Mezara gidecek sırrın kodları…
Sabahattin Önkibar
11 Haziran 2009Tayyip Erdoğan’la Yaşar Büyükanıt Dolmabahçe’de Kıbrıs’ı konuşmadı!
Yunanistan’la ilişkileri de masaya yatırmadı!
K.Irak, Barzani ve Talabani gibi konuların olması da mümkün görünmüyor.
İsrail ve Ermenistan başlıkları da ihtimal dışı.
Öyle, çünkü bu gibi mes’elelerin konuşulacağı yer MGK’dır.
En önemlisi bu konular konuşulsaydı, tutanak olurdu.
Yaşar Büyükanıt tutanak tutmadım derken Başbakan Erdoğan da “Bu görüşme benimle beraber ebediyete intikal eder” diyor.
Görüşme özel…
Zamanlaması ise hayli ilginç!
AKP’ye verilen muhtıranın hemen sonrasına denk geliyor!
Bu buluşmanın akabinde AKP’de müthiş bir tasfiye var.
Tayyipçi olanların dışında kalan Milli Görüşçülerin tamamına yakını tasfiye edildi yani seçimde aday yapılmadı..
En önemlisi, bu görüşme sonrasında Tayyip beyde Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına karşı bir tavır belirdi.
Öyle ki Erdoğan, Gül’ün adaylığına mecbur kalana kadar evet demedi!
Ne zaman ki Bahçeli Meclis’e gireriz dedi, Erdoğan da o gün Abdullah Gül’e mecburiyetten vize verdi.
Bütün bunların gösterdiği şey, Dolmabahçe’de AKP’nin görüntüsü ve imajının gündeme geldiği ve Tayyip beyin TSK’ya bazı taahhütlerde bulunduğudur.
Dolmabahçe’de üstünde asıl durulması gereken şey, Yaşar Büyükanıt’ın durumudur.
Hatırlayın bu buluşmadan sonra Büyükanıt Paşa’nın seyri de birden değişmişti.
Dolmabahçe’den sonra Yaşar Büyükanıt tavır ve tutumları ile herkesi şaşırtmıştı.
DolmabahçeYaşar Paşa için adeta bir milattı.
CHP ve MHP liderliği ile hakarete varan atışmaları ve AKP ile kol kola girmesi, hep bu buluşmanın sonrasına rastlıyor.
Fikri Sağlar gibi bazı çevreler bu durumu farklı yorumladı ve acayip yorumlar yaptılar ama benim o noktada kuşkularım var.
Öyle, çünkü Yaşar Paşa’nın bir dosyası ya da açığı olsa idi bu durum Şemdinli sürecinde dile getirilir ve Kara Kuvvetlerinde önü kesilir yani Genelkurmay Başkanı yapılmazdı.
Dolayısı ile Dolmabahçe, buradan bakıldığında hakikaten çok bilinmeyenli bir denklemdir.
Bu buluşmada TSK’yı yeni bir yörüngeye oturtmak için Ergenekon’u dolaylı olarak yönlendiren dış dinamiklerin yeni belge ve bilgi bağlamında katkısının olup olmadığı derin mahfillerde en çok konuşulan husustur.
Dolmabahçe görüşmesi ile ilgili olarak ortaya çıkan en somut şey Tayyip beyin bu buluşmadan moralli ayrılması, Yaşar Paşa’nın ise buluşma sonrasında seyrini yani klasik çizgisini değiştirmesidir.
Bu gök kubbede hiçbir şey gizli kalmaz… Söyleme dostuna, o da söyler dostuna misali gün gelecek dostlara yansıyanlarla bu gizli görüşme bir şekilde aydınlanacaktır.
NOT:Sevgili Saygı Öztürk’ün Doğan Kitap’tan çıkan “Ölüm kuyuları” adlı çalışması, Şemdinli olaylarının gerçek bir belgeselidir. Okurlarıma öneriyorum.
MERAK…
Bahçeli, İsrail ile ne imzaladı?
Başbakan Erdoğan’ın MHP-DSP-ANAP hükümeti dönemini kastederek geçmişte İsrail ile imzalanan gizli anlaşmaları dillendirmesi kafaları karıştırmıştır. Devlet Bahçeli’nin de reddedemediği ve hatta kabullenme zorunda kaldığı anlaşmanın ne olduğu merak konusudur. Evet, her fırsatta soyut hamaset yapan Devlet Bahçeli İsrail ile ne gibi bir anlaşma yapmış ve neye imza atmıştır derhal açıklamalıdır. Bahçeli bu açıklamayı yapmaz ise söylediklerinin pek bir anlamı olmayacaktır.. Tayyip Erdoğan’ın ifadeleri sonrasında Devlet Bahçeli artık itham altındadır. Dolayısı ile Bahçeli hiç vakit kaybetmeden İsrail ile ne gibi bir anlaşma yaptıklarını ve neye imza attıklarını bir basın toplantısı ile ortaya koymaya mecbur ve hatta mahkumdur.
ŞEF…
Gürtuna’ya Mesut Yılmaz vetosu!
DP İstanbul il başkanlığı teklif edilen Ali Müfit Gürtuna projesi ani bir kararla askıya alındı ve Tekin Enerem apar topar il başkanlığına atandı. Konu ile ilgili olarak yaptığımız soruşturmada karşımıza çıkan tablo şudur: Cindoruk ve Keçeli ekibinin sıcak baktığı Ali Müfit Gürtuna’ya Mesut Yılmaz şiddetli bir tepki göstermiş ve “O olursa biz olmayız” restini çekmiş.. Bunun üzerine Gürtuna’dan vazgeçilerek Bedrettin Dalan’ın Üniversitesinde idari koordinatörlük yapan eski il başkanı ve milletvekili Tekin Enerem’e yönelinmiş.. Perde gerisinde yapılan değerlendirmelere göre ise sebep; Mesut beyin İstanbul’u kontrolünde tutmak istemesi ve Ali Müfit Gürtuna ile bunu yapmasının imkansız olması imiş.. Evet görüldüğü gibi DP bütünleşmesinde Mesut Yılmaz hem Karadenizli potansiyelini kanalize etme özelliği hem de İstanbul baronları ile olan yakın ilişkisi sebebi ile belirleyici bir konumda.
NASIL OLUYOR…
Babacan, Tayyip beyi yalanladı!
Ekonomiden sorumlu Bakan Ali Babacan’a göre, küçülme yüzde 3.6 değil daha yukarı olacakmış.. Beklenen sonuç bu oranın yüzde 5’lere kadar çıkmasıdır. Evet iktidarın ekonomi şoförü bu beklentinin hükümet tahmini olarak da revize edilebileceğini söyledi… Hal bu iken sormak lazım bu ülke nasıl oluyor da hâlâ kriz teğet geçti mugalataları ile oyalanıyor. Yahu ekonomiden sorumlu bakan yüzde 5 eksi büyüme yani daralma derken kriz nasıl teğet geçer? Türkiye gibi genç nüfusu olan bir ülkenin her yıl en az yüzde 5 büyümesi şart omasına rağmen büyümenin yüzde 5’in altında kalması halinde bunun aslında kriz anlamında algılanması gerekirken, yüzde 5’lik bir daralma ya da küçülme nasıl kriz olmaz?… Tayyip bey toplumu hipnotize ederek yönetmek istiyor da hipnozla karın doymuyor ki!
