Direniş!..

Haberler

9 Şubat 2010

PKK’nin askeri kanadı 1984 yılından bu yana Kuzey Irak ve Güneydoğu kırsalında eylemler yapıyor. Terör grupları oluşturulurken adı “Arteşa Rızgariya Gele Kürdistan – ARGK” yani “Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu” olarak saptanmıştı.

Bu yapılanma son yıllarda “Hezen Parastına Gel – HPG” yani “Halk Savunma Güçleri” olarak faaliyet gösteriyor. HPG çeşitli eylem birimlerini kapsıyor. Bu birimlerin başında kırsalda 10 ile 20 yıl arasında faaliyet gösteren Nurettin Sofi, Zozan Çevlik, Şahin Cilo, Zaho Zagros, Tekoşer Şemzinan, Ali Haydar Dersim ve Rızgar Ersi gibi üst düzey PKK’liler de bulunuyor.

Bu kişiler Güneydoğu kırsalı ile Kuzey Irak, İran ve Suriye’deki silahlı militanları yönlendiriyor. PKK’nin 6 bin civarındaki militanını bünyesinde barındıran HPG’nin başında ise “Anakarargâh komutanı” olarak nitelendirilen Suriyeli Nurettin Sofi bulunuyor.

Bu militan, PKK’ye silah bıraktırılmasının tartışıldığı bir süreçte çok ilginç açıklamalar yaptı. Sofi, örgütün ajansına verdiği demeçte bırakın silah bırakmayı, “direniş hazırlığı” içinde olduklarını bile itiraf etti!

İşte AKP’liler “Kürt açılımı” tartışmalarında havanda su dövmeye devam ederken binlerce teröristi yöneten Sofi’nin tehdit içeren açıklamaları:

“Biz 13 Nisan’dan (2009) bu yana eylemsizlik içinde olduk. İyi niyetimizi göstermek için dağdan arkadaşlarımızı gönderdik. Peki, Türkiye nasıl yaklaştı? PKK’nin tasfiyesi… Bu zihniyet var olmasına rağmen biz silah mı bırakacağız? Bu mümkün değildir. Tersini söylemek daha doğru olur; bu zihniyete karşı amansız bir direniş içerisine girmek gerekiyor ve biz bunun hazırlığı içindeyiz.”

Deklarasyon!..

Nurettin Sofi’nin “direniş” hazırlığı açıklamasından üç gün önce Kürt hareketinin çatı örgütü (Koma Civaken Kurdistan – KCK) yani “Kürdistan Topluluklar Birliği” bir deklarasyon açıklamıştı. “Demokratik Çözüm ve Barış Deklarasyonu”yla ilgili açıklamayı KCK’yi yöneten Murat Karayılan yapmıştı.

Karayılan, “Kürt sorununda kalıcı çözümün gelişmesi, toplumsal uzlaşmanın sağlanması için üç temel ilkenin esas alınmasını bir çözüm anahtarı olarak” açıklamış, “ilke”leri ise şöyle sıralamıştı:

“Hiçbir kimliğin egemen ve ayrıcalıklı olmadığı ‘demokratik ulus’, hiçbir toplumun yaşadığı ülke yok sayılmadan bütün toplulukların üstünde yaşadığı ‘demokratik vatan’ ve toplumların ulusal ve siyasal haklarının demokrasi içinde tanındığı ‘demokratik’ Cumhuriyet.”

Peki, bu “ilkeler”in yaşama geçirilmesi için ne yapılması gerekiyormuş?.. KCK yöneticisi Karayılan bu kapsamda dört isteği de şöyle duyurmuştu:

“Askeri ve siyasi operasyonlara son verilmesi. Tüm Kürt siyasetçilerin hemen serbest bırakılması. Öcalan’ın ilk adım olarak ‘ev hapsi’ gibi bir statüde kalmasının sağlanması. Demokratik çözüm için taraflar arasında müzakerelere başlanması.”

Karayılan dün yaptığı açıklamada ise deklarasyona yanıt verilmemesinin “savaş kararı” anlamına geleceğini söyledi!..

Ayrışma!..

PKK cephesinde bunlar yaşanırken, Kürt siyasetinin legal kanadı ise örgütle masaya oturulması konusunda Avrupa ülkelerinde lobi faaliyetleri yapıyor.

Bu çalışmaların etkisi 3 Şubat’ta Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen 6. Kürt Konferansı’nın açılışında da dışavurdu. Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) Başkanı Kariane Westrheim, “PKK ile masaya oturulması” gerektiğini söyledi.

