ATAKAN’A MEKTUP

Anadolu’nun Yiğit, Duyarlı, Yurduna Sevdalı, Fedakâr Delikanlısı;
Can Dostum, Yol Arkadaşım, Sevgili Ata(kan)ım;

Geçen gün Bitlis‘te 5 polis ve 3 yurttaşımızı teröre kurban verdik. Duydun mu? Önceki gün de Çukurca’ya sızan 200 kişilik bir grup, eşzamanlı olarak 8 ayrı yerden saldırıya geçmiş. Bu eli kanlı maşalar, emperyalizmin uzun menzilli yarı otomatik tüfekleri, 24 askerimizi daha şehit ettiler. Vatan hizmetini yapan çocuklarımızın 19’u da yaraladılar. Yüreğindeki çarpıntıyı bedenimde duyuyorum inan. En az ölenlerin yakınları kadar üzüldüğünü biliyorum can dostum. Tuhaf fakat gerçektir, bugün bazı anne ve babalar, çocuklarının asker olmadığına seviniyorlar. Ciğeri parçalananlardan söz etmek istemiyorum oğlum. Ne söylesek söyleyelim tarife yetmez, ateş düştüğü yeri yakıyor… İlçe Merkezi’ndeki jandarma birlikleri ile güvenlik noktalarına, ağır silahlarla saldıran teröristlerin eylem için seçtiği gün de manidar, Habur’un yıldönümüydü o gün. Ayrıca aynı gün, Mecliste “Bölünme Anayasası”nın görüşmelerine de başlanacakmış. Sana göre de böyle bir günde, bu eylemiyle PKK Terör örgütü bize:”Taleplerimizi dikkate alın, yoksa karışmam” mı demek istiyor? BDP adına yapılan açıklama, timsahın gözyaşları gibi. Gün boyunca Meclis’te yapılan tartışmaların içinde, en vurucu cümleyi yine onların sözcüsü söyledi: “BU BİR SAVAŞTIR!”…

Kim ne derse desin Atakan, bu Türk halkına ilan edilmiş bir savaştır ve bize bu savaşı kabul etmekten başka yol bırakılmamıştır!..

O halde, en geç bugün herkes saflarını belli etmelidir. “Türkiye’nin yanında mısınız, düşmanın safında mı” sorusunu sormanın zamanı geldi!..

Sevgili Atakan;

Böyle zamanlarda soğukkanlı olmak lazım gelir biliyorum tabi, Asıl böyle zamanlarda tahrik edici sözlerden uzak durmak gerekir. Milyonlarca gencin ayakta beklediğini de görür gibiyim. Onlar da senin gibi kendilerine “Ben tek başıma ne yapabilirim, ne yapmalıyım” diye soruyorlar! Onlar da senin gibi en doğru yanıtı arıyorlar… Bu nedenle, onların adına bu mektubu sana yazıyorum…

Can Dostum;

Duyarlılığın karşısında her zaman gözlerim yaşarmıştır, buna inan. Uyarılarında da yerden göğe kadar haklısın… Bundan böyle “iki kişiden biri”ne sitem etmeyeceğim, bundan emin olabilirsin. Çünkü gün toplum olarak ayağa kalkma ve ulusal çıkarlarımıza sahip çıkma günüdür. Emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileri ,bizim “iki kişiden birini” kandırmış olabilirler. Kandırılan insanlar suçlu sayılmaz ki, onlar sadece kandırılmıştır. Bizim hukukçuların deyimiyle hepsi mağdurdur. O kadar işte. Şimdi görüyorum ki, kandırılanların büyük çoğunluğu pişman, bir kısmı hala “kollektif vicdan”a sığınarak, bireysel vicdanını onarmaya çalışıyor. Bu çaba dahi onların çoğunun yaptıkları hatayı anladıklarını gösterir. Biraz geç oldu, ama olsun!… Bundan sonra onları suçlayamayız! Mağdur edilmiş insanları sürekli eleştirerek haklılığımızı kanıtlamak ne işimize yarayacak?Böyle yaparsak, onları yeniden ve bir daha geri dönemeyecek şekilde kandıranların safına itmez miyiz?.. Çünkü gün hesaplaşma günü değildir!..

Aslında toplum olarak uyuyoruz biz! Bu şekildeki tespitin son derece yerindedir, katılıyorum. Bir zamanlar bir yazı yazmıştım. Anımsayabildin mi dostum, hani ekinde o meşhur “2 sayfa 9 maddelik anlaşma” vardı. Şimdi onu bir kez daha okumanı istiyorum, sırası geldi. Aramana gerek yok, bu yazıya da ekliyorum o anlaşmayı, buradan da bakabilirsin…

Bu konuda ne düşünüyorsun bilmiyorum. Görünüşe göre, terör eylemleri devam edeceğe benziyor. Bu nedenle o anlaşma bugün daha anlamlı hale geldi… “2 sayfa 9 maddelik anlaşma” ile biz devlet olarak, Irak’ta PKK’ya karşı operasyon yapmamayı taahhüt etmişiz? Ne kadar ilginç değil mi? İnsan böyle bir taahhüdün altında, doğal olarak bir hikmet aramak istiyor. Ama bulamıyor, çünkü yok…  ABD’den izin almadan PKK’ya karşı operasyon yapmayacakmışız. Bak sen şu işe!..

Ülkelerin iç işlerine karışarak, “renkli devrimleri” desteklediği bilinen, ABD’li finans spekülatörü, Açık Toplum Enstitüsü’nün kurucusu Soros’a göre “en iyi ihraç ürünümüz olan asker” sayımızı da azaltmayı taahhüt etmişiz… La havle vela kuvvete….

Bugünün gazetelerinde CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal‘a Dışişleri Bakanlığı’nın verdiği yanıt vardı. Okudun mu? Mutlaka okumanı isterim. Tanal, ABD Büyükelçisi Ricciardone ile imzalanan “Füze Kalkanı” mutabakatı ile ilgili olarak, Dışişleri Bakanlığı’na verdiği dilekçede: “ Seçilmiş bir parlamenter ve hukukçu olarak sözleşmenin ülkemiz açısından olumlu-olumsuz yönleri üzerinde çalışmak ve görüşlerimi Bakanlık ile paylaşmak üzere paraf edilen belgenin bir fotokopisinin verilmesini talep ediyorum” demiş. Aldığı yanıt ne oldu tahmin et bakalım. Bilemedin Atakan Dostum bilemedin!?..

O zaman ben söylüyorum, dikkatle takip et. Dışişleri Bakanlığımız cevabı yazısında:”Konuya ilişkin mutabakat metni, ulusal güvenliğimiz ve radarın teknik özellikleri dahil olmak üzere hassas unsurlar içermektedir ve 4982 sayılı yasanın 16. maddesi çerçevesinde değerlendirilmektedir.” demiştir. Sen hukukçusun arkadaşım, 4982 sayılı yasaya kolayca ulaşabilirsin. Lütfen yasayı aç ve ilgili maddeyi oku bakalım!.. Hemen şimdi oku, aşağıda var!(2) Sonra devam edeceğiz…

Sözünü ettiğim yasanın ilgili maddesini hukukçu olmayanlar için dipnota koydum. Bu defa sen de işin kolayına kaçıp ordan bak. Gördüğün gibi, Dışişleri Bakanlığı’nın yanıtından; Füze Kalkanı mutabakatının DEVLET SIRRI niteliğinde kabul edildiği anlaşılmaktadır!. Gerçekte bir sözleşme “devlet sırrı” olarak kabul edilebilir mi? Düşmana ayan olan bir husus, Türk halkından ve onun seçilmiş milletvekilinden “devlet sırrı” olduğu gerekçesi ile gizlenebilir mi?.. Bu nasıl iş!..

