Sevgili okuyucularım, yarın şehitler günü! Hangi şehitlerimizi anacağız, onlara ne diyeceğiz?

Ama yarın bol bol nutuklar atılacak:

“Kahraman şehitlerimiz, vatan size minnettardır! Bizler sizin sayenizde yaşıyoruz!..”

“Bu vatan sizlerin sayesinde kurtuldu!..”

“Her yıl olduğu gibi bugün de sizleri özlemle ve saygıyla anıyoruz…”

Tören düzenlemek, nutuk atmak kolay!

Hele “Atatürk, Türk milleti” gibi kavramları anayasadan çıkarmaya yeltenenler için çok daha kolay.

Bunu şehitlere nasıl anlatacaksınız!

Ulusal bayramlarımızın kutlanmasını yasak eden bunlar.

O ulusal bayramlarımız ki, şehitlerimizden bize kalan aziz anılarıdır.

Çok uzaklara gitmek gerekmez.

1914 yılında Birinci Dünya Harbi’nden başlayalım.

Kafkas cephesi, Suriye, Filistin, İran, Hicaz,

Sarıkamış ve özellikle Çanakkale cephelerinde bir milyondan fazla şehit verdik.

Mehmetçik taaa Süveyş Kanalı önlerine bile gönderildi, orada ne yazık ki mahvedildi.

* * *

Sonra Kurtuluş Savaşı başladı ve bu kez binlerce şehidimizi Anadolu topraklarına gömdük.

En son olay PKK’dır. Bu mücadelede yedi bin şehidimiz, ayakları, bacakları, elleri kolları kopmuş, gözleri kör olmuş tam 16 bin gazimiz var.

Şehit, vatan uğruna canını veren insandır. Şu tabloya bir bakınız, son 100 yılda bütün şehitlerimiz, vatan toprağına yapılan saldırılarda can vermiştir.

O saldırılar önce dış düşmanlardan geldi, sonuncusu ise (PKK terörü) iç düşmandan.

Dış düşmanın amacı vatan toprağını ele geçirmekti.

İç düşmanın amacı ise vatanı bölmekti.

Türk milleti ve Türk Ordusu, vatan toprağına yapılan hiçbir saldırıya sessiz kalmadı. Bütün gücümüzle direndik ve kazandık.

Bu büyük başarıların ya başında, ya da sonunda ulusal bayramlarımız oluştu.

Şimdi o bayramların halk tarafından kutlanması yasak!

23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim…

Çünkü AKP öyle buyurdu!

* * *

Yarın 18 Mart Şehitlerimizi Anma Günü.

Çanakkale’de 200 bin dolaylarında şehidimiz vardı.

18 Mart aynı zamanda Çanakkale Zaferi’nin Yıldönümü.

Yarın aslında hem onlar, hem de bütün şehitlerimiz anılacak.

Yarın yine törenler düzenleyecekler, kürsülere çıkıp bol bol nutuk atacaklar…

Ama şehitlerimizin hiçbiri, günün birinde piyasaya çıkacak bir hükümetin bir terör örgütüyle pazarlık masalarına oturacağını, Türkiye’deki gelişmelerin bir katilin emir ve direktifleriyle belirleneceğini bilemezdi.

Ölmeden önce söyleseler hiçbiri inanmazdı.

Hele PKK mücadelesinde toprağa verilen yedi bin şehit!

Şimdi onların gökyüzünde ruhları, mezarda kemikleri sızlıyor.

Sen Apo’dan talimat alacaksın, “Türk” sözcüğünü yok etmeye kalkışacaksın, halkın ulusal bayramları kutlamasını yasaklayacaksın, sonra şehitler için törenler düzenleyeceksin!

Bunu kimseye anlatamazsınız efendiler, kimse yemez bunu!

Okuyucu diyor ki…

Tanımadığım bir okuyucumdan dün aldığım mektubu, ismini çıkararak size iletiyorum. Sadece isminin soyadının baş harflerinin A.Ş. olduğunu belirteyim. Devlet memurudur, işadamıdır falan, ismini verirsem onu da duman ederler:

“PKK’nın elindeki kamu görevlisi sekiz esirimiz için teslim töreni yapıldı.

PKK temsilcileri, PKK’yı temsil eden milletvekilleri her zaman olduğu gibi yine bir masa etrafında toplandılar!

Esirlerimizin etrafını PKK militanları kuşatma altına aldı!..

Ellerinde Kaleşnikoflar, arkalarında PKK bayrağı…

Etrafları tıpkı esir düştükleri andaki gibi tamamen PKK ile sarılmış, kuşatılmıştı…

Sağa, sola bakındılar!

Devlet adına bir şeyler aradılar!

Ama, yoktu aradıkları!..

İmza töreni düzenlendi!..

Sağlam ve sağlıklı olduklarını gösteren (Kuzey Irak’ta PKK hastanesi başhekimliği tarafından verilen) doktor raporlarını da gösterdiler tüm kameralara!

PKK tek kale maç yaptı yine!.. Ve her attığı yine gol oldu!

Habur’dan esirlerimiz girerken sevinç, gözyaşı ve hüzün vardı yüreklerimizde!..

Evlatlarımızın kurtulması için ben de dualar ettim… Ama böyle mi kurtulacaklardı!

Özgürlüklerin ve tutsaklıkların “Apo” denilen katilin inisiyatifinde olduğunu bir daha
gördük!..

Devletin ve Silahlı Kuvvetlerimiz’in bittiği izlenimi yarattılar!

Sınırı geçemeyeceğimizi bir kez daha gösterdiler bize!

Esirleri nereye götürdüler, nerede sakladılar?

Apo bir mesaj yolladı, ertesi gün Kandil’de idi!

Kandil’in mesajı ise ertesi gün İmralı’da, Meclis’te!

Kandil’de bizim devletin bulamadığı “Karayılan”, boy fotoğrafını yolladı

Ankara’ya BDP milletvekilleri ile!

İsteyen yerini beş dakikada bulabiliyor!

Git al, alabilirsen!

Kandil’e attığın bombalar, kaldırdığın uçaklar göstermelik beyim!

Bunu herkes biliyor da bir sen mi bilmiyorsun!

Uyan artık!

* * *

Dün gazetelerde vardı, Cumhurbaşkanı için Kayseri’de Erciyes eteklerine trilyonluk yazlık yapılıyormuş!

Senede üç beş gün kalacaklarmış!

Başbakan için 400 milyon dolarlık yeni uçak siparişi verilmiş! Bu kaçıncı uçak?

Makam ve saltanat arabaları da değişiyormuş!

Bu işler bitince esirlerimizi kurtarmaya da elbette sıra gelecekti!

Dün Konyalı bir gazimize takılan protez ayağın 75 bin liralık faturasını devlet kabul etmediği için evine haciz gittiğini okudum!

Devletlum, padişahım, ver gazimin ayağını, protez senin olsun!

Hatta Kayseri’deki yeni sarayın bir köşesine koyalım da tüm gazilerimize ders olsun!

Biz şimdi anladık, barış olacaksa (!) sen teröristin ayağına gideceksin!

Esirler kurtarılacaksa Apo’dan icazet alacaksın!

Seçilmek istiyorsan o katille anlaşacaksın. Yoksa olmuyor işte! Anlaşmazsan, sana başkanlık, maşkanlık yok!..

Git ayağına tıpış tıpış, bitir işi!

Bu saatten sonra ayıp olmaz!

Git ayağına, yalvar, başkanlık sana garanti!.”

SÖZCÜ

Facebook Yorumları

Diğer Yorumlar

Bir Cevap Yazın