Bekir Coşkun

Bekir Coşkun: İnek sandalyesi…

Bekir Coşkun: İnek sandalyesi…

Köylüler şıh hazretlerine hayrandı, onun her şeyi bildiğine inanırlardı, asla toz kondurmazlardı… O konuştuğu zaman ağzının içine bakarlardı…

Bekir Coşkun: Güleriz…

Bekir Coşkun: Güleriz…

İçlerinden birisi anladı komik olduklarını… “Gülmeyin” dedi…

Bekir Coşkun: Eskiden incir yaprağı koyardık…

Bekir Coşkun: Eskiden incir yaprağı koyardık…

Değişik bir ülke oldu Türkiye… Hızlı tren yürümedi… Kayak pisti uçtu…

Bekir Coşkun: Bayram…

Bekir Coşkun: Bayram…

Çantanın dibinde unutulmuş son buruşuk on’luğu bulmaktır kimi zaman bayram… Kimi zaman bir haberdir… Bir selam…

Bekir Coşkun: Şeker kutusu…

Bekir Coşkun: Şeker kutusu…

Ahbaplar getirdikleri şeker kutusunu ortadaki sehpanın üzerine bırakırken “Size layık değil ama..” dediler… “Niye zahmet ettiniz?” diyerek teşekkür ettik… Onlar gidince “Bunu açmayalım bir yere giderken götürürüz” dedik…

Bekir Coşkun: Kadınlara sünnet…

Bekir Coşkun: Kadınlara sünnet…

Önce inanmadım… Sonra “Niye yapmasınlar?” dedim…

Bekir Coşkun: Allah’ını sevem…

Bekir Coşkun: Allah’ını sevem…

Tarihimizde belki de ilk: ABD Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın telefonlarına çıkmıyor… Çaldırıp çaldırıp kapatacaksın…

Bekir Coşkun: Salak pazarı…

Bekir Coşkun: Salak pazarı…

Yeni duymuş gibi yapın mesela: “Telefonları da dinlemişler” dersiniz… Duyanın ağzı açık kalsın: “Yok artık Hüseyin…” * İktidar 12 sene sonra “Ordu’ya kumpas kurulmuş” dediğinde, o aptal köşe yazarı “Bunu da mı duyacaktık” demedi mi… Dediğinde, ordunun yarısı içeride… Genelkurmay Başkanı “silahlı terör örgütü kurmaktan” hapiste… Ben bile yazdım: “İşte(Devamını Oku)