Prof. Dr. Alpaslan Işıklı: BİR DERS YILI DAHA SONA ERERKEN

TÜMÖD Basın Açıklaması

Bir ders yılının daha sona ermiş olması dolayısıyla TÜMÖD tarafından yapılan basın açıklaması aşağıdadır:

Ülkemizin yakın tarihindeki özgürlük ve demokratikleşme hareketleri çerçevesinde tüm öğretim elemanları topluluğunun çabalarının önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir. Bu gerçek, Kurtuluş Savaşı boyunca ulu önder Atatürk’e sağlanan destek bağlamında en belirgin ifadesini bulmuştur.

Bu nedenledir ki ülkemizin bağımsızlığına ve özgürlüğüne kastetmiş olanların değişik dönemlerde saldırılarını yönelttikleri öncelikli hedef, üniversiteler ve öğretim elemanları olmuştur.

2. Dünya Savaşı sonrası dönemde faşizmin serpintilerinin ülkemizi kapsamına almış olmasının sonucu olarak üniversitelere yönelik saldırıların yoğunlaştığı görülmüştür. Bu bağlamda, DTCF fakültesinde bir dizi değerli öğretim üyesinin yurt dışına sığınmak zorunda kalmaları bilim dünyamız açısından önemli bir kayıp oluşturmuştur.
Bu tür olaylar zinciri, 1950-60 döneminde öğretim elemanları üzerinde yoğunlaşan baskılarla ve “bakanlık emrine alma” işlemlerinin yaygınlaştırılmasıyla sürdürülmüştür.

Kuşkusuz, bilim ve düşünce yaşamı üzerindeki baskıların olağanüstü boyutlara ulaşması, 12 Mart ve 12 Eylül döneminde yaşanmıştır.

Bu koşullar, içinde bulunduğumuz YÖK ve AKP döneminde daha da ağırlaşmış bulunuyor. Çok sayıda değerli öğretim elemanı gerekçesi bir türlü açıklanamayan yargısız infazlar dolayısıyla yılardır hapistedir. Bunlar arasında ağır hastalıklara yakalanmış ve yaşamını kaybetmiş olanların da bulunduğu düşünülecek olursa çok ciddi boyutlarda yargısız ölüm cezası uygulamalarıyla karşı karşıya bulunduğumuzun kabul edilmesi kaçınılmazdır.

Bu durum, tüm öğretim elemanlarına yönelik ciddi bir tehdit ve yıldırma uygulaması olarak hükmünü sürdürmekte ve üniversitelerin, özellikle de geniş ölçüde siyasal iktidarın takdirine bağlı olarak oluşturulmuş bulunan yönetim kadrolarının suskunluğuyla eşlenmiş bulunmaktadır.

Atatürkçü gençlerin geçtiğimiz Haziran ayında başlattıkları demokratik protesto eylemleri, mevcut karanlık tablonun sonunu getirecek gelişmelerin ilk habercisi gibidir. Bunun sonucunda gençlerin, üniversite topluluğuna hocalık yapması gibi bir durumun ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Nitekim değişik üniversitelerde öğretim elemanları arasında esasen içten içe varlığını sürdürmekte olan hoşnutsuzlukların, bu günlerde yer yer gün ışığına çıktığına tanık olmaktayız.

Ne var ki özgürlük demokrasi ve özellikle de üniversite özerkliği safında tavır ortaya koyan öğretim elemanları üzerindeki tehdit ve baskılar sona ermiş değildir.

TÜMÖD olarak meslektaşlarımıza yönelik haksız uygulamalara duyarsız kalmamız mümkün olamaz.

Unutmamamız gerekir ki demokrasi ve özgürlükler, hiçbir yerde hiçbir zaman altın ve gümüş tepsilerde sunulmuş değildir. Onlara lâyık olmanın ilk koşulu birlik ve dayanışmadır.

İLK KURŞUN

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın