İşte HDP’yi durduran senaryolar…

2016111900045215_061720b915dc8911ab1788dcc6ed08aa

Mehmet Faraç

Şu Anayasa değişikliği çabaları da gösterdi ki, Türkiye siyasi çalkantılar açısından en sarsıcı dönemlerinden birini yaşıyor… Velhasıl yalnızca “kimin el kimin cebinde belli değil” denilmiyor, en çok da “Türkiye nereye savruluyor” diye soruluyor!..

Yalnızca nefes aldırmayan terör kaosu değil, cumhuriyeti tasfiye etme projesi “kurbağa teorisi”yle adım adım uygulanırken, “vatan-millet” diyenler neden kaygı duymasın ki?..

Baksanıza, MHP’nin Türkiye’yi hayal kırıklığına uğratan siyasi çarkına ve teslimiyetine öfke duyanlar, Devlet Bahçeli’nin daha bir yıl önce Erdoğan’ı hedef alan Anayasa değişikliğiyle ilgili çok sert konuşmalarını anımsatıyorlar…

Miting alanlarında ne diyordu Bahçeli; “Anayasa değişikliği demokrasinin idam fermanıdır, tek adam diktatörlüğünün beratıdır…”

Anladık; TBMM’de önceki gün ortaya çıkan fireye rağmen MHP’liler Meclis’te AKP ile kurdukları Anayasa koalisyonunun gereğini yaptılar…

O halde bakalım, bu siyasal teslimiyetin karşılığında iddia edildiği gibi “FETÖ’cülerden boşalan devlet kadrolarına Ülkücüler” mi alınacak yoksa ilk genel seçimde “MHP’liler AKP listelerinden Meclis”e mi sokulacak?..

Evet; MHP artık farklı bir yolda ve belli ki önümüzdeki günlerde siyasal tabanı açısından çok ciddi bir bölünmeye de gebe…

Unutmayınız ki, Ülkücü tabanda popülerliği artan Meral Akşener’in yanı sıra Anayasa değişikliğine “hayır” diyerek Bahçeli’ye meydan okuyan Ümit Özdağ ve arkadaşları da yeni oluşum için pusuda…

YENİ ‘AÇILIM’ VAADİ Mİ?..

Peki; daha dün meydanlarda AKP ve Erdoğan’a karşı “seni başkan yaptırmayacağız” diye propaganda yapan ve bu şekilde tarihinin en büyük oy oranına da ulaşan HDP’ye ne demeli?..

Yani, devlet dönüştürülürken Anayasa değişikliği oylamasına katılmayan HDP’liler kimin için ve neyin karşılığında geri planda durdularacaba?..

Yalnızca siyasetin değil, ülkenin geleceği açısından da çok yaşamsal hale gelen bu sorunun yanıtı çok derin kuşkular barındırıyor!..

HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen her ne kadar “Milletvekillerimizin haksız biçimde tutuklanıp görevlerini yapmalarının engellendiği ortamda gayrimeşru paket için oy kullanmayacağız” diyerek oylamayı “boykot” ettiklerini söylese de, ilginç iddialar da öne çıkarılıyor…

Sakın ola bu iddiaları “komplo teorisi” diye adlandırmayın, çünkü AKP ile HDP’nin geçmişte hangi sinsi projeler için masaya oturduğunu herkes biliyor…

İşte bu yüzden HDP’lilerin; kendi liderlerini bile zindana atan AKP’nin ülkeyi “tek adam”lığa götüren yasaları karşısında “boykot”a sığınması, “Ankara-İmralı hattında yeni bir “açılım” projesinin temelleri atılıyor” diye de yorumlanabilir…

Aksine söyler misiniz; Kürt hareketinin legal ve illegal kanatlarının tarihin en büyük kuşatmasıyla sarsıldıkları ve adeta çökertildikleri bir dönemde, HDP’nin Meclis’e uzak durmasının başka ne anlamı olabilir ki?..

Ne yani; yoksa HDP’nin Meclis’teki suskunluğunu İmralı’nın kilit sesleri mi bozacak?.. Demirtaş ve arkadaşları da serbest mi kalacak?.. Ya da Kandil bile sarsılmışken, acaba PKK da legal siyasete mi zorlanacak?..

“Olmaz olmaz” diyenlere soruyoruz; Memleket kaostayken AKP- MHP ittifakının, Anayasa referandumunun altından tek başına kalkacağını mı sanıyorsunuz?..

TÜRKİYE’DE BUNLAR DA OLURSA?..

Düşünsenize; Türkiye’nin toplumsal jargonuna siyasetçilerin tetiklediği “ben yaparım, kimse karışamaz” pervasızlığı hakim olmaya başlarsa, aşağıdaki örnekler abartılı gelir mi acaba;

 

“Sınır komşularına düşman olurum lan, sana mı soracaktık?..”

“Benzine zam yaparım lan, millete mi soracağım?..”

“Dolar yükselir lan, sana mı soracağız?..”

“Açılım” yapar, terörü hortlatırım lan, sana mı danışacağız?..”

“Milletin a…na koyan”a ihale veririm lan, senden mi korkacağız?..”

“Otobüse şortla binen kadınları döverler lan, sana mı soracaktık?..”

“Fethullahla yoldaştık, şimdi düşmanız lan, sana mı danışacaktık?..”

“Teröristler iyi takip edilemiyor lan, zafiyeti sana mı anlatacaktık?..”

“Tarikat yurtlarına tecavüz var lan, senden izin mi alacaktık?..”

“Milletin yaşam tarzına karışırız lan, hesap mı verecektik?..”

“Kanun-manun tanımıyoruz lan, sizden mi öğrenecektik?..”

Mesele yasaları çiğnemek, kanunlara karşı gelmek, başına buyruk olmak, “ali kıran baş kesen” gibi davranmak ya da külhanbeyi edalarında devlete-millete posta koymaksa yukarıdaki örnekler çoğaltılabilir!..

ADALETİN PENÇESİ!..

Ancak memlekette ve millete huzursuzluğu, kanunsuzluğu dayatacak olan bu abartılı ve çok vahim örnekleri neden sıraladığımızın herkes farkında…

Çünkü memleketin Sağlık Bakanı olan zat, Anayasa değişikliği görüşmelerinde, TBMM tüzüğüne aykırı davranarak açık oy kullandı ve kendisini uyaran CHP milletvekiline de “Hadi lan, suç işleyeceğim, sana mı soracağım” diye bağırdı!..

Bakanın bu tavrı bile tek başına, adeta “faşizm”i çağrıştıran Anayasa değişikliğinin ne denli tehlikeli olduğunu göstermeye yetiyor ama dikkat çekilecek başka çok önemli meseleler de var;

Söyler misiniz; kanun yapılan Meclis’te, suç işlemeyi olağan sayan ve bunun için de adeta meydan okuyan bir Bakanlar Kurulu üyesinin tavrı, köşede bucakta suç işlemek için fırsat kollayanları cesaretlendirmez mi?..

Değil mi yani; yarın birileri ortaya çıkıp, “banka soyarım lan, sana mı soracağım”, “adam vururum lan, izin mi alacağım,” “devleti dolandırırım lan, hesap mı vereceğim”, “rüşvet alırım lan, sana mı vereceğim” ya da “çete kurarım lan, dilekçe mi yazacağım” derse ne olur memleketin hali?..

Anladık; AKP döneminde, 15 yıl iktidar olmanın yarattığı şımarıklık kimilerine fazla cesaret veriyor ama yasaları ve devleti devlet yapan tüzüğü, kuralı- kaideyi hem de TBMM gibi kanun yapılan bir yerde çöpe atmaya kalkışmak pervasızlıktan öte kanunsuzluktur ki, bunu yapan eninde sonunda adaletin pençesinden kurtulamaz…

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın