜK balyozu var; kısa kollu bluz nedeniyle ya da mayolu görüntü nedeniyle reklamların yasaklandığını biliyoruz. Ama iş iktidarın propagandasını yapılmasına gelince Yüksek Seçim Kurulu dahil yetkili veya kimseden ses çıkmıyor.</p>
<p>Böyle siyasi etiğe böyle reklam etiği.</p>
<p>Aymaz</p>
<p>Nami Tepe: “En büyük aymazlık, ‘Hadi canım sen de, bize bişeycik olmaz’ yaklaşımıdır!</p>
<p>Serçe</p>
<p>Sait Çetin: “Şu minik serçe cami avlusuna sığınmış ‘evet’ diyeceğini söylüyor; garibimi biraz besleyiverin!</p>
<p>Güzel</p>
<p>Zehra Top: “Siyasetteki düzeysiz konuşmalardan dolayı artık haberlere bakamıyorum. Mevlana ne demiş: İnsanda güzel olan yüzdür, yüzde güzel olan gözdün ama insanı insan yapan ağızdan çıkan sözdür.”</p>
<p>Yağmur Deniz</p>
<p>Orhan Pamuk</p>
<p>12 Eylül’de yurtdışındaymış.</p>
<p>30 yıl</p>
<p>önceki gibi!</p>
<p>Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/devrim-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sandıkta!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/sandikta/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/sandikta/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 06:53:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deniz Som]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54903</guid>
		<description><![CDATA[EMEKLİ Tümgeneral Naci Beştepe, gizli tanıkların davalara damgasını vurması üzerine “Kim bu gizli tanıklar” diye araştırmış: “Gizli tanıklardan birkaçı: Sahte haham; sahtecilikten hükümlü, eşcinselliği tescilli. PKK artıkları; önce itirafçı, sonra iftiracı. Akrabası kadınları pazarlayan, bir sürü davadan hükümlü ve savcının ‘Osmanım’ diyerek değer biçtiği üstün(!) karakter! Bunların iddiaları ve iftiraları ile büyük davalar açıldı. Yüzlerce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EMEKLİ Tümgeneral Naci Beştepe, gizli tanıkların davalara damgasını vurması üzerine “Kim bu gizli tanıklar” diye araştırmış:<br />
<span id="more-54903"></span><br />
“Gizli tanıklardan birkaçı: Sahte haham; sahtecilikten hükümlü, eşcinselliği tescilli. PKK artıkları; önce itirafçı, sonra iftiracı. Akrabası kadınları pazarlayan, bir sürü davadan hükümlü ve savcının ‘Osmanım’ diyerek değer biçtiği üstün(!) karakter! Bunların iddiaları ve iftiraları ile büyük davalar açıldı. Yüzlerce insan tutuklandı. Gizli tanıklar yetmedi, takviyeler geldi. İddialar ve yorumlar üzerine kitaplar, makaleler yazıldı. Bunların da her biri onlarca tutuklamanın, binlerce sayfa iddianamenin esasını oluşturdu. Dava görülmek için değil, sürdürülmek için ne gerekiyorsa yapıldı.</p>
<p>Şimdi, Hanefi Avcı, yılların üst düzey emniyet mensubu, deneyimli istihbaratçı, bir kitap yazdı. Yıllardır dillendirilen, şeriatçı cemaatin devletteki yapılanmasının ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Gözü dönmüş, göbeği ve vicdanı bağlanmış yazar takımı ve sözde liberaller ‘Avcı bu kitabı kıskançlıktan mı yazdı, referandumu etkilemek için mi yazdı, kendini kurtarmak için mi yazdı’ derdine düştü. Daha doğrusu gündemi o yöne saptırma çabasına girdi.</p>
<p>Böyle bir kitap, kendi zihniyetlerine uygun tarzda ve uygun bir kişi tarafından yazılmış olsa idi şimdiye kadar bazı savcılar uçuşmuştu üzerine.</p>
<p>Umarım bu kitap da bağımsız ve tarafsız savcılarımızın dikkatinden kaçmayacaktır. Soruşturma konusu olması halinde de, Deniz Feneri davasındaki gibi kaplumbağa hızı ile yürütülmeyecektir!”</p>
<p>Emekli Tümgeneral Naci Beştepe’nin çizdiği tablo bugüne dek yaşananların özeti; hazırlanan plan ve uygulanan taktiğin satırbaşları.</p>
<p>Fakat umutsuzluğa kapılmanın anlamı yok&#8230;</p>
<p>Referandumda halkımız bu kötü gidişe “dur” demek için mührü “hayır”ın üzerine basınca seyreyleyin şenliği! Türkiye inanılmaz bir arınmanın içinde bulacak kendini. Cumhuriyetin yargıçları ve savcıları ayaklarındaki prangalardan kurtulunca, sahte dosyaların kapakları açılınca, gizli tanıkların kirli ilişkileri açıklanınca ve daha nice komplo ortaya çıkınca seyreyleyin cümbüşü!</p>
<p>Ne zaman? Referandum sandığından “hayır” çıktığında, halk sandığı sivil darbe heveslilerinin başına geçirdiğinde!</p>
<p>12 Eylül’deki referandumun özü</p>
<p>“REFERANDUM kampanyalarının sonuna geldik ama oy kullanacak halkımız neye oy vereceğini bile bilmiyor” diyor Kaya Çetin ve “Kaldı ki, Recep’in belirlediği yapay gündemdeki tuzaklar içinde bazıları, bildiklerini de şaşırmaya başladılar. Oysa konu son derece yalın” diye devam ediyor:</p>
<p>“Bu referandumun özü; demokrasinin ‘olmazsa olmazı‘ güçler ayrılığı ilkesinin hedeflenmiş oluşudur. Peki, güçler ayrılığı ortadan kalkarsa ne olur?</p>
<p>Diyelim ki işe girecekseniz; eğitim, deneyim, yetenek gibi nesnel ölçütler değil; cemaat referansı aranır.</p>
<p>İhaleye katılacaksanız, ekonomik ve teknolojik yeterliliğinize değil, referansınıza bakılır.</p>
<p>Üniversiteye bilginizle, yeteneğinizle değil; ailenizin veya sizin cemaat ilişkilerinizle girebilirsiniz.</p>
<p>Kıyafetlerinden dolayı eşiniz ya da kızınız gözünüzün önünde hırpalanabilir veya oruç tutmadığınız için meydan dayağına çekilebilirsiniz ve bütün bunları sineye çekmek zorunda kalırsınız. Çünkü şikâyet edecek merci bulamazsınız velev ki bulursanız bir dayak da orada yersiniz!</p>
<p>12 Eylül’e az kaldı. Bir defa ‘evet’ derseniz; ondan sonra artık hep ‘evet’ demeniz gerekiyor, her şeye ‘evet’ demeniz gerekiyor; unutmayın Recep’in her şeyine evet!</p>
<p>Görev</p>
<p>Ahmet Önen: “İçimizden seçip Meclis’e gönderdiklerimiz, görevini referandumda bize veriyor ama mitinglerde söz hakkını kimseye vermiyor!”</p>
<p>Vali</p>
<p>Soner Önal: “Su bazlı metalik saçlı vali, törene gecikince milletvekilinden fırça yedi. Adam, törene yetişeceğim diye dip boyasını bile yarım bırakmış!”</p>
<p>Sanatçı</p>
<p>Ertan Somunkıran: “Sanatçılar arasında referandum tartışması yaşanıyor. Gerçek sanatçı, dikta heveslilerine ‘evet’ ya da ‘hayır’ deme noktasında belli olur.”</p>
<p>Yağmur Deniz</p>
<p>Yahudi lobisi Türkiye’ye silah satışını durdurdu.</p>
<p>‘Van münit’i amma uzattılar!</p>
<p>Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/sandikta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Davul</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/davul/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/davul/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 07:17:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deniz Som]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54776</guid>
		<description><![CDATA[30 AĞUSTOS Zafer Bayramı etkinliklerini televizyon başında naklen izliyor Bülent Esinoğlu: “Gururlanıyorum, bizi biz yapan mitlere vurgu yapılmasından duyduğum iç hazzını yaşıyorum. Tam bu sırada, Hava Kuvvetleri Merasim Taburu bando ekibinin bandosu üzerinde yazan şu ibareye gözüm takılıyor. ‘Turkish Air Force Band’ yani Türk Hava Kuvvetleri Bandosu. Bizim bildiğimiz klasik bando enstrümanı ‘davul’un üzerine aynen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>30 AĞUSTOS Zafer Bayramı etkinliklerini televizyon başında naklen izliyor Bülent Esinoğlu:<br />
<span id="more-54776"></span><br />
“Gururlanıyorum, bizi biz yapan mitlere vurgu yapılmasından duyduğum iç hazzını yaşıyorum. Tam bu sırada, Hava Kuvvetleri Merasim Taburu bando ekibinin bandosu üzerinde yazan şu ibareye gözüm takılıyor. ‘Turkish Air Force Band’ yani Türk Hava Kuvvetleri Bandosu. Bizim bildiğimiz klasik bando enstrümanı ‘davul’un üzerine aynen ‘Turkish Air Force Band’ yazılmış.</p>
<p>30 Ağustos Zafer Bayramındayız.</p>
<p>Türkiye’deyiz.</p>
<p>Ankara’dayız.</p>
<p>Türk insanının karşısındayız!</p>
<p>‘Büyük Zafer’imizi kutluyoruz.</p>
<p>Arkasından Mehter Takımı geçiyor.</p>
<p>Onun davuluna TRT zum yapmıyor. Ama özellikle Turkish Air Force Band ifadesine ‘zum’ yapıyor.</p>
<p>Amerikan kültürünün hücrelerimize kadar nasıl işlediğini ve benliğimizi nasıl kemirdiğini ifade etmeye çalışıyorum. Ulusal bayramımızın ciğerine oturmuş Amerika’yı görüyorum.</p>
<p>Bir taraftan yerli yapım silahlar ile övünmeye çalışırken Amerikan davulunu görüyoruz.</p>
<p>Biz biliyoruz ki, ordumuz Türk ulusuna yürekten bağlı, canımız ciğerimizdir!</p>
<p>Şimdi çok acı ama gerçek bir şeyi ifade etmek istiyorum:</p>
<p>Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, görevi Işık Koşaner‘e devrederken ağladı. Bu ağlama çaresizlikten doğan sinir bozukluğunun ifadesi miydi acaba! Bizim Genelkurmay Başkanımızı ağlatan asıl sebep; Hava Kuvvetleri davulu üzerinde yazan Turkish Air Force ibaresi miydi yoksa!.</p>
<p>Benliğinin içine NATO’yu bu kadar dahil edersen, davulun üzerine Türkçe değil, Amerikanca yazarsan devir teslim törenlerinde sana ağlamak kalır.</p>
<p>Sen polis müdürü Hanefi Avcı kadar bilgi ve haber sahibi değilmisin ki, polis müdürü kadar cesaret gösterip de Feto’nun yapıp ettiğini korumakla yükümlü olduğunu halkına açıklamıyorsun?</p>
<p>NATO’nun içinde yaşamaktan mutlu olan subayların geleceği yer, İlker Başbuğ’un devir teslim töreninde ağladığı yerdir!”</p>
<p>Ben evete evet demem, evet&#8230;</p>
<p>AKP boş bulduğu her yere “evet” yazılı pankartlar asıp referandum için oy isterken Ulvi Oğuz da naçizane bir ek liste yaparak halkın beğenisine sunuyor:</p>
<p>“Padişahımız efendimizin kaftan giyme töreninin bir an önce gerçekleşmesi için evet! Recep’in ‘yetki ben de, asarım da, keserim de’ diyebilmesi için evet! Atamaların artık ‘dede’lerin emri ile değil, tarikat ve cemaat baronlarının talimatları ile yapılmasının yasalaştırılabilmesi için evet!</p>
<p>Herkesin ve özellikle de Recep ve saz arkadaşlarının kendilerini yargılayacak yargıçları seçme hakları için evet! Kalpazanların, Ali Dibo’ların parlamentoya girişlerinde tüm yasal engellerin kaldırılması için evet! AKP’nin bundan böyle getireceği tüm önerge ve yasa tekliflerine karşı çıkışın yasaklanması için evet! Türkiye’yi pazarlayacak genç bir nesil yetiştirmek ve bu zat-ı muhteremler icra-i sanat eylerken yüksek yargı tarafından engellenmelerinin önüne geçmek için evet! Vatandaşın anasını alıp gitmesinin yasal dayanağının oluşturulabilmesi için evet! 12 Eylülcülerden, asker, sivil tüm darbecilerden gerçekten hesap sorma peşinde olanlardan, hesap sorabilmek için evet! Patates, kömür ve bilumum bakliyat ile birlikte cennette arsa tapularının adrese tesliminin sağlanması için evet!</p>
<p>Örnek</p>
<p>Işık İşgüden: “İran Başkan Yardımcısı ‘Bizi örnek alın’ diyor. Boşa zahmet: Polisimizle, yargımızla, deniz ötesindeki Ayetullah’ımızla örneğimiz değil, hedefimiz İran.”</p>
<p>Yağmur Deniz</p>
<p>Ponpon kızlara gösteri yasağı.</p>
<p>Sansür açılımı!</p>
<p>Pastırma</p>
<p>Soner Önal: “Pastırmanın kilosu 92 lira. Angut ithalatı da hakara, makara çıktı.”</p>
<p>Aleviler!</p>
<p>Nurhan Öztaş: “Recep, Çorumlular Ebu Suud Efendi’yle gurur duyuyor, demiş. Alevilerin, canları, malları size helaldir diye fetva veren; elimize geçirdiğimiz Alevi kadınlarını ne yapalım diye soranlara ‘belinize kuvvet’ diyen şeyhülislam!”</p>
<p>Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/09/davul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Debelenirken</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/debelenirken/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/debelenirken/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 08:14:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deniz Som]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54617</guid>
		<description><![CDATA[BİR başbakan yardımcısının yani Bülent Arınç’ın, bir ana muhalefet partisi genel başkanına yani Kemal Kılıçdaroğlu’na “ikiye bükülüyor zavallı” diyebilmesi için çaresizlik bataklığında debeleniyor olması gerekir” diyor Necati Cebe ve şöyle devam ediyor: “Yargıyı ele geçirerek hesap vermekten kurtulmak, ülkeyi diledikleri gibi yönetmek isteyen dikta özlemcilerinin yüreğine Kemal Kılıçdaroğlu’nun korku saldığı anlaşılıyor. Açıkça söyleyin evet mi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BİR başbakan yardımcısının yani Bülent Arınç’ın, bir ana muhalefet partisi genel başkanına yani Kemal Kılıçdaroğlu’na “ikiye bükülüyor zavallı” diyebilmesi için çaresizlik bataklığında debeleniyor olması gerekir” diyor Necati Cebe ve şöyle devam ediyor:<span id="more-54617"></span></p>
<p>“Yargıyı ele geçirerek hesap vermekten kurtulmak, ülkeyi diledikleri gibi yönetmek isteyen dikta özlemcilerinin yüreğine Kemal Kılıçdaroğlu’nun korku saldığı anlaşılıyor. Açıkça söyleyin evet mi hayır mı; tarafsız olursanız defterinizi dürerim tehditleri; ağustos sıcağında halka kömür dağıtımı; türbelerde evet kampanyaları; devletin tüm olanaklarını tepe tepe kullanma, oylamayı oylama olmaktan çıkaran yasadışı tutum ve davranışlar, tüm bunlar korkunun dağları aştığını açık ve net bir biçimde göstermektedir.</p>
<p>Korkuyorlar, korktukça yanlışlarına yeni yanlışlar ekliyorlar. İktidara gelir gelmez, kaldırma sözü verdikleri dokunulmazlıkların arkasına sığınarak eski suç dosyalarına yenilerini eklediler. Ballı krediler, ihale yolsuzlukları, nüfuz ticareti, imar planı değişiklikleri, şeytanın dahi aklına gelmeyecek bin bir yolla zenginleştiler, yakınlarını ve yandaşlarını zenginleştirdiler. İktidardan gitme ihtimali ufukta belirince, gitmemenin, hesap vermekten kurtulmanın yolunu aradılar ve akıllarınca kurtuluşu bir anayasa değişikliği ile yargıyı ele geçirmekte buldular.</p>
<p>Demokrasi tarihinde, oyu yüzde 30’lara düşmüş bir iktidarın, Meclis’teki geçici çoğunluğuna dayanarak, tek başına, kendine göre bir anayasa değişikliğini topluma dayatmasına dünya ilk kez tanık olmaktadır. Üstelik Meclis’teki çoğunluk, hak edilmiş bir çoğunluk da değildir. Bu çoğunluğun 12 Eylül kalıntısı antidemokratik ucube bir seçim yasası sayesinde elde edildiği herkesçe bilinen bir gerçektir.</p>
<p>Bülent Arınç, bir yandan da Süleyman Demirel’e ve Hüsamettin Cindoruk’a bindiriyor. Arınç ve benzerlerinin Adnan Menderes’i göklere çıkarırken Menderes’in siyasi mirasçılarını yerin dibine batırmaları ancak korkunun verdiği şaşkınlıkla açıklanabilir. Demirel ve Cindoruk, evet cephesinde yer almadıkları için Arınç’ın saldırısına hedef olmaktadır. Bu saldırı, saldırıya uğrayanlar için şereftir!”</p>
<p>Atatürk’ten korkan cumhuriyet savcısı!</p>
<p>“TÜRKİYE Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz” demişti Mustafa Kemal Atatürk. Çevresinde “şeyh” diye tanınan Salih Kunter ise şöyle diyor:</p>
<p>“Ben müftü olan babamdan öğrendiğim dini ilimleri aralarında imam, müftü, vaiz, hâkim, savcı, avukat ve profesörlerin de olduğu çok sayıda insana öğretiyorum. Ankara’da beni savunan 40 avukat da bu talebelerden. Beni dinleyenler arasında istihbaratçılar da vardır. Bazıları halen akşamları evime bu ilimleri öğrenmek için gelirler. Alparslan Arslan’ı Danıştay saldırısından beş ay önce bana getiren avukat arkadaşı ve yıllardır en yakınımda olanlardan Süleyman Esen’dir&#8230;”</p>
<p>Eski istihbaratçı polis müdürü Hanefi Avcı Haliç’te Yaşayan Simonlar kitabında “Polis onun (eski imam, şeyh Salih Kunter) azmettirici olduğunu biliyordu ama soruşturma engellendi” diyor.</p>
<p>Tıp Kurumu Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Üçer ise böylesi bir tablo karşısında “Şeyhin müridi olan savcı, hakim, profesör, avukat ve istihbaratçılar kimler acaba? Neden bu konunun üzerine gidecek bir cumhuriyet savcısı ortaya çıkmıyor veya çıkamıyor” diyor. Belli ki Atatürk’ten korkuyor!</p>
<p>Pamuklu</p>
<p>Mustafa Pınar: “Anayasadan çok fazla anlamadığını söyleyen Orhan Pamuk, referandumda ‘evet’ diyecekmiş. Adama anladığı kadarı yetiyor! Ne de olsa Nobelli.”</p>
<p>Ağlamacı!</p>
<p>Gülfatma Carlık: “İlker Başbuğ da, Bülent Arınç gibi ağlamaya başladı. Halka karşı körle yatan ağlayarak kalkar!”</p>
<p>Kaçak</p>
<p>Avni Kurtuldu: “Recep, Kılıçdaroğlu’na ‘Parlamentonun yüzde 65’ine sahibiz sana bir gıdım su içirmeyiz orada’ demiş. Belli ki Recep tramvaydan inmiş; zaten kaçak binmişti!</p>
<p>Yağmur Deniz</p>
<p>Memura 20 lira aile yardımı:</p>
<p>Ödemeler camilerin avlusunda!</p>
<p>Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/debelenirken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Simonlar</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/simonlar/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/simonlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 07:20:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deniz Som]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54350</guid>
		<description><![CDATA[ESKİ istihbaratçı polis müdürlerinden Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar / Dün Devlet, Bugün Cemaat” kitabı neden bu denli büyük yankı uyandırdı sorusuna Bülent Esinoğlu yanıt arıyor: “Kitapta yazılan ve yorumlanan Türkiye’yi biz zaten konuşuyoruz. Burada bir yenilik veya olağanüstülük yok. Kitabın içindekilerden ziyade, Avcı’nın işgal ettiği konum, bir otorite olması ve içerden bilgi vermiş olmasıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/cu/cumhuriyet/i/c190801.jpg"><img alt="" src="http://www.cumhuriyet.com.tr/cu/cumhuriyet/i/c190801.jpg" class="alignnone" /></a><strong>ESKİ istihbaratçı polis müdürlerinden Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar / Dün Devlet, Bugün Cemaat” kitabı neden bu denli büyük yankı uyandırdı sorusuna Bülent Esinoğlu yanıt arıyor:<span id="more-54350"></span></p>
<p>“Kitapta yazılan ve yorumlanan Türkiye’yi biz zaten konuşuyoruz. Burada bir yenilik veya olağanüstülük yok. Kitabın içindekilerden ziyade, Avcı’nın işgal ettiği konum, bir otorite olması ve içerden bilgi vermiş olmasıdır. Kitabı önemli kılan hususlardan en önemlisi budur. İkinci önemli olan husus ise, Avcı’nın bir zamanlar cemaate yakın olması, çocuklarını Gülen okullarında okutması, onlarla fazla takışmadan uyum içinde yaşanmış bir geçmişin olmasıdır.</p>
<p>Üçüncü durum ise, liberal kesim ile olan iyi ilişkileridir. Her ne kadar dinine bağlı bir muhafazakâr gibi görünse de, Avrupa Birliği’ni savunuyor olması, Amerika ve Batı ile bir sorununun olmamasıdır. (s.387) Dördüncüsü ise, ‘açılımlar’dan yana olması (s.370) hususu onun Gülen Cemaati hakkında söylediklerinin önemini arttırıyor. Gülen cemaati devlet içinde kadrolaştı ve devleti kontrol altına aldı (s.465) demesi çok önemlidir.</p>
<p>Beşincisi tam zamanında çıkması stratejik etkisini artıran bir konumda olmasıdır.</p>
<p>Altıncısı, AB ve ABD’ye karşı birisi tarafından söylenmemiş olması, yani, doğruları başka bir kimliğin ifade etmiş olmasıdır.</p>
<p>Haliç’te Yaşayan Simonlar / Dün Devlet Bugün Cemaat kitabının, Fethullah Gülen’in devlet içinde nasıl örgütlendiğini ve bu durumun ulusumuz için ne tehlikeler taşıdığını gün ışığına çıkartmış olması tabii ki önemlidir. Hainlerin olduğu yerde, her kesimden ummadığımız kahramanlar çıkacaktır.</p>
<p>Ülke savunma dönemine giriyor. Daha nice kahramanlar ve fedailer göreceğiz.”</p>
<p>Bu arada, Çankaya’daki AKP’li ile Çankaya’dakinin biraderi, Hanefi Avcı’nın yazdıklarını, açıkladıklarını, söylediklerini “yok” sayarak suskun kalmayı yeğliyor. Bir televizyon kanalında konuya ilişkin tartışma programında Çankaya’daki ile biraderinin suskunluğu “Başlarını devekuşu gibi kuma gömüyorlar” yorumuna neden oluyor. Rana Pamir de ekrana bakıp “Onlar başlarını kuma gömülü tuttukça bizler de havaya dikilmiş artlarını daha iyi görüyoruz” diyor!</p>
<p>Yavuz Sultan Recep’e evet!</p>
<p>REFERANDUM sonucu evet çıkarsa ne olacak?</p>
<p>Ne olacak; civanımın padişahı Fatih Sultan Recep, tarihte bir dönemi kapatmanın gururu ve gücü ile biraz daha kanlı, biraz daha heyecanlı Yavuz Sultan Recep olacak!</p>
<p>Bugünkü yalaka gazetecilerden biri, sultanın yanına yaklaşmaya cesaret edip de bu değişikliğin nedenini sorabilirse alacağı yanıt şimdiden belli: “Yeni anayasa sayesinde, halkoylamasında halk böyle istedi!”</p>
<p>Kelle koltukta eski dönekten dönme gazeteci son bir cesaretle sultana, halkoylaması propaganda konuşmalarında böyle bir vaatte bulunmadığını anımsatabilirse, takıyye yapıp yapmadığını sorabilirse bu konuda sultan hiç kuşkusuz haklı çıkacaktır:</p>
<p>“Ne takkıyyesi ulan! Referandumdan önce açıkça konuştum ‘ayaklarımızda pranga var’ dedim. Pranga dediğim, hukuk devleti ilkeleriydi. Parlamentonun yüzde 65’ine sahiptim ama bir ‘yargı gücü’ vardı. İstediğim valiyi atayamıyordum. Atadığım valiyi, müdürü yargı, geri iade ediyordu. Hesabı veren bendim ama gelip bana zulmeden oydu (yargı). Bu böyle yürümezdi. Ne dediysem en samimi düşüncelerle söyledim. ‘Yargı benim kararlarımı geri iade ediyor’ dedim. İade etmek zaten geri göndermek demektir. Türkçe bilmediğimi bile anlamadılar. Sen ne diyorsun ulan!”</p>
<p>Taarruz</p>
<p>Saadettin Öztürk: “Büyük Taarruz emrini kim verdi, diye Recep’e sormuşlar. Yanıt: Tarih bilgime dayanarak söylüyorum; kesinlikle Abdülhamit!”</p>
<p>Yağmur Deniz</p>
<p>Recep’in fotoğraflarını serbülenti imzalamış.</p>
<p>Hem ıslak, hem kozmik!</p>
<p>Yollu</p>
<p>Aydın Türkaydın: “Cumhuriyet döneminden fazla duble yolu Recep yapmış. Yol yapma arkadaş; kaç fabrika yaptın, kaç fabrika sattın!”</p>
<p>İfade</p>
<p>Muhsin Salman: “Osmanlı’da paşaların kellesi alınırdı; Fatih Sultan Recep’in Türkiye’sinde ifadesi alınıyor!”</p>
<p>Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/simonlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hacıyatmaz</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/haciyatmaz/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/haciyatmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 07:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deniz Som]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=54155</guid>
		<description><![CDATA[REFERANDUM öncesi hükümet fena halde köşeye sıkıştı. Skandal niteliğinde birden fazla olay, aynı anda gelişiyor. Demokrasinin geçerli olduğu bir ülkede olaylardan sadece biri bile iktidarın değişmesine neden olur ama bizdeki iktidar “hacıyatmaz” gibi! Skandallardan biri, İmralı’daki “Sayın Abdullah”la yapılan görüşmeler. Adalet Bakanı Ali Dibo pardon Sadullah Ergin de ağzındaki baklayı çıkardı. Melis Sezer soruyor: “Adalet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>REFERANDUM öncesi hükümet fena halde köşeye sıkıştı. Skandal niteliğinde birden fazla olay, aynı anda gelişiyor. Demokrasinin geçerli olduğu bir ülkede olaylardan sadece biri bile iktidarın değişmesine neden olur ama bizdeki iktidar “hacıyatmaz” gibi!<br />
<span id="more-54155"></span><br />
Skandallardan biri, İmralı’daki “Sayın Abdullah”la yapılan görüşmeler. Adalet Bakanı Ali Dibo pardon Sadullah Ergin de ağzındaki baklayı çıkardı. Melis Sezer soruyor: “Adalet Bakanı, sekiz yıldır Apo ile görüşüldüğünü ifade etti. Anlamadığım; iktidardaki sekiz yılınız boyunca Apo ile görüşmek için ayırdığınız zaman ve emeği neden Meclis’teki muhalefet partileri ve sivil toplum örgütlerine ayırmadığınız. Sekiz yılda AKP iktidarı CHP ile iki kez, MHP ile üç kez görüşmüş. Apo ile kaç kez görüşüldü ve nelerin pazarlığı yapıldı?</p>
<p>Serhat Terzi de “Merak ediyorum” diyor: “Hükümeti ortadan kaldırmak İçin darbe ortamı yaratmak” suçlamasıyla yargılanan generallere bile en acımasız tonda yaklaşan hükümet 30 bin kişinin katili ve devleti bölmeye yönelik bir suçun ortağı ile nasıl bu kadar içli dışlı oluyor? Neden İmralı ile pazarlık referandum öncesi yapılıyor? Sekiz yıldır yapsalardı da o kadar genç ölmeseydi! Herhalde referandum ve seçim dönemlerinde kurtarabildiğimiz askerimiz için sevinmemiz gerekiyor. Ergenekon’dan içeri girenler henüz suçları sabitlenmemişken konuşmalarına bile tahammülü olmayanların Apo ile konuşulmasını savunması ise onların ikileminden başka bir şey değildir.”</p>
<p>Eskişehir Emniyet Müdürü eski istihbaratçı Hanefi Avcı, “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabında Emniyet’teki cemaat (Feto) örgütlenmesini anlatıyor&#8230; ABD’nin özel istihbarat kurumlarından Startfor’un Türkiye raporunda AKP’nin ve cemaatin (Feto) polis istihbaratını fiilen ele geçirdiği açıklanıyor. Öte yandan Türk Silahlı Kuvvetleri Hilmi Özkök döneminde subayların başına çuval geçirilerek ele geçirilmeye başlanmış; Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ’la önemli adımlar atılmış.</p>
<p>Teröristlerle yürütülen pazarlık&#8230; Cemaatin polisi ele geçirmesi&#8230; Terörle mücadele eden generallerin cezaevine gönderilmesi&#8230; Hükümetin hacılığı ve hacıyatmazlığı&#8230; Bunlar rastlantı olamaz.</p>
<p>Dokundurdukça, dokunalım</p>
<p>KISACA dokundurmalardan oluşan kısa bir seçki:</p>
<p>Recep, veda ziyareti sonrası Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u kapıdan el sallayarak uğurlamış. Ne diyelim. Allah kavuştursun! (Necati Cebe)</p>
<p>Bir zamanlar hava atmak isteyenler “Doğan görünümlü Şahin”e binerdi. Şimdi yanlarında gazeteci görünümlü dalkavuk, demokrat görünümlü diktatör, bilim insanı görünümlü hırsız, siyasetçi görünümlü kalpazan gezdiriyorlar! (İlker Çamkır)</p>
<p>1980’den bugüne bir tek “our boys” yani, bizim oğlanlar değişmiştir. O zaman beş general vardı, şimdi iki sivil. Hazin, ama böyle&#8230; 12 Eylül 2010’da referanduma evet demek, 12 Eylül 1980’deki askeri darbeye evet, demektir&#8230; (Tolga Yarman)</p>
<p>Aslında “Recep’le anlaştık” demek isteyen PKK’nin etkili ismi Murat Karayılan, bir anlık dalgınlıkla ‘devletle anlaştık’ demiş olmasın. (Mustafa Pınar)</p>
<p>Recep, kişi başına milli gelirin 10 bin dolar olduğunu söylediği için, doğruyu söylememekle eleştiriliyor. Niye doğruyu söylemiyor olsun ki, kendi maaşına göre konuşuyordur! (Ertan Somunkıran)</p>
<p>Afyonkarahisar’da çoban kıyafeti giyen Recep, koyun olduğumuzu bu kadar yüzümüze vurmasaydı bari. (Barbaros Uzunöner)</p>
<p>Doğru!</p>
<p>Nezahat Özbek: “Doğru bir tanedir. Yanlışın çeşitlerini öğrenmek için Recep’in referandum nutuklarını takip etmeniz gerekir”</p>
<p>Mağdur</p>
<p>Ulvi Oğuz: “12 Eylül’ün en mağdurlarından ABD Büyükelçisi ‘evet’ kampanyasında. ‘Az astınız çok beslediniz’ diye hesap soracak zağar!”</p>
<p>Çocuk</p>
<p>Ahmet Önen: “Babasının zenginliği kendi sünnet parasıyla oluşan ve villasını babasına kiraya veren çocuğun gemi almasını eleştirmeyelim artık!”</p>
<p>Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/08/haciyatmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
