AB Oyalıyor…

Haberler

12 Haziran 2009

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinden sonra ortaya çıkan fotoğraf iç açıcı değil…

Sol kimliğini yitiren partiler düş kırıklığına uğrarken sağcı, muhafazakâr ve ırkçı partiler sevinç içindeler.

Özellikle Almanya, Fransa gibi ülkelerde sol partiler, yeni dünya düzenine ayak uydurmuşlardı yıllar önce.

Emekten yana değil, sermayeden yana tavır almışlardı.

AP seçimlerinden sonra Türkiye-AB ilişkilerinde nasıl bir süreç yaşanacak, şimdi o tartışılıyor.

Türkiye’nin önünde aydınlık bir yol yok bu süreçte.

Aslında Ankara’nın da öyle bir tavrı yok!

AB olsa da olur olmasa da!

Bizim liberal kesim, umutlu olmak istiyor…

Oysa Avrupa Birliği Komisyonu’nun genişleme komisyonu komiseri Olli Rehn’in söyledikleri bir gerçeğin altını çiziyor:

“….Parti kapatmaları engelleyecek reformların Venedik kriterleri doğrultusunda 2009 sonuna dek yapılması; Siyasi Partiler Yasası’nın değiştirilmesi, Sendika Yasası’nın değiştirilmesi, Türk Ceza Yasası’ndan Basın Yasası’na değin birçok yasanın değiştirilmesi…”

12 Eylül faşist askeri darbesinin ürünü olan pek çok yasa var…

Bunlardan biri de Seçim Yasası…

Bırakın AB ülkelerini; Mısır, Suriye gibi ülkelerde bile seçim barajı yüzde 5, Türkiye’de ise yüzde 10…

Neredeyse 27 yıldır Türkiye’de seçim barajı yüzde 10’dan yüzde 5’e indirilmedi…

Turgut Özal’dan Süleyman Demirel’e; Tansu Çiller’den Erdal İnönü’ye, Necmettin Erbakan’a; Devlet Bahçeli’den Mesut Yılmaz’a; Bülent Ecevit’ten Deniz Baykal’a dek tüm başkanlar Seçim Yasası’nı değiştirmedikleri için bazen Meclis’e giremediler.

***

Bunun acısını 1999 seçimlerinde Deniz Baykal yaşadı; 2002 seçimlerinde Bülent Ecevit, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Devlet Bahçeli ve Necmettin Erbakan.

Türkiye’de parti kapatmaya öteden beri karşıyım.

Türkiye demokratik bir hukuk devletiyse parti kapatılmamalı…

Parti kapatarak bir yere varılmaz.

Demokrasi bir yaşam biçimidir…

Demokratik mücadeleyle bir partiyi seçmen sandığa gömer!

Türkiye’nin daha demokratik olması için basın ve ifade özgürlüğü konusunda somut adımlar atılmalı, Heybeliada Ruhban Okulu’yla ilgili ne yapılacağı açık bir biçimde ortaya konulmalıdır.

AKP iktidarı AB yolunda yürümekte kararlı mı, yoksa oyalamacı bir tutum mu izliyor?

Bence ikincisini yeğliyor, yani oyalamacı bir tavır içinde.

Zaten Avrupa’da Türkiye karşıtı lobiler harıl harıl çalışıyor.

AP seçimleri öncesi Türklere saldıran sağcı, faşist partiler seçimlerde bu yüzden başarı kazandı.

Yıllardır AB Türkiye’yi oyaladı, Türkiye de AB’yi.

Avrupa Parlamentosu’nun yeniden biçimlendirilmesinden sonra Türkiye’yi zor günler bekliyor.

Benim yurtdışında konuştuğum siyasiler ve aydınlar şöyle diyor:

“…Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’ni tanımalı. Kıbrıs’ta çözüm tek devlet iki millet olmalıdır. Heybeliada Ruhban Okulu açılmalı, Patrik Bartholomeos’un ekümenlik konusu din özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir.”

***

Almanya ve Fransa Türkiye’yi AB’de “rakip” olarak görüyor…

Bu bir gerçek!

Kıbrıs’ta nasıl bir çözüm yolu önerilecek?

AB, bizim “Kıbrıs Rum kesimi” dediğimiz ülkeyi “Kıbrıs Cumuhuriyeti Devleti” olarak görüyor.

KKKC yurttaşlarının neredeyse yüzde 75’i, “Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti”nin yurttaşı olarak göründüğünden o ülkenin pasaportunu taşıyor.

Artık Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı pasaportunu kullanan kimse yok, vize sorunu da yok…

Rum kesiminden uçağa atladı mı istediği Avrupa kentine gidebiliyor.

Avrupa Parlamentosu’nda ortaya çıkan fotoğraf bence iç açıcı değil!

AB oyalıyor, Türkiye ayak sürüyor…

Demokrasi ve özgürlüklerin genişletilmesi… Düşünce ve ifade özgürlüğü… Seçim Yasası…

Bunların tümü de Türkiye’nin yararınadır!

Facebook'ta Paylaş   - AB Oyalıyor… Twitter'da Paylaş  FriendFeed'de Paylaş

Yorum Yapın

Yorumunuzu eklerken;

  • Dilimizi düzgün bir şekilde kullanmaya ve sözcükleri kısaltmadan yazmaya
  • Gerçek kişi ve kurumlara hakaret etmemeye
  • Bağlantı veya e-posta adresi paylaşmamaya
  • Öfkeli, tehditkar iletiler yollamamaya
  • Özen gösteriniz. Bu kıstaslara uymayan yorumlar silinecektir. Sorumluluk yorumcuya aittir.