Değer mi, değmez mi?
Hasan Pulur
1 Temmuz 2009İnsan kendi dünyasıyla baş başa kalınca “Değer mi?” diyor. Belge mi, paçavra mı?
Bu ülkenin tek sorunu bu mu?
İşsizlik başını alıp gidiyor, insanlar iş peşinde, aş peşinde ve konuya bakın:
“Belge mi, kâğıt parçası mı?”
İmza doğru mu, sahte mi?
Kim bunları tartışanlar?
Öyle sıradan adamlar değil; koca koca, sivil, üniformalı, devletlüler.
* * *
GENELKURMAY Başkanı Sayın Başbuğ diyor ki:
“TSK’nın komutanı olarak açıkça söylüyorum ki, artık Silahlı Kuvvetler üzerinden elinizi çekiniz. TSK üzerinden kendinizi, siyaseti tanımlama düşüncesinden ve gayretlerinden vazgeçiniz. TSK’ya karşı medya üzerinden asimetrik psikolojik harekât yürütmeye son veriniz.”
Kim bunlar Sayın Orgeneral?
Kışlalarda ağırladığınız, toplantılarınızda başköşelere oturttuğunuz, “Emredin komutanım!” diyerek, “dünyalıklarını” kıvıranlar değil herhalde!
* * *
BELGE mi, kâğıt parçası mı?
Eğer bunu bile bulamıyorsanız, ne işiniz var oralarda?
“Değer mi?”
Böyle düşünmez misiniz?
Üstelik hastanede en yakınınızdan biri yatarken, önünüzden sıra sıra hastalar geçerken, kimi sedyede, kimi tekerlekli sandalyede…
* * *
“DEĞER mi?” demez misiniz?
Her gün yeni bir sakız çiğne dur.
Darbeydi, belgeydi, darbecinin eskisiydi, darbecinin yenisiydi.
Değsin ya da değmesin, önünüze sürülen konu bunlar, gündem bu, siz istediğiniz kadar “Değmez” deyin…
Hayat devam edip gidiyor.
Sonunu merak eden kim? Ya da herkes sonunu bilir de söylemiyor.
“Usuli”nin lafına aldıran mı var?
“Şu serverler ki dağlar gibi baş eğmezlerdi eflake
Yatarken şimdi pest olmuş, ne tiğ u ne kemen payda.”
Anladınız anladınız, “Onlar ki dağlar gibiydiler, baş eğmezlerdi devrana, şimdi ölünce…” diyor.
* * *
AMA insan öyle şeylerle karşılaşıyor ki!
Değer diyorsunuz, değer, bu dünya bunları görüp yaşamaya değer.
* * *
HASTANE koridorlarında genç biri selam verdi:
“Sizden bir şey rica edebilir miyim?”
“Elbette, buyurun!”
Anlattı:
“Annem karşı odada yatıyor, yarın ameliyata gidecek, sizin iyi okurunuzdur, hatta yazılarınızın bazılarını keser saklar, bize okutur… Acaba kendisiyle görüşür müsünüz?”
Elbette, konuşulmaz mı, emekli öğretmen Ayten Avcı’yı ziyaret ettik, ameliyat sonrasını da izledik, iyi geçmişti.
Hani o “Değer mi?” diye kuşkulu bir sorumuz vardı ya!
Değer değer, bu dünya, bu hayat, bu güzel insanlarla birlikte yaşamağa değer…
