Emine Ülker Tarhan: O dosya açılınca vahim tabloyu göreceksiniz

Meydan meydan dolaşıp, her zamankinden fazla, kendini yırtarcasına konuşan başbakanı ve muhatabını izledikçe, ses kayıtları ortalığa saçıldıkça birbirlerini duymak istemeyen papazla zangoçu anlatan bir fıkra geliyor aklıma. Bilenler bilir…

Evlerden, kasalardan, ayakkabı kutularından ve hatta neredeyse telefon ahizelerinden dolarlar, avrolar fışkırıyor. Hadi anladık onca parayı evde, faiz haramdır diye tutup kutulara mutulara sakladığınızı, bari “kâr payına” yatırsaydınız ya “helal bankalara”(!)

Hele bir de bakanların ve çocuklarının dosyaları açılıp saçılsın, bakın görün, durumun ne vahim bir tablo olduğu daha iyi anlaşılacak.

RÜŞVETLERİNE “HELAL SERTİFİKASI” ALMIŞLAR ÇOKTAN

Başbakan’ın ağlamaktan sorumlu yardımcısı Bülent Arınç demişti ya “rabbim verdikçe veriyor”, sanki malum olmuş, kalbi temiz ya post modern dervişimizin. Şeriatla yönetilmediğinden kendi yönettiği ülkeyi bile “darul harb” olarak görüp, buna göre davranan bu zihniyet, savaş ülkesi anlamında, savaş hukukunun geçerliliği çerçevesinde, kime ait olursa olsun maddi değerleri ele geçirmeyi “ganimet” hükmünde görmüş, ülke kaynaklarını da ganimet olarak paylaşmış anlaşılan.

Zihinlerindeki “helaliyet” fetvalarıyla da coşmuş da coşmuş, dalgalanmışlar da durulamamışlar bir türlü. Kendi zihin dünyalarında rüşvetlerine “helal sertifikası” almışlar çoktan. Hiç utanmadan insan içine nasıl çıkabilirler ve yüzleri kızarmadan nasıl dolaşırlar ki başka türlü?

Ama bizim jargonumuzda bu eylemlerin bir “helal sertifikası” filan yok. Oğluna para saklama konusunu anlatabilmek için sabırla dakikalarca uğraşma talihsizliği iç acıtan bu adam, evrensel hukuk kitabında artık “eski” başbakandır. Çünkü bunca yalanın, yolsuzluk ve rüşvet iddiasının ve şaibeli yargı kararının ardından meşruiyeti filan kalmamıştır. “Alo Sadullah” mahkemelerine verdirttiği kararlar da en az kendisi kadar gayrimeşrudur. Ve o mahkemeler dahi bu kirliliği aklayamaz artık.

Emine Ülker Tarhan

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın