Evet, Ama Yetmez

Yazının başlığı, emperyalizmin ne olduğunu bir türlü kavrayamayanların sloganını anımsatıyor. Çünkü emperyalizmi tanımayan, bilmeyen, bir kısmı da kendisini “solcu, özgürlükçü, demokrat, insan hakları ve hukuk devleti savunucusu” sayan bu kitlenin, iç ve dış politikanın gerçekte bir bütün olduğunu bilmediklerini, gelişmeleri öngöremediklerini bir kez daha anımsatmayı amaçlıyor bu yazı. İç siyasetteki gelişmeleri emperyalist güçlerin nasıl kullandıklarını bir kez daha belirtmeyi hedefliyor.

Konumuz, Fransız Senatosu’ndan 23 Ocak 2012 tarihinde geçen ve sözde soykırım iddialarının inkârını suç sayan madde. Türkiye, aldığı kararla, çıkardığı kaba gürültüyle, kamuoyundaki tepkilerle, politikacıların demeçleriyle bir kez daha sorunu kavramadığını kanıtladı. Emperyalizmle nasıl mücadele edileceğini değil, nasıl edilmeyeceğini gösterdi dünyaya. Ve bir kez daha Türkler mi, bir süre bağırıp, çağırır sonra da unuturlar diyen Batılı diplomatları haklı çıkardı.

Olguları ve soruları birlikte sıralayalım.

Fransa Ulusal Meclisi’nde 22 Aralık 2011’de alınan ve sözde soykırımın inkârının cezalandırılmasını öngören karardan sonra ne yapmıştı Ankara? Bu yasayı ihlal edenlerin, 1 yıl hapis ve 45 bin Euro para cezasına çarptırılmalarına karar veren Paris’e karşı hangi yaptırımları gündemine almıştı? Apar topar Paris’teki büyükelçimizi çekmiş, sonra da sessiz sedasız tekrar Paris’e yollamıştı, o kadar.

Başka ne yapmıştı? Ekonomik ilişkilerin gözden geçirilip geçirilmeyeceğini, Fransız şirketlerine karşı ne tür önlemler alınacağını, ihalelere sokulup sokulmayacaklarını soran gazeteciye, ilgili bakan ne demişti? “Hiçbir önlem söz konusu değil. Fransız şirketleriyle ilişkiler eskisinden daha güçlü olacak” dememiş miydi?

Başka neler yapmıştık? “Parlamentolar tarih yazamaz” demiştik. “Bu karar düşünce özgürlüğüne, ifade hürriyetine, Fransa’nın 1789 Devrimi’nin mirası olan kültürüne, felsefesine, geleneğine aykırıdır” diye de eklemiştik. “Bu karar özgür tartışma ortamını baltalar, bilim insanlarının elini, kolunu bağlar” şeklinde açıklamalar yapmıştık. Hiçbir etkisi olmadı bu sözlerin. Çünkü gözümüzün önündeki gerçeğe bakıyoruz, ama görmüyoruz. Görsek de kabul etmiyoruz.

Mesele Fransızların tutarlı olup olmamaları meselesi değildir. İkiyüzlü olmak, ilkeli olmak tartışması değildir. Çifte standart güdüp gütmemek meselesi de değildir. Bu nedenle “Fransa bundan böyle kimseye demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü konusunda ders veremez” demenin anlamı yoktur. İşi, Avrupa Birliği’nin ilke ve değerlerine kadar uzatıp, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ters düştüğünü vurgulamanın da hayatta karşılığı bulunmamaktadır. Mesele bir tarih ve hukuk meselesi değildir çünkü. Bu nedenle FransızlaraSiz önce Antep’te, Maraş’ta, Urfa’da ne aradığınızı söyleyindemenin de, “Cezayir’de, Ruanda’da yaptığınız katliamların hesabını verin” diye yüklenmenin de anlamı yoktur. Nitekim Cezayir hemen Türkiye’ye, “Siz bizim bağımsızlığımız için BM’de yapılan oylamada karşı oy kullanmıştınız. O nedenle bizim adımıza konuşmaya yüzünüz de hakkınız da yok. Fransa ile olan meselenize bizi karıştırmayın. Biz kendi hakkımızı kendimiz ararız” diyerek, adeta ders vermiştir.

Cezayir meselesi geçmişte kaldı diyelim, ya birkaç ay önce Libya’da yaptığı saldırganlığı Fransa’nın önüne getirenlere ne demeli? Birisi kalkıp, Türkiye’nin NATO çatısı altındaki bu emperyalist saldırganlığa her türlü desteği verdiğini anımsatsa, ne diyeceğiz? Libya’yı bombalayanlar için Türkiye’nin üs tahsis ettiğini, lojistik sağladığını, Libyalı muhalifler için tüm olanaklarını seferber ettiğini söylese, ne yanıt vereceğiz?

Bu nedenle Libya’dan sonra Suriye’de de Fransa’nın istediği gibi davranıp, ABD’nin her dediğini yapıp, sonra da Batıya rest çekilmez, çekilemez. Batı emperyalizminin koçbaşı olup, sonra da Fransa’ya posta konulmaz, konulamaz. Büyük Ortadoğu Projesi’nde eş başkanlık üstlenip, Batılı başkentlerin isteğiyle anayasanın ilk üç maddesini değiştirip, Obama’ya “demokratik açılımı” sözü verip, sonra da Batıya kafa tutulmaz, tutulamaz.

Sorun siyaset sorunudur. Emperyalizmin ihtiyaçları, krizdeki kapitalizmin yeni kaynak arayışları, dış tekellerin pazar ve hammadde talepleri sorunudur. Batı tarafından içi çoktan boşaltılmış olan demokrasi, özgürlük, insan hakları sorunu değildir. Sokakta slogan atıp, neye alet olduğunu bilmeyenler, iş işten geçince de afallayanlar, Soros’un yerli sevdalıları,bağımsızlığın modası geçtidiyen Sevr yandaşları bilmezler bu işleri. Emperyalizm güçten anlar, çıkarına düşkündür, parayı sever. Ona anladığı dilde yanıt vermek, maddi açıdan zayıf düşürmek gerekir. Bu nedenle Fransız şirketleriyle olan ilişkileri geliştirmek yerine, gözden geçirmek şarttır.

Ödün üstüne ödün vermek, özür diliyoruzdemek, “yetmez ama evet” diye slogan atmak, emperyalizmi tatmin etmez. Çünkü daha fazlasını ister. “Evet, ama yetmez” der.

Yerüstü ve yeraltı kaynaklarını peşkeş çekmek, medyayı, sivil toplum kuruluşlarını, sendikaları, üniversiteleri emrine verip, aydınları devşirmesine alkış tutmak, emperyalizmi kesmez. Çünkü doymak bilmez. “Evet, ama yetmez” diye ısrar eder.

O yüzden sorun ekonomik yaptırımlar başta olmak üzere karşı çıkarak, ayağa kalkarak, “hayır” diyerek çözülür.

Emperyalizmin paket programlarına karşı kendi ulusal, devrimci, halkçı programlarımızı yaparak çözülür.

Aynen Sivas Kongresi’nde olduğu gibi.

BARIŞ DOSTER
İLK KURŞUN


Facebook'ta Paylaş  - FriendFeed'de Paylaş
  • Anonim

    FRANSA TAYYİP BEYİ TOKATLAMAYA DEVAM EDİYOR.
    TAYYİP BEY İSE BAĞIRMAYA DEVAM EDİYOR.
    GELİŞMELERİ TAKİP EDECEĞİZ DİYOR.
    EYLEM PLANIMIZI UYGULAYACAĞIZ DİYOR.
    DÜŞÜRÜLDÜĞÜMÜZ BU ACİZLİĞE ÜZÜLMEMEK ELDE DEĞİL.
     
    TAYYİP BEY TÜRK MİLLETİNİN REFAH SEVİYESİNİ YÜKSELTMEK İÇİN AKP’Yİ KURDUĞUNU, BAŞBAKAN OLDUĞUNU, İKTİDARDA OLDUĞUNU SANIYOR. HAYIR, YANILIYOR’ BUNLARIN HİÇBİRİSİ DOĞRU DEĞİL, TAYYİP BEY HİÇBİR ŞEY DEĞİL. NE PARTİ KURDU, NE BAŞBAKAN OLDU, NE DE İKTİDARDADIR. MUHATAPLARININ GÖZÜNÜN İÇİNE BAKMASINI BİLİRSE KİMLERİN İKTİDARDA OLDUĞUNU ANLAYACAKTIR. TABİİ Kİ BAKMASINI BİLİYORSA. BU İŞLER SARKOZYE BAĞIRMAKLA OLMUYOR. SARKOZYNİN NİYETİNİ ÇOK ÖNCEDEN ANLAYIP TEDBİR ALMAKLA OLUYOR. İNŞALLAH BUGÜN ANLAMIŞTIR. ZARARIN NERESİNDEN DÖNERSE KARDIR.  
     
    AZ ÇOK DÜŞÜNENBİLEN, SON 12 YILIN GELİŞMELERİNİ GÖREBİLEN BİR TÜRK VATANDAŞI ÜLKEMİZİN YABANCILAR TARAFINDAN YÖNETİLDİĞİNİ ANLAR.
    TÜRKİYE’DE 12 YILDAN BERİ İKTİDARDA OLAN SADECE VE SADECE CIA VE MOSSAD’DIR.  
    TAYYİP BEY BU İKİ SERVİSİN İRTİBAT MEMURLUĞUNU YAPIYOR. ŞÜPHE YOK Kİ GÜN GELECEK MÜBAREK GİBİ İSTENMEYEN ADAM İLAN EDİLECEKTİR.
    DÜNDAR DOĞAY/ALMANYA /24.01.2012 

Her hakkı saklıdır.
Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Yazıların/yorumların her türlü hukuki sorumluluğu yazarlara/yorumculara aittir.

RSS Yayını

Wordpress altyapısından ve
Channel temasından yararlanılmıştır.
© 2011, İlk Kurşun Gazetesi.