Güvence…
Haberler
2 Temmuz 2009Demokrasinin güvencesi polis mi, asker mi?
Bizim Soros’un çocuklarına göre polis rejimin, asker ise sınırların güvencesiymiş…
Alın size yeni bir tartışma konusu…
MGK toplantısı, Kurmay Albay Dursun Çiçek’in tutuklanması (Dün akşam saatlerinde aynı mahkeme Çiçek’i salıverdi) bir kenara bırakıldı ve yeni bir tartışma başladı.
Sözlü kültürden yazılı kültüre geçmeyen toplumlarda “demokrasi ve özgürlükler, barışçıl siyaset, asker-sivil ilişkileri” yüzeysel olarak tartışılır.
Herkesin kendisine göre bir demokrasi ve özgürlük modeli vardır!
Demokrasinin ve özgürlüklerin bir yaşam biçimi olduğu unutulur.
Demokrasinin güvencesi ne polistir ne de asker!
Halktır!
Yurttaşlık bilincinin gelişmediği toplumlarda, askeri darbe bir bakarsınız sivil darbeye dönüşmüştür…
Ayılana dek zaman geçer!
Karşınızda polis devletini bulursunuz!
Gelişmiş ülkelerde ülkelerin güvencesi askere ve polise bırakılmaz.
Sendikalar ve demokratik kitle örgütleri öndedir…
Fransa’da bir grev başlarsa, yaşam durur…
Orda hiçbir siyasetçi, polis, asker grevcileri “vatan haini” ve “bölücü” diye suçlamaz.
Bugün Türkiye’de sivil bir anayasa yok!
Siyasi Partiler Yasası… Seçim Yasası… Sendikalar Yasası…
Üç yasa da 12 Eylül’ün ürünü…
Şimdi kalkmış, demokrasicilik oynuyoruz…
Böyle tuhaf bir demokrasi anlayışı dünyanın gelişmiş hangi demokratik ülkesinde var?
Gelelim son günlerde tartışılan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün masasının üzerinde bulunan, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını öngören “gece yarısı yasası”na…
Elbet böyle bir yasa hazırlanır uzlaşma sağlanırsa!
Meclis’te çoğunluğa sahip AKP, yasayı tartışmadan, muhalefetle uzlaşma sağlamadan sabaha karşı geçiriyor.
Komisyonda tartışılsaydı bu yasa çıkmaz mıydı?
Sanırım çıkardı!
***
AKP’den bir hukukçu önce anayasayı inceleseydi (145.madde), gerçeği göremez miydi?
Taha Akyol Milliyet’teki köşesinde ne diyor:
“… Anayasanın 145. maddesinin 1. fıkrasına göre, sadece ‘askeri suçlar’a değil, asker kişilerin ‘askeri mahallerde’ işleyeceği suçlara da askeri mahkemeler bakar.
Yasa ile anayasa maddesi arasında bir sorun yok mu?”
Elbet var!
CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak ve büyük olasılıkla yasa iptal edilecek ya da Cumhurbaşkanı Gül imzalamayacak…
Bugün Türkiye’de valiler, müsteşarlar bağlı oldukları birimlerin (bakanların) oluruyla yüksek yargı önüne çıkıyorlar.
Taha Akyol’un deyişiyle, Sorgun ya da Yozgat Cumhuriyet Savcısı, canı isterse Genelkurmay Başkanı Orgeneral hakkında dava açabilecek!
Aslında Türkiye’de yargı reformuna gerek var!
Geçmişte biliyoruz… İki ayrı sivil ağır ceza mahkemesi örgütlü suçlardan yargılanan sanıklar hakkında iki ayrı karar vermişti…
Birincisi sanıklara 15 yıl hapis cezası verirken ikincisi benzeri suçtan yargılanan sanıkları aklamıştı.
Devrimci-Yol davası 29 yıldır sürüyor Türkiye’de…
Bir başka örnek… 68’li Sarp Kuray 60 yaşında cezaevine girdi… Suçu devleti yıkmak…
Bir devleti tek başına nasıl yıkacaktı Kuray?
TSK içinde Fethullahçı bir yapılanma olduğu, bazı astsubayların bu nedenle Kayseri’de gözaltına alınıp, askeri savcılıkça tutuklandıkları biliniyor…
Şimdi bir soru…
“Acaba olay Fethullah Gülen’e uzanacağı için mi, apar topar bir yasa tasarısı hazırlanıp gece yarısı Meclis’ten geçirildi?”
Askeri Savcılık, TSK içinde geniş bir Fethullahçı örgütlenmeye mi ulaştı?
***
77’nin kanlı 1 Mayıs’ında İstanbul’da; 78’in Kahramanmaraş’ında; 1993’te Sıvas Madımak’ta rejimin güvencesinin asker ve polis olmadığını gördük ama akıllanmadık.
İrtica “demokrasi ve özgürlük” diye diye tarikat şehylerinin önderliğinde ülkeyi kuşattı!..
Devlet içindeki örgütlü çetelerle yarışa girdi…
Olup bitenlere göz yumuldu!..
Yurttaşlık bilincimiz geliştikçe demokrasiye ve özgürlüklere sahip çıkacağız…
Ekonomi alarm veriyor, yoksulluk artıyor…
Az daha unutuyordum…
Almanya Deniz Feneri’nin Türkiye ayağı unutuldu, Zahid Akman nerelerde acaba?..

Teşekkürler Sayın Doğru.