Erdal Sarızeybek: Ey AKP! Seni asla Yabancılara Şikayet Etmeyeceğim…

Ey AKP! Türk Tarihi’nde ne zaman görülmüştür ki bizim işimiz yabancılardan sorulmuştur!

Çok eziyet ettiler çok, hiç sesimiz çıkmadı, ülke bizim, bayrak bizim, insan bizim. Kimi zaman tahammül sınırlarını yıktı geçti bu AKP ama yine de birbirimizden başka kimseye şikayet etmedik, halimizi söylemedik. Bu bizim onurumuzdur, şikayeti yabancıya etmeyeceğiz ama bu hesabı da asla yarım bırakmayacağız, bu da bizim onurumuz olacaktır…

Şimdi önce bu hesabı size anlatalım, nasıl olsa hesap gününün de geleceğini hiç unutmayalım…

“…Yapılan haksızlıklar karşısında insanın düşünceleri de kararıyor, ışığı bir türlü göremiyor. Karanlıklar içinde yol almak gibi bir şey bu, umutsuzluğa ve yılgınlığa sürüklüyor. Belli ki sadece sözlerimiz ve kitaplarımız değil, varlığımız dahi rahatsız etmiş olacaktı ki birilerini tıpkı medyanın teröristler için kullanmakta olduğu ifade gibi ‘etkisiz hale getirilmek’ isteniyorduk…

Tekrar yola koyulduk ve ‘Ergenekon Kasası’ diyerek hakkımızda iftira kampanyası başlatan, başta Zaman Gazetesi olmak üzere, ilgili medyayla hukuk önünde hesaplaşmaya çalıştık. Yapılan haksızlık öylesi bir boyuta vardı ki başvurduğumuz ilk mahkeme Tekzip Kararı verdi, ama bu kez bunu yayımlayan olmadı, size duyuran olmadı. Karar hâlâ elimizde ama ne çare, hukuk yok, üstünlüğü yok, yargı gücüyle bu kararı yayınlatabilen yasal güç yok…

Üzüldüğümüz, bizi dinleyip güvenen insanlarımız bu yalan haberleri okuyup da “Bak bak, biz de adam sanıyorduk meğer örgüt üyesi bir sanıkmış” diye düşünmeye kalkarsa eğer, bu yürek nasıl çarpacaktı ki artık! Oysa Savcı Öz’ün yazısı altı üstü bir kâğıt parçasıydı, tıpkı İlker Başbuğ Paşa’nın kullandığı ifade gibi ama bakın açtığı işlere…

Biz bu arada adım adım Anadolu’yu geziyor, başımıza gelenleri ve yaşadıklarımızı anlatıyor ve yine bu arada bildiklerimizi kitaplaştırarak sizlere gerçeği ulaştırmaya çalışıyorduk. 2012 yılına girildiğinde, bu kez mağduriyetimize yol açan aktörlerden biri olan Yalçın Tanfer hakkında, 2004 yılında, Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş olan 6 aylık hapis cezasının Yargıtay tarafından düşürülmüş olduğu şaşkınla öğrendik. Şaşkınlıkla diyoruz çünkü ilk karardan bu yana sekiz yıl geçmiş ve dosya raflarda unutulduğu için zamanaşımından dolayı düşürülmüştü.

Evet doğrudur, bu köstebek için verilmiş olan 6 ay hapis cezası Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2012/4134 sayılı kararı ile zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmüştür. Onaylanmış olsaydı ne olacaktı biliyor musunuz bu Tanfer’e; şartlı tahliye ile çıktığı için bu ceza üzerine yeniden hapse girecekti ama kurtuldu, kurtarıldı bir nevi. Hepsi bu değil, dahası var…

Yine bu Yalçın Tanfer hakkında şahsımıza iftira atmaktan, bu kez Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, 2004 yılında verilmiş olan 10 bin liralık tazminat cezasının da yine aynı mahkemenin kararıyla kaldırılmış olduğunu şaşkınla öğrendik. Düşünebiliyor musunuz mahkeme önce tazminata hükmediyor, sekiz yıl bekliyor ve bu kadar yıl sonra aynı mahkeme yeni bir delil olmasızın kendi kararını kendisi iptal ediyordu.

Ve yine düşünebiliyor musunuz adliyede işlerin geciktiğinden bahsedilen ülkemizde, bu olağanüstü hukuk durumu jet hızıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2012/6416 sayılı kararı ile onaylanıyordu. Karar düzeltme davası da aynı hızla Tanfer lehine sonuçlanıyordu. Yani bu durumda Yalçın Tanfer hem ceza davasından hem de tazminat davasından kurtulmuş oluyordu.


