EMİN ÇÖLAŞAN: ‎35 YILIN HESABINI SİZE VERİYORUM

SEVGİLİ okuyucularım, dün de yazmıştım, 7 Şubat 2012 benim için çok önemli ve anlamlı bir gün…Çünkü gazeteciliğe 7 Şubat 1977 günü başlamıştım ve şimdi tam 35 yıl doldu. Dünkü yazımda o günden bu yana neler yaptığımı anlatmıştım. Bugün ise farklı bir şey yapacağım.

Sizlere bu 35 yılın bir hesabını vereceğim.

Bu anlatacaklarım konusunda iddialıyım, bir tek sözcüğünde bile yalan, yanlış, abartma olmayacaktır.

Bu meslekte gazeteci olsun veya olmasın, her türlü insanı tanıdım. İyiler, kötüler, dürüstler, üçkağıtçılar…Bugün dahil bu ülkeyi nasıl çapsız tiplerin yönettiğine, o “Büyük” zannedilen çoğu şahısların aslında nasıl “Küçük” olduğuna defalarca tanık oldum.

Aynı gerçek biz gazeteciler için de geçerlidir. Aramızda her türlü insan vardır.

Meslektaşlarımdan bugüne kadar bazı kazıklar yedim. Ama iddialı söylüyorum, hiç kimseye kazık atmadım.

Bugüne kadar benden genç veya yaşlı, yüzlerce gazeteci ile tanıştım, birlikte veya farklı ortamlarda görev yaptım. Bana saygısızlık etmeye kalkışan ikisi dışında hiçbirine saygısızlık etmedim.

Hele genç ve deneyimsiz muhabir arkadaşlarıma kendi çapımda hep sahip çıkmaya, bir şeyler öğretmeye, yol göstermeye çalıştım.

Medyada inanılmaz bir sömürü çarkı var. Gerek bana ve gerekse arkadaşlarıma yapılan haksızlıklara karşı çıkmayı hep görev bildim. O yüzden de, geçmişteki gazete yönetimleriyle aram hiçbir zaman iyi olmadı.

X X X

Sıradan ve torpilsiz bir muhabir olarak adım attığım bu meslekte hep çalıştım. Hele ilk yıllarda gecelerim ve gündüzlerin sürekli çalışarak geçti. Torpiliniz ve arkanız yoksa, bir yere gelebilmek için sürekli çalışıp kendinizi kanıtlamak zorundasınız. Benim arkam ve torpilim hiçbir zaman olmadı.

Binlerce habere, söyleşiye ve köşe yazısına imzamı attım. Bu meslekte en tepelere yükselirken hiç kimsenin omuzlarına basmadım, kalleşlik yapmadım, arkadan vurmadım, yönetime şikayet etmedim, jurnalcilik yapmadım.

Üstelik hiç kimseye karşı yağcılık, yalakalık sergilemedim, baş eğmedim.

Bütün bu süreçte bir şeyi çok net öğrendim:

“Bu meslekte bir yere hak ederek gelmek çok zordur. Ama geldiğin yerde kalmak daha da zordur.”

Sanırım ikisini de başardım.

Belki inanmayacaksınız ama bu 35 yıl boyunca işimden bir gün bile kaytarmadım.

İşimi, görevimi ve okuyucularımı her zaman ciddiye aldım, asla saygısızlık etmedim.

Bizim meslekte çok yaygın olan ”Birilerinin ekibi ve adamı olma, sırtını sağlam yere dayama” ilkesine asla rağbet etmedim ve kimsenin koruması altına girmedim.

Siyasilerle de aynı uzak ilişkiyi yaşadım. Hiçbir siyasetçinin, hiçbir partinin sesi olmadım. Vicdanım, yurt sevgim ve gazetecilik birikimlerim neyi emrediyorsa onu yazdım.

Mesleğime çok büyük bir aşkla bağlandım. Ama itiraf edeyim, bu aşk medyanın bu pislik ortamında giderek azalıyor.

X X X

Bazen de yazılarımda kavga ettim. Kavga ettiklerim arasında bir tane adam gibi adam yoktu. Karşıma hep entel-liboş-şeriatçı-Kürtçü-üçkağıtçı takımı çıktı! Onlara en ağır yazıları yazmaktan da asla kaçınmadım.

Benim kısmetimde her zaman iktidar sahipleri, güçlüler, egemenler, ülkeyi soyanlar, din tüccarları veonların emir kulları ilekapışmak vardı!

Bu 35 yıl içerisinde kendim, ya da başkaları için asla iş takibi yapmadım. Bu doğrultuda bir istek de hiçbir zaman gelmedi. Onlar işi kimin bitireceğini iyi bilir!

Kursağıma bir kuruş haram, yasadışı, ahlak dışı, kural dışı para girmedi. Her iktidar döneminde açığımı aradılar, bulamadılar.

Yedi sülalemi araştırdılar, yine bulamadılar. Çocukluğumdan beri bir tek açığımı bulsalar, beni mahvederlerdi. Gazetecilik yaptırmazlardı da, asıl ben insanların yüzüne bakamazdım.

Bizim meslekte altın bir kural vardır:

Geçmişinde şu veya bu biçimde bir açığı olan köşe yazarı, hiç kimseyi eleştiremez. Açığının bir gün yüzüne vurulacağını bilir…Ve hep suya sabuna dokunmayan konularla vaziyeti idare eder. Yazılarına bakın, onların kim olduğunu anlarsınız!

Sürekli, eleştiren gazeteci oldum. Yağcılık yapmak, övgü düzmek kolaydır da, eleştirmek biraz yürek ister. Bence gazeteci, eleştiren kimsedir. Ben her iktidar döneminde bunu yaptım.

19 kitabım çıktı. Bu kitapların çoğu satış rekorları kırdı, korsanları hariç toplam bir milyon 200 bin dolaylarında sattı. Muhteşem bir rakamdır. Öyle günler oldu ki, sabaha kadar gazetede kitap yazdım… Çünkü ben evde asla çalışamam!

X X X

Hırsızların, namussuzların, ülkemizi soyanların, sömürenlerin, din tüccarlarının, bölücülerin hep üzerine gittim. Hakkımda nice ceza ve tazminat davaları açıldı. Öyle zamanlar oldu ki, günümün yarısını mahkemelerde, adliye koridorlarında geçirdim. Bir tek hapis cezası bile almadım. Tazminat davalarında kaybettiklerim elbette oldu.

Mesleğimde hiç kimseye, hele gençlere hava atmadım, gösteriş yapmadım, şımarmadım. Sadece iyi bir ürün sergileyen gazetecileri “Keşke bu bilgi bana gelseydi, ben yazsaydım” diye olumlu anlamda kıskandım.

Her zaman her yazımı ülkemin ve milletimin çıkarları doğrultusunda, Mustafa Kemal Atatürk’ün aydın izinde, kelle koltukta, nice tehditler alarak yazdım.

Lüks yaşantım, gece hayatım asla olmadı. Davetlerde, resepsiyonlarda, gece hayatında aile çevresi ve dostlarımız hariç, hemen hiç yer almadım. Hele egemenlerin sofrasında ve davetlerinde hiç bulunamadım! Sosyeteye de giremedim! Hayatım genelde gazete ile ev arasında, en mütevazı biçimde geçti.

X X X

Peki ama bu 35 yıl benim açımdan hep güzel miydi? Hayır!..Zamanımın epeyce bir bölümü de beni ezmek, sindirmek, korkutmak, harcamak, tasfiye etmek için çalışanlarla boğuşarak geçti. Allah’a bin şükür, her mücadeleden alnımın akıyla çıktım. Üzerime bir tek leke sürmeleri mümkün olmadı.

Medyanın bu acımasız kurtlar sofrasında hiç kimseye yem olmadım, baş eğmedim, eğilip bükülmedim, ilkelerimden ödün vermedim.

Ruhumu ve kalemimi satmadım. Kırıldım ama eğilmedim.

Dönek olmadım, korkmadım, kıvırtmadım. Beynimden geçenleri aynen yazdım. Hiçbir zaman yalan yazmadım, sizleri asla kandırmadım.

