YARGISEN‘in kapatılma süreci ile yazıya başlamamız gerekmektedir. Bu süreçte, “bir savaşçının yalnızlaştırılma, tek başına bırakılma”sıyla karşı, karşıya kalmak, her insanın yüreğini acıtacaktır.

Ama ondan önce Sn. Eminağaoğlu’nun, ADD’ndeki savaşını ve kendisini istifaya kadar götüren nedenleri incelememizin gereğine inanmaktayım.

Tarih 10 Haziran 2010… Yazının bu bölümünde ADD kurultay delegesi olarak bizzat şahit olduğum olayları aktaracağım. Ankara- DTC Fakültesi… ADD’nin olağan genel kurulu yapılacaktır. ADD’nin bir evvelki Genel Başkanı Silivri esiri Sn. Şener Eruygur Paşa, düşmüş veya düşürülerek(!) boynu kırılmış ve bitkisel hayata mahkum edilmiştir.

Aslında bu Kurultay’ın senaryosu daha önceden yazılmış ve kazanacak liste önceden tespit edilmiş bir görünüm, fakültenin dış kapısında açığa çıkmıştır.İçeriye delegeler bile zorla girerken, hiç bir şekilde konuk alınmamaktadır. Sanki birileri salonda olacaklara kimsenin şahit olmasını istememektedir. Durum öylesine çarpıcıdır ki, kazanması öngörülen listenin dışındaki delege olmayan diğer adaylar bile dışarıda bırakılmıştır.

Üç liste … Alpaslan Işıklı – Hüseyin Emre Altınışık ve Tansel Çölaşan….

Alpaslan Işıklı ve Hüseyin Emre Altınışık, senelerini ADD’ye vermiş iki yürekli insandır. Tansel Hanım ise kendisine genel başkanlık sözü verildiği için 15 Mayıs 2010′da ADD’ye üye olmuştur.

Başkanlık Divanı seçimine geçilmiş ve ilk olarak Çölaşan listesinin adayı Artvin Şube Bşk.nı Ahmet Biber ve ardından Hüseyin Emre Altınışık‘ın listesinin adayı için oylama yapılmıştır.

Sn. Altınışık’ın Divan için gösterdiği adayın adını hatırlayamadığım için kendilerinden özür dilerim. Saygısızlık olarak algılanması düşüncesi ile özürlerimi kendilerine iletmek isterim. Yoksa Sn. Altınışık’ı önemser ve genç yaşına rağmen kendisine saygı duyarım.

Süreci idare eden Kazım Arslan yaptığı anonsta çok büyük bir başarı (!) örneği göstererek, Ömer Faruk Eminağaoğlu‘nun adını üç kez yanlış okuyarak, salonda delegasyonun dikkatini bir yerlere çekmeyi de başarmıştır. Bu “SEHVEN” yapılmış bir yanlışlık mıdır, orası bilinmeyecektir.

Buna rağmen çok sayıda delege Eminağaoğlu için oy vermiştir. İşte tam o sırda Kazım Arslan’dan bir ikinci anons gelmiştir. “Diğer adaylara oy verenler ellerini indirsin”

Yapılan hiç bir itiraz kabul görmemiş, nasıl sayıldığı halâ meçhul olan oylarla Sn. Ahmet Biber Divan Bşk.lığına seçilmiştir.

Yapılan seçim (!) sonucunda Tansel Çölaşan’ın listesi kazanmış ve buna rağmen Eminağaoğlu 594 oy alarak ilk sırada yer almış, yapılan seçimlerde Yüksek Disiplin Kurulu Başkanlığı’na seçilmiştir.

Yüksek Disiplin Kurulu’nun adı geçmişken bir bilgi notunu sizinle paylaşmanın gereğini hissetmekteyim. Eminağaoğlu’nun istifası ile bu kurumda üye boşluğu oluşmuş ve yedekten sırası gelen Sn. Nusret Senem’e gerekli çağrı yapılmamıştır.

Isparta Şb. Bşk.nı Sn. Mahmut Özyürek‘in ” Kesin ihraç istemi“nin YDK’lunun gündeminde olduğu ve görüşüldüğü bilinen bir gerçektir. Sn. Nusret Senem’e yapılmayan çağrının bir tesadüf mü, yoksa bilinçli bir hareket mi olduğunun yorumunu sizlere bırakıyorum.

Yüksek Disiplin Kurulu’ndan “Kemalizm’e geçit yok” kararının çıkma ihtimali bile beni dehşete düşürmektedir.

Eminağaoğlu, seçimlerin ardından rahatsızlanmış uzun süre hastahanede yatmış ve daha sonrada evinde istirahat etmek zorunda kalmıştır. Temmuz ayında ADD’nin vep sitesinde Genel Sekreter Nazmi Şarvan imzasıyla bir genelge yayımlanarak 12 Eylül referandumunda ADD’nin “TARAFSIZLIĞIilan edilmiş ve üyelerine dahi yapılacak anayasa referandumu için yasak getirilmiştir.

