Çapanoğlu

Deniz Som

10 Haziran 2009

İSLAM âleminin son halife adayı Fatih Sultan Recep’in asabını bozan sınırlardaki mayın temizleme işine farklı bir açıdan bakmaya ne dersiniz? Yazar Demirtaş Ceyhun ağabeyimiz konuyu biraz kurcalamış altında büyük çapanoğlu yatıyor gibi.

Çapanoğlu kısaca şöyle:

Dünya üzerindeki anti-personel mayınlarının yani yaklaşık 80 kiloluk baskı üzerine patlayan mayınların kullanımdan kaldırılması ve sınırlardan temizlenmesi ilk kez 1992’de Batı Avrupa ülkelerinde dile getirildi ve 1997’de Kanada’nın Ottowa kentinde imzalanan sözleşme ile benimsendi. 1 Mart 1999’da yürürlüğe giren Ottowa Sözleşmesi, anti-personel mayınların üretilmesini, kullanılmasını, depolanmasını, devredilmesini yasakladı ve gerek sınırlardaki gerek stoklardaki mayınların imha edilmesini zorunlu kıldı.

Sözleşme tabii ki imzalayan ülkeleri bağlıyor. Sözleşmenin 7. maddesine göre imzalayan devletler imha edecekleri, sahip oldukları depolanmış anti-personel mayınların türünü, miktarını, seri numarasını 280 gün içinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne bildirmekle zorunlu tutuluyor.

Türkiye bu sözleşmeyle, 3 Kasım 2002’deki seçimle iktidara gelen AKP hükümetinin 12 Mart 2003’te Meclis’ten aldığı yetkiyle 28 Mart 2003’te imzalayarak artık anti-personel mayının üretilmeyeceğinin, kullanılmayacağının ve askerin elindeki bütün anti-personel mayınların yok edileceğini taahhüt ediyor. Sözleşme Türkiye için 1 Mart 2004’ten itibaren yürürlüğe girmiş oluyor. Ne var ki ABD ve ABD’nin işgali altındaki Irak sözleşmeyi imzalamış değil. Gelelim, çapanoğluna; Demirtaş Ceyhun anlatıyor:

“Türk Silahlı Kuvvetleri 2004 yılından bu yana kesinlikle personel-mayın üretememekte ve kullanamamakta, yani PKK’li teröristlerin Irak’tan ülkeye girdiği yollara personel-mayın döşeyememektedir. Ama PKK’li teröristler ülkeye girip baskınlar düzenledikten sonra kaçarken sözleşmeye taraf olmayan Batılı ülkelerin yapımı mayınları bolca döşediği için, onları takip eden askerlerimiz neredeyse her gün şehit vermektedir bu yüzden. Bu nedenle AKP iktidarından, Suriye sınırındaki mayınları nasıl temizleteceğinin, o toprakları nasıl kullanacağının hesabından önce, PKK teröristlerine karşı verilen savaşımın en civcivli günlerinde Batılı emperyalistlerin direktifiyle ordumuzun elinden bu silahı niçin aldığının hesabı sorulmalıdır.”

Eski kahraman ve yeni terörist

TERÖRLE mücadele ederken bir gözünü yitiren ve üsteğmen rütbesinden malulen emekliye ayrılan, daha sonra avukat olup bu kez de her yere konan teröristlerden olduğu iddiasıyla tutuklanan onur madalyalı gazi Serdar Öztürk için Hilmi Kayıhan’ın bir çift sözü var:

“Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşa’ya İngiliz işgalcileri ve Damat Ferit ne demişti? Tabii ki kahraman dememişti! Bir ülkenin kahramanları intihar etmeye, terörist muamelesi görmeye başlamışsa; emperyalist işgal çıplak gözle görünür olmaya başlamış demektir. Okur-yazar olmaya gerek yok. Kahraman ve terörist; bu iki sözcüğün bir kişide yan yana gelmesi hayra alamet değil.

Kahramanlar terörist sayılmaya başlamışsa bir ülkede eyvah ki eyvah!

Gazi üsteğmenim; öfkelenmene gerek yok. Sen bizim kahramanımızsın. 1919’dan bu yana doksan yıl geçti sanmayın dokuz ay geçti sayın. Atatürk hâlâ terörist değil mi onların gözünde? Sevinmelisin sana terörist demelerine. Ne mutlu ki işbirlikçilerin kahramanı değilsin. Zaten onların kahramanı olmaz ki, uşağı olur. ABD’nin teröristi bizim kahramanımız sayılır. Cümle âlem bunu böyle bile!”

Edeplik

Zehra Top: “Yurttaşına ‘ananı al da git’ diyenler başkalarına edep dersi vermeye kalkışmasınlar!”

Yağmur Deniz

Zahid Akman, RTÜK’e

10 gün niye uğramadı?

Kahvede okeye dönüyordu!

Aklık

Ozan Şentürk: “Şu partinin adını fazla kurcalamasınlar yoksa ‘akım’ derken ‘b..um’ olacak!”

Tedbir

Aydın Türkaydın: “Bir yıl sonra Deniz Fenercilerinin kalan mallarına tedbir kondu. Yani, atı alan Üsküdar’ı geçti!”

Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”

Facebook'ta Paylaş   - Çapanoğlu Twitter'da Paylaş  FriendFeed'de Paylaş

Yorum Yapın

Yorumunuzu eklerken;

  • Dilimizi düzgün bir şekilde kullanmaya ve sözcükleri kısaltmadan yazmaya
  • Gerçek kişi ve kurumlara hakaret etmemeye
  • Bağlantı veya e-posta adresi paylaşmamaya
  • Öfkeli, tehditkar iletiler yollamamaya
  • Özen gösteriniz. Bu kıstaslara uymayan yorumlar silinecektir. Sorumluluk yorumcuya aittir.