Vicdan aynanıza bir bakın!
Hasan Pulur
5 Haziran 2009TELEVİZYONDA, “Türkiye” partisini kuran Abdüllatif Şener konuşuyordu, dinleyenlerden biri laf attı:
“AKP’den niye ayrıldı yani? Aynı inançta, aynı temelden gelen, dünya bakışı, sosyal yaşamı hemen hemen aynı olan Abdüllatif Şener ile Tayyip Erdoğan arasında ne fark var ki? Eşleri bile örtülü!”
Hem sordu, hem de cevabını kendisi verdi:
“Hiççç!”
Biz “Acaba?” deyip girdik araya:
“Abdüllatif Şener öyle demiyor.”
“Ne diyor?”
Anlatıyoruz…
Abdüllatif Şener’in çoğundan farklı bir tarzı var, yalnız sizin mahalleden değil, öbür mahalledekilerden de… Adam partisinin kurucularından, yani sıradan biri değil. Herkes seçimden önce çenesini tutup, genel başkana ters düşmemek için susarken, o çıktı ortaya aday değilim, dedi. İstese adaylığını kor, seçilir, milletvekili olur, sonra döner fırsat kollar, istifa edip partisini kurardı… Üstelik Abdullah Gül onun adına adaylık harcı bile yatırmıştı, geri verildi.
* * *
“TAYYİP Erdoğan’la aralarında ne fark var?” diyen, üsteledi:
“Anlattıkların, aralarındaki farkı, ya da Şener’in AKP’den ayrılışının nedenini göstermiyor ki!”
* * *
DOĞRU, Abdüllatif Şener AKP’den niçin ayrıldı?
Cevabı, televizyon ağzıyla “Az sonra” değil, hemen şimdi:
“Şöyle bir düşünün, Sayın Başbakan ile ekonomi konularında farklı düşünüyorsunuz, siyaset tarzınız farklı, devlet anlayışınız farklı, yönetim biçiminiz farklı ve sürekli bununla bağlantılı kendinizi sıkıntıda hissediyorsunuz. Daha önemlisi, yolsuzluklardan arınmamış bir iktidar anlayışının ortasında olduğunuzu da görüyorsunuz. Kirli bir siyasetin kuşatılmışlığı içinde olmak nasıldır bilir misiniz? Bu, insanı mutlu eden, yaptığı işten zevk almasını sağlayan bir süreç değil. Bu kadar çok açmazın içinde varlığını sürdürmek beni yoruyordu. Her ne kadar özgün bir çizgi tutturmuşsam da, konuşurken Sayın Başbakan’dan daha farklı bir üslupla konuşup bazı temel konularda farklı kararlar almışsam da, bu durum sürdürülebilir değildi. Kendi çizgimi göstermiş olmakla birlikte, beni zorlayan, yoran, sıkıntıya sokan bir süreçti. Bunu sürdürdüğüm takdirde kişiliğimden uzaklaşacağımı, bir şeyler kaybedeceğimi düşünüyordum. Devam edebilmek aslında imkânsızdı. Ben, ben olmaktan çıkarak yoluma devam edebilirdim.”(x)
* * *
SON cümleye dikkat edin:
“Ben, ben olmaktan çıkardım!”
Abdüllatif Şener’le çok ayrı insan da olsanız, onun düşüncelerini asla paylaşmasanız da, bu cümle sizi etkilemez mi?
İster sağda olun, ister solda, siyasetçiyseniz…
Vicdanınızın aynasında şöyle bir boy gösterin ve bakın, siz siz olmaktan çıkmış mısınız, çıkmamış mısınız?
———————
