O belgeyi unutamayız
Rıza Zelyut
26 Haziran 2009Önce bir hikaye yazalım: Siz, bir tanıdığınıza mektup yazıyorsunuz. O kişi; mektuptaki imzanızı kesip bir çeke yapıştırıyor. Çekin üstüne de 50 bin lira borçlu olduğunuzu gösteren bilgileri yerleştiriyor. Sonra da bu çekin fotokopisini çekiyor. Fotokopi çekle bankaya gidip sizin hesabınızdan 50 bin lira çekmeye kalkışsa, bu kişiye banka ne cevap verir?
Olacaklar bellidir: Banka yönetimi derhal polisi arar; bu fotokopi çekle para tahsiline kalkışan kişi sahtekarlıktan tutuklanır. Yargılaması yapılırken de akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması için hastaneye sevk edilir.
İşte şu meşhur AKP’yi bitirme belgesi böyle bir belgedir. Bir fotokopi belge ile Türkiye’yi hop oturtup hop kaldırdılar. Bu belgeyi en başından itibaren doğru gibi kabul edip yorum yapanların da bence Bakırköy’e gönderilip bir akıl taramasından geçirilmesinde yarar var.
SABIKALI CASUSLARIN GAZETESİ
Bu belgenin yayımlandığı Taraf adlı gazetesi Amerika ve İsrail’le bağlantılı olduğu söylenen sivil ajanların yönettiği bir kışkırtma parçası… İşi gücü Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kötülemek. Gazetenin arkasındaki asıl güç Fethullahçı örgüt. Basımı, dağıtımı; o cenahtan kuruluşlarda yürütüldü.
Lütfen yeniden düşünün:
Polis gidiyor, bir Ergenekon davalısı kişinin avukatının bürosunu arıyor. Orada, güya bu fotokopi bilgeyi buluyor.
Bundan sonra ne yapılmalıydı?
Eğer hükümete karşı bir darbe söz konusu ise, polis derhal bu belgeyi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ulaştırmalıydı. Savcılık da soruşturma başlatmalıydı…
Fakat, öyle olmamış… Belge ne askeri savcılığa verilmiş ne de darbe işini soruşturan meşhur Ergenekon savcılarına…
Belgeyi bulanlar; bunu Taraf Gazetesi’ne sızdırmışlar… Emperyalizmin solcusu Ahmet Altan da bunu mal bulmuş Mağribi edasıyla yayımladı…
Ve ortalık karıştı…
NE DEMİŞTİM?
Bu belge ortaya çıktıktan sonra ben; bu işin, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a karşı hazırlanmış bir komplo olabileceğini yazmıştım. Çünkü Sayın Başbuğ, 14 Nisan’da İstanbul’daki açıklamasında; Fethullahçı yapılanmayı açıkça hedef almış; bu örgütlenmenin demokrasi için tehdit olduğunu vurgulamıştı. Polisin içinde gizli bir çekirdek oluşturan bu örgütün bu tür sahte darbe belgeleri hazırlayıp Silahlı Kuvvetleri sıkıştırma ihtimalini düşünmüştüm.
Askeri Savcılık yaptığı incelemede; bu belgenin sahte olduğunu; belgenin Genelkurmay’da hazırlanmadığını; bu konuda bir emir verilmediğini; bu belge ile ilgili olarak herhangi bir ipucuna da ulaşılmadığını açıkladı. Ve bundan sonrasının sivil savcığı ilgilendirdiğini belirtti.
Yani; bu belge işi; askeri savcılığın açıklaması ile bitmeyecektir; bitmemelidir de…
ASKER-HÜKÜMET ÇATIŞMASI İSTENİYOR
İlk andan beri bende oluşan izlenim şudur: Bu belge; Türkiye’nin normalleşmesini istemeyenlerin işidir. Kuvvetle tahmin ediyorum ki varlığının tehdit altında kaldığını gören Fethullahçı örgütün bu işte parmağı vardır. Eğer onlar sorumlu değil ise; Türkiye’nin normalleşmesini istemeyen uluslararası örgütlerin izi de araştırılmalıdır. TSK ile hükümeti birbiri ile çatıştırarak Türkiye’yi hep diz üstünde tutmak isteyen devletler yok mu sanıyorsunuz?
Bu açıdan; hem Genelkurmay’ın hem MİT’in belge ile daha da ciddi biçimde ilgilenmesi gerekiyor. Yani; bu belgenin üretildiği nokta mutlaka bulunmalıdır.
Eğer ordunun içinde kendi başlarına hareket etmeye çalışan bir çekirdek grup oluşmuş ise onlar da ortaya çıkartılmalıdır. Zaten Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ, bu tür kişi veya grupların TSK’da asla barındırılmayacağını açıkça dile getirmiş; bunun sözünü de vermiştir.
Burada; asıl görev hükümete düşüyor: AKP yönetimi; her belgeden sonra sanki kendilerine karşı kuvvetli bir darbe hazırlığı varmış gibi hava yaratıyor. Bu da iyi değil. Bundan sonra kimse darbe yapamaz; darbeye hükümeti bırakın bu millet izin vermez.
Hükümet darbe heveslilerine karşı gösterdiği duyarlılığı; darbe yapılacakmış söylentileri üreten odaklara da göstermelidir. O zaman hepimiz daha rahat olacağız ve daha ciddi işlerle uğraşmaya başlayacağız.