23 yıllık köşe yazarlığı dönemimde hiçbir zaman özel ekibim, danışmanlarım, yardımcılarım olmadı. Böylelerine hep imrendim, yine olumlu anlamda kıskandım. Ne yaptıysam, her şeyi tek başıma, kendi beynim, kendi gazetecilik anlayışım ve sorumluluk duygumla yaptım…

Ve şimdi içtenlikle söylüyorum, gazetecilik yaşamımın en mutlu, huzurlu, özgür günlerini Sözcü’de yaşıyorum.

Sansürsüz, baskısız, kavgasız, karşılıklı saygı, sevgi ve dostluk ortamında. Hep bunu özlemiştim.

Peki bu 35 yıl içerisinde hiç hatam, yanlışım, eksiklerim yok muydu?

Yazılarımda bazen önemsiz, dikkatsizlikten kaynaklanan hatalarım elbette oldu. Ama sizleri hiç kandırmadım, yalan yazmadım.

Eksiklerime gelince!..İki önemli eksiğim var. İlki, yeterince gezemedim. İkincisi ise sizlerin iletilerine yanıt veremedim. İkincisi için sizlerden tekrar özür diliyorum.

X X X

Bu iddialı yazıyı kamuoyunun ve bir milyonu aşan siz sevgili Sözcü okurlarının önünde yazıyorum.

Bu uzun yılların özet hesabını bu yazıda veriyorum.

Bu meslekte 35. yıl yazım benim için önemliydi çünkü size ve kamuoyuna bu uzun ve yorucu yılların bir hesabını vermek zorundaydım. İçimden taşan şu duyguları herkesin bilmesini istedim ve sizlerle paylaştım.

Yazdıklarımın aksini iddia edecek birileri varsa, herhalde çıkar ortaya!

Sevgili okuyucularım, sizler benim her şeyim, güç kaynağım, manevi desteğimsiniz. Gücümün çoğunu her zaman sizlerden aldım.

Bu uzun yıllar boyunca ülkeme, milletime, mesleğime ve sizlere karşı görevimi biraz olsun yerine getirmeyi başardıysam, ne mutlu bana.

Benim açımdan çok önemli olan bu mutlu yıldönümünü dün ve bugün sizlerle paylaştığım için beni lütfen kınamayın, bağışlayın, hoşgörün sevgili okuyucularım…

Çünkü bunun 40. yılı falan olmayacak.

Ne bileyim, belki 36. yılı bile olmaz!
SÖZCÜ

Facebook Yorumları

31 thoughts on “EMİN ÇÖLAŞAN: ‎35 YILIN HESABINI SİZE VERİYORUM”

  1. ne kadar onurlu ve gururlu bir 35 yıl emin bey. bir 35 yıl daha sizi okuyabilmek dileğiyle…. 

  2. Diğer usta gazetecilere yaşatılan sonu düşündükçe korkuyorum, hayatınız için endişe ediyorum. Dualarım hep sizinle Emin bey, ömrünüz uzun kaleminiz hep böyle güçlü olsun …

  3. NiCE YILLARA EMiN ABi,, BiZE SENiN GIBI DURUST, KORKUSUZ VE DOGRULARI YAZAN GAZETECiLER LAZIM.  KESKE TELEViZYONA DA CIKSAYDINIZ, UZUN ZAMANDIR SiZi EKRANLARDA GOREMEDiK.  HIRSIZLARIN, YOBAZLARIN VE TUM YOLSUZLARIN KORKULU RUYASI OLMAYA DEVAM ET EMiN ABi, ARKANDA MiLYONLARCA OKURUN VAR.

  4. Sayın Çölaşan sizi tebrik ediyorum. Bu ülkenin sizin gibi insanlara ihtiyacı var. Siz ve sizin gibi düşünen yazarları okudukça içime biraz olsun su serpiliyor. Hepten de bitmemişiz diyorum. Yazılarınızı kendimi bildim bileli devamlı takip ediyorum. Dünkü ve bugünkü yazınızı okurken gözlerim yaşardı keşke bende sizin kadar cesur olabilseydim bende birşeyler yapabilseydim. Yalnız yazınızın sonunda söyledikleriniz beni ürküttü. Sizden daha uzun yıllar gerçekleri yazmanızı bekliyoruz 40. yılı değil 50 leri 60 ları görürüz inşallah. Artık millet de uyansın gerçekleri görsün istiyorum. Elinize yüreğinize sağlık. Sağolun varolun…

  5. merhaba emin bey türkiye de sizin gibi  kalemini satmayan gazetecilere ihtiyacımız var. yolunuz acık olsun herzaman kalbimizdesiniz…. mehmet  yılmaz

  6. Emin Bey.. Rahmetli babamin en sevdigi yazarlardan biriydiniz.. Sizin durustlugunuze sonsuz inanmis birisiydi babam… Babam durust insandan anlardi…

    Her sabah heyecanla yazinizi okuyup bana uzatirdi.. Yine dokturmus diye…gulumseyip…

    Simdi yurt disinda yasiyorum.. Sizin gibi ulkesini seven aydinlarin nasil ezildigini , tuketildigini gozlemliyorum… Aydinina sahip cikmayan , aksine ustune ustune giden bir ulkemiz var… Katillerin gullerle hapishane onlerinde karsilandigi bir ulke Turkiye..

    Emin bey biraz ara verin yazilariniza, ne bileyim sevdiklerinizi alin Karayiplere gidin.. Hic tatmadiginiz egzotik meyvalari tadin…  Belki farkli bir pencereden bakarsiniz Turkiyeye…

    Degisin demiyorum.. Bazan tukenmisligin tedavisi kacip kurtulmak oluyor…

    Yasam oylesine kisa ki…

  7. Ben yurtdışında yaşayan biri olarak sizi yıllardır ve hergün seve seve okuyorum. Ne mutlu bizlereki sizin gibi değerli yazarımız var. Size ve değerli eşinize sağlık ve başarılar dilerim. Nice yıllara Emin Abi

  8. Emin Bey.. ne demek şimdi 36.cı yılı bile olmaz..hemde mücadelenin tam orta yerinde..okumamış olalım son cümlenizi..

  9. SEVGILI EMIN COLASAN BEY,
    GAZETECILIKTE GECECEK OLAN 40. YILINIZDA DA YAZDIGINIZ YAZIYI OKUMAK ISTIYORUZ. IYIKI VARSINIZ.
    ICTEN SEVGILER

  10. Sayın Çölaşan, nice 35 yıllara allah size uzun ömürler versin. Yüreğinize ve kaleminize sağlık.

  11. Son 2 satiri hic ama hic begenmedim. Bildiginiz bir sey mi var yoksa? Lutfen 1 yil icin de 5 yil icin de plan yapmayin, iyi seyler ongorun, neyin ne olacagini hic kimse bilemez, okuyucularinizi da uzmeyin!

  12. Emin Bey ben de sizi en az 25 senelik bir okuyucunuz olarak tebrik ediyorum. Fakat son iki cümle hic hosuma gitmedi. “Bunun 4. yili falan olmayacak” ne demek. Hayir, biz olmasini istiyoruz. Hem de sadece 40. degil; 50. si, 60. isi da olsun istiyoruz. Esen kalin.
    Salih Zeki

  13. 80 li yillar anlatamiyorum kimseye tontonun nasil icten pazarlikli ve takunyalilarin neler yapmaya calistiklarini.bir gun duydum ki bir kitap varmis benim gibi dusunen birisi yazmis benim gibi dusunen birisi bu gun ulkenin tanidigi ve mangal gibi yuregi olan bekir bey.ben mi birakip gittim bir sey olmaz bu ulkeden diye(olup olmadigina  lutfen siz kara verin)
    saglikli bu lu gunler emin bey
    not :neden 36 veya 40 yil olaz anlamadim?

  14. Emin Çölasan’nin yazilarin(yurdisinda yasamama ragmen) devamli okuyanlardanim.Kendisinde ögrendiklerimde oldu.Yurtseverlik örnegini bizlere çok guzel bir ‘sekilde ornekledi. Kendisine saygilar sunarim. 

