Hatay’ın Dörtyol ilçesi son dönemlerde PKK terörü ile birlikte anılıyordu. Son günlerde gündeme gelişi ise Emniyet müdürü tarafından polislerin sıraya dizdirilmesi, AKP Milletvekilinin oğluna saldırdığı iddia edilen polislerin “teşhis görüntüleri”yle oldu. Bu olay duyulana kadar şirin ilçemizde ve beldelerinde yaşayanların insanların Devletine olan güvenlerinin sarsılmaya başlandığını bilmiyorduk.

Aralarında kamu görevlilerinin, siyasilerin bulunduğu kişilerle ilgili inanılmaz ölçüde şikayet geldi. Tabii ki bazı şikayetler ilgili makamlara da yapılmıştır. Ancak, siyasetle kamu görevlilerinin bu kadar iç içe olması durumunda bunlardan sonuç alınması da beklenemez. Hatta, Emniyet müdürü olayında olduğu gibi terfi bile ettirilirler…Kimseyi suçlamadan, zan altında bırakmadan Dörtyol-Payas arasında dolaşalım…

O MHP’li, şimdi AKP’li oldu
26 Temmuz 2010’da Dörtyol’da 4 polisimizin şehit edildiği eylemde önemli soru işaretleri gündeme getirilmişti. Memurlarını sıraya dizdirip yakalarına numara taktırmasıyla tanınan Dörtyol İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Marangoz’la ilgili bazı haberlerde “çok önemli açıklamalar yapacak” denildi. Acaba, o açıklamalar 4 polisimizin şehit edilmesi olayının perde arkasında yaşanan ve o dönemde soru işaretlerine neden olan konular mı? Yoksa, siyasetin kendilerini nasıl baskı altında tuttuğunu mu açıklayacaktı. Açıklarsa öğreneceğiz.

Teröristlerin eylemde kullandığı otomobil Payas’ın MHP’li Belediye Meclis Üyesi Bestami Kılınç’a aitti. 4 polisimizin şehit edilmesinden 10 gün sonra, Kılınç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin isteğiyle partisinden istifa ettirildi. Bağımsız kalmasına rağmen, Belediye Başkanı Bekir Altan, yurtdışı gezilerine gidince vekaleti Kılınç’a veriyordu.

Önce MHP’den, son seçimde ise AKP’den milletvekili seçilen Hacı Bayram Türkoğlu, MHP’li Payas Belediye Başkanı Bekir Altan’ın, partisinden istifa edip AKP’ye geçmesini sağladı. Altan, Temmuz’da Ankara’ya geldi ve genel merkezde yeni partisinin rozetini taktı. O gün AKP Genel merkezine gelen ve genel merkez önünde hatıra fotoğrafı çektirenlerden birisi de, MHP’den istifa ettirilen Belediye Meclis Üyesi Bestami Kılınç’dan başkası değildi. Kılınç’da sesiz-sedasız AKP’li olmuştu…

İfadeden ilginç ayrıntılar
Dörtyol’la, Payas’la ilgili şikayette bulunan tanınan bir işadamı, “Bu bölgede gerçek iş adamları, düzgün ticaret erbabı yatırımcılar hangi görüşte olursa olsunlar, Devlete bağlı insanlar korkup kenara çekilmişlerdir. Petrol kaçakçılığı, naylon fatura, tefecilik, kenevir ekimi, tarihi eser kaçakçılığı yapan veya yaptıranlar hakkında şikayetler anında şikayet edilenlere duyuruluyor. İnsanların Devlete olan güveni azalıyor, şikayetçiyi vazgeçirtiyor” diyor. Aynı ilçede bazı kamu görevlilerinin uzun kalmalarının da sakıncalı olabileceğini aktarıyor.

6 Mayıs 2012 tarihli ifadede çarpıcı iddialar var. Bu iddiaları dile getiren de önemli görevlerde bulunmuş, yolsuzlukla, rüşvetle ilgili araştırmaları yönetmiş birisi. Çok sayıda, isim, olay anlatıyor ve ifadenin bir bölümünde de şunları ekliyor:

“PKK’nın bu bölgede ses getirici eylemler yapması, bölgedeki havayı ve suyu bulandırdığından, bu durum ant ekibinin işine geliyor. Bu bölgede, bölücü PKK’dan çok, rant çevrelerinin oluşturduğu ‘görevli PKK’lılar’ var. Bunlar da kendilerine görev verildiğinde kusursuz bir şekilde yerine getiriyorlar.”

Firma müdürü niçin öldürüldü?
2007’de öldürülen ünlü Delta Petrolün yöneticisi Ömer Cemil Sanal’la ilgili iddia daha da vahim. İşte ifadeden minik bir bölüm:

“Rant çarkına karşı çıkan, düzene uymayan Ömer Cemil Sanal, öldürülmeden önce defalarca ilgili makamlarda başvuruda bulunmuş, iddialarıyla ilgili araştırmalar yeterince yapılmamıştır. Yaptığı başvurular incelendiğinde Sanal’ın, kimler tarafından niçin öldürülmüş olabileceği ortaya çıkarılabilir. Çıkar amaçlı derin yapılanmanın terörle doğrudan bağlantılı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.”

Açıkçası uyutuluyoruz
Yörede demir-çelik fabrikalarının olması nedeniyle belediyenin gelirleri de yüksek. Çelikhanelerden çıkan büyük ölçüde kanserojen maddeler içeren curufun her yere atılması mümkün değil. Bunların Çevre Bakanlığı’nın belirlediği lisanslı araçlarla, lisanlı yerlere götürülüp depolanması gerekiyor. Curuf Çayboğazı mevkiine atılıyor. Ancak, şikayet konusu olunca bu kez curuf Yeşil mahalleye yöneliyor…

Şikayet üzerine kaymakam olay yerine gidiyor, çoücuk parkının yanına dökülen curufun daha dumanı üstünde… Fotoğraflar çekiliyor, zabıtlar tutuluyor. İşte burada “yüksek siyaset” devreye giriyor. O zaman Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar bu işin üzerine gitsin bakalım…

Açıkçası Ankara uyutuluyor. Ya da böylesi işlerine geliyor. Dörtyol’dan, Payas’dan gelenler bile bunu gösteriyor…
SÖZCÜ

Facebook Yorumları

Diğer Yorumlar

Bir Cevap Yazın