Selcan Taşçı: “Çok da önemli değil” ise geri çekin

156303

Anayasa değişikliği görüşmeleri öncesinde CNN Türk’e konuşan AKP’li Grup Başkanvekili, Genel Kurul’un seyrine dair soruyu “çok büyük önem atfetmeye gerek yok” diye cevapladı.

***

Anayasa, devletin yönetim şeklini belirleyen ve diğer bütün hukuki kurallar ile yapıların üzerinde yer alan bir metin. Yapılacak görüşmeler neticesinde TBMM’den geçerek sandığa götürülecek olan paket her ne kadar “anayasa değişikliği” diye anılıyor olsa da, aslen, doğuracağı sonuç itibarıyla “rejim değişikliği” paketi.

Bu rejimin inşası uğruna padişah ve diğer iş birlikçi devlet erkânına kafa tutmuş, kara sabanları, kağnıları, çarıklarıyla “yedi düvel”in karşısına dikilip Kurtuluş Savaşı vermiş bir millet o “çok büyük önem”i bu meseleye atfetmeyecek de neye atfedecek söyler misiniz?

Neye atfetmesini arzu edersiniz?

***

Hem madem çok büyük önem atfetmeye gerek yok; 100 yıl sonra yeniden dört yanımız düşmanla kuşatılmışken, içeride, kendi milletinin bir kesimini de “düşmanlaştıracağı” aşikar bu girişimde neden ısrarcısınız bu kadar?

Geri çekin…

Bir başka bahara erteleyin…

Niye, ekonomiden dış politikaya, terörden enerji darboğazına halledilmesi gereken onca mesele varken bütün mesainizi heba ediyorsunuz “çok da önem atfetmeye gerek olmayan” bir meseleye!

Yazık değil mi!

***

Bari siz yapmasaydınız!

———–

Hafız Hakkı Paşa’nın 1. Dünya Savaşı’nın başından itibaren tutmaya başladığı günlüğünde Hastahane yanında bir hasta nefer, titrek ayaklarıyla matarasını doldurmaya gidiyor! “Niçin gidiyorsun?” (diye) sordum.

– Ne yapayım efendim, para ile su satıyorlar. Benim param yok!

– Kim satıyor?

– Hademe.

– Haydi göster.

Yürüdük. Zavallı, canlı cenaze gibi. Elli metrelik mesafeyi beş dakikada kat etti. Hastahane denilen ahıra girdik. Yine iki ölü vardı.

İçeride bir telâş! Su değil, ekmek satılıyordu. İri yarı bir çavuş. 60 para: Beş kuruşa ekmek satıyordu. Öldüresiye vurdum. Taşla kafasını ezdim. Firara koyuldu… Hastalar ağasını da berbâd ettim.

Of, hele muhacirlerin sefaleti… Ağlayan, el ve ayağı donmuş çocuklar, ihtiyarlar, kadınlar, ihtiyarlar… Yarabbi! Ben bu sefalete sebep oldum…” diye naklettiği koşullarda, kışlık kıyafeti olmayan on binlerce askerimizin donarak şehit oluşunu anmaya 5 bin TL olduğu söylenen termal etkili montla gidilmesini geçtim de, montun kolundaki o İngiliz bayrağı arması ne, Allah aşkına?

***

Sarıkamış, işgalci Rus ordusuna karşı yürütülen bir Osmanlı Harekatı gibi görünse de, “Şark Meselesi/Doğu Sorunu”nun yarattığı bir zarurettir ve askerlerimiz -işin aslında- Osmanlı toprakları üzerindeki İngiliz-Rus rekabeti sonucunda böyle bir felakete yürümek durumunda kalmıştır.

Dolayısıyla…

Sarıkamış şehitleri nezdinde, onları Rus bayrağıyla selamlamakla İngiliz bayrağıyla selamlamak arasında zerre fark yoktur sanıyorum; her ikisi de aziz hatıralarına hakaret gibidir, ruhlarını incitmiştir.

Olayın bir hazin tarafı da, farkında olarak olmayarak bu incitici fotoğrafı veren Sayın Bakan’ın Kağızman’da doğmuş, muhtemelen mezalimin trajik hikayelerini dinleyerek büyümüş, o “yara”nın sızısını hissetmeme imkanı bulunmayan bir “bölge insanı” olmasıdır!

Of Sayın Arslan of;

Bari siz yapmasaydınız!

***

“İradi” mi olacak yani?

—–

TBMM’deki görüşmeleri izlemeyeceğiz…

Uyarılarını millete, milletin meclisinden, milletin kürsüsünden ulaştırma hakkı elinden alınan milletvekillerinin, -dün Ankara’da CHP’li gruba yapılan polis müdahalesinden anladık ki- rejimi koruma mücadelesini dışarıda yürütmesine de izin verilmeyecek. Toplum, ne olup bittiğini anlamasın diye zor dahil her yol denenecek.

Ve…

Olur da bu paket referanduma götürülürse; seçmen ne olduğuna, neye yol açacağına dair hiçbir fikrinin bulunmadığı bir “şey”i toplum mühendisliğinden siyasi/ekonomik baskıya bütün metotlarla onaya zorlanacak ve çıkan sonucun adı “irade”yle anılacak, hem de “millî irade” öyle mi?

“İrade”nin anlamına bir kere daha bakın isterseniz; belki, en azından aklımızla alay etmeyecek başka bir tanım bulmak istersiniz!

***

Üç tane kediyi soğuktan korumak için mağazasına alan firmayı protesto edince “insan” mı olmuş oluyorsunuz?!?

Kaynak: yeniçağ

basliksiz-1-031

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın