<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlk Kurşun Gazetesi &#187; Cüneyt Arcayürek</title>
	<atom:link href="http://www.ilk-kursun.com/konu/cumhuriyet/cuneyt-arcayurek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilk-kursun.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 21 Mar 2010 19:08:36 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Görünen Köy Kılavuz İstemez</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/gorunen-koy-kilavuz-istemez-2/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/gorunen-koy-kilavuz-istemez-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 09:39:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cüneyt Arcayürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35153</guid>
		<description><![CDATA[“Ben muhalefetin bu noktada sağduyulu davranacağına, aklıselimle hareket edeceğine inanıyorum.”
Bu sözlerin sahibi anayasadaki değişikliklerin mimarı Başbakan RTE. Oysa, iktidara sağduyu ve aklıselimle hareket etmesi çağrısı muhalefet partilerinin hakkı.
AKP gerçekten sağduyulu ve aklıselimle hareket etseydi, yargıyı siyasallaştıran ve kuvvetler ayrılığını hiçe sayan değişiklik paketi hazırlayıp muhalefetin önüne koymaktan çekinirdi.
İktidara pek çok konuda olduğu gibi anayasa konusunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Ben muhalefetin bu noktada sağduyulu davranacağına, aklıselimle hareket edeceğine inanıyorum.”</p>
<p>Bu sözlerin sahibi anayasadaki değişikliklerin mimarı Başbakan RTE. <span id="more-35153"></span>Oysa, iktidara sağduyu ve aklıselimle hareket etmesi çağrısı muhalefet partilerinin hakkı.</p>
<p>AKP gerçekten sağduyulu ve aklıselimle hareket etseydi, yargıyı siyasallaştıran ve kuvvetler ayrılığını hiçe sayan değişiklik paketi hazırlayıp muhalefetin önüne koymaktan çekinirdi.</p>
<p>İktidara pek çok konuda olduğu gibi anayasa konusunda da ne aklıselim ne de sağduyu egemen.</p>
<p>Bu yargı kesinleşti. Muhalefet partileri, yüksek hukuk kurulları, hukuk adamları değişiklik paketinin sadece AKP’ye hizmet etmeyi amaç edinen bir girişim olduğunda birleşiyor.</p>
<p>Böyle olmasaydı, örneğin Danıştay Başkanı Mustafa Birden, paketin içeriği medyaya yansıyınca, bu değişikliklerin yargı bağımsızlığına ve kuvvetler ayrılığına aykırı olduğunu söyler miydi?</p>
<p>***</p>
<p>3-4 aydır sürekli olarak anayasanın özellikle HSYK’nin bünyesini değiştirmeyi amaç edindiğini ilan eden bir hükümet, hâlâ bu paketin içeriğini doğru dürüst saptayamamış görünüyor.</p>
<p>Anayasa değişikliğine yüksek mahkemeyle ilgili bir madde koyalım mı, koymayalım mı? HSYK’nin üye sayısını şöyle mi değiştirelim, böyle mi diye bir karara varamayan hükümet, sağlıklı bir anayasa paketi hazırladığını nasıl iddia edebilir?</p>
<p>İki gün önce pakette örneğin Anayasa Mahkemesi’nin bünyesiyle ilgili bir değişiklik olmayacağını duyurdular. Dün sabah baktık ki, bundan da vazgeçmişler. Anayasa Mahkemesi’ni bünyesel açıdan da değiştiren, hatta yüksek mahkemeyi iki daireye bölen bir düzenleme getirmek için pakete bir madde eklemişler.</p>
<p>Bir ara medyamız gerçekten umutlandı. Örneğin HSYK’ye TBMM’den üye seçiminden vazgeçildiğini ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili bir maddenin olmayışını iktidarın muhalefetin eleştirilerine ve irdelemelerine kayıtsız kalmayacağı biçiminde yorumladı.</p>
<p>Oysa iktidar bir türlü ortaya çıkaramadığı anayasa değişiklik paketiyle HSYK’ye üye seçimini TBMM’den alıp Çankaya’daki AKP’liye veriyor.</p>
<p>Hükümet ve AKP Genel Merkezi, aylardır kafa kafaya verip ortaya çıkarmaya çalıştıkları paketi bir türlü muhalefet partilerine, medyaya ve sivil toplum kuruluşlarına veremedi. Nedeni de anayasada hangi maddelerin değiştirileceğine bir türlü karar verememiş olması.</p>
<p>Bu türlü çalkantı içinde bir anayasa değişikliğini kimin hazırladığı, kimin yargı bağımsızlığına veya kuvvetler ayrımına önem vererek bu maddeleri örgütlediği de belli değil.</p>
<p>Başbakan RTE çıkıyor kürsüye, pazartesi günü arkadaşlarının muhalefet partilerine değişiklik paketini vereceğini söylüyor. Muhalefete üç gün süre vermiş görünüyor. Hükümet aylardır bir paketi doğru dürüst hazırlayamıyor; ama muhalefetin bu paketin içeriği üzerindeki irdelemelerini, eleştirilerini ve önerilerini üç gün içinde hazırlamasını ve bildirmesini istiyor.</p>
<p>Bütün bunlar Anayasa değişikliğini gerçekten istenilen ve yapılması gereken bir değişiklik olmaktan çıkarıyor.</p>
<p>Değişikliğin bir AKP anayasası değişikliği olduğunu kanıtlıyor.</p>
<p>***</p>
<p>Muhalefet de medya da, hatta sivil toplum kuruluşları, değişiklikleri medyadan izleyenler; pakette bir gün öyle, bir gün böyle değişiklik yapıldığını görerek, hangisinin kesin olarak metne alınacağını bilememenin şaşkınlığını yaşadılar, yaşıyorlar.</p>
<p>Ama RTE’ye bakarsanız her şey düzgün gidiyor ki, bütün eleştirilerin hiçbir değeri yok.</p>
<p>AKP kendine hizmet edecek bir anayasa değişikliği değil, üstelik yargı bağımsızlığını, kuvvetler ayrılığını gözeten bir değişiklik yaptığı inancında.</p>
<p>Elbette muhalefet de örneğin geçici 15. maddeyi değişiklik paketinin içine alarak iktidarın kurduğu tuzağa düşmüyor.</p>
<p>Nitekim iktidarın bu türden çabalarına karşın CHP, MHP ve hatta BDP anayasa değişiklik paketine oy vermeyeceklerini metni görmeden ilan ettiler.</p>
<p>Görünen köy kılavuz istemiyor.</p>
<p>Ortaya çıkan gerçek şu ki; iktidarın tek amacı yargıyı iktidara bağımlı hale getirmek!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/gorunen-koy-kilavuz-istemez-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oyun İçinde Oyun!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/oyun-icinde-oyun/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/oyun-icinde-oyun/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 05:39:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cüneyt Arcayürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35119</guid>
		<description><![CDATA[Siyasal yeni kargaşanın adı: Anayasa!
Muhalefetle yüksek yargı organları bir noktada birleşiyor: İktidarın temel hedefi yargı erkini dilediği gibi kullanabilmek!
Bu temel hedefin ne olduğunu Bağdat’taki sağır sultan bile duydu.
Hükümet, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun bünyesel değişikliği -Avrupa Birliği ölçeklerine uygun biçimde- sağlayacağını söylüyor ama, aslında kurulun üye sayısını kendi amaçlarına koşut biçimde değiştirmek istiyor.
Daha önceki açıklamalara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Siyasal yeni kargaşanın adı: Anayasa!</p>
<p>Muhalefetle yüksek yargı organları bir noktada birleşiyor: İktidarın temel hedefi yargı erkini dilediği gibi kullanabilmek!</p>
<p>Bu temel hedefin ne olduğunu Bağdat’taki sağır sultan bile duydu.</p>
<p>Hükümet, Hâkimler ve Savcılar Yüksek <span id="more-35119"></span>Kurulu’nun bünyesel değişikliği -Avrupa Birliği ölçeklerine uygun biçimde- sağlayacağını söylüyor ama, aslında kurulun üye sayısını kendi amaçlarına koşut biçimde değiştirmek istiyor.</p>
<p>Daha önceki açıklamalara göre kurula seçilecek üyelerin bir bölümünü TBMM’ye seçtirecekti. Son bir habere göre bu yöntemden vazgeçmiş görünüyor.</p>
<p>Üyeleri Çankaya’daki AKP’linin seçmesini öngörüyor.</p>
<p>Oysa HSYK’nin yeni üyelerini Meclis’in seçmesi ne kadar sakıncalı ise üyelerin Çankaya’daki AKP’li tarafından seçilmesi de bir o kadar sakıncalı. Çankaya’daki AKP’li, YÖK Yönetim Kurulu’na ve üniversite rektörlüklerine daha önce türban sorununu AKP yönünde savunan profesörleri getirmişti.</p>
<p>Aynı yöntemi AKP doğrultusunda HSYK’nin yeni üyeleri için de kullanmayacağına kim güvence verebilir?</p>
<p>***</p>
<p>Anayasa değişikliklerinde dikkati çeken önemli bir nokta ise iktidarın Anayasa Mahkemesi bünyesini de değiştirmek kararında olduğu idi.</p>
<p>Ne ki Anayasa Mahkemesi’nin bünyesini değiştirmekten vazgeçmiş görünüyor.</p>
<p>Öncelikle Anayasa Mahkemesi’nin bünyesini değiştirmeye yönelmesindeki temel neden neydi?</p>
<p>Parti kapatmaları zorlaştırmak! Bunu sağlamak için Anayasa Mahkemesi bünyesini değiştirmek, üye sayısını arttırmak, hatta üyelerin bir kısmını TBMM’nin seçmesini öngörüyordu.</p>
<p>Anlaşılan artık bu değişikliğe bir başka değişiklik nedeniyle gereksinmiyor.</p>
<p>O da parti kapatma kararını TBMM’ye bırakıyor.</p>
<p>Cumhuriyet Başsavcılığı, bir partinin kapatılmasını zorunlu gören dilediği kadar delil, dilediği kadar belge toplasın&#8230; bir parti hakkında kapatma kararını ancak TBMM verecek.</p>
<p>AKP’nin son aylardaki korkusu nedir?</p>
<p>Cumhuriyet Başsavcılığı AKP hakkında yeni bir kapatma davası açacak! Parti kapatma olayını TBMM’ye bırakacak yeni bir düzenleme yürürlüğe girerse&#8230; Başsavcılık dava açma iznini Meclis’ten isteyecek&#8230; çoğunluğu elinde tutan (ve yeni seçimde de çoğunluğu sağlayacağına inanan) AKP, ne kadar inandırıcı delil ve belge olursa olsun, herhalde AKP’nin kapatılmasına izin vermeyecek.</p>
<p>***</p>
<p>12 Eylül sorumlularının yargılanmasını önleyen geçici 15. maddenin kaldırılması AKP’nin, muhalefet üzerine kurguladığı bir siyasal manevra.</p>
<p>AKP, CHP ile MHP’nin ve hatta BDP’nin anayasa değişikliğine onay vermeyeceğinin bilincinde.</p>
<p>Partilerin direncini kırmak için bulduğu yöntem geçici 15. madde.</p>
<p>Zira başta CHP, sürekli olarak geçici maddeyi kaldırmak istiyorsan elini tutan mı var diye iktidara bu konuda açık kart verdi.</p>
<p>Şimdi AKP bu kartı kullanıyor ve öncelikle CHP’nin paketin tümüne karşı oy kullanmasını önlemek istiyor.</p>
<p>Bunu sezen CHP yöneticileri, geçici 15. madde ayrı bir öneri olarak Meclis’e getirilirse destekleyeceklerini söyleyerek AKP’nin kurduğu tuzaktan kurtulmak istiyorlar.</p>
<p>Ne çare, iktidar sözcüleri CHP önerisine yeşil ışık yakmayacaklarını hemen duyumsattılar.</p>
<p>***</p>
<p>CHP lideri Deniz Baykal, Çankaya’daki AKP’liyi paket oyununa alet olmamaya çağırıyor.</p>
<p>Meclis’te 367’nin üstünde oy alan değişiklikleri referanduma götürmeyeceğini açıklamasını istiyor.</p>
<p>Böylece örneğin memurlara sendikal haklar, ombudsmanlık, kadınlara pozitif ayrımcılık gibi maddeleri destekleyeceğini; ancak HSYK gibi doğrudan yargıyı ele geçirmeyi hedef alan maddelere karşı oy kullanacağını açıklamış oluyor.</p>
<p>Çankaya’daki AKP’li, Baykal’ın bu önerisine sıcak bakabilir mi, yoksa AKP’nin bugünden bastırdığı gibi maddeler hangi oyu alırlarsa alsınlar paketin tümünü referanduma gönderebilir mi?</p>
<p>Yukarıdaki AKP’linin bugüne kadar tutumu, eski partisinin çizgisinden ayrılmadığını kanıtladı. Üstelik Çankaya, yargı reformunu isteyenlerin başında geliyor. Bu nedenlerle Çankaya’nın Baykal’ın önerisine sıcak bakması olasılığı zayıf.</p>
<p>Siyasal alanda asıl savaşım referandumun ilan edildiği gün başlayacak.</p>
<p>Kuşku yok, bu referandum anayasa değişikliği olmaktan çıkacak, iktidarla muhalefet, iktidarla halk arasındaki çetin meydan savaşı olacaktır!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/oyun-icinde-oyun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anayasa Çapraz Ateş Altında!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/anayasa-capraz-ates-altinda/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/anayasa-capraz-ates-altinda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 07:35:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cüneyt Arcayürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=34961</guid>
		<description><![CDATA[Medyamız siyasal sürprizlere meraklıdır; ama siyasal sürprizin ne olduğunu açıklanıncaya dek merak etmiyor. Mesleğin doğası gereği içeriğini daha önce öğrenmek zahmetine katlanmıyor.
AKP’nin anayasanın kimi maddelerinde yapmayı düşündüğü değişiklikler günlerdir gündemde.
Çoğunun hangi amaca hizmet vereceği, hangi içerikte olacağına dair haberler yayımlandı.
AKP haberleri yalanlamadı; nitekim önceki gün günlerdir medyada tartışılagelen değişiklikleri doğrulayan açıklamalar yapıldı.
