Tutuklu Rektörler, Hasta Tutuklular, Vicdanlı Yargıçlar
Emre Kongar
25 Haziran 2009Zaman zaman düşünüp şük-retmişimdir “İyi ki yargıç değilim” diye.
Bir insanı yargılamak…
Bir insanı beraat ettirmek veya mahkûm etmek…
Bir insan yargılanırken onu özgürlüğünden mahrum etmek veya etmemek…
Bir hasta tutuklunun tedavi olanaklarının sınırlanmasına ve kısıtlanmasına neden olmak veya bu olanakların önünü açmak…
Ne muazzam sorumluluklar bunlar!
Vicdan ister, VİCDAN!
Hukuk bilgisi ister, HUKUK BİLGİSİ!
İyi ki yargıç değilim…
İyi ki tek imzayla insanları içeri atan veya içerden kurtaran biri değilim…
Hukuk bilgim yeterli olsaydı bile vicdanım böyle bir sorumluluğu kaldırabilir miydi bilmiyorum!
***
Rıza Türmen:
Değişik bir yargıç…
Hukukçu olsaydım benim de yapmak isteyeceğim türde bir görevde bulunmuş…
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıcı…
İnsanların temel hak ve özgürlüklerini korumak için ülkeleri yargılayan bir mahkemenin yargıcı…
22 Haziran Pazartesi günü Milliyet gazetesinde “Tutukluların insan hakları” başlıklı bir makale yazdı.
Konuya ilgi duyanlar bu yazıya Milliyet arşivinden kolayca ulaşabilir.
Hiç kuşkum yok ki malum davanın savcı ve yargıçları da bu makaleyi okumuşlardır.
Türmen, önce tutukluların hastalık hallerindeki haklarını anlatıyor ve AİHM’nin bu konudaki davalar hakkında verdiği kararlardan örnekler sunuyor.
Sonra şöyle devam ediyor Türmen:
“Sorunun bir başka yönü daha var. AİHM kararlarına göre, tutuklama için gerekli olan suç işlendiğine ilişkin ‘makul kuşku’, tutuklamanın devamı kararı için yetersiz.
Yargıç tutuklamanın sürdürülmesine karar verirken, sanığın kaçma, kanıtları ortadan kaldırma ya da yeniden suç işleme olasılığının bulunduğunu somut bir biçimde göstermek zorunda. Tutuklama süresi uzadıkça yargıcın gerekçelerinin daha ayrıntılı ve somut olması gerekiyor.
Kanser ve kalp rahatsızlığı gibi ölümcül hastalıkları bulunan Prof. Yurtkuran’ın kaçma, kanıtları karartma ya da yeniden suç işlemesi beklenemeyeceğine göre tutukluluğunun sürdürülmesini haklı göstermek güç.
AİHM’nin incelediği noktalardan biri de böylesine ağır hastalıkları bulunan bir kişinin neden teminatla tahliye edilmediği.
AİHS yasaların üstünde
AİHM kararları devletler bakımından bağlayıcı. Ayrıca Anayasa’nın 90. maddesinde yaptığımız değişiklikle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile yasalar arasında uyuşmazlık varsa, sözleşme hükümlerinin esas alınacağını kabul ettik. Bu nedenlerle, yargılama sürecinde AİHM kararlarının göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa hukuk düzenine uyum sağlamasının önkoşulu.”
***
Ben hukuk dersleri de aldım ama hukukçu değilim, bu işlerin inceliklerini bilmem.
Türmen’in makalesini okuyunca malum dava acaba ne kadar anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun olarak görülüyor sorusu aklıma takıldı.
Hiç kuşku yok ki malum davanın savcıları ve yargıçları hem bilgili hem de vicdanlı hukukçulardır.
Türmen’in yazdığı noktaları mutlaka biliyorlardır.
Ben sadece sıradan bir vatandaş olduğum için aklıma takılan soruyu dile getirdim…
