<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlk Kurşun Gazetesi</title>
	<atom:link href="http://www.ilk-kursun.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilk-kursun.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Mar 2010 09:51:15 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İşe Yaramıyorsam?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/ise-yaramiyorsam/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/ise-yaramiyorsam/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 09:51:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35218</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın en büyük korkularından birisidir: İŞE YARAMIYOR OLMAK!
İşe yaramamak.
Yaşlanmanın arkasındaki korku budur.
Emeklinin kısa süren sevincinin ardından gelen üzücü boşluk budur.
Bir evde kendisine hiçbir şey sorulmayan insanın derdi budur.
Kendini dinletemeyen çocuğun derdi budur.
Çocuğu olmayan kadının üzüntüsü budur.
Baba olamayan erkeğin derdi budur.
Onun için de İŞSİZLİK çok yönlü bir büyük sorundur.
İşsizin asıl derdi ‘para kazanamamak’ değildir.
Onun asıl derdi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın en büyük korkularından birisidir: İŞE YARAMIYOR OLMAK!</p>
<p>İşe yaramamak.</p>
<p>Yaşlanmanın arkasındaki korku budur.<span id="more-35218"></span></p>
<p>Emeklinin kısa süren sevincinin ardından gelen üzücü boşluk budur.</p>
<p>Bir evde kendisine hiçbir şey sorulmayan insanın derdi budur.</p>
<p>Kendini dinletemeyen çocuğun derdi budur.</p>
<p>Çocuğu olmayan kadının üzüntüsü budur.</p>
<p>Baba olamayan erkeğin derdi budur.</p>
<p>Onun için de İŞSİZLİK çok yönlü bir büyük sorundur.</p>
<p>İşsizin asıl derdi ‘para kazanamamak’ değildir.</p>
<p>Onun asıl derdi ‘işe yaramamak’tır.</p>
<p>Onun için de büyükanneler torunlarına bakmak isterler.</p>
<p>Yaşlılar daha gençlere akıl vermeye çalışırlar.</p>
<p>Kendisi de pek fark etmeden ‘İşe yarayan birisi’ olma çabasıdır bunlar.</p>
<p>Bir toplumun bunu fark etmemesi çok büyük bir ‘cehalet’tir.</p>
<p>Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 13.5 olmuş.</p>
<p>Bu işsizlerin önemli oranı ‘genç işsizler’.</p>
<p>Çalışabilir durumda her dört gencin birisi işsiz.</p>
<p>Gençlerde işsizlik oranı yüzde yirmi beş.</p>
<p>Çok yüksek bir oran bu.</p>
<p>Üstelik bir bölümü de yüksek eğitim görmüş.</p>
<p>İşsiz kalmak ne demek? İşe yaramamak demek.</p>
<p>Kendilik değerini çok azaltan bir durum bu.</p>
<p>İşe yaramıyorsun.</p>
<p>Demek ki değerin yok.</p>
<p>Değerin olmadığı için kendine saygı da duyamazsın.</p>
<p>Özdeğerin yok.</p>
<p>Özsaygın yok.</p>
<p>Artık özgüvenin de olamaz.</p>
<p>Toplum içinde hiçbir şey değilsin.</p>
<p>Olay bu denli etkilidir, bu denli örseleyici, bu denli yaralayıcıdır.</p>
<p>Bunun çözümü de ‘her iş sahibi iki üç kişi alsa’ değildir.</p>
<p>Hiçbir iş sahibi ‘gereksiz’ bir kişi bile almaz.</p>
<p>Önemli olan, insanı gerekli kılmaktır.</p>
<p>İNSANI GEREKSİZ KILAN HİÇBİR SİSTEM İNSANDAN YANA DEĞİLDİR.</p>
<p>Oysa, öncelikle sistem, insandan yana olmalıdır.</p>
<p>Hiç kimse ‘gereksiz’ değildir.</p>
<p>Hiç kimse ‘işe yaramaz’ değildir.</p>
<p>Onu ‘işe yaramaz’ kılan uygulanan ekonomik-politik sistemdir.</p>
<p>Asıl toplumsal sorun budur, buradadır.</p>
<p>Etnik sorunlar, kimin ne olup ne olmadığı?</p>
<p>Kimin dindar olup kimin dindar olmadığı?</p>
<p>Kimin ondan kimin bundan olduğu?</p>
<p>Türünden sorunlar gerçek toplumsal sorunlar değildir.</p>
<p>Bunlar, asıl sorunları örtme yollarıdır.</p>
<p>Asıl sorun, ’insanın toplumda ne işe yaradığı’na yanıt bulma sorunudur.</p>
<p>İşlev değerine ilişkin sorunlar temel sorunlardır.</p>
<p>Ait olma değeri, bu sorunu gizlemeye yarayan bir sığınaktır.</p>
<p>İşe yararlığı konusuna çözüm bulamayan insanın kendine ‘ait olmakla’ bulmaya çalıştığı tesellidir.</p>
<p>İnsanı işe yarar kılmaya çalışın.</p>
<p>Politikacılar.</p>
<p>Toplum mühendisleri.</p>
<p>Toplumbilimciler.</p>
<p>Davranışbilimciler.</p>
<p>Eğitimbilimciler.</p>
<p>Gazeteciler.</p>
<p>Hepimiz.</p>
<p>Önümüzde duran büyük sorun budur.</p>
<p>Çözemezsek her tehlikeye açık oluruz.</p>
<p>Hiçbirisini de çözemeyiz.</p>
<p>Görelim, bilelim, çalışalım&#8230;<br />
ERDAL ATABEK-Cumhuriyet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/ise-yaramiyorsam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1915 Olayları Ermeni Soykırımı(!) ise Peki Bunlar Ne?..</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/1915-olaylari-ermeni-soykirimi-ise-peki-bunlar-ne/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/1915-olaylari-ermeni-soykirimi-ise-peki-bunlar-ne/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 09:50:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35214</guid>
		<description><![CDATA[Bu sorun, bir akademik ve bilimsel sorun olmaktan çoktan çıkmış ve tamamen siyasi olup siyaseten çözümlenecektir. Herkesin bir biçimde bedel ödediği bu dramı “soykırım” diye nitelendirerek Türk ulusunu karalamak haksızlıktır. Asırlardır gösterilen her iyi niyeti ve hoşgörüyü Ermeniler, doğru algılamamış, bir zaaf ve güçsüzlük belirtisi olarak kabul etmişlerdir.

Prof. Dr. Metin KALE Osmangazi Üniv. Tıp Fakültesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sorun, bir akademik ve bilimsel sorun olmaktan çoktan çıkmış ve tamamen siyasi olup siyaseten çözümlenecektir. Herkesin bir biçimde bedel ödediği bu dramı “soykırım” diye nitelendirerek Türk ulusunu karalamak haksızlıktır. Asırlardır gösterilen her iyi niyeti ve hoşgörüyü Ermeniler, doğru algılamamış, bir zaaf ve güçsüzlük belirtisi olarak kabul etmişlerdir.<br />
<span id="more-35214"></span><br />
Prof. Dr. Metin KALE Osmangazi Üniv. Tıp Fakültesi &#8211; Eskişehir</p>
<p>“Türkler geçmişi ve geleceği pek düşünmezler, onlar sadece bugünü yaşarlar.”</p>
<p>Albert Sorel</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nda “Sadık Millet” olarak nitelenen Ermenilerin sonu trajediyle biten başkaldırışları, “93 Harbi” denen, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra başlar. Patrik Nerses, Yeşilköy’e kadar ilerleyen Grandük Nikola’dan, Doğu Anadolu’da “Bağımsız Ermenistan”ın himayesini istedi. Berlin Kongresi’nin 61. maddesi gereği Doğu’da altı vilayette ıslahat ve reform istenmesi sonucu, sorun daha da büyüyerek uluslararası boyut kazandı. Emperyalizmin paylaşım savaşı olan Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeniler Doğu Cephesi’nde, Rusya’nın kışkırtmasıyla kendi devletinin düzenli ordusuna karşı silahlı isyana kalktılar.</p>
<p>Tarihi belgelere inildiğinde, Ermenilerin ihanet içersinde bulundukları görülecektir. Öyle ki, Ermeniler Rus ordularına yüz elli bin kadar asker vermiş, gönüllü taburlar oluşturmuştur. Ermeni piyade ve süvari tabur komutanları arasında, Van’a saldıran Ermeni birliklerine komutanlık edenlerden biri de Meşrutiyet dönemi Osmanlı Meclisi’nde Ermeni milletvekili olan Pastırmacıyan’dır.</p>
<p>Paris Barış Konferansı</p>
<p>Grandük Nikola 21 Nisan 1915’te “Ermenilerin Rus ordularına verdikleri destek ve hizmetlerden dolayı” onlara teşekkür etmiştir. Ermenilerin 15 Nisan’daki Van isyanı zirveye ulaşmadan iki hafta önce, yani 24 Nisan 1915 günü, Osmanlı hükümeti, İstanbul’daki Ermeni kurullarının merkezini kapatarak önde gelenlerinden 2 bin 345 kişiyi tutukladı. Tehcir -yer değiştirme- kararında bu olaylar belirleyici olmuştur.</p>
<p>Paris Barış Konferansı’nda Ermeni temsilcilerin şu sözleri ihanetlerinin bir itirafı niteliğindedir: “Ermeni gönüllüleri tüm cephelerde savaşmış… Suriye ve Filistin’de çarpışmış… General Allenby’nin kesin zaferinde başlıca katkı sağlamışlardır. Bütün Fransız ordusunun büyük bir bölümü Ermenilerdendir.’’ Ermeniler tüm cephelerde Rus ordusuna yüz elli binin üstünde asker vermiş, General Nazarbekian’ın başkomutanlığında elli bin kişi ve binlerce gönüllü Kafkaslar’da savaşmıştır.</p>
<p>Ermeni kökenli Amerikalılar</p>
<p>Ermeni kökenli Amerikalıların, 1924’te yayımladıkları belgelerde “200 bin 000 Ermeninin, Dünya Savaşı sırasında bağımsız birlikler ya da müttefikler safında savaştığı” görülmektedir. Yine Paris’te Bogos Nubar Paşa, Fransız Dışişleri Bakanı S. Pichon’a 30 Kasım 1918’de yazdığı mektupta, “Ermenilerin savaşın başından beri de facto muharip olduklarını” belirtirken de düşmanla işbirliği yaptıklarını itiraftan çekinmez. İngiliz İçişleri Bakanlığı’ndan Lord R. Cecille 3 Ekim 1918’de “Ermenilerin askeri katkılarının unutulmayacağını” söyler. Ermenistan’ın ilk başbakanı Ovanes Kacaznuni ise “Türklere savaşı biz açtık. Türklere karşı ayaklandık. Hepimiz Türklerin düşmanı olan İtilaf devletlerinin kampındaydık. İtilaf devletlerinin ordularını Türkiye’ye göndermeleri ve hâkimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika’ya resmi çağrılar yaptık. Öldük ve öldürdük&#8230; Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiçbir zaman devlet olamadık. Türkiye Ermenistan’ı diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik. Biz kendi isteklerimizi başkalarına mal ederek, sorumsuz kişilerin sözlerine büyük önem vererek, gerçekleri anlayamadık ve hayallere kapıldık. Tehcir’de Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Dengesiz insanlara özgü bir şaşkınlık içinde, bir uçtan diğerine savrulmaktaydık&#8230; Kaderden şikâyet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak bizim (hastalıklı) milli psikolojimizin karakteristik bir özelliğidir. Herkes (Fransızlar, İngilizler, Amerikalılar, Gürcüler, Ruslar) tek kelimeyle bütün dünya bizi kolayca aldattı ve ihanet etti. Emperyalistler bizi kullandı. Büyük Avrupa devletleri bizi defnettiler.”</p>
<p>Emperyalizmin doruğa eriştiği bu dönemde, büyük devletlerin gündeminde bu amaçlarla seçilmiş bir azınlık olan Ermenileri Boryan, “Ermenistan, geçmişte olduğu gibi emperyalistlerin bütün Doğu’yu işgalinin bahanesi ve aracı olmuşlardır” şeklinde ifade etmektedir.</p>
<p>Rusların yanında yer aldılar</p>
<p>Ermeni yazar Papazyan ise “Taşnak liderleri Osmanlı savaşa girince, verdikleri şeref sözünü tutmamışlar, Rusların yanında yer almışlardır. Gönüllü Ermenilerin Kafkas cephesinde Osmanlı’ya karşı savaşması için çağrıda bulunmuşlardır” derken, Rafael de Nogales de “Savaş başlayınca Erzurum’dan mebus olan Pastırmacıyan Rusya tarafına geçmiş ve Ruslarla birlikte Anadolu Türk halkına katliam uygulamıştır” diyordu.</p>
<p>Ermenilerin her zaman emperyalistlere hizmet ettikleri Rus belgelerinde de görülmektedir. Myasnikyan, “Ermeni halkı kaderini Avrupa diplomasisine bağlamaya alışmış ve Avrupa ülkelerinin politik oyunlarıyla kurtulacaklarına inanmışlardır. Sahipleri bazen Fransa, bazen de ABD olmuştur” diyor. Frunze ise “Denizden denize Büyük Ermenistan hayalini de aşılayan İtilaf devletleridir” diye bahseder.</p>
<p>Bütün bunlardan da görüldüğü gibi, Ermenilerce, uydurma belgelerle, bilim adamları ve siyasetçiler de kandırılarak dünya kamuoyu üzerinde planlı, programlı ve bilinçli bir propaganda yürütülmektedir.</p>
<p>Dünya savaşında bir Ermeni katliamı değil, Türk-Ermeni vuruşması olmuştur. Gerçek suçlu “böl ve yönet” siyaseti uygulayan ve Ermenileri silahlandırmış olan Rus, İngiliz, Fransız emperyalizmidir. Her yıl ABD ve AB başta olmak üzere diyasporadaki Ermeniler, Ermenistan’la birlikte bir soykırım(!) senaryosu oynarlar.</p>
<p>Artık dünya parlamentolarında, şu ya da bu yerel meclislerde Ermeni “soykırım” tasarısının kabul edilmesi sıradan bir iş haline geldi. Bugüne kadar tasarıyı kabul eden ülke, uluslararası kuruluş ya da yerel meclislerin sayısı 50’yi buldu. Yakında İngiltere ve İspanya parlamentolarında bu senaryo uygulanmaya çalışılacaktır.</p>
<p>Son İsveç örneği gösterdi ki, sözde Ermenilere soykırım uygulandığı kabul edilmekle kalınmıyor, Türkiye’deki Hıristiyanlar da işin içine dahil ediliyor ve olay 1923’e kadar götürülüp soykırım suçlaması Türkiye Cumhuriyeti’ne ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e kadar uzatılıyor. “Yalanlar üzerine kurulan bir tuzağa Atatürk’ü de düşürmek isteyenlerin alnını karışlarım” diye bağıran da çıkmıyor.</p>
<p>Bu sorun, bir akademik ve bilimsel sorun olmaktan çoktan çıkmış ve tamamen siyasi olup siyaseten çözümlenecektir. Herkesin bir biçimde bedel ödediği bu dramı “soykırım” diye nitelendirerek Türk ulusunu karalamak haksızlıktır. Asırlardır gösterilen her iyi niyeti ve hoşgörüyü Ermeniler, doğru algılamamış, bir zaaf ve güçsüzlük belirtisi olarak kabul etmişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/1915-olaylari-ermeni-soykirimi-ise-peki-bunlar-ne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyasal Ofsayt</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/siyasal-ofsayt/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/siyasal-ofsayt/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 09:49:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mümtaz Soysal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35215</guid>
		<description><![CDATA[DEMOKRASİ ile demagoji arasındaki çizgi genellikle sanıldığından da incedir; hatta Eski Yunan filozoflarına bakarsanız ikisi de aynı şeydir. Hele büyük halk yığınlarını oyalamak ya da aldatmak söz konusuysa, daha demokratik olsun diye yapılan işin içine bir halkoylaması sokulabilir ve istenen sonucun elde edilmesi iyice kolaylaşır.
