Cumhuriyet
Bekir Coşkun: Kılıçdaroğlu Çizmeleri Giyecekmiş…
AKP’li Hüseyin tam Çelik, Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinin kaldırılıp kaldırılmayacağı tartışmalarına noktayı koydu:
“Ayet mi bu?..”
Cüneyt Arcayürek: İtiraf!
Başbakan ile ana muhalefet partisi genel başkanı arasındaki din konusunda ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren tartışmayı; iki parti arasında yıllardır süregelen, zaten kamuoyunun alışık olduğu kapışmalardan biri diye yorumlayıp geçecek miyiz?
Ümit Zileli:Mustafa Kemal’i Silmek!..
Olmuyor, yapılanlar bir türlü rayına oturmuyor!..
Bekir Coşkun: Kılıçdaroğlu’na Açık Mektup…
Kemal Bey…
Yeni bir kurtuluş savaşı lazım…
Cüneyt Arcayürek: Tezgâh!
İktidara alternatif olur, muhalefetiyle demokratik rejimden kaymaların önünde set olur diye CHP’yi destekleyen gazeteler bile parti içi kargaşayı dün manşetlerine taşıdı.
Sözcü’nün manşeti, medyanın CHP’deki kargaşaya bakış açısını özetliyor:
Bekir Coşkun yazdı:İstanbul Esaret Altında…
Sanırsınız ki İstanbul’a bir metre kar yağdı…
10 santim…
*
“Kriz masası” kuruldu…
Cüneyt Arcayürek: Çare!
Hemen her gün toplumu sarsacağı sanısıyla yeni iddialar ortaya atılan Türkiye’ye benzer bir ülke yok yeryüzünde!
Öyle açıklamalar yer alıyor ki gazetelerde, Uğur Mumcu’nun; yıllar önce benzeri olayların, açıklamaların, iddiaların yaşandığı günlerde, TTC (Türkiye Tımarhane Cumhuriyeti) tanımına hak vermemek olanaksız!
Bedri Baykam: İftira ve yalan-dolanla polemik sanatı!
Geçen haftaki “Rakel Dink ve Ailesine” açık mektubum, büyük ilgi ve destek gördü. Toplumda zaten bu yönde bir hassasiyet oluşmaması mümkün değildi. Tabii doğal olarak bazı kesimler de pirelendi, rahatsız oldu.
Erol Manisalı: Sarkozy mi,Fransa mı,Avrupa mı?
Fransız senatosunun kararını sadece Sarkozy’ye bağlamak kadar safça bir şey olamaz.Kararı sonuçta öyle ya da böyle parlamento almıştır.
Mustafa Balbay: Bu Örgütü Bulun!
Hrant Dink cinayeti sürecinde meydana gelen suikastların ortak özelliklerinden biri de şuydu:
Failler, tetiği çekenler kısa sürede bulundu ama bir adım ötesine gidilemedi.
O dönemdeki yorumlarda bu noktaya şu şekilde vurgu yaptığımı anımsıyorum:
Bekir Coşkun: Bas Bas Basın…
Basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye 10 basamak gerileyerek 148’inci oldu ya…
Keşke “yalakalık” sıralaması yapsalardı…
Bekir Coşkun: Şirin Taksi…
Başbakan gitti Fransa ile derdini duraktaki taksicilere anlattı:
“Bi defa bu ne?..”
Bekir Coşkun: Öldürmeye Devam Ediyorlar…
Uğur Mumcu’nun gerçek katillerini hâlâ bilmiyor musunuz?..
O zaman tüm bu kıyımı, tüm bu zulmü, tüm bu yıkımı ve yok edişi kimlerin yaptığının da farkında değilsiniz…