Eminağaoğlu’nun ilk itirazı kendisini hasta yatağında ziyarete gelen Çölaşan’a ve Şarvan’a bu genelge konusundadır.

Hasta olmasına ve tedavisinin sürmesine rağmen, vatan savunmasında cepheyi boş bırakmamak adına, Eminağaoğlu köy, köy dolaşarak referandumda “HAYIR” oyu çıkması için çalışmıştır.

Sonradan yayımlanan 2. Genelge ile yapılan hata tevil edilmeye çalışılmış ve Sn. Çölaşan, hepimizin malumudur, salon toplantılarında konuşma yapmıştır. Ö. Faruk Eminağaoğlu daha tam iyileşmemesine rağmen bu toplantılara katılarak, aydınlanma savaşında yerini almıştır.

Daha sonra “1. ve 2. Ergenekon İddianamelerinin 41-42 sayfalarında” Atatürk’e alenen hakaret edildiğini ve terör örgütü suçlaması yapıldığını ve bu nedenle iddianameyi yazan Ergenekon savcılarına dernek olarak dava açılması gereğini Sn. Çölaşan’a iletmiştir.

Çölaşan dinlemiş, başı ile onay vermiş ama gereğini yapmamıştır.

Cumhurbaşkanlığı seçimi…. Şimdi TBMM’nin 31 05 2007 tarihinde kabul ettiği ve 21 10 2007′de yapılan halk oylamasına göre Cumhurbaşkanı her beş senede bir ve en çok iki kez seçilebilecektir. YSK’ya da bu seçim tutanaklarını “KABUL ETME GÖREVİ” verilmiştir. Abdullah Gül ise 28 08 2007 tarihinde “YEDİ” yıllığına Cumhurbaşkanlığı görevini yapmak üzere seçilmiştir.

Bu süreçte Cumhurbaşkanı seçimleri için, hukuk devleti bağlamında izahı güç bir durum ve çelişki ortaya çıkmıştır. Hattâ bu izahı güç durum ve belirsizlik AB’nin “2011 Türkiye İlerleme Raporu”nda da yer almıştır. Bu Türkiye için bir ayıptır. Bu yasa yapıcıların beceriksizliğinin açık bir işaretidir.

Bunun üzerine Eminağaoğlu bir hukukçu olarak vatandaşlık görevini yerine getirerek YSK’ya başvuruda bulunmuştur. İlk başvurusuna içeriği belirsizliklerle dolu bir cevap gelmiştir. Daha sonra YSK’a ikez daha başvuruda bulunan Ö. Faruk Eminağaoğlu dava açma gereğini duymuştur.

Durumu Tansel Çölaşan’la paylaşan Eminağaoğlu, konuyla ilgili bir yazıyı, GYK’ya göndermiş ve bu konunun üzerine gidilmesi gereğini ifade etmiştir. Sn. Çölaşan’a bu konuda birlikte açıklama yapma ve kamu oyu oluşturma, hatta dava açma konusunda ADD şubelerinin başvuruda bulunma teklifini götürmüştür. Teklifi onaylayan Sn. Çölaşan, bir müddet sonra verdiği sözü unutmuş ve/veya önemsememiştir.

Tansel Çölaşan, oyalama taktiklerinde en az Tansu Çiller kadar başarılıdır. Ancak bu oyun bir noktaya kadar inandırıcı olacaktır.Türk milleti Çiller’i baraj altına itmiş ve ihtiraslarla dolu siyasi hayatına son vermiştir. ADD’yi son derece etkisizleştiren, ideoloji eksikliği ile öne çıkan Çölaşan için Kurultay delegelerinin aynı hassasiyeti gösterecekleri de ümitle beklenmektedir.

Eminağaoğlu’nun konuyla ilgili yazısı sadece ADD’nin vep sitesinde yayımlanmıştır. Eminağaoğlu’nun bu baş vurusu Kasım ayında yapılmıştır.

En son 16 Şubat’ta görüşüleceği söz verilen teklif görüşülmüş ve Sn. Eminağaolu’nun 21 Şubat’taki istifasından bir hafta sonra Sn. Genel Sekreter Nazmi Şarvan’ın imzaladığı bir üst yazı ile 27 Şubat’ta ADD şubelerine gönderilmiştir.

Perhizken lahana turşusu yenir mi? Yenir… Yenir yenmesine de turşu artık bozulmuştur. Veya bu durumda “Atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmiştir.” denir.

YARGISEN’in kapatma davası… Bildiğiniz gibi YARGISEN hem Türkiye’de, hem de dünyada bir ilktir. Türkiye’de yargıç ve savcıları bünyesinde toplayan ilk sendika olan YARGISEN, yargıçların kararı ile dünyada kapatılan ilk sendikadır.

YARGISEN’in kurucu başkanlığını yürüten Eminağaoğlu, ilk genel kurulda YARGISEN’in genel başkanı seçilmiştir. Ancak hayret ve şaşkınlıkla karşılanacak bir raslantı ile aynı gün 19 6 20011′de HSYK tarafında Yargıtay Cumhuriyet Savcısı iken Istanbul’a atanmıştır.