Çünkü halkoylaması ya da Latince adıyla referandum doğrudan demokrasinin başta gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DEMOKRASİ ile demagoji arasındaki çizgi genellikle sanıldığından da incedir; hatta Eski Yunan filozoflarına bakarsanız ikisi de aynı şeydir. Hele büyük halk yığınlarını oyalamak ya da aldatmak söz konusuysa, daha demokratik olsun diye yapılan işin içine bir halkoylaması sokulabilir ve istenen sonucun elde edilmesi iyice kolaylaşır.<span id="more-35215"></span></p>
<p>Çünkü halkoylaması ya da Latince adıyla referandum doğrudan demokrasinin başta gelen usullerinden sayılır. Oysa, demokratlık demagojisi yapılmayan ciddi hukuk kitaplarında bu usulün sakıncaları sayılmakla bitmez.</p>
<p>Her şeyden önce, “evet” ya da “hayır” diye yanıtlanacak metin, plebisitten farklı olarak, basit tek sorudan ibaret olmayıp her biri ayrıca uzun tartışma ve düşünme gerektiren bir sürü sorundan oluşur da onun için.</p>
<p>Genellikle öyle sorunlardır ki bunlar, bir tekini bile “evet-hayır” ikileminin içine yerleştirmekte güçlük çeker ve “evet, ama…” biçiminde akla kara arası bir kurşunilikte dolaşır kalırsınız.</p>
<p>Bir de, önünüzdeki tercihin bütün bir “anayasa değişiklikleri paketi” gibi çapraşık bir metin üzerinden olacağını düşünün.</p>
<p>Bu nedenlerle, halkoylaması ciddi hukukçularca pek geçerli ve güvenilir bir “doğrudan demokrasi” yolu sayılmaz.</p>
<p>Ama tutkunu ve meraklısı çoktur. Tıpkı devlet başkanının doğrudan doğruya halka seçtirilmesi gibi.</p>
<p>Onda da devletin başındaki kişiyi halk yığınlarının tercihine bırakarak çok demokratça bir iş yapılırmış gibi bir görüntü verilir; ama çoğu zaman sonuçta bunun tam tersi olur ve halkın başına bela kesilecek bir kişi başa geçebilir.</p>
<p>Ayrıca, o kişi kendisine oy vermiş gözüken büyük yığınların desteğini aldığını düşünüp verilen yetkileri yetersiz bulup daha fazlasını ister. O bakımdan, böyle bir değişiklik sonrasında bütün sistemin gözden geçirilmesi zorunludur. Çünkü, demokrasi yerine kişi diktatörlüğüne gidiş tehlikesi vardır.</p>
<p>Asıl büyük tehlike, “Anayasa değişiyor” dendi mi, ilgili ilgisiz, yetkili yetkisiz, bilen bilmeyen birçok kişinin ya da kuruluşun aslında derin bilgi birikimi ve geniş politika deneyimi gerektiren böyle bir işe soyunmasıdır. Herkes, binbir konuda olur olmaz isteklerle ortalığa fırlayacaktır.</p>
<p>Örneğin, otuz yıl öncesinin General Evren’ini yargılayabilmek gibi!</p>
<p>Heveslilerin çoğu bu curcuna ve kargaşada gereksiz yere öne çıkıp ofsaytta kalacak ve bu tertibi hazırlamış olanların ceza vuruşu olarak çok uzaklardan çekecekleri bir “duran top” şutuyla istedikleri sonucu elde etmesine yol açmış olacaklardır. Bu defaki oyun budur ve yenecek gol, yargının büsbütün bağımlı duruma düşürülmesi olabilir. Şu sıra, aptallığın sırası değildir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/siyasal-ofsayt/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Islak İmza&#8221; müzeye konulacak</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/islak-imza-muzeye-konulacak/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/islak-imza-muzeye-konulacak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 19:08:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35085</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Haydaaa&#8230; Bu da nereden çıktı?&#8221; demeyin. İşte açıklıyorum:
Parmak izi olayı
+++++++++++++
Fotokopi muhabbetinden sonra &#8220;Islak İmzalı Orijinal Belge&#8221; ortaya çıkınca Albay Çiçek defalarca Ergenekon Savcılığı&#8217;na başvurdu, belge üzerinde parmak izi aranmasını talep etti.
Çünkü imza tesbiti kesin bir şey değil. Bir kanaat bildirimi. Fakat parmak izi kesin bir delil.
Ergenekon Savcıları aylarca kulaklarının üzerine yattılar, parmak izi incelenmesi talebini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Haydaaa&#8230; Bu da nereden çıktı?&#8221; demeyin. İşte açıklıyorum:<span id="more-35085"></span></p>
<p>Parmak izi olayı<br />
+++++++++++++</p>
<p>Fotokopi muhabbetinden sonra &#8220;Islak İmzalı Orijinal Belge&#8221; ortaya çıkınca Albay Çiçek defalarca Ergenekon Savcılığı&#8217;na başvurdu, belge üzerinde parmak izi aranmasını talep etti.</p>
<p>Çünkü imza tesbiti kesin bir şey değil. Bir kanaat bildirimi. Fakat parmak izi kesin bir delil.</p>
<p>Ergenekon Savcıları aylarca kulaklarının üzerine yattılar, parmak izi incelenmesi talebini duymazlıktan geldiler.</p>
<p>O zaman anladım. Sahte belgeyi, yani &#8220;Kağıt Parçası&#8221;nı hazırlayanlar, çok önemli bir noktayı atlamışlardı.<br />
Kağıt Parçasının üzerine Albay Çiçek&#8217;in parmak izini koymayı unutmuşlardı.<br />
Eğer koymuş olsalardı, bu talebin yapılmasını bile beklemeden incelemeyi yapar, &#8220;İşte parmak izi de burada&#8221; diye feryat ederlerdi.<br />
Ama ah&#8230; İşte parmak izi koymayı unutuvermişlerdi.<br />
Halbuki ben bile bir seloteyp yardımıyla parmak izini bir belge üzerine taşıyabilirim. Çok kaliteli olmaz ama, bu ilkel bir metod.<br />
Kimbilir CIA daha ne teknikler geliştirmiştir.</p>
<p>Eğer bu belgeyi gerçekten Albay Çiçek hazırlayıp imzalamış olsaydı, üzerinde mutlaka parmak izinin olması gerekirdi.<br />
Çünkü bunu hazırladığı zaman düşmanın eline geçeceğini, mahkemelere düşeceğini bilseydi bu belgeyi hazırlamazdı.<br />
Böyle bir şüphesi olmadığı için de, hazırlarken, imzalarken, delip dosyaya koyarken mutlaka tutmuş olması gerekir.<br />
Onun için, eğer parmak izi yoksa imza da onun değildir. İstediği kadar benzesin.</p>
<p>Albay Çiçek bunu bildiği için, Savcılıkta ifadesi alınırken ellerine eldiven taktı.<br />
Kendisine uzatılan ıslak imzalı belgeyi de eldivenle tuttu. Hiç bir yere parmak izi bırakmadı.</p>
<p>Neyse, uzatmayalım, Askeri Savcılığın 4 kez tekrarladığı talep üzerine sonunda &#8220;Islak İmzalı Sahte Belge&#8221; Askeri Savcılığa gönderildi.<br />
Jandarma Kriminal de sadece imza üzerinde durdu. &#8220;İmza benziyor&#8221; yönünde rapor verdi.<br />
Yahu, elbette benzeyecek.<br />
Dünyanın en gelişmiş teknolojisini kullanan CIA ve Pentagon ile karşı karşıya olduğunuzu bilmezseniz, &#8220;Aaa&#8230; Benziyor&#8221; der kalırsınız.<br />
Adamlar tam benzettiklerine emin olmasalar, ıslak imzayı ortaya çıkarırlar mı?</p>
<p>Parmak İzi çarşafa dolandı<br />
++++++++++++++++++++++</p>
<p>Yine uzatmayalım, Askeri Savcılık sonunda Albay Çiçek&#8217;in feryadına kulak verdi ve parmak izi araştırması istedi.<br />
Jandarma Kriminal, bu araştırma sırasında kimyasal madde kullanılacağı için belgenin hasar görebileceğini bildirdi.<br />
Bunun üzerine Askeri Savcılık, Ergenekon Savcısı&#8217;na sordu.<br />
Ergenekon Savcısı: &#8220;Parmak izi incelemesi yapmayınız, belgenin hasar görmesini istemiyoruz&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>Bilin bakalım Ergenekon Savcısı parmak izi aranmasına niçin karşı çıktı?<br />
&#8220;Kağıt Parçası üzerinde Albay Çiçek&#8217;in parmak izi bulunamayacak, ve belgenin sahte olduğu anlaşılacaktı da onun için istemediler&#8221;<br />
diye hemen sazan gibi atlayacaksınız, değil mi?<br />
Hayır, bilemediniz.<br />
İlerde bir &#8220;Darbe Müzesi&#8221; açılacak, &#8220;Islak İmza&#8221; da o müzenin en değerli parçası olacak.<br />
İnsanlar o belgenin önünde huşu içinde duracaklar, kendilerini Türk Ordusunun şerrinden kurtaran bu belgeye hayranlıkla bakacaklar.<br />
Zamanla bu belge &#8220;Kutsal Emanetler&#8221; kadar şereflenecek.<br />
Onun için zinhar bu belge hasar görmemeli, itina ile saklanmalı.</p>
<p>Bu belge üzerinde Albay Çiçek&#8217;in parmak izinin olup olmadığının, yani Albay Çiçek&#8217;in suçlu olup olmadığının anlaşılması önemli değil.<br />
Yeter ki bu kutsal belge zarar görmeden muhafaza edilsin.</p>
<p>Zarar vermeden parmak izi incelemesi yapılıyor<br />
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++</p>
<p>Sayın İlyas Yolcu&#8217;nun Amerika&#8217;daki arkadaşı Akın Aksu, Cüneyt Ülsever&#8217;e bir e-posta göndermiş.<br />
Amerika&#8217;da kağıda zarar vermeden parmak izi araştırması yapıldığını bildiriyor.<br />
Google motoruna:<br />
&#8220;non destructive identification of fingerprints on a piece of paper&#8221;<br />
yazarsanız, kağıt hasar görmeden parmak izi araştırması yapan laboratuvarların isimleri çıkıyor.<br />
Ergenekon Savcılarına, Askeri Savcılığa ve bilhassa Sayın Dursun Çiçek&#8217;e duyuruyorum.</p>
<p>Islak İmza yurt dışı seferine çıkıyor<br />
+++++++++++++++++++++++++++++</p>
<p>Albay Çiçek&#8217;in aynı zamanda kızı olan avukatı İrem Çiçek, ıslak imzayı yurt dışı gezisine yollayacaklarını açıkladı.<br />
Açıklamada şunlar belirtiliyor:<br />
Eğer bu imzayı başka bir insan atmış olsa idi, Jandarma Kriminalde yapılan incelemede bu anlaşılırdı.<br />
Bu imzayı Albay Çiçek de atmamış olduğuna göre, demek ki imza bir makine tarafından atıldı.<br />
Bunun incelenmesi Türkiye&#8217;de yapılamıyor.<br />
Eğer Askeri Savcılık bu ıslak imzayı yurt dışına gönderip bu araştırmayı yaptırmazsa, biz başka bir yol deneyeceğiz.<br />
Şöyle ki: Dursun Çiçek&#8217;e bir kağıt üzerine imza attıracağız.<br />
Yurt dışına göndereceğiz. Orada bir imza makinesine bu imzayı taklit ettireceğiz. Bunu noter onayı ile yapacağız.<br />
Makinanın attığı imzayı Türkiye&#8217;de incelemeye sunacağız.<br />
Eğer makinenin attığı imzaya verilen rapor da &#8220;imza benziyor&#8221; diye çıkarsa, tüm senaryolar çökmüş olacak.</p>
<p>İşte açıklama özetle böyle.<br />
Evet, çok gelişmiş imza taklit makineleri var.<br />
Bilgisayar, önüne koyduğunuz imzayı şekil ve derinlik olarak okuyor ve hafızasına kaydediyor.<br />
Derinlik şu demek: El hangi noktalarda az basmış, hangi noktalarda fazla basmış, makine imzadaki mürekkebin her noktadaki yoğunluğunu ölçerek kaydediyor.<br />
Buna göre imzayı atarken esas imza sahibi nerelerde kalemi fazla bastırdı ise, makina da kalemi o bölgelerde imza sahibi kadar bastırıyor.<br />
Makine, imzayı gerçek bir kalemle atıyor.<br />
Makinenin elleri kalemi tutuyor, aynen insan eli gibi. Mikron mertebesinde hata yapmıyor. Gerçeğinden ayırmak olanaksız.</p>
<p>Amerika&#8217;dan gelen e-posta<br />
++++++++++++++++++++++<br />
Sayin Cuneyt Ulsever:<br />
Uzun zamandir albay Cicekin imzasi konusuluyor. Delilin tahrip edilmesinden korkuluyor. Yazdiginiz gibi kagit uzerinde ilk once baska incelemeler yapilabilir sonradan imza tahliline gecilebilir. Ayrica bu kagidin vazifesi albay Cicek in suclu olup olmadigini gostermek,  muzeye konmak degil. Google motoruna asagidaki cumleyi yazarsaniz sayfalarca, kagit tahrip edilmeden parmak izi tahlili yapan laboratuar isimleri ve metodlari cikiyor.<br />
&#8220;non destructive identification of fingerprints on a piece of paper&#8221;<br />
Ilaveten asagidaki adres Georgia eyaletinde devlet kurulusu olan imza tahlili laboratuarlarinin isimleri cikiyor. Buyuk olasilikla bu laboratuarlar bu isi bedava yapiyor.<br />
<a href="http://dofs.gbi.georgia.gov/00/article/0,2086,75166109_84393031_84523477,00.html">http://dofs.gbi.georgia.gov/00/article/0,2086,75166109_84393031_84523477,00.html</a><br />
Bu kagidin incelemesini yapacak bu kadar kaynak varken, her gun gazetelerde cocuk gibi fikirler beyan etmek Turkiyeye hic yakismiyor.<br />
Saygilarimla,<br />
Akin Aksu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/islak-imza-muzeye-konulacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Harf Devrimi çiğneniyor</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/harf-devrimi-cigneniyor/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/harf-devrimi-cigneniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 17:56:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35191</guid>
		<description><![CDATA[DİL Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sevgi Özel yabancı adlandırma sarhoşluğuna kapılan kurum ve kişilerle yetkililerin ilgisizliğini sürdürmesi nedeniyle kamuoyunu yine uyarıyor. Harf Devrimi’nin açıkça çiğnenmesi karşında “Hiç kimsenin ortak dil ve yazım birliğini bozma yetkisi yoktur” diyor.
Özel yanlışları sıralıyor:
“X, w, q harfleri savurganca kullanılıyor. Yasa tanımazlık sessiz harflerin okunuşundan başlıyor. 1 Kasım 1928’de kabul edilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DİL Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sevgi Özel yabancı adlandırma sarhoşluğuna kapılan kurum ve kişilerle yetkililerin ilgisizliğini sürdürmesi nedeniyle kamuoyunu yine uyarıyor. Harf Devrimi’nin açıkça çiğnenmesi karşında “Hiç kimsenin ortak dil ve yazım birliğini bozma yetkisi yoktur” diyor.<span id="more-35191"></span></p>
<p>Özel yanlışları sıralıyor:<br />
“X, w, q harfleri savurganca kullanılıyor. Yasa tanımazlık sessiz harflerin okunuşundan başlıyor. 1 Kasım 1928’de kabul edilen yasada sessiz harflerin nasıl okunacağı belirtilmiştir. Bu devrim yasası, Anayasa’nın güvencesi altındadır. Bu nedenle ve bilinçsizce başka dillere özenerek ce’yi si; fe’yi ef’; ge’yi ji; he’yi eyc; aş; haş’; ke’yi ka; le’yi el; me’yi em; ne’yi en; se’yi es; re’yi ar’; te’yi ti; ve’yi vi’ biçiminde okumak yanlıştır!<br />
Türkçenin seslerini bozmak; Türkçeye saygısızlıktır! Yasa tanımazlıktır!<br />
Aynı yasa tanımazlık ürün ve işyeri adlarında da görülüyor. İşte kimi kurum, işyeri, ürün, izlence.. adlarından birkaç örnek:<br />
Worldcard; jigsaw (çocuk oyunu); Bebemax Bebek Emzirme Yastığı; Show TV, İbo Show; Fox TV; Ülker Browni; Eti Crax; Protex Sıvı Sabun; Flower Center&Peyzaj; Fox Brown (giysi); Wolf King (yarış atı); Wine House; Quick China; Çanka Restaurant-Banquet; Eresin Crown Hotel Mosaic Restaurant; Turquoise Cafe-Restaurant-Bar; Wonderland Eğlence Merkezi; Whispers Cafe ve Restorant; Neco New Line; Xcr Sportswear; Trexport Tekstil; Martex Kumaşçılık; Beytex İş Elbiseleri; Ela Quality Resort; Wish Otels&amp;Resorts/Wish Grand Kemer Otel; Best Western Empire Palace İstanbul; Peramax&#8230;<br />
Eleştirdiğimiz, adı geçen ve geçmeyen kurumların hiçbirine kişisel tepkimiz, düşmanlığımız yoktur. Tersine yaratıcı aklın, çağdaş bilim, sanat ve uygulayımbilim olanaklarının yansıtıldığı her ürün ve işyeriyle övünürüz; ama Harf Devrimi’ni çiğneyen, Türkçeyi yaralayan yabancı adlandırma savurganlığından utanç duyuyoruz. Bu duyarsızlık ve yasa tanımazlık neden?<br />
Yerli üretimde ‘x, w, q’ harflerini kullanmak yasa tanımazlıktır! Yabancı bir kuruluşun Türkiye’de yaptığı, sattığı, sergilediği her şeyin adı, dil bilinciyle Türk abecesine uygun yazılabilir. Başka ülkeler ülkemize ‘Turkey’, ürünlerimize ‘Made in Turkey’ demiyor mu? Başka ulusların diline, abecesine gösterdiği saygıyı biz neden kendi dilimize gösteremiyoruz?<br />
Türkiye Cumhuriyeti sömürge değildir; işgal altında da değildir.<br />
Bu yapılan ne küresel gelişmeye ayak uydurmaktır; ne AB’ye yaklaşmaktır! Hangi AB ülkesi dilinden ödün veriyor? Yasaları uygulama yetkisindeki kurumlar bir an önce gereğini yapmalıdır!</p>
<p>GÜNÜN SÖZÜ</p>
<p>“Özgür bir ulus, sınırlarını pazarlık konusu yapmaz!” (Heryo)</p>
<p>Suudi kızlar kültür turunda/_np/0288/10170288.jpg</p>
<p>GEÇEN hafta sonunda Uğur Dündar’la Star Haber’i izliyordum. Sonlara doğru Sultanahmet’ten ekrana bir haber getirdiler. Kızlı-erkekli bir grup genç. Rengârenk çağdaş giysiler içinde, cıvıl cıvıl bir topluluk. Cidde’deki bir lisenin öğrencileriymiş. İçlerinde yabancı yok, hepsi de Suudi Arabistanlı. Babaları da zengin, belki de ‘petrol kralı’&#8230; Haberde en ufak bir ima yoktu ama aklıma ister istemez bizim ‘mütedeyyin olduğunu’ söyleyenlerin dayatmaları geldi. Haberden iki kareyi, sizlerin de yorumuna sunuyoruz. Başlarını örtmedikleri için ne kadar günaha girdiler acaba?</p>
<p>Ay-yıldızın yönü</p>
<p>KÖŞENİZDE yayınlanmış, Sayın Yalçın Koçak’ın Türk bayrağının asılış biçimine ilişkin çok ince ve değerli düşünce ürünü yaklaşımını okuyunca duygulanmamak olanaksız.<br />
Yabancı ülkelerdeki TC büyükelçilik ve konsolosluklarının girişlerine konulmuş armalarda da ay-yıldız yukarı bakar biçimde yerleştirilmiş olup sayın Koçak’ı destekler durumdadır.<br />
Ancak, Türk Bayrağı Kanunu’na dayanarak ayrıntıları belirlemiş Türk Bayrağı Tüzüğü’ne bakıldığında;<br />
- Uçkurluk: Bayrağın ipinin geçeceği beyaz kumaştan bayrak enince yapılmış bölümüdür (madde 2-B);<br />
- Uçum kenarı: Bayrağın uçkurluk karşısına gelen kenarı (madde 2-C);<br />
- Ayın ağzı uçum yönüne bakar (madde 4-F); tanımları ile karşılaşıyoruz. Burada iki soru akla geliyor:<br />
1. Ulusal bayrağımızı penceresine/duvarına asacak kişinin “uçkuru olduğu yerden kesip aksi yana (uçum kenarı) dikmesi” sonucunda geçerlikteki yasa ve tüzüğe karşı gelinmiş (suç oluşturulmuş) olmayacak mı?<br />
2. Sayın Koçak’ın vurguladığı, akla çok yatkın ve de geçerli görünen durumu göz ardı etmemek gerektiğinden hareketle, ilgili tüzükte ekleme/açıklama yapılması yoluna gidilmesi çok daha doğru ve sağlıklı bir yaklaşım olmayacak mıdır?<br />
Sanırım üzerinde düşünülüp tartışılması gereken bir durum.<br />
Bu arada, ulusal bayrağımızdaki ay-yıldızın yönü konusu beni birdenbire 1950’lerden beri aklımı kurcalayan (bence önemli) bir ayrıntıya götürdü:<br />
1950 öncesinde, arasında nüfus cüzdanlarının da bulunduğu tüm resmi belgelerde ve mühürlerde, damga pullarında, vs. yer alan ay-yıldız motifinde ay sola bakar biçimde idi. 1950’de DP’nin 14 Mayıs’tan hemen sonra uygulamaya koyduğu bir dizi değişiklik arasında ‘sola’ bakan ay-yıldızın ‘sağa’ döndürülmesi de yer aldı.<br />
Cumhuriyetimizin kuruluşu aşamasındaki dönem incelendiğinde ise ay-yıldızın o aşamada ‘sola’ bakar biçimde belirlenmesinin, ayın ilkdördün evresinden önceki yükselen hilalin gökyüzündeki görüntüsünden esinlenilerek belirlenmiş olduğu ortaya çıkıyor.<br />
Bilindiği gibi sağa bakan hilal ise ayın sondördünden sonraki, batan hilal evresinde gökyüzünde görünmektedir.<br />
Bence ilk baştaki doğruya yönelinmesi için düzeltilmesi gerekli bir konu daha&#8230;<br />
(Burada, bazı dikkatsiz CHP’lilerin altı oklu parti bayrağını oklar aşağı bakar biçimde sallayıp durmaları ya da oraya buraya asmakta olmalarını kınamadan da edemeyeceğim.)<br />
Sehap ÖNDER<br />
YALÇIN BAYER-HÜRRİYET</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/harf-devrimi-cigneniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yolsuzluk tescillendi</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/yolsuzluk-tescillendi/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/yolsuzluk-tescillendi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 14:47:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35177</guid>
		<description><![CDATA[AKP Bitlis Milletvekili Kiler’in özelleştirilmesinden sonra ortak olduğu Kütahya Şeker, Türkşeker’e ait 113 dönümlük taşınmazı üstüne geçirdi. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, işlem için ‘yolsuz tescil’ dedi.
MURAT KIŞLALI-CUMHURİYET
ANKARA &#8211; Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’in ortak olduğu Kütahya Şeker Fabrikası’nın, özelleştirilmeden önce bağlı olduğu Türkiye Şeker Fabrikaları’na (Türkşeker) ait Kütahya’daki 113 dönüm taşınmazı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AKP Bitlis Milletvekili Kiler’in özelleştirilmesinden sonra ortak olduğu Kütahya Şeker, Türkşeker’e ait 113 dönümlük taşınmazı üstüne geçirdi. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, işlem için ‘yolsuz tescil’ dedi.</p>
<p>MURAT KIŞLALI-CUMHURİYET<span id="more-35177"></span></p>
<p>ANKARA &#8211; Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’in ortak olduğu Kütahya Şeker Fabrikası’nın, özelleştirilmeden önce bağlı olduğu Türkiye Şeker Fabrikaları’na (Türkşeker) ait Kütahya’daki 113 dönüm taşınmazı, özelleştirilmesinden sonra Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na (ÖİB) veya Türkşeker’e sormadan kendi üstüne geçirdiğini ve bu durumun “yolsuz tescil” olduğunu bildirdi. Tapu Kadastro’nun durumu Türkşeker’e sorduğunu ve kurumdan “açık bir yanıt alamadığını” tespit eden Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu (YDK) da, “ÖİB’den yazı alınmazsa, açılacak dava ile tapu tescil işleminin iptal ettirilmesi ve taşınmazın teşekkül (Türkşeker) varlıkları içine alınmasını” istedi.</p>
<p>Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’in Meclis gündemine taşıdığı ve Cumhuriyet’in “Şekerli özelleştirme” başlığıyla 25 Haziran 2009’da duyurduğu Kütahya Şeker’deki taşınmaz yolsuzluğu, YDK’nin “Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ 2008 Yılı Raporu”na da girdi. YDK Raporu’nda “Tapu Kadastro XVII. Bölge Müdürlüğü’nün Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği 18 Temmuz 2007 tarihli yazısında, Türkşeker adına tescilli olan Kütahya Gaybiefendi Mahallesi 232 ada 1 parseldeki 113 dönümlük ‘Bahçeli Kargir Fabrika Lojmanları’nın, Kütahya Şeker Fabrikası’nın Kütahya Tapu Sicil Müdürlüğü’ne hitaplı 18 Mayıs 2005 tarihli yazısı üzerine, 20 Mayıs 2005 tarihinde Kütahya Şeker Fabrikası adına ‘tashihen tescil edildiği’nin belirtildiği” ifade edilerek şöyle denildi:</p>
<p>“Tapu Kadastro XVII. Bölge Müdürlüğü yazısında, Medeni Kanun’un 1013. maddesi gereği tescilin taşınmazın malikinin yazılı beyanı üzerine yapılabileceği açıklanmış ve tashih talebinin Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ veya Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın talebine istinaden yapılması gerektiği, Kütahya Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan tashihen tescil işleminin ‘yolsuz tescil’ olduğu belirtilmiştir.”</p>
<p>Türkşeker açıkça yanıtlamıyor</p>
<p>Rapora göre, bunun üzerine Tapu Kadastro, 24 Ağustos 2007 tarihli yazısıyla, Türkşeker’den “Kütahya Şeker’in mülkiyetine geçen söz konusu taşınmaz işlemine muvafakat edip etmediği”ni sordu. Rapor’da “Türkiye Şeker Fabrikaları, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği yazıda Kütahya Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından 20 Mayıs 2005 tarihinde yapılan tashihen tescil işlemine muvafakat edip etmediğini açık olarak bildirmemiştir” denildi. Raporda şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>“Türkiye Şeker Fabrikaları’na ait taşınmazlara ilişkin olarak yapılan tapu tescil işlemiyle ilgili olarak, ÖİB’nin taşınmazın tümünü sattığı yönünde yazılı talimatı alınması veya ÖİB’den, yapılan tapu tescil işlemine ilişkin Medeni Kanun’un 1013 ve 1014. maddeleri uyarınca rıza gösterdiğine ilişkin yazı alınması, ÖİB’nin tapu tescil işlemine rıza göstermemesi veya hisse devri kapsamında taşınmazın tamamının satıldığına ilişkin yazı vermemesi halinde; açılacak dava ile tapu tescil işleminin iptal ettirilmesi ve taşınmazın teşekkül varlıkları içine alınması önerilir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/yolsuzluk-tescillendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl bir anayasa değişikliği?</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/nasil-bir-anayasa-degisikligi-2/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/nasil-bir-anayasa-degisikligi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 13:49:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35181</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. HİKMET SAMİ TÜRK
8- Anayasanın 76. maddesinde milletvekili seçilmeye engel olan suçlar sıralanmıştır. 83. maddede, milletvekili seçilmeye engel olarak sıralanan suçlardan dolayı milletvekillerinin -dokunulmazlıklarının kaldırılmasına gerek olmaksızın- tutuksuz yargılanabilecekleri belirtilmelidir. Yargılama, milletvekillerine bir kolaylık olmak üzere, Ankara’da Yargıtay’ın ilgili ceza dairesinde yapılmalı, temyiz için Ceza Genel Kurulu’na başvurulmalıdır.
9- Anayasanın 91. maddesinde kanun hükmünde kararnamelerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. HİKMET SAMİ TÜRK</p>
<p>8- Anayasanın 76. maddesinde milletvekili seçilmeye engel olan suçlar sıralanmıştır. 83. maddede, milletvekili seçilmeye engel olarak sıralanan suçlardan dolayı milletvekillerinin -dokunulmazlıklarının kaldırılmasına gerek olmaksızın- tutuksuz yargılanabilecekleri belirtilmelidir. Yargılama, milletvekillerine bir kolaylık olmak üzere, Ankara’da Yargıtay’ın ilgili ceza dairesinde yapılmalı, temyiz için Ceza Genel Kurulu’na başvurulmalıdır.<span id="more-35181"></span></p>
<p>9- Anayasanın 91. maddesinde kanun hükmünde kararnamelerin cumhurbaşkanınca Bakanlar Kurulu’na iadesi durumunda kanunların cumhurbaşkanınca TBMM’ye geri gönderilmesine benzer bir düzenleme yapılması uygun olacaktır. Anayasanın 89. maddesine göre yasalar, cumhurbaşkanı tarafından kısmen veya tamamen uygun görülmezse, bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderilebilmektedir. Ancak, TBMM aynı düzenlemede ısrar ettiği takdirde, cumhurbaşkanı o yasayı yayımlamak durumundadır. Benzeri bir düzenleme, kanun hükmünde kararnameler bakımından da yapılmalı; cumhurbaşkanı, bir kanun hükmünde kararnameyi Bakanlar Kurulu’na iade ettiğinde, Bakanlar Kurulu ısrar hakkını kullanabilmeli, bu durumda cumhurbaşkanı kararnameyi yayımlamalıdır.</p>
<p>10- Anayasanın 94. maddesinin 3. fıkrasında Başkanlık Divanı için bir yasama döneminde iki seçim yapılacağı; seçilenlerin görev süresinin ilk devre için iki, ikinci devre için üç yıl olacağı öngörülmüştür. Ancak yasama dönemi, 21 Ekim 2007’deki halkoylamasıyla kabul edilen anayasa değişikliği sonucunda 4 yıla indirildiğinden; bu hükümde değişiklik yapılarak, Başkanlık Divanı için her yasama döneminde -birinci ve üçüncü yasama yılının başlangıcında olmak üzere- iki seçim yapılacağı belirtilmelidir.</p>
<p>11- Anayasanın Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin 101 ve 102. maddeleri parlamenter sisteme uygun olarak yeniden düzenlenmelidir. 21 Ekim 2007’de kabul edilen anayasa değişikliği uyarınca cumhurbaşkanı artık halk tarafından seçilecektir. Bu, başkanlık sistemine giden bir yoldur. O yüzden, cumhurbaşkanının parlamenter sisteme uygun olarak, ya yeniden TBMM, ya da -bir ortalama çözüm olarak- TBMM üyeleri ile il genel meclislerinden her ilin milletvekili sayısına eşit sayıda olmak üzere siyasi partilerin bu meclislerdeki üye sayılarıyla orantılı olarak seçilecek temsilcilerden oluşacak (toplam 1.100 üyeli) bir “Cumhuriyet Kurultayı” tarafından en çok üç turda seçilmesi düzenlenmelidir.</p>
<p>12- Anayasanın 104. maddesinde cumhurbaşkanının “Yargı ile ilgili” yetkileri arasında geçen “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri” seçimine ilişkin ibare çıkarılmalıdır.</p>
<p>13- Anayasanın 105. maddesine “Cumhurbaşkanının kişisel suçları ile ilgili yargılama süreci görev süresince askıya alınır; bu süre boyunca zamanaşımı işlemez” biçiminde bir hüküm eklenmelidir.</p>
<p>14- Kamu denetçiliği (Ombudsman) kurumu anayasada yer almalıdır. Anayasa Mahkemesi, bu konudaki kanunu, kamu denetçiliği anayasada öngörülmediği gerekçesiyle iptal etmiştir. Karar yanlış olmakla birlikte; Yüksek Mahkeme’nin içtihadı bu yönde olduğuna göre, bu kurum anayasada öngörülmelidir.</p>
<p>15- Anayasanın 129. maddesinin 3. fıkrasında “uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili” disiplin cezalarını yargı denetimi dışında bırakan ibare ile “Silahlı Kuvvetler ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümleri saklı” tutan 4. fıkrası, madde metninden çıkarılmalıdır.</p>
<p>16- Anayasanın 144. maddesinde geçen “Adalet Bakanlığı” ve “Adalet Bakanı” ibareleri yerine “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu” ibaresi kullanılmalıdır. Böylece adalet müfettişlerinin denetim görevlerini kurula bağlı olarak yapmaları sağlanmış olacaktır.</p>
<p>17- Anayasanın 145. maddesinde yapılacak değişiklikle, askeri yargının görev alanı, asker kişiler ile asker olmayan kişilerin askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili suçlarıyla sınırlandırılmalıdır.</p>
<p>18- a) Anayasanın 146, 148, 149, 152 ve 153. maddelerinde yapılacak değişikliklerle Anayasa Mahkemesi yeniden yapılandırılmalıdır. Üye sayısı arttırılmalı, örneğin 15’e çıkarılmalıdır. Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Sayıştay ve Yükseköğretim Kurulu’nca üç kat aday gösterilip cumhurbaşkanınca seçilme yerine doğrudan seçim öngörülmeli; avukatlar arasından Türkiye Barolar Birliği’nce, üst kademe yöneticileri arasından cumhurbaşkanınca üye seçilmelidir. (Anayasa Mahkemesi’nin oluşumu bakımından 1961 Anayasası’nda öngörülmüş olmakla birlikte, 1982 Anayasası ile terk edilmiş bir modele dönüş anlamına gelecek; üstelik Yüksek Mahkeme üyelikleri seçimini siyasi etkilere açabilecek bir düzenleme yarar sağlamayacaktır.) Üyelerin görev süreleri 10 yılla, her durumda emeklilik yaşıyla sınırlandırılmalıdır. Anayasa Mahkemesi’nin iki daire halinde çalışması sağlanmalıdır. Anayasa Mahkemesi aynı zamanda “Yüce Divan” olarak görev yaptığından, dairelerden birinin bu sıfatla verdiği karara karşı genel kurul nezdinde temyiz olanağı bulunmalıdır.</p>
<p>b) Anayasa Mahkemesi’ne temel hak ve özgürlükler konusunda bireysel başvuru hakkı, ancak bütün kanun yolları tüketildikten sonra kabul edilmelidir. Anayasanın 152. maddesi çerçevesinde görülmekte olan bir davada anayasaya aykırılık iddiasının öne sürülmesi olanağı bulunduğu için; bireysel başvuru hakkı, ancak belirli istisnai durumlarda kullanılabilmelidir.</p>
<p>c) 149. maddenin 4. fıkrasındaki “Anayasa Mahkemesi &#8230; çağırabilir” yarı cümlesinden sonra gelen “ve” sözcüğü ile ilk yarı cümledeki genel hüküm ile ikinci yarı cümledeki siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin hüküm arasında gereksiz bir bağlantı kurulmaktadır. Bu sözcüğün metinden çıkarılarak yerine bir noktalı virgül (;) konması uygun olacaktır.</p>
<p>19- Anayasanın 159. maddesinde yapılacak değişiklikle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yeniden yapılandırılmalıdır. Üye sayısı arttırılmalı, örneğin 11’e, en çok 15’e çıkarılmalıdır. Yargıtay ve Danıştay’ca üç kat aday gösterilip cumhurbaşkanınca seçilme yerine doğrudan seçim öngörülmelidir. (Kurulun oluşumu bakımından 1961 Anayasası’nın ilk metninde denenmiş, fakat 1971’de terk edilmiş bir modele dönüş anlamına gelecek, üstelik kurul üyelikleri seçimini siyasi etkilere açabilecek bir düzenleme sakıncalı olacaktır.) Üyelerin görev süreleri 5 yılla sınırlandırılmalı, yalnız bir kez seçilme olanağı bulunmalıdır.</p>
<p>Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun adli ve idari yargı olarak iki alt kurul halinde çalışması olanağı getirilmeli, bunların kararlarına karşı genel kurul nezdinde itiraz edilebilmeli; kurulun disiplin cezalarına ilişkin kararlarına karşı yargı yolu açılmalıdır.</p>
<p>20- Anayasanın 160. maddesine eklenecek bir düzenleme ile Yerel Yönetimler Sayıştayı kurulmalıdır. Türkiye’de yerel yönetimler çok büyük kaynaklar kullanmaktadırlar ve Sayıştay, bunları denetlemekte zorlanmaktadır. O nedenle yerel yönetimlerin gelir ve giderlerinin yeni kurulacak Yerel Yönetimler Sayıştayı eliyle denetlenmesi uygun olacaktır.</p>
