Son on beş günde iki önemli iddia ortaya atıldı:

İddialardan ilki Başbakan tarafından gündeme getirildi.

Başbakan, yurt dışına yaptığı bir geziden dönerken yanındaki gazetecilere verdiği demeçte, bazı CHP’li ve BDP’li belediyelerin, Alman vakıflarından aldığı proje kredilerini, müteahhitler aracılığıyla PKK’ya aktardığını iddia etti.

Türkiye’de faaliyet gösteren yasal Alman vakıflarından proje kredisi almak, elbette suç değil… Zaten çok sayıda AKP’li belediyenin de bu kredilerden oldukça yüksek miktarda kullandıkları ortaya çıktı.

Suç olan bu kredilerin PKK’ya aktarılması…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu defalarca çağrıda bulundu ama Başbakan, hangi CHP’li belediyelerin terör örgütüne para aktarılmasına aracılık ettiğini açıklamadı.

***

İkinci iddia, Kılıçdaroğlu’ndan geldi. İlk defa VATAN’ı ziyareti sırasında, “Köstebeği bekliyorum” diyerek dile getirdiği suçlamalarında, bir bakanın Deniz Feneri sanıklarına çok gizli bilgileri aktardığını söyledi. Bu haberi de ilk kez benim kalemimden okudunuz.

Bu sözlerin kamuoyuna yansımasından hemen sonra AKP’liler ve yandaş kalemler Kılıçdaroğlu’na, “Bildiğini açıkla” diye baskıda bulunmaya başladılar.

O da bunları partisinin dünkü Meclis Grup Toplantısı’nda net bir şekilde anlattı.

Dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Koruma Müdürü’nün, Deniz Feneri sanıkları ile tek tek görüşerek, “Bugün yarın aranacaksınız, dikkatli olun” mesajını ilettiğini, mahkemeden edindiği telefon dinleme zabıtlarına dayanarak açıkladı.

***

Bakan Bey Başbakan Yardımcısı oldu ama İçişleri Bakanlığı sırasındaki Koruma Müdürü hâlâ yanında…

Bir Koruma Müdürü’nün böylesine önemli bir bilgiyi, Bakan Bey’e rağmen bir davanın sanıklarına iletmesi mümkün müdür bilemem?

Ama Bakan Bey’in, bu durumu bile bile (Bilmiyorsa bu çok daha vahim, çünkü bu kişi onun Koruma (!) Müdürü) hâlâ aynı kişiyle yoluna devam etmesi de oldukça düşündürücü…

***

Eminim şimdi bazı saf ve iyi niyetli vatandaşlar, böyle bir durumda Beşir Bey’in Başbakan Yardımcılığı görevinden istifa etmesi gerektiğini düşünüyor…

Ama göreceksiniz; böyle bir şey kesinlikle olmayacak!

Çünkü Başbakan daha önce MİT Müsteşarı için söylediği şeyi onun için de yapacak ve “yedirmeyecek…”

Beşir Bey de; aralarında eski dava ve ticaret arkadaşları da bulunan sanıklara “köstebeklik yapmak” suçlamasını sırtına yüklenerek, bu ülkeyi yönetmeye devam edecek…

***

Son on beş günde gündeme oturan iki önemli iddiadan birinin sahibi, iddiasını tüm çıplaklığıyla açıkladı.

Sakınmadı, çekinmedi, korkmadı, bel altından vurarak siyaset yapmadı.

Sorumlu bir siyaset adamı olmanın gereğini yerine getirdi.

Şimdi sıra Başbakan’da…

O da; Alman vakıflarından aldığı proje kredisini PKK’ya aktaran CHP’li belediye başkanını (ya da başkanlarını) aynı netlikle hemen açıklamalı…

Açıklayamıyorsa; bunun siyasi vebalini üstlenmeli…

***

Diyeceksiniz ki; “Üstlense ne yazar? Bu halk ona kayıtsız şartsız destek vermiyor mu?”

Unutmayın o halk, 12 Eylül darbe yönetimine de inanılmaz bir çoğunlukla destek vermişti ama 30 yıl sonra yargılanmaları için oy kullandı…

Yani devir değişir, halkın tavrı da değişir…

Ve bu tür siyasi veballer, hesaplarını verecekleri güne kadar siyasetçilerin omuzlarından düşmez!

*****

UYKU!

Meclis yenilendi, milletvekillerinin üçte ikisi değişti.

Ancak görünen o ki; milletvekilleri bin kez değişse, Meclis’ten yansıyan manzaralar asla değişmeyecek…

Biliyorsunuz; bizim vekillerimiz, uzun süren yasa görüşmelerinde uyumaya bayılır. Ama bu sefer bazı vekiller daha yasama çalışmalarını beklemeden Grup Toplantısı’nda uyumaya başlamış…

Dün Başbakan’ın AKP Grubu’nda konuşma yaptığı sırada uyuyan bazı milletvekilleri kameralara takılmış…

Bence hiçbir sakıncası yok…

“Çalışıyoruz” diyerek “bozacaklarına” keşke hep uyusalar!

*****

GÜNÜN SORUSU

Erdoğan’ın “Taziye ilanı vermek yerine bağış yapın” dediği İstanbul Eğitim ve Gençliğe Hizmet Vakfı’na, üç gün içinde yapılan bağış miktarının, kurulduğu 15 yılın toplamından fazla olduğu açıklanmış…

AKP’li eski ve yeni vekillerin kurduğu bu vakıf, sizce adını Tenzile Erdoğan Vakfı olarak değiştirir mi, değiştirmez mi?

*****

Adamlar gazı buldu, bize utanmak kaldı!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC ziyareti sırasında Rumların doğalgaz arama çalışmalarına değinerek, “Bununla ilgili rezervimizi koyduk. Oradaki müdahalemiz farklı olur” demişti.

Bu sözlerden sonra da ortalık gerilmiş, Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi arasında savaş rüzgârları esmeye başlamıştı…

Ancak ne olduysa (!) Başbakan’ın ABD ziyaretinden sonra bu konunun üzeri kapatıldı…

Ve dün, Rum yönetimince Münhasır Ekonomik Bölge ilan edilen 12. parselde doğalgaz arama çalışması yapan Amerikan şirketinin, doğalgaz kabarcıklarına ulaştığı, bulunan doğalgaz yatağının tahminlerden yüzde 30-40 daha büyük olduğu açıklandı.

***

Sahi; n’oldu? Söylenen onca laf, savrulan tehditler boşuna mıydı?

Hani Türkiye’ye rağmen böyle bir çalışma yapılamazdı?

Yoksa, “müdahale” falan ederdik…

Adamlar sondajı bitirdiler, üretime geçiyorlar… Biz ne yapıyoruz?

Hiçbir şey… Seyrediyoruz sadece! Bir de düştüğümüz durumdan dolayı utanıyoruz!

Asıl… Bizi bu durumlara düşürenlerin utanması gerekmez mi?

Mustafa Mutlu
Vatan

Facebook Yorumları

Diğer Yorumlar

Bir Yorum Var

  1. Kâzım Ergin diyor ki:

    Doğalgaz çalışmasını Amerikan şirketi yapıyor ise, son sorularınızın cevabı da orada yatıyor, demektir. Diğer dokundurmalarınız için de teşekkürler…

Bir Cevap Yazın