Hem biatçı, hem demokrat olunur mu?
Sabahattin Önkibar
24 Haziran 2009Yıllar önce Fehmi Koru’ya, Milli Görüş medyasından neden koptuğunu sorduğumda şu karşılığı
almıştım:
- “Yıl sonunda zam istediğimizde, ‘zam yok ama dualarımız sizinle’ karşılığını alıyordum. Geçinmek için ayrılmaya mecbur oldum.”
Koru’nun söylediği doğruydu.
Yaşayarak gördüm ki İslami grup ve cemaatlerde dua istismarı hat safhadadır.
Zerre mübalağa etmiyorum, cennetten köşk ve saraylar bile dağıtıma çıkarılır.
Cennet, sanki o İslamcı baronların tapulu malı imiş gibi, önüne gelene tahsis yaparlar.
Baronun hoşuna gidecek işi yaptın mı cennetten şatoyu kaptın demektir.
Kazara hoşa gitmeyecek bir şey yaptığın an da hemen cehennemden bir çukur açarlar sana!
Grup ya da cemaatın önderlerine göre Allah’ı, dini ve Peygamberi günümüzde kendileri temsil ederler yani halife ya da emanetçi onlardır.
Diyeceksiniz ki bunların sayıları onlarla!
Öyle de, o gruplara göre hak, yani doğru olan bir tanedir ve o da kendileridir. Diğer cemaatler ise zındıktır.
Bunları duyduklarımla değil, birebir gördüklerimle yazıyorum.
Cemaat ve dini gruplarda biad, İslamın 5 şartından önce gelir. Biat etmeyenin kurtulma (cennete gitme) şansı yoktur.
Dini gruplarda sorgulama, yani soru sorma küfür hükmündedir.
Şeyh ya da önder iki iki daha beş eder derse, inanacaksınız; zira mutlaka o beyanda bir hikmet ve keramet saklıdır. İnanmayanın o yapıda işi olamaz, anında dışlanır.
Tam bu noktada soralım; böyle bir anlayışın egemen olduğu yapı ya da cemaatler hiç demokrat olabilir mi?
Bu güruhların talep edeceği demokrasi hiç inandırıcı olabilir mi?
Bırakın eleştiriyi, soru sormanın küfür görüldüğü bir yapıdan gelecek demokrasi istemi hiç ciddiye alınabilir mi?
Peki o zaman niçin mi ısrarla darbe ve demokrasi mugalataları yapıyorlar?
Demokrasi onlar için tramvaydır ve bu kavramı gündemde tutarak hem onun istismarını yapıyorlar, hem sorunları gizliyorlar hem de kendilerini o kavramın ardında saklıyorlar.
Bırakın onu bunu, Ahmet Taşgetiren biat sınırlarını aştığı için Yenişafak’tan kovulmadı mı?
“Obama gibi geldin, Bush gibi oldun” diyen Fehmi Koru, parti kongrelerinde hedef alınmadı mı?
Buradan hareketle ben, AKP medyasının demokrasi talep etmesini doğrusu çok komik buluyorum.
Yahu arkadaşlar, sizin şahsi bir iradeniz var mı ki demokrasi şövalyeliğine soyunuyorsunuz?
Hele hele dini grup veya cemaatlerde olanların, böyle bir marjı veya lüksü hiç olamaz!
Cemaat dışında olup da orada yazanların bile bir sınırı var ki tekrar ediyorum ben bütün bunları yaşayarak gördüm.
Onun için ne olur bırakın bu demokrasi oyununu oynamayı ya da yalakalığını yapmayı!
Demokrasi ve siz, gece ve gündüz gibisiniz!
İNANAMADIM…
Düğün için şehirler arası yol kapatan Cumhurbaşkanı!
Haberi dün okuyunca beynimden vurulmuşa döndüm. Evet Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şehirlerarası yolu kapattırmış! Niçin mi? AKP’li Zeki Ergezen’in çocuğunun düğününe yetişebilmek için.. Peki düğün töreni nerede miydi? Karaman ilinde.. Habere göre Cumhurbaşkanımız düğüne biraz geç kalmış ve yetişmek için hızlı gitmesi gerekiyormuş. Bunun üzerine Ankara -Karaman hattı
trafiğe men edilmiş. Evet Abdullah Gül, düğüne yetişecek diye şehirlerarası yol trafiğe kapatılmış. Hâlâ bu habere inanasım gelmiyor. Dilerim öyle değildir ve Cumhurbaşkanlığı bu haberi yalanlar. Aksi takdirde Sayın Gül maazallah Saddam ve Kaddafi ile özdeşleştirilir.. Anlayamadığım şey, düğün madem bu kadar önemli Sayın Gül helikopterle niye gitmez de yolları esir alır…
İDDİALAR MUHTELİF…
Hisarcıklıoğlu niye korkuyor?
Ankara’nın öbür yakası TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun korkusunu konuşuyor ve olmadık iddiaları seslendiriyor. Peki Rifat bey kimden mi korkuyor? Başbakan Erdoğan’dan.. Daha önce bu sütuna ve Hürriyet’ten Cüneyt Ülsever’e malzeme olan bu iddia, artık Başkent’in derin mahfillerinde herkesin dilinde.. Güya Tayyip bey Hisarcıklıoğlu’nun dizginlerini bu şekilde tutuyormuş. Aksi takdirde Rifat bey hemen merkez sağ oluşumun başına geçer imiş! Peki iddialar ne midir?.. Hayır ispatlanmadığı için iddia boyutunda olsa bile onları bu sütuna almak Hisarcıklıoğlu’na haksızlık olur ama konunun ticari faaliyet olduğunu söyleyebiliriz. Kuşkusuz bütün bunlar yakıştırma da olabilir ama TÜSİAD’ın ısrarlı talebine ve kamuoyu baskısına rağmen Rifat beyin siyasetten ısrarla uzak durması, gerçekten kafa karıştırıyor.. Öyle ya, insanlar Hisarcıklıoğlu’na figüranlık değil başrol, yani Başbakanlık öneriyor. Hal bu iken Rifat beyin takındığı ürkek tavır zihin bulandırıyor.
İKİ HAFTA GEÇTİ…
Belge niye açıklanmıyor?
Kamuoyu günlerdir Taraf’ın manşetine çektiği malum belge ile yatıp kalkıyor. Tamam hükümet ve AKP matbuatı bu konuyu gündemi örtmek ve işsizlik ile bütçe açığı gibi devasa sorunları kamufle etmek için kullanabilir de Genelkurmay niye acele etmiyor? Malum bu sözde ya da gerçek belge, öncelikle TSK’yı hedef alıyor ve gündemden düşmediği her gün askerin imajını vuruyor. Dolayısı ile Genelkurmay gece-gündüz demeden yoğun bir mesai ile bu durumu açıklığa kavuşturmalı ve belge varsa hem işin cunta boyutu hem de sızma ihtimalini değerlendirip gerekeni yapmalıdır. Şayet belge sahte ise yine kendi kurumsal ciddiyetine yakışır bir şekilde gereken karşılığını vermelidir. Aradan neredeyse iki hafta geçmesine rağmen bir sonuca varılamaması TSK için iyi bir tablo değildir.

cennete kimin girip girmeyeceği “eğer imanlı bir müslümansan” ayet ve hadislerde belirtilmiştir..
ve eğer sen “imanlı bir Müslüman” san birincisi bu meseleyi mübağala yapmazsın ikincisi istihza yapar gibi mesele
haline getirmezsin..saygılarımla…