<p>21- Anayasanın 175. maddesinin 5. fıkrası uyarınca “Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya gerekli görülen maddeleri” cumhurbaşkanınca halkoyuna sunulabilir; 7. fıkrası uyarınca TBMM, anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoylamasına sunulması halinde “Anayasanın değiştirilen hükümlerinden hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını” da karara bağlar.</p>
<p>Bu iki fıkra arasında cumhurbaşkanının takdirine göre TBMM’ce öngörülenden farklı bir uygulamaya yol açabilecek bir çelişki bulunmaktadır. Bu çelişkiyi gidermek için 5. fıkranın 1. cümlesi, “&#8230;Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya gerekli görülen maddeleri aşağıdaki fıkralara uygun olarak cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir” biçiminde değiştirilmelidir.</p>
<p>22- Anayasada bazı maddeleri arasında -bir bölümü değişik zamanlarda yapılan değişiklikler nedeniyle- terminoloji farkları vardır. Örneğin anayasade genel olarak kullanılan “hak ve hürriyetler” terimi yerine bazı maddelerde “hak ve özgürlükler” kullanılmıştır (m. 20 f. 2, 21, 22 f. 2, 34 f. 2, 51 f. 2). Anayasanın çeşitli maddelerinde “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı” (m. 69 f. 4, 104 f. 3, 149 f. 4), bir maddesinde ise “Cumhuriyet Başsavcısı” (m. 148 f. 5) terimi kullanılmıştır. Aynı kavram için farklı terimler kullanmak yerine günümüz hukuk dilinde genellikle kullanılan terimler tercih edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/nasil-bir-anayasa-degisikligi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘AKP özgürlüğü bitirdi’</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/%e2%80%98akp-ozgurlugu-bitirdi%e2%80%99/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/%e2%80%98akp-ozgurlugu-bitirdi%e2%80%99/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 13:48:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35179</guid>
		<description><![CDATA[ CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bir yandan Romanlara açılım yapmaktan bahsederken diğer yandan yaşam alanlarını yok ettiğini belirterek, “Başbakan hem Romanları aç ve açıkta bırakıyor hem de açılım diyor. Romanların işe, aşa ve barınmaya ihtiyacı var. AKP Romanları Sulukule’de göçe zorladı. Sulukule’deki arazilerin büyük bir kısmını kendisi ve yandaşları aldı” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bir yandan Romanlara açılım yapmaktan bahsederken diğer yandan yaşam alanlarını yok ettiğini belirterek, “Başbakan hem Romanları aç ve açıkta bırakıyor hem de açılım diyor. Romanların işe, aşa ve barınmaya ihtiyacı var. AKP Romanları Sulukule’de göçe zorladı. Sulukule’deki arazilerin büyük bir kısmını kendisi ve yandaşları aldı” diye konuştu.<br />
<span id="more-35179"></span><br />
CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde dün düzenlediği “İletişim Özgürlüğü” başlıklı sempozyumun açılış konuşmasını yapan Tekin, AKP iktidarıyla birlikte sade yurttaşın dahi jammer (dinleme önleyici cihaz) kullanmaya başladığını belirterek, kendisinin de bu cihazlardan taşıdığını söyleyerek cihazı izleyicilere gösterdi. 2010 yılının “seçim yılı” olacağını ifade eden Tekin, “Önümüzdeki dönemlerde tüm il ve ilçelerde CHP sokaklarda olacaktır. Beşiktaş ve Kadıköy’de olmak üzere İstanbul’da iki genel merkezimiz olacak. Kampanyalarımızı başlatacak ve CHP’yi önümüzdeki dönemde iktidara taşıyacağız” dedi. Sempozyumun ilk konuşmacısı CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok, AKP iktidarının tüm Türkiye’yi kaygı ve kuşkuya yönelttiğini söyledi. Türkiye’de iletişim özgürlüğü olmadığını ifade eden Baştok, “Özgürlüklerimiz giderek kısıtlanıyor. CHP olarak da, söylemlerimiz ile mesajlarımızın kamuoyuna ulaşması konusunda büyük engeller var” diye konuştu. Baytok’un ardından konuşan CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, Telekominikasyon İletişimBaşkanlığı’nın sistemi nedeniyle şu an Türkiye’de dinlenemeyecek hiçbir telefonun olmadığını belirtti. Avukat Vedat Gürer ise bilişim suçlarının delillerinin tespit etmenin çok zor olduğunu ifade etti. İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın da Türkiye’de iletişim özgürlüğü alanında yaşananlara dikkat çekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/%e2%80%98akp-ozgurlugu-bitirdi%e2%80%99/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Dayatma</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/buyuk-dayatma/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/buyuk-dayatma/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 13:45:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35173</guid>
		<description><![CDATA[İktidar partisinin büyük -üstelik diktatörce!- bir dayatmasıyla karşı karşıya Türkiye: Özellikle hukuka-yargıya yönelik anayasa değişikliği! İktidar partisinin gözü kara, bu değişikliği ya yapacak, ya yapacak! Gözü kara medya yalakaları, kalem ahlaksızları, utanmadan yazıyor: Çoğunluğu arkasına almış bir iktidar anayasa değişikliği bile yapamıyorsa, o ülkede demokrasi mi olur, diye!

Bu bir yasa değil, anayasa! Bir toplumsal sözleşme. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İktidar partisinin büyük -üstelik diktatörce!- bir dayatmasıyla karşı karşıya Türkiye: Özellikle hukuka-yargıya yönelik anayasa değişikliği! İktidar partisinin gözü kara, bu değişikliği ya yapacak, ya yapacak! Gözü kara medya yalakaları, kalem ahlaksızları, utanmadan yazıyor: Çoğunluğu arkasına almış bir iktidar anayasa değişikliği bile yapamıyorsa, o ülkede demokrasi mi olur, diye!<br />
<span id="more-35173"></span><br />
Bu bir yasa değil, anayasa! Bir toplumsal sözleşme. Büyük çoğunluğun onayını almayan bir toplumsal sözleşme olabilir mi? Olsa olsa, yüzde 32’lik desteğe sahip bir iktidarın, katilce, diktatörce bir dayatması olur! Kime karşı? Kendisini desteklemeyen büyük çoğunluğa karşı! Üstelik seçimlere şunun şurasında bir yıl kalmışken bunca yıl yapmadığın değişiklikleri apar topar Meclis’ten geçirmeye kalkışmanın anlamı, yangından mal kaçırmaktır!</p>
<p>Önce hedef aldıkları kaleleri yumuşatıcı bombardımana tabi tutuyorlar! Aylar, yıllar süren.. Yok yargının bağımsızlığı değil tarafsızlığı önemliymiş&#8230; Yargı tarafsız değilmiş&#8230; Bugünkü yargı ve hukuk sistemi, tamamen Ergenekoncuları, Cumhuriyetçileri, Kemalistleri savunuyormuş&#8230;</p>
<p>Yıllar boyu bunları yazıp çizdirdiler, yargıya sövüp saydılar, telefonlarını dinlediler, dinlediklerini kamuya açıkladılar, soruşturma açtılar, uyduruk tuzaklarla yargıyı tutukladılar&#8230; Hedefleri toplumda böyle bir algı yaratmaktı&#8230; Şimdi bunu başardıklarına inanıyorlar; artık seçim dönemine de girildiğine göre, anayasa değişikliği paketini devreye sokma zamanının geldiğine karar verdiler.</p>
<p>Bu bir “askeri strateji”dir, sonra şimdi, tek saldırıyla hedefi ele geçirirsiniz!</p>
<p>***</p>
<p>Bu yasa ne demokratiktir ne de ülkemizde demokrasinin yaygınlaşmasına hizmet edecektir. Bu anayasa değişiklikleri, sadece, AKP’nin istediği, belirlediği ve kendine yarayacak değişikliklerdir&#8230; Üzerinde zerre kadar bir uzlaşı yoktur.</p>
<p>Paketin bütününe toptan karşı çıkılmalı ve her türlü engelleme yapılmalıdır!..</p>
<p>Öyle ki, bu değişiklik, daha Meclis sürecinde anayasaya aykırı kılınmalıdır! Çünkü, iktidar, bunu gerektiğinde zorbalıkla Meclis’ten geçirmeye çalışacaktır&#8230;</p>
<p>AKP’nin hedefi demokratik bir ülke yaratmak değildir, bir AKP yargısı ve hukuku yaratmaktır&#8230;</p>