Şimdi de söylenenlere başka bir açıdan bakalım. Belki doğrudur, Füze Kalkanı’nın arkasında ABD devletinin bazı sırları vardır!.. İsrail’i koruyan bu kalkanın, düşman tanımı içinde İran‘ın yanında belki Türkiye de vardır. Bu da ABD’nin “devlet sırrı” olabilir. Bundan bize ne! Kalkanın hedefinde Türkiye’nin olmadığını kim nasıl garanti edebilir? Ancak böyle nedenlerle bu tür anlaşmalar halktan gizlenirler!… Gerisini benim aklım almaz!..

Evet Atakan kardeşim durum böyle iken böyle! Hiç aklına gelir miydi, gün gelecek; “hainler” devleti ele geçirecekler ve ihaneti suç olmaktan çıkartıp, ardından “devlet sırrı” kavramı arkasına gizlenecekler?.. Bu kadarının karşısında “pes” diyorum vallahi!..

Bir ülkenin seçilmiş parlamenterinden başka bir devletle yapılan sözleşme gizlenebilir mi?..

Milletin vekiline bu konuda “görevini yapma” denebilir mi? Gördüğün gibi ikisi de oldu, gizlendi ve dendi!..

Şimdi yeniden aynı gazeteye dönüp, o açıklamanın daha önemli bir bölümünü birlikte okuyalım:

Orada çok önemli bir husus daha var, sakın onu gözünden kaçırma delikanlım! Bak, yanıtında ne diyor Dışişleri Bakanlığımız: “Radarın teknik özellikleri dâhil olmak üzere hassas unsurlar içermektedir”… ABD radarının “teknik özellikleri” bizim açımızdan “devlet sırrı” niteliğinde sunuluyor!.. Gördün mü? Şimdi güler misin ağlar mısın?..

Ne günlere kaldık Ulu Tanrım!..

İşte böyle Atakancığım;

O “2 sayfa 9 maddelik anlaşma” da “Füze Kalkanı” gibi “devlet sırrı” kabul edildiği için gizli tutuluyormuş!… Şimdi dilersen, birlikte sözleşmenin maddelerini bir kez daha okuyalım. Zekândan kuşkum yok, hiç kusura bakma ama koyulaştırdığım cümlelerin ne anlama geldiğini bu defa soracağım. Bunları bir daha oku istersen!…

Şimdi söyle bakalım Değerli Dostum, ne anladın bu anlaşma mentninden?..

Topraklarımızın üzerinde yeni bir kukla “Kürt Devleti”nin kurulması için elimizden geleni yapmışız değil mi? AB’ye gireceğiz diye, ta Ecevit zamanında imzalanan “İkiz Sözleşmeler” de şimdi bu işin tuzu biberi oluyor.(3) Ne kadar kötü taahhütlerin altına imza atmış bizimkiler. Bunlar nasıl devlet adamları! Bu anlaşma şu an yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu’nun 302 ve devam eden maddelerine göre bile çok ağır bir suçtur…(4) Gel gör ki, bu suç hala işleniyor ve Cumhuriyet’in savcıları nedense şüphelileri görmezden geliyorlar!.. Peki, buna ne dersin?..

Sevgili Yol Arkadaşım;
Sevgili Atakan’ım;

Şimdi diyebilir miyiz: Türkiye’yi bölme ve topraklarımızın üzerinde bir kukla “Kürt Devleti” kurulması işi, çok öncelerden kotarılmış ve Büyük Ortadoğu Projesi kapsamına alınmıştır. Bu işin taşeronluğu da ne yazık ki, bir kaç dönem iktidar olma karşılığında AKP üstlenmiştir!  Şunu da unutma Arkadaşım, bu anlaşmayı T.C. adına imzalayan adam, bugün Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturmaktadır!…

Anlaşılıyor ki, terör eylemleriyle yapılmak istenen: Türk halkına gına getirmek ve “Lanet olsun! Alın Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu sizin olsun, kurun (kukla) Kürt devletinizi” noktasına getirmektir. Türk halkı, terör eylemleri ile bu noktaya getirilirken, “Batı’daki Kürtlerin durumu ne olacak” sorusu da ortalıkta bırakılmaktadır. Türkler kendiliklerinden bu soruya da, akla yatkın bir yanıt bulurlar herhalde!..

Aslında bu konuda da müthiş bir bilgi kirliliği ve yönlendirme var. Onu da söyleyerek bitireyim. Bize kabul ettirilmeye çalışılan fikir şudur: Kürtlerle bu topraklar üzerinde kardeşçe 1000 yıldan fazla yaşadınız, kız alıp verdiniz, “biri birine karıştı tavuklarınız”, bundan böyle de (BATIDA) KARDEŞÇE YAŞAMAYA DEVAM EDİN!…

Sence de öyle değil midir Atakan?

BATI’DA KARDEŞÇE YAŞAYABİLECEĞİMİZ KÜRTLERE, DOĞU’DA NEDEN DÜŞMAN OLALIM?..

Bizi bu karanlık ortamdan aydınlığa çıkartacak olan en doğru rehber, bu soruya verilecek yanıtın içinde saklıdır!..Bereket versin ki, henüz bütün toplum aklını yitirmedi!.. O nedenle sen de ümitsizliğe kapılma ve mücadeleye devam et dostum!.. Aynı yolda yürüdükçe daha çok yollarımız kesişecek!..

Ağabeyin:
Cemil Can

* * *
DİPNOTLAR:

(1) 4982 Sayılı BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNU
Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 16. — Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/1303.html
 

(2) “2 sayfa 9 maddelik anlaşma” hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız:
http://akpartigercegi.wordpress.com/2007/05/27/abdullah-gulun-basbakan-iken-colin-powell-ile-yaptigi-gizli-antlasma/

