Neredeler, Neredeyiz?

Cüneyt Arcayürek

10 Haziran 2009

Demokratik kurallar içinde “soruna” barış arayanlara inanmak giderek zorlaşıyor.

Kürt sorununun çözümüne yardımcı olmak amacıyla silahlı eylemlere 15 Temmuz’a kadar ara verdiğini açıklayan terör örgütü, doğasındaki kalleşlik gereği… yollara döşediği mayınları patlatıyor, can almaya devam ediyor.

Barıştan, kardeşlikten sürekli söz edip üniter devlet içinde Kürtlere anayasada eşit haklar verilmesini isteyenlerin sözcüsü, soyadı Türk olanı; PKK teröristini “gerilla” diye tanımlıyor.

İrili ufaklı kimi yetkili Kürt ağızlar ise katillerin ağa babası İmralı’daki şaşı gözlü terörist başını sayın diye anıyor.

Soruna çare olarak otuz bin insanın katledilmesine önderlik yapan Öcalan’ı gösteriyorlar.

Sırrını açığa vurmaktan çekinmeyen, sarkık görüşleriyle ön planda görünen içlerinden biri; resmi bir görev üstlenmiyor ama… Kürt milliyetçiliğinin aşırı ucunu temsil ediyor.

Son manevrası Çanakkale’deki zaferi istismara yeltenmek oldu. Bu vatanın Çanakkale’de ölen Kürtlerle Türklerin ortak vatanı olduğunu söyleyerek ayrımcılığa, bölücülüğe yeni bir örnek verdi.

Demokratik rejimin sağladığı olanaklarla ihanet, bölücülük kol kola…

***

Soruna çözüm aradıklarını söyleyen medyadaki ve aydınlar arasındaki Hasso’lar, örgütün siyasal uzantısı Demokratik Toplum (Kürt) Partisi’nin gizlediği asıl amaca hizmet eden çabalarıyla dikkat çektiler.

Bir ara dağdaki terörist başlarından Murat Karayılan’la söyleştiler.

Çözüm için devletin PKK ile diyalog kurmasını savundular.

Çözüm için askerin operasyonları bırakmasını öncelikli koşul olarak öne süren DT (Kürt) P’si ile aynı ağzı kullandılar.

Asıl amaçları TSK’ye silahı bıraktırmak!

Eşitlik sağlar görünmek için örgütün aynı zamanda elini tetikten çekeceğini öne sürdüler.

Bu kafaya göre: PKK ile TSK her anlamda eşit!

Bu, falandan filandan öteye; TSK’nin, terör örgütünü tanıdığını kanıtlamak için buldukları yol.

İçimizdeki terör örgütü uzantısı siyasal kimlik ile ona ve örgüte yardımcı olan medyatik kimliklerin harekete geçmesini Çankaya’daki AKP’linin içi boş, bir düşü sayıklar gibi söylediği bir cümle sağladı: “Önümüze çıkan tarihsel fırsatı kaçırmayalım!”

Sorun bugün biraz daha içinden çıkılmaz duruma girdiyse, sorumlusu Çankaya’daki dindar AKP’lidir.

***

Diyalog… askerin silahı bırakmasını isteyen kampanya… Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un ABD’de yaptığı, özü de sözü de sağlam açıklamalarıyla bir anda susuverdi.

Başbuğ’un açıklamalarından sonra; terör örgütü ile devlet arasında diyaloğun başlamasını sağlamak için ön koşul olarak TSK’nin operasyonlara son vermesini isteyen Hasso’ların dilleriyle kalemleri konuşmaz, yazmaz oldu.

Orgeneral Başbuğ:

“…Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde Türk askerinin, vatandaşının canına, ülkenin toprak bütünlüğüne kasteden teröristlere karşı kimse TSK’den barış adına operasyon yapmamasını, sessiz kalmasını veya bir köşeye sinmesini beklemesin.

Nerede olursa olsun herhangi bir teröristle karşılaşıldığında en ağır şekilde yanıt verilecektir…” dedi ve açıkladı:

“…Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları, başta Mustafa Kemal Atatürk, bu devleti kurarken üniter devlet, ulus devlet olarak kurmuş.

Bunun çivisi oynatılamaz. Bu konudaki tutumumuz çok net…”

Neredeler, neredeyiz? Başbuğ anlattı, açıkladı.

Bu sesi işitmezlikten gelen Hasso’lara duyurulur.

Facebook'ta Paylaş   - Neredeler, Neredeyiz? Twitter'da Paylaş  FriendFeed'de Paylaş

Yorum Yapın

Yorumunuzu eklerken;

  • Dilimizi düzgün bir şekilde kullanmaya ve sözcükleri kısaltmadan yazmaya
  • Gerçek kişi ve kurumlara hakaret etmemeye
  • Bağlantı veya e-posta adresi paylaşmamaya
  • Öfkeli, tehditkar iletiler yollamamaya
  • Özen gösteriniz. Bu kıstaslara uymayan yorumlar silinecektir. Sorumluluk yorumcuya aittir.