Bir Türlü Geçmeyen ‘Geçiş Dönemi’

Ali Sirmen

5 Haziran 2009

Melih Cevdet Anday, yıllar önce bir yazısında yakınıyordu:

- Bir sayrılık geçiriyorum, daha doğrusu geçiremiyorum.

Çok kendine özgü olduğu için nasıl adlandıracağımızı bilemediğim, “quasi” (Latince benzer) yoksa pseudo mu (Yunanca sahte) diye niteleyeceğimi bir türlü bilemediğim demokrasimizin, çok partililiğe geçişinin, ama çoğulculuğa geçemeyişinin onuncu yılında başladı “geçiş dönemi” süreci.

Daha sonra iki kez daha yaşanacaktı askeri geçiş dönemleri…

Geçiş dönemlerinde askerler geliyorlar, kendilerine göre bazı şeyleri düzeltiyor, (hoş hiçbir şeyi düzeltmemiş oldukları zaman içinde anlaşıldı ya!) sonra da yönetimi yine sivillere bırakıp gidiyorlardı.

Hani giderken bir deterjan reklamındaki gibi bir tek “bir dahaki çamaşıra kadar” demedikleri kalıyordu.

Geçici oldukları için geçiş dönemi ya da ara dönem diye adlandırılan bu olağanlaşmış, olağanüstü zaman dilimlerinin kendilerine has özellikleri vardı.

Haklar ve özgürlükler askıya alınır, anayasa bir düşman olarak algılanır, eskiden beri var olan yasalar yeni bir anlayışla uygulanmaya başlanır, usul hükümlerine uyulmaz, yargının yasaya uygun olup olmadığının titizlikle üstünde durulmaz ve kısa yoldan infazı sağlamak için, bir tedbir olan tutuklanma kurumu da infaz yöntemi olarak kullanılırdı.

***

Geçiş dönemi özünde kime karşı olursa olsun, aydınlar, gazeteciler ve solcular mutlaka bir fatura öderler, bir yandan bunu seslerini yükseltmekten vazgeçmeden yaparlarken, öte yandan tevekkülle mırıldanırlardı:

- Bu da geçer yahu!

Türkiye’de 1. Cumhuriyeti sona erdiren AKP’nin iktidara gelmesinden sonra, o eski Cumhuriyete özgü olan yapı da değişti.

Artık olağan, “demokratik” sanılan dönemde de, yürürlüğe konulan sivil darbenin ve dış desteklerin himayesinde geçiş döneminin özellikleri yaşanmaya başlandı.

Yasalar yine eskisinden değişik, bir hukuk devletiyle bağdaşmayacak biçimde uygulanıyor. Yargı askeri değilse bile, sivil darbenin etkisini, yadsınamaz biçimde hissetmeye koyuluyor, dernekler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar basılıyor, üniversite üzerinde baskılar yoğunlaşıyor; insanlar korkutulup seslerini çıkaramayacak biçimde sindiriliyorlar.

Soruşturmasındaki usulsüzlükler, hukuka aykırılıklar ayyuka çıkmış durumda olan Ergenekon olayı bunun en çarpıcı ama yegâne olmayan örneği.

***

Nitekim Ergenekon davasının salı günkü duruşmasında söz alan savunma avukatlarından Metin Çetinbaş, soruşturma ve duruşma sırasındaki hukuka aykırılıkları teker teker sıralamış, bu soruşturmanın bütün AKP karşıtlarının içine atıldıkları bir havuza dönüş-tüğünü belirtmiş ve çok ilginç bir iddia ortaya atmıştır:

- Bu dava nedeniyle bazı savcı ve hâkimler tutuklanacak.

İddiayı ortaya atan Çetinbaş’ın bir zamanlar DGM’de de görev yapmış eski bir ceza yargıcı olması da üzerinde durulması gereken ilginç bir nokta.

Tabii biz zaman içinde bu iddianın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilemeyiz.

Ama yapılan kimi uygulamaların kamuoyunun vicdanını fevkalade rahatsız ettiği aşikâr.

Örneğin, Erol Manisalı’nın tutukluluk hali hepimizin yüreğini sızlatıyor.

Manisalı Hoca ağır kalp rahatsızlığına duçar olduğu gibi, beynindeki bir damarında da tıkanıklık var. Umarım siz bu satırları okuduğunuz sırada Haseki Hastanesi’nde ameliyat edilmiş olacak.

Ameliyat söz konusu rahatsızlıklardan dolayı değil, son olarak bulunan memedeki habis urun alınması için yapılacak, doktorlar şimdi önceliği ona vermişler.

Ve Prof. Dr. Erol Manisalı bu durumuna rağmen tutuklu.

Bu durumda hasta kaçabilir mi? Delilleri karartabilir mi? Sanık veya tanıklara baskı yapabilir mi?

Bu uygulama sizin de vicdanınızı sızlatmıyor mu?

Düzeltme: Dünkü yazıda, sözü geçen “İkiyüzlü Avrupa” manşetini atan gazete Akşam değil Vatan olacaktı. Düzeltir özür dilerim. A.S.

Not: Bu yazı Erol Manisalı’nın tahliyesinden önce yazılmıştır.

Facebook'ta Paylaş   - Bir Türlü Geçmeyen ‘Geçiş Dönemi’ Twitter'da Paylaş  FriendFeed'de Paylaş

Yorum Yapın

Yorumunuzu eklerken;

  • Dilimizi düzgün bir şekilde kullanmaya ve sözcükleri kısaltmadan yazmaya
  • Gerçek kişi ve kurumlara hakaret etmemeye
  • Bağlantı veya e-posta adresi paylaşmamaya
  • Öfkeli, tehditkar iletiler yollamamaya
  • Özen gösteriniz. Bu kıstaslara uymayan yorumlar silinecektir. Sorumluluk yorumcuya aittir.