Merkez Bankası’nın mı bankaların mı Başkanı?

Rıza Zelyut

18 Haziran 2009

Dün Ankara Sanayi Odası’nda Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz konuştu.
Onu izlerken hayretten donakaldım.
Çünkü; Bay Yılmaz işini gücünü bırakmış; özel bankaları aklamaya uğraşıyordu.
Bay Yılmaz’ın konuşmalarından çıkan sonuçlara göre sanayi de ticaret de KOBİLER de önemli değil. Önemli olan Türkiye’deki bankaları böyle dünyanın en karlı bankaları konumunda tutmak…
Merkez Bankası’nı yöneten bir kişinin bu kadar bankasever olmasının özel sebepleri var mıdır; bilmiyorum ama bu çizginin Türkiye’yi hep başı eğik, dışarıya muhtaç tutan bir çizgi olduğunu biliyorum.
Bay Başkan’ın temel görevi; önemli bölümü yabancı sermayenin eline geçen bankaları korumak gibi gözüküyor.
MB Başkanı itiraf etti ki; devlet kaynakları, yüksek faiz veren kağıtlar aracılığıyla bu bankalara aktarılıyor ve devlet üzerinden bankaların kar elde etmeleri sağlanıyor.
Lakin; bu bankaların sanayi ve ticareti canlandırmak için işletmelere kredi açmaları gündeme gelince; bankalardan hiçbir fedakarlık istenmiyor…
Merkez Bankası Başkanı; piyasayı limon gibi sıkan; işletmeleri iflasa sürükleyen bankaları gülsuyu ile yıkanmış gibi temiz görüyor.
Blançoları iyi, sağlam işletmelere bankalar kredi vermek istiyormuş ama onlar istemiyormuş.
Sanki bir Nasreddin Hoca fıkrası dinliyorum…
Sayın Başkan; dalga mı geçiyorsun milletle… Durumu iyi olan işletme krediyi ne yapacak ki? Kredi; kriz yüzünden sıkışan işletmeler için gerekli… Krediyi; ona ihtiyacı olana vereceksin… Siz ve bankalarınız; hiçbir risk almadan bu tatlı hayata devam niyetindesiniz…
Belli ki dolar yükselirken hemen devletçi ekonomiye geçip satış yapacaksınız; böylece döviz üzerinde baskı kuracak; ithalatçıların ucuz döviz toplayıp bununla kolay ithalat yapmalarına önderlik edeceksiniz.
Devlet tahvilleri üzerinden özel bankalara yüksek paralar aktaracaksınız…
Yatırım yapanların ise boğazını sıktırmaya, onların batırılmasına yeşil ışık yakacaksınız…
Bay Başkan; bütün sektörler zarar ederken veya karları çok büyük oranda azalırken bankaların bu yüksek karlarını aklamaya kalkışması karşısında sorum şudur: Yılmaz Bey; siz Merkez Bankası’nın mı yoksa özel bankaların mı başkanısınız?
Sayın Başkan; yatırımın kan damarlarını kesen bankaları korumaya almakla; Türkiye’nin kalkınmasına tekme atmış olmuyor musunuz?
Madem finans sektörünüz güçlü; o zaman bu korumacığınızın sebebi nedir?
Yeter Bay Durmuş; yeter! Türkiye’yi bankalara soydurduğunuz yeter; adamlar biraz da kazandıklarının karşılığını versinler. Böyle sıkıntılı günlerde bankalar hükümete yardımcı olmayacaklarsa, ne işe yararlar?

UFUK URAS BALONU
Türkiye’de sol hareketi iğdiş edenlerin başında gelen isimlerden birisi de Ufuk Uras’tır.
Onu; solun içine sokulmuş Truva Atı olarak görmek en doğru değerlendirme olacaktır.
Çünkü; 1980 öncesinden gelen önemli bir birikimi; ağır ağır harcamış, bitme noktasına getirmiştir…
Özgürlük ve Demokrasi Partisi adı altında örgütlenen bir sol anlayış; Ufuk Uras’ın aşıladığı virüs yüzünden hastalanmıştır. En sonunda; Ufuk Uras’ın solun Truva Atı olduğu görülmüş; ÖDP’de başkanlıktan düşürülmüştür…
Şimdi; orada çürütme işini tamamlayan Ufuk Uras; partiden ayrılarak başka alanları kirletmeye soyunmuştur…
Güya yeni ve özgürlükçü bir sol hareketin içinde olacakmış…
Şimdi soruyorum: Bu adam; sol adına el attığı hangi işten hayırlı bir sonuç elde etmiştir?
İşi gücü 1960-70 sürecinde elde edilen sol değerleri kötülemek, karalamak, çürütmek, bitirmek olan birisinden sol adına ne beklenebilir ki?
Hele hele bu kişi emperyalizme teslim olmuş; emperyalizmi açıkça aklayan bir çizgiye gerilemiş ise…
Şimdi Bay Uras, 10 Aralık Hareketi’ne katılacak imiş…
Yakışır vallahi…
Alsınlar; alsınlar da hareketi ABD emperyalizmine teslim etsinler…
Kim güçlüyse onun borusunu çalan Ufuk Uras tipli insanlar yüzünden Türkiye’de sol gelenek mahvedildi ve meydan gerici yapılara bırakıldı…
Bu Truva atlarını; bu sivil ajanları içinden atmadıkça solun adam olması da mümkün değildir.

Facebook'ta Paylaş   - Merkez Bankası’nın mı bankaların mı Başkanı? Twitter'da Paylaş  FriendFeed'de Paylaş

1 Yorum
Yorum bırakın »

  1. Size katılmamak olanaksız sn. Zelyut. Maalesef: demokrat-devrimci, alınteri, kafa-bilek gücüyle, alınlarının akı, onurlarıyla yaşamaya çalışan bu insanlar okuduğum-izlediğim-yaşadığım kadarıyla, ne yazıkki, ne zaman biraz toparlanır gibi olsalar Ufuk bey ya da benzer birilerince hayal kırıklıkları, aldatılmışlık, yenilmişlik duygusuyla başbaşa bırakılıyorlar…Türkiye’de solun, demokrat-devrimcilerin, yurtseverlerin beklentisi, umudu bu denli basit mi, ucuzmu harcanmalı…Bir yerlerde birşeyler yanlış yapılıyor…

Yorum Yapın

Yorumunuzu eklerken;

  • Dilimizi düzgün bir şekilde kullanmaya ve sözcükleri kısaltmadan yazmaya
  • Gerçek kişi ve kurumlara hakaret etmemeye
  • Bağlantı veya e-posta adresi paylaşmamaya
  • Öfkeli, tehditkar iletiler yollamamaya
  • Özen gösteriniz. Bu kıstaslara uymayan yorumlar silinecektir. Sorumluluk yorumcuya aittir.