Bu noktada anlamakta hâlâ güçlük çektiğimiz şudur; bir mahkeme sekiz yıl önce vermiş olduğu on bin liralık tazminat cezası kararını, ortada yeni bir durum yok iken nasıl yine kendisi kaldırır? Ve sekiz yıl sürüncemede bırakılmış olan bu dosya nasıl jet hızıyla Yargıtay tarafından onanır? Benzer şekilde yine Tanfer ile ilgili altı aylık mahkûmiyet cezası nasıl sekiz yıl sürüncemede bırakılır ve nasıl zamanaşımından düşürülür?

Kaldı ki aynı Yargıtay yine bu şahısla ve yine bu iki dosyayla ilgili verilmiş olan ‘dokuz yıl altı aylık ağır hapis cezasını’ ta 2004’te onamıştı. Birbiriyle bağlantılı olan ve Tanfer’in asli suçuna kaynak teşkil eden ‘dokuz yıl altı aylık ceza’ onanırken, nasıl olur da ilgili diğer iki dosya işlemden düşürülür, hukuken bu nasıl izah edilebilir?

Bu durum açıkça bizi şu şekil bir düşünceye sevk etmektedir; sabıkalı ve karanlık bir geçmişe sahip Yalçın Tanfer önce bize karşı kullanılmış, ardından Kod adı Ergenekon soruşturma sürecinde yeniden ortaya çıkarılmıştı. Bu kez soruşturmanın hedefindeki kişilere karşı harekete geçirilmiş ve nihayetinde bu hizmetlerine karşılık korumaya alınmıştı, anladığımız buydu.

Kimdi bu Yalçın Tanfer?

Çünkü bu şahıs Kod adı Ergenekon soruşturmasında da önemli bir tanık olarak dikkate alınmış, onun iddiaları üzerinden birçok kişi hakkında soruşturma hatta tutuklama işlemleri bile yapılmıştı. Örneğin; Sinan Aygün’e yönelik iddiaların kaynağında Yalçın Tanfer vardı, Mustafa Özbek için ileri sürülmüş olanların da kaynağında bu şahıs. Her iki kişi de bu Tanfer iddiaları üzerinden yargılanırken, Tanfer hakkında açılmış bir dava bile yoktu. Bu şahısla ilgili vermiş olduğumuz Yargıtay dosya numaraları üzerinden, ekte sunduğumuz belgelerden ve Kod adı Ergenekon 1. ve 2. İddianameleri üzerinden yapılacak bir inceleme ile doğru bu sözlerimizin kanıtlarını bulabilirsiniz…


Bu işten kim karlı çıktı en başta Bülent Arınç, annesine ait evde arama yapılmak istenmesi olayını siyasete taşıyarak çıkar sağladı. Karlı çıkan Yalçın Tanfer hapis yattı ama üzerine yüklenmiş vazifeyi de hakkıyla yerine getirdi, karanlıklardaki dünyasını sağlama aldı.

Zararlı çıkan en başta biz, çok sevdiğimiz askerlikten ayrılmak durumunda kaldık…

Eruygur ve Ersöz de zararlı çıkanlar arasında, halen bulundukları durum belli, tutuklu ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor haklarında. En azından biz tuzağı gördük ve var gücümüzle bu tuzaktan kurtulabilmek için mücadele ettik. Peki ya Eruygur ve Ersöz, Yalçın Tanfer’in işin içinde olduğu bu olayı neden çözemediler, neden Arınç olayının üstüne gidemediler, çok merak ediyor insan bu soruların cevaplarını. Nasıl bu duruma düşebildiler, gün gelir gerçekler ortaya çıkar diye umut etmek istiyor insan. İçimizde bu işin bir köstebek oyunu olduğu bilenler var, ama ne çare, bu yürek bir kez kırıldı, bu aile bir kez çok acı çekti, unutulması güç…

Çok eziyet ettiler çok, alın teri ekmeğimize göz diktiler, hiç sesimiz çıkmadı, ülke bizim, bayrak bizim, insan bizim. Kimi zaman tahammül sınırlarını yıktı geçti bu AKP ama yine de birbirimizden başka kimseye şikayet etmedik, halimizi söylemedik. Bu bizim onurumuzdur, şikayeti yabancıya etmeyeceğiz ama bu hesabı da asla yarım bırakmayacağız, bu da bizim onurumuzdur…

AKP hukukunu asla Avrupa’ya şikayet etmeyeceğim.

AKP hukuku ve siyaseti ile aramızda bir hesap var, bu hesap görülmeden de ölmek istemiyorum.

Allah’tan dileğim bu hesap görülene kadar bizlere ömür versin!

İLK KURŞUN

Kanıt: YÜZLEŞME adlı kitabımız.

Facebook Yorumları

One thought on “Erdal Sarızeybek: Ey AKP! Seni asla Yabancılara Şikayet Etmeyeceğim…”

  1. gerçek adalet gerçek yönetim gelince herkes bu gerçeklikte hesabını verecek,veremeden gidersede öte tarafta taraflık yalakalık haksızlık yalan dolan uşaklık ihanet hırsızlık zaten işlemeyecektir.

Bir Cevap Yazın