AKP’nin siyasal sürprizi işte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Medyamız siyasal sürprizlere meraklıdır; ama siyasal sürprizin ne olduğunu açıklanıncaya dek merak etmiyor. Mesleğin doğası gereği içeriğini daha önce öğrenmek zahmetine katlanmıyor.</p>
<p>AKP’nin anayasanın kimi maddelerinde yapmayı <span id="more-34961"></span>düşündüğü değişiklikler günlerdir gündemde.</p>
<p>Çoğunun hangi amaca hizmet vereceği, hangi içerikte olacağına dair haberler yayımlandı.</p>
<p>AKP haberleri yalanlamadı; nitekim önceki gün günlerdir medyada tartışılagelen değişiklikleri doğrulayan açıklamalar yapıldı.</p>
<p>AKP’nin siyasal sürprizi işte bu sırada duyuruldu.</p>
<p>AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ haber verdi: “AKP, 12 maddeye bir madde ekleyebilirdi!”</p>
<p>Medyamızın habercilerinden hiç değilse biri sürprizin içeriğini öğrenmek istemedi.</p>
<p>Sürprizdir, açıklandığı zaman öğrenilir mantığıyla, sağı solu arayıp kimi kaynakları zorlayarak ne olabileceğini araştırmak zahmetine katlanılmadı.</p>
<p>Hiç değilse olasılıkları anımsatan bir haber yapmak gereği de duyulmadı.</p>
<p>Mesleğin atlatma haber kuralı rafa kaldırıldı. Medyamız artık AKP önüne ne koyarsa onunla yetiniyor!</p>
<p>***</p>
<p>Hazır olmasına karşın değişiklik paketinin son anda TBMM’ye sunulması birkaç gün ertelendi.</p>
<p>AKP yöneticileri yine toplanacak, anlaşılan “sürprizin” pakete alınıp alınmamasını belki yeniden tartışacak ya da 12 maddeye 13. maddenin hangi içerikte gireceğini saptayacak!</p>
<p>AKP “sürprizini” medyamız dün sabah iktidar partisinden yandaş haberler alan ve sunan NTV muhabiri Nilgün Balkaç’tan öğrendi.</p>
<p>Sürpriz yıllardır tartışılan bir konuyu gündeme taşıyor:</p>
<p>Pakette yer alması olası 13. madde; 12 Eylül darbesini yapanların yargılanmasını engelleyen anayasanın geçici 15. maddeyi öngörüyor.</p>
<p>Ne var ki geçici 15. madde tümüyle kaldırılır, şayet kısıtlayıcı bir değişim yapılmazsa; sadece Milli Güvenlik Konseyi’ni oluşturan Kenan Evren’le dört kuvvet komutanına yargı yolu açılmayacak, 12 Eylül yönetimi zamanında kurulmuş (Bülent Ulusu) hükümetlerle, 82 Anayasası’nı yapan Danışma Meclisi de yargıya taşınacaktır.</p>
<p>***</p>
<p>AKP’nin bu girişimine eski darbeleri de yargılamaya yönelik bir hamle gözüyle mi bakacağız; yoksa… değişiklik paketinde yer alması kesinleşen kimi maddelere karşı çıkan CHP’nin ve hatta MHP’nin direncini kırmak amacıyla giriştiğine mi inanacağız?</p>
<p>AKP’nin asıl amacı Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nu bünyesel olarak değiştirerek yargıyı denetimine almak!</p>
<p>CHP bu maddeye baştan beri karşı. Hükümetin bu yoldan yargıyı emrine almak istediğini ısrarla savunuyor. Dokunulmazlıkların milletvekillerine, hatta Başbakan’a dokunacak biçimde değiştirilmesine AKP’nin neden yeşil ışık yakmadığını sürekli soruyor.</p>
<p>AKP bu itirazları duymazlıktan gelirken… değişikliğe CHP’nin karşı çıkmasını engelleyeceğini düşündüğü formülü, geçici 15’inci madde formülünü öngörüyor.</p>
<p>CHP’nin bu konuya karşı çıkmasını olanaksız görüyor AKP; zira son zamanlarda Deniz Baykal… iktidara “12 Mart’a da 12 Eylül’e de lafta değil, somut biçimde tavır takınılmasını” isteyen konuşmalar yaptı ve geçen salı günü grupta “Birileri 7-10 yıl önce yapmayı düşündüğünü iddia ettiklerini araştırıyorsun da resmen darbeyi yapmış, suçsuz insanları asmış olanlardan niye neden hesap sormuyorsun?” dedi.</p>
<p>Bu saldırı, 2003’teki darbe soruşturmalarına uygulanan yöntemlerin, 12 Eylül sorumlularına uygulanmadığını ve… böylece AKP’nin o dönemi yargılamaktan alıkoyan geçici maddeyi kaldırmadığını sorgulamak demekti.</p>
<p>Olagelen gelişmelere göre anayasa, iktidar ve muhalefetin çapraz ateşi altında!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/anayasa-capraz-ates-altinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurumlar Arası&#8230; Kurumlar İçi Çatışma!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/kurumlar-arasi-kurumlar-ici-catisma/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/kurumlar-arasi-kurumlar-ici-catisma/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 08:07:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cüneyt Arcayürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=34798</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan söylüyor; kurumlar arasında çatışma yokmuş.
Genelkurmay Başkanı ise kurumlar arasında, örneğin polisle asker, askerle yargı arasında çatışma olmasın diyor…
&#8230;Diyor ama, çatışmanın varlığını kanıtlayan bir örnek veriyor.
Muğla’dan yüklenen askere ait el bombalarını taşıyan kamyonu bir ihbar üzerine yolda çeviren polisin resmi belgeleri inandırıcı bulmadığı gibi, olayı askeri yetkililere haber vermediğini söylüyor.
Genelkurmay Başkanı’nın son açıklamaları “kurumlar arası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başbakan söylüyor; kurumlar arasında çatışma yokmuş.</p>
<p>Genelkurmay Başkanı ise kurumlar arasında, örneğin polisle asker, askerle yargı arasında çatışma olmasın diyor…</p>
<p>&#8230;Diyor ama, çatışmanın varlığını kanıtlayan bir <span id="more-34798"></span>örnek veriyor.</p>
<p>Muğla’dan yüklenen askere ait el bombalarını taşıyan kamyonu bir ihbar üzerine yolda çeviren polisin resmi belgeleri inandırıcı bulmadığı gibi, olayı askeri yetkililere haber vermediğini söylüyor.</p>
<p>Genelkurmay Başkanı’nın son açıklamaları “kurumlar arası çatışma olduğu ve olabileceği” kanısını güçlendirmiyor mu?</p>
<p>İlker Başbuğ’u aksi kanıda olan Başbakan doğrulamıyor.</p>
<p>RTE; kimilerinin çatışma iddialarını hayal ettiği anlamına da gelebilecek değerlendirmeleri ile Org. Başbuğ’u yanıtlıyor: “…Kurumları temsil edenlerin gönül dünyalarında çatışma varsa, onu bilemem…”</p>
<p>Ne var ki kamuoyu vicdanında (hatta AKP Meclis grubu kulislerinde) hükümetin “askerle ilgili dosyayı açtığı” kanısı, dünden bugüne sürekli gelişiyor.</p>
<p>O kadar ki kulislerde konuşulan, ancak lider konumundaki açıklamalarda açık seçik biçimde yer almayan değerlendirmelere göre:</p>
<p>RTE, medyayı sardı sarmaladı. YÖK’ü ele geçirdi, üniversitelerin sesini kesti. Dış basının yorumlarına göre “generaller AKP’ye karşı savaşı yitirdiler.” Yargıyı düşündüğü doğrultuya getirebilmek için gereken yasal hamleleri yapmak üzere.</p>
<p>***</p>
<p>CHP lideri Deniz Baykal, dilediği konuyu gündeme taşıyan, işine gelmeyenlere dokunmayan AKP’nin 2003’teki darbe iddialarını gündeme taşıdığını söylüyor; ama haklı olarak: “28 Şubat, 28 Şubat diyorlar, neden 28 Şubat’ın hesabını sorma gereğini duymuyorsunuz?” diye soruyor.</p>
<p>Fakat karşı kıyıdan yanıt gelmiyor, gelmez. Zira:</p>
<p>RTE, Çankaya’daki AKP’li, ağabeyleri Bülent Arınç… 28 Şubat dosyasını açmazlar.</p>
<p>Kendi elleriyle geçmişlerinin yeni baştan irdelenip amaçlarındaki gerçeklerin yeniden ortaya dökülmesine neden olanak sağlasınlar?</p>
<p>Biri Kaddafi’nin hakaretlerine boyun eğen, amaçladığı rejime ulaşmayı “Kanlı mı olacak, kansız mı?” sorusuyla gündeme taşıyan bir genel başkanın sağ kolu.</p>
<p>Biri belediye başkanı, kan kırmızı şeriatçı.</p>
<p>Sonuncusu ise Milli Görüş’e bayraktarlık eden bir milletvekili.</p>
<p>Her biri, hepsi; Refahlı günlerde parti kademelerinde görevli: İmanları, inançları tamam! Laik devlete karşı o günlerin gözdeleri… Bugün yönetimin baş köşelerinde.</p>
<p>Öyleyse? Laik Cumhuriyet’i İslam cumhuriyetine dönüştürmeye yönelik çabaların tutsağı Refah Partisi’ne baştan sona egemen olanlar… 28 Şubat defterinin açılmasını… o günleri sergileyecek bilgilerle belgelerin ortaya saçılmasını neden istesinler?</p>
<p>***</p>
<p>Asker konusunda kamuoyuna yön vermeleri gereken kaynaklarda da kafalar karışık.</p>
<p>CHP lideri Deniz Baykal son grup toplantısında yadsınamaz kimi değerlendirmeler, saptamalar yaptı.</p>
<p>Söylemleri arasında tartışmalı kimileri de var; örneğin 12 Mart’ta ve 12 Eylül’de CHP’nin “somut olarak tavır takındığını” öne sürüyor.</p>
<p>12 Mart’ta genel başkanla (İnönü) genel sekreterin (Ecevit) birbirine ters düştüklerini… 12 Eylül’e giderken kimi söz sahibi partililerin askere “Hâlâ ne duruyorsunuz?” dediğini darbenin lideri Kenan Evren’in açıkladığını anımsamamak olanaksız.</p>
<p>Bu bir yana. Baykal askerden elinizi çekin diye AKP’ye uyarıda bulunurken şöyle dedi:</p>
<p>“…Elinizi kışlanın içine sokarsanız o paşa bu paşa derseniz, arkasından pek çok kötü şeyler gelir…”</p>
<p>Fakat aynı gün -üstelik Feto’nun Zaman gazetesinde- yerel seçimlerden beri, -Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte- partide yeni bir dalganın öncüsü rolü üstlenmiş izlenimi veren İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, aynı konuda lidere aykırı saptamalar yaptı.</p>
<p>Darbe yapmışlarla hesaplaşalım diye giriyor söze ve:</p>
<p>“… Elde belli ki kuvvet komutanlarıyla ilgili sabit suç var. Alıp cezaevine sokacaksın. Başka türlü olmaz…” diyor.</p>
<p>Lider o paşa bu paşa der elinizi kışlanın içine sokarsınız, olmaz, diyor.</p>
<p>İl başkanı ise kuvvet komutanı paşaların suçu sabit, tık içeri!</p>
<p>Başkan olmaz’ı, il başkanı olur’u savunuyor.</p>
<p>Bu manzaralar karşısında; CHP her açıdan uyum içinde Mayıs Kurultayı’na gidiyor, diyenler varsa&#8230; ne ölçüde inandırıcı olabilirler, oluyorlar veya olacaklar diye insanın sorası geliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/kurumlar-arasi-kurumlar-ici-catisma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıfır Sorun Politikası&#8230; Sıfır Altı Donma Noktasında!</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/sifir-sorun-politikasi-sifir-alti-donma-noktasinda/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/sifir-sorun-politikasi-sifir-alti-donma-noktasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 07:55:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cüneyt Arcayürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=34647</guid>
		<description><![CDATA[Bakan olduktan sonra komşu ülkelere giderek dış politikada yeni bir açılım başlatan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, nihayet TBMM’yi anımsadı.
Önceki gün Dışişleri Komisyonu’nda konuştu.Biliyorsunuz; Davutoğlu’nun, bakan olduktan sonraki diplomatik girişimleri, Başkan Nixon  döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı yapan Kissinger’in başarılarına benzetildi. Hatta bu nedenle kimi kaynaklar Davutoğlu’ndan Türk Henry Kissinger’i diye söz etmeye başladı.
Türk Kissinger’ımız ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bakan olduktan sonra komşu ülkelere giderek dış politikada yeni bir açılım başlatan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, nihayet TBMM’yi anımsadı.</p>
<p>Önceki gün Dışişleri Komisyonu’nda konuştu.<span id="more-34647"></span>Biliyorsunuz; Davutoğlu’nun, bakan olduktan sonraki diplomatik girişimleri, Başkan Nixon  döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı yapan Kissinger’in başarılarına benzetildi. Hatta bu nedenle kimi kaynaklar Davutoğlu’ndan Türk Henry Kissinger’i diye söz etmeye başladı.</p>
<p>Türk Kissinger’ımız ise dış politikadaki yeni açılımı üç sözcükle özetledi:</p>
<p>“Komşularla sıfır sorun!”</p>
<p>TBMM Dışişleri Komisyonu’ndaki görüşmelerin özetini dinlerken kimi milletvekillerine sorduk; “Bakanın anlatımlarına göre sıfır politikası hangi noktada?”</p>
<p>İçlerinden biri “sıfırın altında” dedi: “Donma noktasında!”</p>
<p>Bakanı dinledikten sonra “bu hükümetin örneğin Ermenistan’a karşı hiçbir yaptırım uygulamayacağını söyleyen muhalefet milletvekilleri yanılıyor mu acaba” diye küçük araştırma yaptık.</p>
<p>Anladık ki Davutoğlu’nun komşularla da Batı’yla da sıfır sorun politikası sıfır kere sıfır elde var sıfır!</p>
<p>ABD’de ve İsveç’teki aleyhimize gelişmeleri karşılayacak yeni politikalar üretmek, Ermenistan’la ilgili olumsuz gelişmelere karşı çıkacak yeni yaptırımlar yaratmak diye bir sorunu yok Davutoğlu’nun.</p>
<p>Örneğin soykırımla ilgili eleştirileri dünle bugünü kıyaslayarak yanıtlayan, iç politikaya dış politikayı karıştıran bir Dışişleri Bakanımız var.</p>
<p>“Bu olayın tarihi sürecine baktığımızda” diyor; “1986-1996 yılları ülkelerin parlamentolarında sayısız tasarının kabul edildiğini görüyoruz. Ancak son 5 yıl içerisinde kabul edilen tasarı sayısı sadece ikidir.”</p>
<p>Bu sayısal mukayese günümüzün koşullarında değişik önem kazanan sözde soykırım iddialarını çürütmeye değil… ancak bu hükümetin geçmiş hükümetlere oranla çook başarılı olduğu çabalarına hizmet edebilir.</p>
<p>ABD ve İsveç parlamentolarında soykırım iddiasının tek farkla kabul edilmesini de -Davutoğlu komisyonda- uyguladığı politikaların başarısı diye görüyor, göstermeye çalışıyor.</p>
<p>***</p>
<p>Davutoğlu, oy sonuçlarını hükümet başarısı diye sunduğuna göre; ABD ve İsveç’teki diplomatik çabaların perde gerisine göz atmak zorunlu oluyor.</p>
<p>ABD parlamentosunda her yıl olduğu gibi bu yıl da soykırımın kabul edilmesini öneren bir yasanın Temsilciler Meclisi’ne geleceği aylarca önceden biliniyordu.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı Alt Komisyonu’nda tasarının oylanmasından ancak dört gün önce bir TBMM heyetini Washington’a gönderebildi.</p>
<p>Meclis’teki sandalye sayısına göre örneğin CHP’den bir milletvekili (Şükrü Elekdağ) heyete katılabildi. Böylesi duyarlı bir konuda sanki başka yollar bulunamazmış gibi Meclis Başkanı para veya tüzük kısıtlamalarını gerekçe göstererek muhalefetin daha geniş bir kadroyla ABD’ye gitmesini engelledi.</p>
<p>İsveç’e gelince: Parlamentoya sözde soykırımı kabul eden tasarı verildiği sırada orada bulunan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı AKP’li Murat Mercan’ın oylamadan bir gün önce haberi bile yoktu ve… olayı, tasarıyla ilgili düşüncelerini öğrenmek isteyen gazetecilerden öğrendi.</p>
<p>***</p>
<p>Bakan Davutoğlu, İsveç oylamasından bir gece önce gece yarısı Onur Öymen’i telefonla aradı ve “yardımlarını rica etti”.</p>
<p>CHP de o kısa sürede ne yapılabilirse, yaptı! Ola ki kararın büyük farkla çıkmasını önledi.</p>
<p>İki olayın içyüzü Davutoğlu’nun başarı türkülerine gölge düşürüyor. Ama…</p>
<p>&#8230;Ama gelişen olayların daha başka önemli yanları Türk kamuoyundaki içe dönük hay huy arasında dikkat çekmiyor.</p>
<p>ABD, hükümete soykırım sözcüğünü kullanmamasına karşılık Ermenistan protokollerinin TBMM’den geçmesini tek koşul olarak dayattığı gibi&#8230; Ermenistan Anayasa Mahkemesi’nin soykırımı tarihsel açıdan bile tartışılmaz ilan etmesini dayatan gerekçeli kararını destekliyor. Soykırım sözcüğüne karşı bir çeşit şantaj!</p>
<p>Davutoğlu, dış politikada kullandıkları “argüman” diye kılına dokunamadığı&#8230; bugüne dek ne soykırımı tarihçilere bırakmak, ne de Karabağ sorununu çözmek gibi temel konularda Erivan’ı yola getirmekte işe yaramayan Ermenistan protokollerini Meclis’ten geri çekme önerilerini reddediyor.</p>
<p>Medyamız da (hükümet çevreleri gibi) kimi olayları etkili birer tepkiymiş gibi sunuyor; örneğin büyükelçiyi geri çekmemizi RTE’nin ABD gezisini iptal etmesi gibi ABD’nin fazla umursamadığı olayları büyütüyor.</p>
<p>Dışişleri Bakanı’nın açıkladığına göre artık “sessiz diplomasi” uygulanacakmış.</p>
<p>Herhalde yeni uygulanacak politikanın nedeni; sessiz sedasız girişimlerle sıfır sorun politikasındaki başarısızlıkların sessiz sedasız daha aşağılara kaymasını kamuoyundan gizleyerek&#8230;</p>
<p>&#8230;bugün olduğu gibi gelecekte de başarıdan başarıya koştuklarını ilan etmek için olacak!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/sifir-sorun-politikasi-sifir-alti-donma-noktasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ulusal İrade</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/ulusal-irade/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/ulusal-irade/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 00:57:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cüneyt Arcayürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=34220</guid>
		<description><![CDATA[Önceki gün Kocaeli’nde hayırlı cuma konuşmalarından sonuncusunu irat buyururken bağımsız ama tarafsız bir yargı istediğini söyledi.
RTE’ye uygun malum saldırılardan biri deyip geçecektik ki… birden coştu yine.
“Yargı, kararlarını ‘Türk ulusu adına’ verdiklerini söylüyor. Ne demek bu? Türk ulusuna hizmet eden biziz, biz!” dedi.Allahın her günü ya bir ya da iki yerde konuşan RTE’nin -müminlerine göre- nur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki gün Kocaeli’nde hayırlı cuma konuşmalarından sonuncusunu irat buyururken bağımsız ama tarafsız bir yargı istediğini söyledi.</p>
<p>RTE’ye uygun malum saldırılardan biri deyip geçecektik ki… birden coştu yine.</p>
<p>“Yargı, kararlarını ‘Türk ulusu adına’ verdiklerini söylüyor. Ne demek bu? Türk ulusuna hizmet eden biziz, biz!” dedi.<span id="more-34220"></span>Allahın her günü ya bir ya da iki yerde konuşan RTE’nin -müminlerine göre- nur yüzünü, etli dudaklarını, saldırılarını el kol hareketleriyle destekleyişini izleyenler biliyor:</p>
<p>RTE, ulusal iradeyi yakalamış, öyle sımsıkı sarılıyor ki, olumsuz icraatı üzerine haklı eleştiriler yoğunlaştı mı, artık tutmayın beyefendiyi:</p>
<p>TV’lerden naklen halka eleştirenleri şikâyet ederken “Ben milli iradeyi temsil ediyorum. Her yaptığım milli irade buyruğu. Bu eleştiriler bana değil milli iradeye” demiyor mu, diyor.</p>
<p>Ama Kocaeli’ndeki konuşmasından öğrendik ki; ulusal irade anlayışına yeni bir gelişme, pek sevdiği tanımla başka bir değişim egemen:</p>
<p>Belki inanmayacaksınız ama, RTE, yargının Türk ulusu adına karar vermesine karşı!</p>
<p>Yargının, ulusal iradeyi iktidarıyla paylaştığına inanıyor ve…</p>
<p>…ola ki lafı çok metni yok reform paketinde Türk ulusu adına karar ifadesini kaldırmayı düşünüyor.</p>
<p>Yapar mı yapar. Ama neden?</p>
<p>RTE’ye kimi -özellikle ulusal sorunlarda- partiler arası diyaloğu muhalefetle iktidarın paylaştığına inanmayan demokratik bir anlayış  egemen.</p>
<p>Bu anlayışa adaleti siyasal iktidar emrine almayı düşleyen bakanlar da AKP çoğunluğu da katıldıkça, niyetini neden gerçekleştirmesin?</p>
<p>Olmaz demeyin. Zira Recebistan dünyasında bal gibi olur! </p>
<p>***</p>
<p>Ne var ki ulusal irade dış sorunların çözümünde pek sökmüyor.</p>
<p>RTE, son hükümetini kurarken Dışişleri’nde bakan değişikliği yaptı. Eşi türbanlı gitti, türbanlı eşli biri geldi demeyin. Bakan değişikliğiyle RTE, dış politika stratejisine yeni bir yön vereceğini ve Ahmet Davutoğlu ile müthiş bir hamleye girişeceğini ilan etti&#8230;</p>
<p>Neydi yeni strateji? Komşularla sıfır sorun!</p>
<p>Tabii dışarıda alkışlandı yeni strateji ama uygulamada ne ölçüde sağlıklı yürüyüp ne ölçekte olumlu sonuçlar vereceği kuşkularını da beraberinde getirdi&#8230;</p>
<p>Bay Davutoğlu bakanlığının ilk aylarında gündüze geceyi de kattı; bir o komşu ülkeye, bir bu ülkeye gitti.</p>
<p>Açıkladıklarına göre, Suriye ile tek sorun kalmadı. Irak ise tamam. Kıbrıs sorunu mu? 2009 yılı sonuna dek çözümlenmiş olacaktı. Azerbaycan mı? Ağabeyin sözünden çıkmaz, her attığı adımda yanı başında.</p>
<p>Ha, şu Ermenistan’la ilişkiler mi? Hani AB’nin bastırdığı, Başkan Obama’nın ayağımıza kadar gelerek büyük Türkiye’nin küçük ülkeyle barış ve işbirliği yapmasını dayattığı şu Ermenistan sorunu mu?</p>
<p>İsviçre’de aylardır süregelen iki ülke arasındaki gizli görüşmelere… yeni bir hız, ivme kazandırdık mı? Ermenistan’ın soykırım dayatmalarına göz kırptık mı, sınır kapılarını açmayı vaat ettik  mi, Karabağ sorununu metne yazmaktan vazgeçtik mi, Ermeni iştihasına açık protokolleri Batı’nın alkışları arasında imzaladık mı&#8230; Ağrı’yı da içine alan Batı Ermenistan’ı anayasalarından çıkarmalarını dayatmadık mı&#8230; Evet, ikili ilişkilerde çözümü gerçekten kolayyyy sanıyor&#8230;</p>
<p>&#8230;Geriye Yunanistan mı kaldı, Bulgaristan mı, Rusya mı? Ege’deki açmazlardan söz etme, Bulgaristan’la zaten sorun yok, Rusya’ya Karadeniz’de ver istediği olanakları… işte ve böylece komşularla sıfır politikası başarıdan başarıya koşardı&#8230;</p>
<p>…ya da koşacaktı!</p>
<p>***</p>
<p>Lakin koşmuyor. Zaferden zafere koşan dış politika gümmm!</p>
<p>Azerbaycan küstü. Irak’ın kendi derdi kendine yetiyor. Kıbrıs sorunu çözümsüzlüğün yine göbeğinde. Bir de Ankara ne derse baş sallar MA Talat’ın yeniden seçilmeme korkusu. Atina ile bir santim ilerleme yok. vs. vs… Elde var mollalar diyarı İran!</p>
<p>Sorunlar sıfırlanmıyor; üstelik ABD’de, İsveç’te soykırım iddiasına tam destek! Sırada başka ülkeler de var. Acaba şu gerçeği anladı mı:</p>
<p>ABD ve İsveç’teki büyükelçileri çağırarak… “Bak geri göndermem ha” diyerek kükreyen içerideki ulusal irade… soykırımı tanıyan ülkelerin canını yakacak kararlar almadıkça… dışarıda sökmüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/ulusal-irade/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Memleketimin İki Yüzü</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/memleketimin-iki-yuzu/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/memleketimin-iki-yuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 00:12:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cüneyt Arcayürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=34087</guid>
		<description><![CDATA[Askere ait el bombaları yüklü kamyon yolda durduruluyor.
Sorumlu başçavuş Muğla’dan aldıkları ve Ankara’da Özel Kuvvetler’e teslim edeceği yazılı resmi belgeyi göstermesine karşın polisi inandıramıyor.
Özel yetkili (kozmik oda soruşturmalarına bakan) savcı çağrılıyor.Saatlerce süren soruşturma, araştırmadan sonra nihayet gerçek ortaya çıkıyor. Kamyon bırakılıyor.
Halktan vergi yoluyla cebren alınan paralarla yalan haber üreten TRT2 dakikalarca kamyonu “şüpheli” gösteren, hatta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Askere ait el bombaları yüklü kamyon yolda durduruluyor.</p>
<p>Sorumlu başçavuş Muğla’dan aldıkları ve Ankara’da Özel Kuvvetler’e teslim edeceği yazılı resmi belgeyi göstermesine karşın polisi inandıramıyor.</p>
<p>Özel yetkili (kozmik oda soruşturmalarına bakan) savcı çağrılıyor.<span id="more-34087"></span>Saatlerce süren soruşturma, araştırmadan sonra nihayet gerçek ortaya çıkıyor. Kamyon bırakılıyor.</p>
<p>Halktan vergi yoluyla cebren alınan paralarla yalan haber üreten TRT2 dakikalarca kamyonu “şüpheli” gösteren, hatta şüpheli olmanın da ötesinde haberler yayımlıyor.</p>
<p>M. Ali imzalı e-postadaki uydurma, yakıştırma bilgileri kamuoyuna gerçekmiş gibi duyuruyor.</p>
<p>TRT’yi yönetenler hadi diyelim ki AKP’ye kul köle. Ama kargaşaya çanak tutan bir haberin doğruluğunu araştırmadan, sonradan yalan ve yanlış olduğu saptanacak olan bir olayı halka böylesi uydurma suçlamalarla yayına hazırlayan gazeteci sıfatındaki iktidar gayretkeşliğine ne demeli?</p>
<p>***</p>
<p>Kamuoyunu günlerce uğraştıran, ne ki daha sonra büyük ölçekte yalan yanlış olduğu ortaya çıkan bir çuval yalan yanlış iddialar, uydurma belgeler ortaya çıktığı zaman iktidar kodamanları ne yapar? Kolayını buldular. Hiçbir şey söylemeden, her şeyi söylüyormuş gibi bir tavır takınıyorlar.</p>
<p>Ne şiş yansın ne kebap örneği… Çankaya’daki AKP’li sorulunca: “Bu sorunu yargı çözer” deyip sıyrılıyor.</p>
<p>İçişleri Bakanı Beşir Bey de hakeza. Başbakan Yardımcısı Arınç mı? O zaten her iddianın mutlaka geçerli olduğuna inanmıştır ama… o da Manisa avukatlığından kalan bir yanı var; yargının -sorun ne ise o gün- çözeceğini söyler ve de… geçer!</p>
<p>Ankara’ya bir parmak uzakta Gölbaşı’nda askere ait el bombalarının uzun namlulu silahlarla donanmış, savaşmaya hazır kimilerinin himayesinde getirildiği söylentisi haber olur TV’lerde patlar.</p>
<p>Ne hikmet, ne biçim devlet adamlığı ise ne Çankaya’daki AKP’li, ne İçişleri Bakanı kısa demeçlerinde; merak edip yetkililerden bilgi aldıklarını ve gerçeği elbette savcıların ortaya çıkaracağını… ama ilk izlenime göre ortada telaş edilecek, paniğe kapılacak bir olay olmadığını hiç değilse ima ederek kargaşayı yatıştırıcı bir görev üstlenmezler ve…</p>
<p>***</p>
<p>Ve… üstelik Köşk’teki anayasa gereği TSK’nin barış zamanında başkomutanıdır ve bu nasıl bir komutanlık ise… polisin ve devletin diğer kimi organlarının TSK’yi bir numaralı şüpheliler listesinde gösteren bir dizi davranışını, hiç değilse kınayan bir demeç vermez.</p>
<p>Yargı nasılsa çözer deyip devlet içinde kargaşadan haberi yokmuş gibi ucuz yoldan politika izlemeyi yeğler. Kimsecikleri inandıramayacakları savunularını öğrenmeye gerek yok, şimdiden belli: Yargı bağımsızdır!</p>
<p>Yukarıdakinin sıfatı da Cumhurun Başkanı, Cumhuriyet ordusunun başkomutanı! Aşağıdakiler ise TC’nin bakanları!</p>
<p>Böyledir de… AKP desteğindeki Fethullahçı gazete Zaman başka havalarda mı? Hayır! Gerçek ortaya çıkmasına karşın dünkü manşeti: “Böyle bomba sevkıyat olmaz!”</p>
<p>***</p>
<p>Bu iktidarın yüzü. Bir de ana muhalefete bakalım.</p>
<p>Duman çıkıyor ama ateş henüz bacayı sarmadı. Son yerel seçimlerden beri CHP’de, Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu olayı, hayır olayları yaşanıyor.</p>
<p>Tunceli’de Dersim olaylarını canlandırarak uzun süre -ve hâlâ- CHP’nin sıyrılamadığı bir sorun yarattı.</p>
<p>Elazığ’da toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa taraf -olduğunu değil- olduklarını söyleyerek CHP’yi ikinci kez bir açmazın içine sürükledi.</p>
<p>Nedense her iki olayı Doğu illerinde açıklıyor.</p>
<p>Her çıkışı Genel Başkan tarafından yalanlanıyor.</p>
<p>Kılıçdaroğlu atı alan Üsküdar’a geçtikten sonra sözlerinin yanlış yansıtıldığını ve tabii yanlış anlaşıldığını iddia ediyor.</p>
<p>Bu olaylar arasında Kılıçdaroğlu’nun bir başka olaya gebe bir başka söylemi var.</p>
<p>***</p>
<p>Kurultay’la ilgili. Genel Başkan partiyi tüzük gereği bu kurultayda yenileyeceğiz dedi ama, hatta Deniz Baykal’la ters düşen, hatta ve hatta yenileşme konusunda Baykal’a fazla güvenmediğini duyumsatan demeçler veriyor.</p>
<p>Kanıtı ise NTV’deki son uzun demeci. Değişimin içeriğini “partinin yönetiminde olmadığı için arkadaşlarla sohbet ederek öğrenmeye çalıştığını” söylüyor.</p>
<p>Yönetimden (liderden) kopuk bir düzen içinde görünüyor. Genel başkanın değişim konusunda ne yapacağını beklemeye alan şu cümlenin altını çiziyor:</p>
<p>“…Parti yönetiminde karar sürecinin temel aktörü Sayın Genel Başkanımız ‘değişimi’ hangi koşullarda gerçekleştirecek göreceğiz.”</p>
<p>Bu ifadesiyle Kılıçdaroğlu; partideki değişimin tek elden yapılacağını… değişimin içeriği ve değişimle ilgili kuşkuları olduğunu, hatta olası değişim yaptırımlarını inandırıcı, doyurucu bulmayacağı izlenimi vermiyor mu?</p>
<p>3. Kılıçdaroğlu olayının eli kulağında!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/memleketimin-iki-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Turhan Selçuk</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/turhan-selcuk/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/turhan-selcuk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 07:35:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cüneyt Arcayürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=33874</guid>
		<description><![CDATA[Dünyaca tanınan bir çizgi ustasını yitirdi Türkiye.