Eşi Genel Kurmay Başkanlığı Mevzuat Md.lüğünde avukat olarak görev yapmaktadır. Bu nedenle Istanbul’a atanması da mümkün değildir. Aile birliğine sekte vurulmuştur. Bu atama bir nevi sürgün, ceza ve hattâ tenzili rütbedir. Ayrıca merkezi Ankara’da bulunan sendika yöneticileri de başka bir ile tayin edilemez. Eminağaoğlu’nun suçu(!) YARSAV’da başlattığı bağımsız yargı, yargıç, savcılar ve insan hakları, adaletli bir yaşam uğruna yaptığı çalışmaları daha da ileriye taşımak çabasıdır.

Diğer taraftan Ankara valiliği YARGISEN’in klapanması için İş Mahkemesi’ne başvurmuştur. Kapanma kararı çıkınca, karar Yargıtay’da temyiz edilmiş ve onanmıştır.

Eminağaoğlu ADD Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı’dır. ADD bu davalar sürecinde Eminağaoğlu’nu desteklemiş ve mahkemelerde yanında olmuş mudur?

Tek kelimeyle HAYIR… Eminağaoğlu yalnız bırakılmıştır.

İstifasından sonra telefonla kendisini arayıp, senin için projelerim var diyenler, onun yanında yoktur. Ne 80′i aşkın şahsi davalarında ne YARGISEN’le ilgili davada ADD kendi YDK Başkanı’nı desteklememiştir. Onlar Eminağaoğlu’nun bu zor günlerinde yoktur.

Şimdi sıkı durun 7 Mart’ta ADD Genel Merkezi tarafından çekilen bir mesajı size aynen aktaracağım.

“Sn.O. Faruk Eminağaoğlu’nun 08.03. 12 14.00′da Yargıtay 4.Ceza Dairesinde (yargitay ek binasi, Adalet Bak. arkasi, eski emk sand binası) duruşmasi vardir. ADD Gen Mrz.”

Bu mesaj, durşmaya katılın çağrısıdır. Bir göz boyamadır.

Buna kargalar bile güler diyeceğim ama… Bu tanımlama bile ADD Genel Merkezi’nin çektiği mesaj karşısında çaresiz ve zayıf kalır.

Yapılacak tek şey Selahattin Pınar‘ın o güzelim şakısının ikinci dizesini değiştirip, ADD Genel Merkezi’ne hatâ Çölaşan’a şu soruyu sormaktır. “Daha önceleri neredeydiniz? Veya “Daha önce aklınız neredeydi?”

Eminağaoğlu’nun kendi el yazısı ile kısa yazılmış istifa mektubu bana kalırsa, ciltleri dolduracak kadar anlam ifade etmektedir.

“Kuruluş ilkelerini yaşama geçirecek etkin irade olmadığından” Bu gerçek ve üzerinde durulması gereken saptamadır.

ADD Genel Merkezi bu iradeden yoksundur. Göğü sarsan, yeri titreten olayları bir basın açıklaması ve/veya vep sitesindeki bir yazı ile geçiştirmektedir. Ortada bir eylem yoktur, halkın aydınlatılması ve kamu oyu oluşturulması için parmaklarını dahi kıpırdatmamaktadırlar. Ulusal politikalara yön verebilecek hiç çalışmanın altında imzaları da yoktur. Hiç bir şehit cenazesine katılmamıştır.

ADD Genel Merkezi kurucu iradenin ideolojisini uygulamak ve öğretmek için hiç bir çaba göstermemiştir. İçinde bulundukları platformlardan ayrılmışlar, kendilerine inananları hayal kırıklığına uğratmışlardır. Verdikleri hiç bir sözü tutmamışlar, yapacaklarını ilan ettikleri, örneğin Cumhuriyet Mitingleri gibi hiç bir şeyi yapmamışlardır.

Eminağaoğlu, ADD Yüksek Disiplin Kurulu Başkanlığı’ndan sadece her konuda yalnız bırakıldığı için değil, “Kuruluş ilkelerini yaşama geçiren etkin bir irade “ olmadığı için istifa etmiştir.

Bu böyle bilinmelidir. Eminağaoğlu ADD üyesi olarak elbette savaşına devam edecek ve Kemalist Devrim’in inşası için tüm gücüyle çalışacaktır.

Yolun, yolumuz açık olsun değerli dostum Ömer Faruk Eminağaoğlu…

Eminağaoğlu gene bir yargı sendikasının kuruluşu için çalışmalarını sürdürmektedir.

Figen Özen
İLK KURŞUN

Kuruluş İlkelerini Yaşama Geçiren Etkin Bir İrade…

Facebook Yorumları

Diğer Yorumlar

Bir Yorum Var

  1. Ruhi CIRIK diyor ki:

    ” Kuruluş ilkelerini yaşama geçirecek etkin irade olmadığından ”
    aynen katılıyorum…

Bir Cevap Yazın