Fetret devri
Haberler
2 Temmuz 2009Albay Çiçek hakkındaki tutuklama kararı, kurumlar arasındaki güven uçurumunu sarsıcı bir açıklıkla önümüze koydu.
İki savcı, velev ki biri askeri, öbürü sivil olsun, dünyanın hiçbir yerinde aynı kişi hakkında bu kadar zıt kararlar vermez.
Kurmay Albay Dursun Çiçek basına sızdırılan bir “darbe belgesi” altında yer alan imzanın sahibi olmakla suçlandı.
Belge fotokopiydi, imza da fotomontaj olabilirdi. Askeri savcı takipsizlik kararı verdi. Ama sivil savcılar kovuşturmanın üstelik tutukluluk altında yapılmasını talep ettiler ve Albay Çiçek’i tutuklattılar!
Yargının o günkü “tarihi MGK”dan etkilenmediği anlaşılıyor.
Çünkü MGK bildirisinde yazdığı gibi “devletimizin kurumlarını yıpratmaya yönelik beyan ve yayınlara ilişkin tepki ve düşünceler”in dile getirilmesi ve Orgeneral Başbuğ tarafından gösterilen tepkiye hükümet kanadının da hak vermesi sonucu değiştirmemiştir.
Bu iyi bir şey aslında ama şu şartla:
Bir hafta içinde Albay’ın tutuklu yargılanmasına sebep olacak önemde delillere ulaşıldığından emin olmalıyız…
Bu bayram havası ne?
İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan “Yeni soruşturmada o belgeye dayanılmadığı, tutuklama kararının örgüt üyeliği nedeniyle verildiği görüntüsü var” değerlendirmesi yaptıktan sonra vahim bir ihtimalden söz etti:
Askeri savcılık Albay Dursun Çiçek soruşturmasını yürütürken İstanbul’daki sivil savcıların, ellerindeki yeni suç delillerini askeri yargıya kasıtlı olarak vermemeleri ihtimali olabilir mi?
Turgut Kazan “Eğer Ergenekon savcıları belgeleri sakladıysa bu hukuksal görünümlü bilek güreşidir” dedi.
Bu bilek güreşi iktidardan ne kadar teşvik görüyor, ne kadar cesaret alıyor bilemeyiz ama AKP ve yandaşlarının gizleyemedikleri duyguları, son gelişmelerin kendilerini çok mutlu ettiğini açığa vuruyor.
İktidar yandaşı medya olup biteni TSK’nın iktidar alanının daraltılması biçiminde değerlendiriyor.
Albay Dursun Çiçek’in tutuklanmasından sonra yapılan yorumlar sanki 28 Şubat’ın rövanşını alan bir başarıyı kutluyor havasını yansıtıyor.
TSK siyasi rakip değil
Bu yazı kaleme alınırken Albay Çiçek’in tutukluluğuna itirazı mahkeme inceliyordu.
Dursun Çiçek’in tutuklanması ardından söylenenler, yapılan yanlışı mahkemeye fark ettirebilir diye düşünüyor ve itirazın kabul edilerek albayın serbest bırakılacağını bekliyordum. Beklentim gerçekleşti.
Ama bu durum söylemek istediğim şeyleri değiştirmemi gerektirmiyor:
İktidar TSK’ya rakip partiymiş gibi bakmaktan vazgeçmelidir.
Başbakan Erdoğan 28 Şubat’ın intikamını alıyor görüntüsünün, uzlaşma ile sağlanmış sonuçlardan daha fazla oy getireceğini düşünüyor olabilir.
Çatışma üstüne kurulu bu oyunun maliyetini, devlet adamı gibi hesap ederse umarım vazgeçecektir.
Çünkü bu entrikacı siyaset yalnız TSK’ya zarar vermiyor, yargının uğradığı tahribatı da artırıyor. Toplum bu yüzden her gün kendini daha güvensiz hissediyor.
AKP ardında adıyla anılan bir fetret devri bırakmak istemiyorsa bu hengâmeyi durdurmalıdır.
Kendisi de kaybedecek çünkü.
Millet siyaset yapan askerleri ne kadar sevmiyorsa askerle uğraşan iktidarları da o kadar sevmiyor!