<p>Çünkü istibdata giden yol, hukuku ele geçirmekten geçer! Böylece yiyecekleri her türlü haltın hukuki bir kılıfı, zemini olacaktır.</p>
<p>Ve diyecekler ki “kardeşim her şey yasal ve anayasal.”</p>
<p>Tıpkı 12 Eylül darbeci faşistlerinin anayasada kendilerine dokunulmazlık sağladıkları gibi!</p>
<p>***</p>
<p>Dedik ki “hukuku halletmeden istibdat kuramazlar.” Türkiye demokrasiye değil, daha koyu bir AKP diktatörlüğüne yol alıyor!</p>
<p>Nitekim şu sıralarda bir grup akademisyen ve çeşitli meslekten insanlar imza kampanyası başlattı. Aralarında Ali Nesin, Ayşe Buğra, Beral Madra, Betül Tanbay, Binnaz Toprak, Latife Tekin, Oryal Gökdemir, Osman Kavala, Meryem Koray, Süleyman Çelebi, Yaman Barlas, Şevket Pamuk gibi isimlerin de bulunduğu bu kampanyanın açıklamasında öncelikli demokratik gerçekler nasıl vurgulanıyor:</p>
<p>“Bugün Türkiye’de demokratikleşmenin acil ihtiyacı, 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan 1982 Anayasası’nın bütünüyle değiştirilerek eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir anayasa yapılmasıdır. Yeni anayasa, tüm siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının aktif olarak katılacağı, en geniş mutabakatı hedefleyen demokratik bir süreçle oluşturulmalı.</p>
<p>Hükümetin &#8230; anayasa değişikliği paketinin kapsamı, içeriği ve hazırlanma yöntemi bakımından yukarıdaki hedeflere ulaşmaya hizmet etmeyeceği, siyasi kutuplaşma ve gerginliği arttıracağı kaygısını taşıyoruz.</p>
<p>Oysa, yaklaşan genel seçimlerin daha demokratik koşullarda yapılabilmesi ve daha demokratik bir temsiliyet yaratılabilmesi için 23. Dönem TBMM’nin görevini tamamlamadan önce yapması gerekenler vardır:</p>
<p>• Anayasa ve Seçim Yasası’nda yapılacak değişiklik ile ülke seçim barajı kaldırılmalı, partilerin hazine yardımlarından adil biçimde yararlanmaları sağlanmalı, partilerin ve adayların seçim harcamalarının sınırları belirlenerek seçim gelir ve giderlerinin şeffaflığını denetleyecek bağımsız bir kurum oluşturulmalı.</p>
<p>• Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası’nda değişiklik yapılarak antidemokratik sınırlamalar kaldırılmalı ve partilerin kapatılması Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu Kriterleri çerçevesinde ve istisnai bir durum olarak düzenlenmeli.</p>
<p>• Milletvekili dokunulmazlıkları kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılarak TBMM Siyasi Etik Yasası çıkartılmalı.</p>
<p>• Ordu, güvenlik ve yargı mensupları dışında kamu görevlileri ile ilgili siyaset yasağı kaldırılmalı.</p>
<p>• Kadınların eşit siyasi temsiline imkân vermek amacıyla cinsiyet eşitlikçi yasal ve anayasal düzenlemeler yapılmalı.”</p>
<p>***</p>
<p>Sen, ülkemizdeki demokrasinin önünü tıkayan yasa ve anayasa maddesini koru!</p>
<p>Ama yargıya hükmedeceğin değişiklikleri bu millete demokrasi diye yuttur!</p>
<p>Türkiye’nin bütün güçleri buna karşı çıkmalıdır!</p>
<p>obursali@cumhuriyet.com.tr<br />
ORHAN BURSALI-CUMHURİYET</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/buyuk-dayatma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Anayasa paketi bir tertip’</title>
		<link>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/%e2%80%98anayasa-paketi-bir-tertip%e2%80%99/</link>
		<comments>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/%e2%80%98anayasa-paketi-bir-tertip%e2%80%99/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 12:44:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gunesco</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilk-kursun.com/?p=35171</guid>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP hükümetinin hafta başında siyasi partilere sunmayı planladığı anayasa değişikliği paketini “tertip” olarak nitelendirerek “Tarafsız bir cumhurbaşkanı, bir siyasi partinin tertibine alet olmaz” dedi

Baykal, il kongresine katılmak üzere Sinop’a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Yargı ile siyaset arasındaki ilişkide hükümetin suçüstü yakalandığını” belirten Baykal, Ergenekon soruşturması ile Habur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP hükümetinin hafta başında siyasi partilere sunmayı planladığı anayasa değişikliği paketini “tertip” olarak nitelendirerek “Tarafsız bir cumhurbaşkanı, bir siyasi partinin tertibine alet olmaz” dedi<br />
<span id="more-35171"></span><br />
Baykal, il kongresine katılmak üzere Sinop’a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Yargı ile siyaset arasındaki ilişkide hükümetin suçüstü yakalandığını” belirten Baykal, Ergenekon soruşturması ile Habur örneklerinde hukukun çarpıtıldığını söyledi. Baykal, “Hukuk faciası böyle giderken bunu daha da ileri götürme niyetinde oldukları anayasa paketiyle gözüküyor” dedi. Hükümetin yargıdan elini çekmesini isteyen Baykal, “Hukuktaki uygulamalar tesadüfen mi hukukun kendi dinamiğiyle mi oluyor? Bunun arkasında bir siyasi kurgu yok mu, senaryo yok mu? Yargının içinde o el bulunduğu sürece Türkiye’de hukuk garabetleri yaşanıyor, yaşanacak” görüşünü dile getirdi. 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk hakkındaki iddianameye de değinen Baykal, iddianamenin gizli tanıklar ve isimsiz ihbar mektuplarıyla hazırlandığını söyledi. Baykal, hukuka en büyük saygıyı duyan insanın kendisi olduğunu ifade ederek, hukuka en büyük “saygısızlığı” yapanların “hukuka saygı gösterme çağrısı” yapmaya haklarının olmadığını belirtti.</p>
<p>Anayasa değişikliği paketinin bu uygulamaların ortaya koyduğu atmosferde değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Baykal, hukuk-siyaset-asker ilişkilerinde sorunlar yaşanırken anayasa değişikliğinin gündeme geldiğini belirtti. Baykal, “Söz konusu olan 72 milyonu ilgilendiren bir düzenleme. Sadece bugünkü insanların değil, doğmamış çocukların, geleceğin Türkiyesi’nin anayasası. Bu kadar önemli bir çerçeve belgesini bir siyasi partinin kendi mutfağının iç işi gibi anlayarak, kendi başına bir düzenlemeyle değiştirmeye teşebbüs etmesi en büyük yanlış olmuştur” dedi. Anayasanın tüm kesimlerin bilgilendirilmesi ve mutabakatıyla değiştirilmesinin önemini vurgulayan Baykal, AKP’nin kendi gereksinimleri ve parlamentodaki çoğunluğuna göre değişiklik için yola çıkmanın mümkün olamayacağını kaydetti. AKP’nin “bazı ihtiyaçlarım var, anayasa buna engel oluyor” mantığıyla değişiklik yapmak istediğini söyleyen Baykal, buna göre yargıyı siyasetin belirleyeceğini, mahkemeyi siyasetin tanzim edeceğini anlattı. Baykal, milletvekillerini ve hükümeti yargılayacak hâkimlerin milletvekilleri tarafından seçilemeyeceği tezinin toplumda da kabul gördüğünü ve baskı oluştuğunu söyledi.</p>
<p>‘Sorumlu iktidardır’</p>
<p>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’deki Ermenilerle ilgili olarak BBC’ye verdiği demeci değerlendiren Baykal, “Başbakan’ın bu açıklaması, Türkiye’nin, çok haklı olduğu bir davada nasıl haksız bir görüntü içine sokulabileceğinin çok tipik bir örneği oldu” diye konuştu. Bu yanlışın ‘neden yapıldığını’ da soran Baykal, “Çünkü Türkiye, bu iktidarın işbaşında bulunduğu bir dönemde, devletin bilgisi altında, yasalara aykırı bir biçimde, bu insanların gelip iş tutmalarına göz yummuştur. Bu durumun sorumlusu iktidardır” yanıtını verdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilk-kursun.com/2010/03/%e2%80%98anayasa-paketi-bir-tertip%e2%80%99/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