Evrensel insanlığa, laik dünya görüşüne, Atatürk Cumhuriyetine inanan bir düşün adamını yitirdi Türkiye.
1950’lerden beri tanıdığım bir dost, bir kafadar, güncel olaylara çizgileriyle tanıklık eden, tarih yazan bir aydın, aydınlıkçıydı Turhan Selçuk!
“Cumhuriyet”, dün de ara ara vuran depremlerin sonuncusuyla sarsıldı.
Anıları tazelemek istemiyorum.
Turhan Selçuk’un adını duyurmaya, karikatürlerinin yayımlanmaya başladığı yıllarda Kadıköy’deki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca tanınan bir çizgi ustasını yitirdi Türkiye.</p>
<p>Evrensel insanlığa, laik dünya görüşüne, Atatürk Cumhuriyetine inanan bir düşün adamını yitirdi Türkiye.</p>
<p>1950’lerden beri tanıdığım bir dost, bir kafadar, güncel olaylara çizgileriyle tanıklık eden, tarih yazan bir aydın, aydınlıkçıydı Turhan Selçuk!</p>
<p>“Cumhuriyet”, dün de ara ara vuran depremlerin <span id="more-33874"></span>sonuncusuyla sarsıldı.</p>
<p>Anıları tazelemek istemiyorum.</p>
<p>Turhan Selçuk’un adını duyurmaya, karikatürlerinin yayımlanmaya başladığı yıllarda Kadıköy’deki evine baskın verdiğimiz günleri&#8230; Aziz Ağabey (Nesin), İlhan Selçuk’la o zamanlar gazetelerin merkez üssü Babıâli’de; küçük bir meyhanede gece yarılarına kadar süren sohbetlerimizi&#8230;</p>
<p>&#8230;ve ceplerimizdeki paranın zar zor hesabı kapatmaya yettiği günlerde karikatürlerini yayımlayacağımız bir dergi çıkarmayı hayal ettiğimizi evindeki buluşmalarımızda Turhan Selçuk’a anlatarak kahkahalarla güldüğümüz günleri&#8230;</p>
<p>&#8230;1954’lerde Metin Toker’in sahibi olduğu haftalık Akis dergisinde yazıişleri müdürü iken her salı günü aksamadan İstanbul’dan gelen büyükçe bir zarftan Turhan Selçuk’un karikatürünü çıkarışımı anımsıyorum.</p>
<p>Ayrı kentlerde yaşamamıza karşın dostluk duyguları hiç yitmedi aramızda.</p>
<p>Turhan Selçuk gibi bir yüzyıla yakın zaman içinde inanç çizgisinden ödün vermeyerek sanatına, gazeteciliğe kendini adayacak bir başkası çıkacak mı acaba diye düşünmekten kendimi alamıyorum.</p>
<p>Öyle bir gün ki bugün&#8230; ne siyaset, ne kavga!</p>
<p>***</p>
<p>Başımız sağ olsun.</p>
<p>Hayır! Laik düşünceye, laik Atatürk Cumhuriyetine inananların başı sağ olsun!</p>
<p>Uluslararası bir değerin aramızdan ayrılmasına sessiz kalarak gerçek duygularını açığa vuranların&#8230;</p>
<p>&#8230;AKP’de kadrolaşan laiklik karşıtı irili ufaklı Atatürk Cumhuriyeti düşmanlarının da gözü aydın olsun:</p>
<p>Yaşadığı sürece hiçbir iktidarın elini bükemediği, inançlarına ters düşen tek çizgisi olmayan Turhan Selçuk artık yok!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/turhan-selcuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki Lider İki Netlik Arayışı&#8230;</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/iki-lider-iki-netlik-arayisi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/iki-lider-iki-netlik-arayisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 09:58:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cüneyt Arcayürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=33751</guid>
		<description><![CDATA[Biri iktidar partisinin, diğeri ana muhalefetin lideri…  Biri dışarıda diğeri içerideki önemli olaylarda “netlik” arıyor.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın son grup toplantısındaki kimi sözleri dün medyada ön plandaydı. Öyle irdelemeler ki daha çok tartışılacağa benziyor.
Baykal darbelere karşı. Kanıtı? Bugüne kadarki söylemleri.
RTE de darbelere karşı. O da bugüne kadar hemen her konuşmasında darbelere karşı çıktı.
Ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biri iktidar partisinin, diğeri ana muhalefetin lideri…  Biri dışarıda diğeri içerideki önemli olaylarda “netlik” arıyor.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın son grup toplantısındaki kimi sözleri dün medyada ön plandaydı. Öyle irdelemeler ki daha çok tartışılacağa benziyor.</p>
<p>Baykal darbelere karşı. Kanıtı? Bugüne kadarki <span id="more-33751"></span>söylemleri.</p>
<p>RTE de darbelere karşı. O da bugüne kadar hemen her konuşmasında darbelere karşı çıktı.</p>
<p>Ne var ki Deniz Baykal darbelere karşı çıkarken “bir karargâh aracılığıyla” üretilen darbe senaryolarının aslı faslı nedir araştırılmadan kamuoyuna yansıtıldığından sürekli yakındı. Örneğin Albay Dursun Çiçek’in İrticayla Eylem Planı’ndaki ıslak imzası ile piyasaya sürülen darbe iddialarına kuşku ile bakan konuşmalar yaptı.</p>
<p>Fakat son saptamaları bu kez daha başka bir içerikte. Darbe karşıtlığını genişletiyor.</p>
<p>“Genelkurmay’ın kalbinde” görev yapan Albay Çiçek’in (Genelkurmay’ın doğruluğuyla ilgili kimi belirtiler olduğunu açıkladığı) belgeyi hazırladığı kesinleşirse… sadece Albay Çiçek’in değil ona yardım edenler hakkında da soruşturma açılmasını istiyor.</p>
<p>RTE de TSK bünyesinde darbeye hazırlanan kimler varsa ortaya çıkarılmasına çalıştığını söylüyor; Baykal da aynı çizgide.</p>
<p>Böylece Baykal ile RTE’nin değerlendirmeleri birbiriyle çakışıyor.</p>
<p>***</p>
<p>RTE’ye koşut tavır takınması manşetlere geçiyor ama; CHP liderinin bir başka saptaması daha var. Çok daha önemli.</p>
<p>Baykal; Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı arasında geçen hafta Çankaya’da gerçekleşen üçlü zirveyi ve sonrasında yaşananları bugüne dek hiçbir siyasetçinin söylemediği kimi saptamalarla (hatta suçlamalarla) değerlendiriyor.</p>
<p>“… Bu buluşmadan sonra, bir süre önce gözaltına alınan iki eski kuvvet komutanı ile bir ordu komutanı salıverildi” dedikten sonra; son derece ciddi bir iddiayı gündeme getirerek:</p>
<p>“… Mutlu bir rastlantıyla &#8230;” diye başlıyor söze ve “… bu zirvenin akabinde ‘müthiş bir zamanlama ve eşgüdümle’ bu tahliyeler gerçekleşti” diyor.</p>
<p>Lakin bu sözlerinin hemen arkasından zirveden hemen sonra, aynı gün; eski kuvvet komutanları ile ordu komutanlarının süratle tahliye edilmesini şöyle değerlendiriyor:</p>
<p>“… Yukarıdaki siyasi pazarlıklar doğrultusunda, ‘aldım verdim’ pazarlıklarıyla değil gerçekler öyle midir değil midir, bunun ortaya çıkması lazım…”</p>
<p>Baykal, Köşk’teki zirvede Genelkurmay Başkanı ile Hükümet Başkanı’nın kimi konularda pazarlık ettiklerini öne sürüyor.</p>
<p>Üçlü zirveden hemen sonra; a) “Müthiş bir zamanlama ve eşgüdümle (kim arasında? Asker-hükümet ve yargı arasında)” eski kuvvet komutanları ile ordu komutanlarının hemen salıverildiğini, b) Genelkurmay’ın da bu sonuca karşılık “aldım verdim”e uygun davranışla, “irtica eylem planının orijinal ve gerçek belge olabileceğini” açıkladığını kanıt olarak gösteriyor.</p>
<p>Böylece zirveyi “netleştirmiş” oluyor.</p>
<p>Tabii; TSK ile hükümet arasında hiçbir çekişme, çatışma olmadığını sürekli söyleyen RTE’yi de doğruluyor.</p>
<p>Baykal’ın hükümetle pazarlık ettiğini içeren değerlendirmesine acaba Genelkurmay ne diyor?</p>
<p>***</p>
<p>RTE de netlik peşinde. Ama başka konuda. ABD komisyonunda soykırım kararını “en geniş anlamda değerlendireceğiz, değerlendirmek durumundayız” diyor ve ekliyor: “… O neticeleri de ‘net olarak’ görmediğimiz sürece biz büyükelçimizi ABD’ye göndermeyeceğiz…”</p>
<p>Yedi yıldır tek başına iktidarda. Hâlâ ABD’nin ne mal olduğunu öğrenemedi.</p>
<p>ABD’yi değil kızdırmak, ürkütmemek için RTE’nin son tepkisi evlere şenlik: “Kararı (hâlâ) değerlendirmekten söz ediyor ve sonuçlarını ‘net olarak’ görünce …”</p>
<p>Ne yapacakmış?.. Ne yapacakmış?.. Büyükelçiyi ya gönderecekler ya da&#8230;</p>
<p>Arkası yok! Dostluktan ne anladığı artık bilinen, belgelenen ABD’ye sözün dışında ses getirecek -dünyaya dik durduğu iddiasındadır ya- herhangi bir karar almayacağını, alamayacağını…</p>
<p>&#8230; bu açıklamayla hiçbir şey yapamayacağını&#8230; duyuruyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/iki-lider-iki-netlik-arayisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boş Beklenti: Kadın Haklarına Yeni Bir Açılım?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/bos-beklenti-kadin-haklarina-yeni-bir-acilim/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/bos-beklenti-kadin-haklarina-yeni-bir-acilim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 06:47:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cüneyt Arcayürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=33534</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü büyük kentlerde kimi yerde konserlerle, kimi yerlerde düzenlenen toplantılardaki konuşmalarla kutlandı.
Batı’daki uygar ülkelerden çok önce kadına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ülkemizin ne denli geri bir toplum olduğu, son araştırmalarda bir kez daha kanıtlandı.
Birleşmiş Milletler’in 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yayımladığı anket sonuçlarında; kadınların ekonomik ve siyasal yaşama katılımına göre düzenlenen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Kadınlar Günü büyük kentlerde kimi yerde konserlerle, kimi yerlerde düzenlenen toplantılardaki konuşmalarla kutlandı.</p>
<p>Batı’daki uygar ülkelerden çok önce kadına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ülkemizin ne denli <span id="more-33534"></span>geri bir toplum olduğu, son araştırmalarda bir kez daha kanıtlandı.</p>
<p>Birleşmiş Milletler’in 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yayımladığı anket sonuçlarında; kadınların ekonomik ve siyasal yaşama katılımına göre düzenlenen Cinsiyet Güçlendirme Verileri bu konuda Türkiye’nin sadece Tonga, İran, Fas, Cezayir, Suudi Arabistan, Mısır, Bangladeş ve Yemen’den önde…</p>
<p>Aynı araştırma erkeklerin işgücüne katılma oranını yüzde 70.5, kadınlar için bu oranı tahminen yüzde 26 olarak belirliyor.</p>
<p>Kırsalda kadınların yüzde 70’inin “ücretsiz işçi” olarak aile işlerinde çalıştığına dikkat çekiyor.</p>
<p>BM’ye göre Türkiye’de kadınların yüzde 45’i eşlerinden fiziksel ve cinsel şiddet görüyor ve… 35 milyonluk kadın nüfusuna karşı sadece 35 sığınma evi bulunuyor.</p>
<p>Parlamentoda çeşitli partilerde politika yapan kadın milletvekillerinin bir araya gelerek çeşitli kadın sorunları üzerinde ortak bir çalışma yapmadıklarına dikkat çekmeyi araştırma nedense unutmuş görünüyor.</p>
<p>***</p>
<p>Hürriyet’te “Aile İçi Şiddete Son” adında bir program yürüten Vuslat Doğan Sabancı, dünya nüfusunun yüzde 50’sinin kadınlar olduğunu… ancak iş saatlerinin yüzde 66’sının kadınların, ama dünya gelirlerinden aldıkları payın ancak yüzde 10 olduğunu belirttiği gibi şu çıplak gerçeklere de yer verdi:</p>
<p>“Yoksulluk sınırındaki insanların yüzde 70’i kadın. Eğitim alamayan 130 milyon öğrencinin 3’te 2’si kadın. Meclis’te temsil oranı yüzde 13.”</p>
<p>***</p>
<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde&#8230; -biri dışında- hiçbir topluluk Anıtkabir’de görünmedi…</p>
<p>…. (Star TV’de izlediğimize göre) sadece Türk Silahlı Kuvvetleri’nin orgeneralden astsubaya kadar her rütbeden asker eşleri…</p>
<p>…ömrünün sayısız devrimleri arasında, kadını yüzüyle, aklıyla, kılık kıyafetiyle dünyaya açan Mustafa Kemal’i ziyaret etmedi.</p>
<p>Hiçbir kadın derneği başkanı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un eşi Sevil Başbuğ gibi Atatürk’ün huzurunda ve Anıtkabir Özel Defterine, “…Cumhuriyete gönül vermiş çağdaş Türk kadınları olarak… bizler için yaptıklarının bilinciyle… en derin minnet hisleriyle aziz hatıran önünde saygıyla eğiliyoruz” diye yazarken ağlamadı.</p>
<p>Sevil Başbuğ, kuşkusuz Atatürk’ü yitirmemizin dinmeyen acısıyla ağladı…</p>
<p>Ama acaba bu gözyaşları sadece Mustafa Kemal’i yitirmekten mi kaynaklanıyor yoksa… bu gözyaşları Mustafa Kemal’in yarattığı çağdaş, aydınlığa açılan bir ülkeyi bugün bu hallerde görmenin ıstırabını mı yansıtıyor?</p>
<p>***</p>
<p>Bir kez daha ortaya çıkan gerçek ise böyle anlamlı bir günde kadın ve kadına saygı denildi mi, sözleriyle mangalda kül bırakmayan… yaşamda kadını ikinci sınıf gören AKP iktidarının üyelerine karşın&#8230; Başbakan’ın türbanlı eşi Emine Hanım… hiç değilse böyle bir günde bir toplantıya katılabilir, yazılı veya sözlü bir mesajla kamuoyu huzuruna çıkabilirdi.</p>
<p>RTE hâlâ çarşafı savunmanın, hâlâ türbanı başörtüsü diye yutturmanın peşinde.</p>
<p>CHP’nin yerel seçimler arifesinde -partisel ilkeleri zorlayarak- çarşafa, türbana ruhsat verdiği günleri siyasal istismar diye görmeye devam ediyor ve muhalefet partisine “…kadın meselesinde de samimiyet yerine istismarı tercih etti…” diye yükleniyor.</p>
<p>Kara çarşafı… türban kıskacındaki kafaları kadın özgürlüğü sayan, parlamentodaki sayılarını arttırmak için kadına aday kontenjanı önerisini reddeden bir başbakandan…</p>
<p>…Dünya Kadınlar Günü’nde Türk kadınına daha anlamlı bir çıkış, bir konuşma, hatta kadın haklarına yeni bir açılım umut etmek… ne boş bir beklenti?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/bos-beklenti-kadin-haklarina-yeni-bir-acilim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