  15. Sayın Çölaşan,
    Son iki satırınızdan endişelendim, umarım sağlığınızda bir sorun yoktur… Ne bileyim ilk aklıma bu geldi de… Sizi ve siz gibi yazan “bir kaç iyi adam” ı okumak bizlere kuvvet veriyor, o sözlerinize lütfen bir açıklık getirin, bizleri merakta bırakmayın

  16. Sn. ÇÖLAŞAN,
    Günlük yazılarınızı 20 yıla yakın süredir hiç eksiksiz takip eden bir okurunuzum. Kitaplarınız da kütüphanemde yerini korumaktadır. İçtenlikle söylüyorum “İyiki varsınız.” Pek çok yorum yazan okurunuz gibi son cümleniz benim de içimi burktu. Varolduğunuz sürece satırlarınızı okuyabilmek, düşüncelerinizi dinleyebilmek, vurgularınızı yakalayabilmek biz okuyucularınız için çok ama çok önemli… Sn. Naifoğlunun yazdığı gibi siz bizim aydınlatıcımızsınız.

  17. sen nasıl bi adamsın be abi 35 senedir bu kadar pisligin içinde tertemiz kalmışsın.25 senedir hürriyet okurdum senin yuzunden sözcü okuyan fanatik biri oldum.allah sana saglık sıhatli nice 35 seneler versin abi.sana ufak bir not yazsam bunu kösene taşırmısın abi.BİR GÜN GÖZLERİ ARTIK GÖRMEZ OLAN BİR DOSTU SEYRANİYE.AAHH BABA ARTIK BENDE DÜNYAYAYI GÖRECEK GÖZ YOK DER.CEVABI SÖYLE OLUR AŞIK SEYRANİNİN DOSTUNA .ÜZÜLME GAYRİ DOSTUM DÜNYADADA GÖRÜLECEK YÜZ KALMADI ZATEN DER.İşte sende üzülme abi biz de seni gibi adamlar oldukca dogruyu yanlışı gösterecek yuzu görüyoruz saglık sıhatle kal

  18. Gazeteciliğe başladığınız günden beri yazılarınızı
    kaçırmadık .Devamlı okuduk.
    ….buharlaştırma.
    ….iç etme.
    ….içini boşaltma gibi (banka işlerinde) deyimleriniz
    hoş ve esprili oldu…..
    Bu yazınızın sonunda yazdıklarınız , bir ‘elveda
    sevgili okuyucularım’ der gibi hal gösteriyor…
    …keşke öyle olmasaydı diye düşündüm.
    Ama haklısınız.
    Bende at gibi çalışdım.
    (Eşşek dersem kendimi hem öğmüş olurum.
    Hem kendime iltifat etmiş olurum. Kötü kokar.)
    ….beş sene sonra bende gezeceğim…..
    Ve sizin gibi, sizin çizginiz doğrultusunda ,bir yerlerde yazma veya yazabilme iştahı belirdi…
    Para pul istemeyiz.
    …Gezmek ve yazmak..hobi gibi bi şey…
    Becerebilirmiyiz?
    …..yazsam ne yazaar…yazmasam ne yazar….
    Hürmetler.

  19. Emin bey, size güveniyorum, yazılarınızı zevkle okuyorum. Ama son cümlenizi beğenmedim!!!

  20. sayın çölaşan,sizi tanıdığımdan bu yana,yazılarınızı zevkle ve ibretle okudum,okumaya devam ediyorum.ancak bu yazınızın son iki satırındaki mesajınıza pek anlam veremedim.sanki veda eder gibisiniz.mesleği bırakmak gibi bir düşüncenizmi var?bu konuya açıklık getirirseniz biz okurlarınızı rahatlatmış olacaksınız.saygılarımla.

  21. Yazınızın son bölümü hariç tebrik ediyorum ve nice yıllar diliyorum mesleğinizde iyiki varsınız Emin bey.

  22. Sizi 25 yıldır okuyorum Emin bey , sizinle guru duyuyorum

    Sezai Şen
    İstanbul

  23. Sayın Çölaşan sizi tebrik eder onurunuzla, cesaretinizle , aydın yüreğinizle yaptığınız mesleğinizde  nice uzun yıllar dilerim… Herbirimiz sizin kadar cesur olabilseydik  bu ülke şuan başka konuları tartışıyor olurdu. Elinize ve emeğinize  sağlık. Saygılarımla..

Bir Cevap Yazın