Manzara
Cüneyt Arcayürek
4 Haziran 2009Önceki gün mayın sorununun görüşüldüğü AKP grubunda yedi yıla yakın süredir kaldır parmağını indir parmağını komutuyla siyaset yapan iktidar milletvekillerinin hükümete yönelttikleri eleştirileri izleyenler…
Ya kulaklarına inanamıyor ya da hayırlara vesile olur veya hayırdır inşallah demekten kendini alamıyor.
Bir sözünü iki etmedikleri aziz ve muhterem ve de son Türk büyüğü genel başkanları, başbakanları… ne çare mayın temizleme işini yüzüne gözüne bulaştırmadığını kanıtlamaya çalışıyor.
Meclis grubunda bin dereden su getirdi. İsrail Cumhurbaşkanı’na dünyanın gözü önünde “one minute” çekmiş, öldürmeyi sen daha iyi bilirsin diye fırça çekmiş insan… mayından temizlenen araziyi İsrail’e verir mi diye bas bas bağırdı.
Bir konuştu mu dağları taşları inandırdığı sanısına kaptırmış kendini.
Grubun basına açık bölümünde milletvekillerine talimat verdi:
“Haklı olduğumuz bu konuyu tüm boyutlarıyla kamuoyuna anlatın” dedi. “Muhalefetin nasıl bir paranoya içinde olduğunu, nasıl bir hayal dünyasında gezindiğini, iddialarının ne kadar asılsız olduğunu, eleştirilerinin ne denli ölçüsüz bir kampanyayla paralel yürütüldüğünü, en hassas olduğumuz noktalarda hedef alındığımızı ifade edin” dedi.
Heyhat! Grup basına kapatıldı ve… sayısı kimine göre 20, kimine göre 25 AKP milletvekili… RTE’nin savunularının aksine hükümetin mayın temizleme işini İsrail’e verip vermeyeceğini… tasarının Meclis’e gelmeden önce kendileriyle (grupta) neden tartışılmadığını sordular.
Tasarıya resmi yazıyla karşı çıkan, ama Meclis’e gönderilen tasarıyı savunan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ü de eleştirileri karşılayamayan grup başkan vekillerini de eleştirdiler.
Mayın sorununda “bakanlarımız, grup yöneticilerimiz sınıfta kaldı” sonucuna varıyorlar.
RTE dış muhalefete çatarken iç muhalefetle karşılaştı.
Arpacı kumrusu gibi düşünmeye başladı mı acaba?
Yoksa burnundan kıl aldırmayan doğası RTE’yi yine grubuna da muhalefete de efelenmeye mi yöneltecek?
Göreceğiz.
***
Günün sorusu şu: RTE mayın konusunda iç ve dış muhalefetin eleştirilerine, önerilerine uyacak mı uymayacak mı?
Soru bir başka soruyu, o sorunun içerdiği başka bir olasılığı da akla getiriyor.
Sorunun olası yanıtı:
Gelişmeler; medyada amiral gemisi konumunda olduğu iddiasındaki gazetemizin (Hürriyet) baş yöneticisinin “Erdoğan güçlendi mi, zayıfladı mı” başlıklı, yandan çarklı övgülerle baş efendinin dününü, bugününü irdeleyen… “tartışmasız gücünü” onardığını gözeten… ve ne çare, gazetenin bir süredir yayınlarındaki muhalefet dozundan hayli uzaklaşacağı izlenimi veren saptamalarını ya haklı çıkarabilir ya da…
Ya da yumuşak yayınlar devam ederse; RTE ile Doğan Medya arasındaki buzların eridiğini kanıtlayacak bir vesile buluşma gibi medyamızda olur böyle vakalar dedirtecek cinsten uygar görüşmeler vs. vs… gelişmeler de izlenebilir.
***
Bu arada RTÜK Başkanı’nın istifasını sağlayamayan Bülent Arınç, kimsenin istifasını istemediğini söyleyerek Başbakan Yardımcısı’nı yalanlayan Zahid Akman’la ilgili gelişmeleri “hayret ve utanarak izlediğini” söyledi.
Baykal, son tahlilde durumu şöyle özetliyor: “… Böyle bir insana ‘istifa et’ derseniz, istifa etmezse bunu siz hazmedersiniz, mevkinizin de makamınızın da gereğini yapamamış hale gelirsiniz… O işin bir parçası olursunuz. Şimdi RTÜK Başkanı, Başbakan dışındaki kabinenin bütün bakanlarını parmağında oynatıyor…
…Bu, Türkiye’nin yolsuzluklarla mücadele konusunda nasıl bir tıkanıklık içinde bulunduğunu ortaya koyan çok acı bir manzaradır…”
Ama güçlenen RTE’ye uygun bir manzara!

Hocam herşeyi her defasın da yazıyor söylüyor paylaşıyorsunuz ama size ve sizin gibi vatan sever üstadlarımıza hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var. Sizlerden aldığımız güçle bizde varız diyebiliyoruz . O kalem tutan elerinizi öpüyorum…İyi ki varsınız.
Davos fatiği danışıklı dövüşünün rövanşını, toprak satarak veriyor, onun için yeni olmayan birşey alışkanlık kötü tabiki.demokrasi mantını çoğunluk erkine oturtmuş kaldır indir baştan say yasayı geçir veto edecek kimse yok kale boş doldur fileyi…
ah benim güzel ülkem.