Westrheim’in bu konuşmayı yapmasından üç gün sonra BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Reuters haber ajansına bir demeç verdi. Demirtaş, “Kürt sorununun çözüm sürecine dahil olabileceklerini, ancak silah bırakmayla ilgili konuların hükümet ile PKK arasında görüşülmesi gerektiğini” açıkladı.

Demirtaş’ın bundan sonraki sözleri ise daha da dikkat çekiciydi. “PKK halktır, dikkate alınmalıdır, irademiz Öcalan’dır” diyen BDP tabanının aksine Demirtaş, “PKK bizden ayrı bir yönetim mekanizmasına sahip. Söyleyecek bir sözleri varsa, söylerler. Biz eğer bir şeylerin sesi olacaksak, BDP’nin sesi oluruz” demişti! Demirtaş, Reuters muhabirine “partisi ile PKK arasına mesafe koyacağını”da ifade etmişti.

Peki, BDP lideri durup dururken PKK’den niçin uzaklaşmıştı?.. Sorunun yanıtı için Öcalan’ın 27 Ocak’ta avukatlarına söylediği talimat niteliğindeki şu sözlerini okumak yetiyor:

“Daha önce birçok parti kapatıldı. Bu yenisi olmamalıdır. Tekrar uyarıyorum; ‘PKK’nin sözcüsü olmak’ falan deyip partiyi kapatıyorlar. PKK yasadışı silahlı bir örgüttür. Ama BDP der ki, ‘Biz sorunlarımızı Meclis aracılığıyla çözmek istiyoruz’. Bu ayrımı iyi koymak gerekir. PKK’nin sözcülüğü söz konusu değildir. Eğer gerekli görülürse BDP aracılık üstlenebilir. Ancak şimdiden bu biçimiyle kimsenin sözcüsü değildirler. Sonuçta PKK ile BDP arasında bir bağ olması mümkün de değil, mantıklı da değil. BDP’nin örgütlenmesi de bu çerçevede düşünülmelidir.”

Ve Hedef!..

PKK, BDP ve Öcalan üçgeninde işte bunlar yaşanıyor… Tüm bu gelişmeleri yorumlarken de ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:

Kürt hareketinin legal ve illegal kanadı “Kürt açılımı” tartışmalarını bir yana bırakıp tek bir hedefe kilitlenmiştir. Üstelik bu nihai hedefe ulaşabilmek için “direniş” hazırlığı da sessizce yürütülmektedir.

PKK bir yandan şiddeti dayatma yöntemi olarak kullanma stratejisinde kararlı olduğunu belirtirken diğer yandan da devletle masaya oturmak konusunda ısrar etmeye başlamıştır.

Üstelik örgüt masanın bir ucuna kesinlikle Öcalan’ın oturması için de uluslararası düzeyde altyapı oluşturmaktadır. Öcalan’ın iki aşamalı bir planla serbest bırakılması hedefinin ilk etabı Karayılan’ın da açıkladığı “ev hapsi” seçeneğidir!..

Üçüncü yazıda da vurgulandığı gibi, Öcalan’ın PKK ve BDP üzerindeki etkisi giderek artmaktadır. Öcalan bir yandan örgütle BDP arasına mesafe koyulmasını isterken diğer yandan BDP’yi çeşitli etnik gruplar ve fraksiyonları bir arada tutacak bir “çatı partisi”ne dönüştürmeyi tasarlamaktadır.

Tüm bu satırların özüne gelince; PKK de Öcalan da devletle masaya oturma konusunda BDP’yi “aracı” ilan etmiştir. Kürt siyasetinin tüm unsurlarına göre masadaki “muhatap” Öcalan’dır!.. “Çatı partisi” de “ev hapsi”nden sonra siyasete girmeyi düşleyen Öcalan’a hazırlanmaktadır!..
MEHMET FARAÇ-Cumhuriyet

Facebook'ta Paylaş   - Direniş!.. Twitter'da Paylaş  FriendFeed'de Paylaş

Yorum Yapın

Yorumunuzu eklerken;

  • Dilimizi düzgün bir şekilde kullanmaya ve sözcükleri kısaltmadan yazmaya
  • Gerçek kişi ve kurumlara hakaret etmemeye
  • Bağlantı veya e-posta adresi paylaşmamaya
  • Öfkeli, tehditkar iletiler yollamamaya
  • Özen gösteriniz. Bu kıstaslara uymayan yorumlar silinecektir. Sorumluluk yorumcuya aittir.