* * *

İŞTE O ANLAŞMA
1. Türk askeri Irak’ın kuzeyinden çekilecek, sınır harekâtlarına son verilecek ve PKK’ya askeri harekât için ABD’den izin alınacak: Irak’ın kuzeyinde bulunan bütün Türk birlikleri ve Türk ordusuna bağlı özel kuvvetler, Türkiye sınırları içine çekilecek. Türk ordusu bundan böyle hangi gerekçeyle olursa olsun, sınır ötesi harekâtta bulunmayacak. PKK/KADEK’in Türkiye egemenlik alanı dışında takip ve bastırılması harekâtlarına son verilecek. Ayrıca PKK/KADEK’e karşı Türkiye Devletinin egemenlik alanı içinde yapılacak askeri harekâtlar için ABD askeri makamlarına bilgi verilecek.
2. Türkiye’ye ambargo ve askerî yaptırım tehdidi: Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK/KADEK’e karşı ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekât yapacak olursa, ABD hükümeti, Kürt halkına karşı şiddet kullanıldığı ve soykırım uygulandığı çerçevesi içinde uyarıda bulunma hakkını kullanabilecek. Bu durumda ABD gerekli gördüğü ambargo ve silahlı müdahale gibi siyasal ve askerî yaptırımları saklı tutacak.
3. ABD’nin İran ve Ortadoğu harekâtlarına aktif destek ve katılım: Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askerî harekâtlara, ABD’nin talep etmesi halinde şartsız olarak üs ve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askerî birlik verecek. Türk birliklerinin üst komuta yetkisi, ABD komutanlığında olacak.
4. Türk ordusunun asker ve silah gücünde indirim: Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD’nin uygun bulduğu sayı ve kabiliyete indirilecek. Özellikle tank ve ağır silahların miktarı düşürülecek, savaş uçağı sayısı sınırlanacak. Bütün silah ve cephane bundan sonra ağırlıklı olarak kısa menzilli taktik savunma kavramına (belgede “konsept” deniyor) göre ayarlanacak. Türkiye’de bulunan ABD ve NATO irtibat subaylarının görev alanları ve yetkileri genişletilecek.
5. Irak’ın kuzeyinde kurulan kukla devlet Türkiye tarafından resmen tanınacak: Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan ve sözüm ona “Kürdistan” adı verilen kukla devlet, resmen ilan edildikten sonra, Türkiye tarafından da resmen tanınacak. Türk devletinin kukla devletin kuruluşunu “savaş nedeni” sayan Millî Güvenlik Siyaset Belgesi ve bu yöndeki politika ve kararları kaldırılacak. (Kuzey Irak -”Kürdistan” sınırları içinde kalacak olan ve özellikle Kerkük, Musul ve Süleymaniye’deki Türkmenler, ABD tarafından güvenli bir şekilde başta Bağdat ve diğer Güney Irak şehirlerine nakledilecek. ABD yetkilileri göç edecek olan tüm Türkmenlere iş olanakları sağlayacak).
6. PKK/KADEK elemanlarına geniş kapsamlı af ve PKK’nın yasallaştırılması: Abdullah Öcalan ve diğer dört lideri dışında bütün PKK/KADEK yönetici ve elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacak. Etnik grupların yasal siyasete katılmaları önündeki bütün yasal kısıtlamalar ve engeller kaldırılacak. Af yasasıyla bağlantılı olarak PKK/KADEK’e yasal siyaset düzleminde yer alma olanağı sağlanacak, hapiste veya dağda bulunan yöneticilerin siyasal mücadeleye katılmaları için gerekli hukukî ve siyasal önlemler alınacak ve uygulanacak.
7. Güneydoğu belediyelerine özerklik ve federasyona geçiş: Kamu Reformu Yasası ve yeni Yerel Yönetim Yasaları hızla çıkartılarak, Türkiye’deki Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci kararlı olarak yürütülecek. Türkiye, dört yıl içinde uygulanacak bir planla, üniter devlet yapısını terk ederek, federasyona geçecek.
8. Kıbrıs’ta Denktaş devre dışı bırakılacak, Annan Planı küçük değişikliklerle uygulanacak ve Ege’de Yunanistan’ın taleplerine esnek tavır alınacak: KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Arafat modeli” denen uygulamayla devre dişi bırakılarak, Kıbrıs’ta Annan Planı bazı küçük değişikliklerle hayata geçirilecek. Ege kıta sahanlığı konusunda Türkiye, Yunan doktrinine daha esnek davranacak, Türk jetlerinin uçuş alanı daraltılacak, sık sık ortaya çıkan “it dalaşi” sorunu Yunanistan rahatsız edilmeden çözülecek.
9. Ermenistan’a yönelik kısıtlamaların kaldırılması: Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecek ve iyileştirilecek. Sınır ticaretinde Ermeniler lehine düzenlemeler yapılacak. Ermenilerin Türkiye’ye gezilerindeki bazı kısıtlamalar kaldırılacak.
http://forum.memurlar.net/konu/911760/

(3) “İkiz Sözleşmeler”e bakmak için tıklayınız:
http://www.turkhukuksitesi.com/makale_225.htm

(4) TCK 302, madde ve devamına bakmak için tıklayınız:
http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5237.html

AV.CEMİL CAN
İLK KURŞUN

Facebook Yorumları

2 thoughts on “ATAKAN’A MEKTUP”

  1. Tek kelimeyle mükemmel ve tokat gibi bir yazı. Tüm İlk Kurşun okurlarının özellikle ilgili linki tıklayıp, İkiz Yasaları okumalarını öneririm. Sayın Av. Cemil Can’a bu aydınlatıcı ve ibret verici yazısı için teşekkür ediyorum. Saygılarımla…

Bir Cevap Yazın