İran niçin nereye?

Haberler

30 Haziran 2009

TÜRKİYE’DE bir zamanlar “Türkiye, İran olur mu?” sorusu sorulurdu. Ancak, Türkiye’de siyasi kültürün değişime uğramasıyla birlikte bu ve benzeri sorular rafa kaldırıldı. Çünkü mevcut siyasi iklimde bu soruyu yüksek sesle sormak, artık Ergenekoncu (ne demekse!) olmakla eşdeğer tutuluyor. Bu nedenle “Türkiye, İran olur mu” sorusunu sormak uzun zamandır cesaret istiyor. Diğer yandan son günlerde İran halkının ortaya koyduğu mücadele de bu soruyu anlamsız kılan bir başka etken. Türkiye’de demokratik tepki koymak ya da iktidarı eleştirmek darbecilikle eşdeğer tutulurken, İran sokakları oylarının peşini bırakmayan seçmenlerle dolup taşıyor. Hak arama mücadelesi her ne kadar bastırılmaya çalışılsa da, gençler ve kadınların başı çektiği protestolar bitmek bilmiyor. Türkiye ise mevcut haliyle, hak arama ve demokratik tepki koyma konusunda İran’a örnek teşkil edebilecek bir konumda değil. Toplumun korkuyla terbiye edildiği, muhalif seslerin bir bir cezaevine gönderildiği ve her eleştiri sahibinin komplocu, darbeci olmakla itham edildiği bir süreçte, sağlıklı bir demokratik tepkiden bahsetmek kolay değil.
Tavizler koparmak
PEKİ İran’daki protestolar karşılık bulacak mı? Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Stratejik Araştırma Merkezi’nin Ercan Çitlioğlu önderliğinde hazırladığı “İran Niçin Nereye” başlıklı bilgi notu bu soruya cevap veriyor. Araştırmaya göre, İran sokaklarında tepkilerini dile getiren protestocuların, birtakım tavizler koparabileceği öngörülüyor. Bu tavizlerin daha çok sosyal hayata yönelik olacağı belirtilen bilgi notunda, kadın ve gençlerin taleplerinin bir nebze de olsa karşılık göreceği tahmin ediliyor. Ancak Hamaney ve Ahmedinejad liderliğindeki İran’ın vereceği bu tavizler, rapora göre sadece zaman kazandırabilir. Köklü bir değişiklik olmadığı sürece, tepkilerin bir süre sonra yeniden başlaması öngörülüyor.
Ben ve öteki algısı
BİLGİ notunda İran-Türkiye kıyaslaması için önem arz eden pek çok nokta var. Bunlardan biri de “ben ve öteki” algısı. Araştırmaya göre, İran’daki çatışmayı körükleyen unsurların başında bu ayrılık geliyor. Benzer bir algının, dozajı farklı da olsa Türkiye’de de olduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkiye’de de farklı yaşam tarzları ve farklı ideolojik yaklaşımlardan dolayı birbirine karşı tahammülsüzlük gösteren kesimlerden bahsetmek mümkün. Siyaset önderlerinin de “Bizden olanlar ve bizden olmayanlar” anlayışıyla ülkeyi yönetmeye kalkması, toplumdaki kutuplaşmayı artırıyor.
Seçilmiş travma
“İRAN Niçin Nereye” adlı bilgi notundaki bir diğer çarpıcı başlık da çatışmayı bastırmak için kullanılan yöntemlerin uzun vadede doğuracağı sonuçlar. Araştırmada, İran’da muhalefeti bastırmak gerekçesiyle kullanılan yöntemlerin İran halkının hafızasına bir ‘seçilmiş travma’ olarak yerleşeceği belirtiliyor. Bu travma etkisini yıllar sonra da gösterebilir. Dolayısıyla sokaktaki çatışmaların bir şekilde bastırılmış ve sona erdirilmiş olması, İran dosyasının kapandığını anlamına gelmeyecektir. Olayları bastırma sürecinde uygulanan yöntemlerin, uzun vadede yeni ve belki de daha derin ayrılıklar yaratması muhtemel görünüayor.

Facebook'ta Paylaş   - İran niçin nereye? Twitter'da Paylaş  FriendFeed'de Paylaş

Yorum Yapın

Yorumunuzu eklerken;

  • Dilimizi düzgün bir şekilde kullanmaya ve sözcükleri kısaltmadan yazmaya
  • Gerçek kişi ve kurumlara hakaret etmemeye
  • Bağlantı veya e-posta adresi paylaşmamaya
  • Öfkeli, tehditkar iletiler yollamamaya
  • Özen gösteriniz. Bu kıstaslara uymayan yorumlar silinecektir. Sorumluluk yorumcuya aittir.