AB bizi bölecek mi?

Haberler

5 Haziran 2009

AVRUPA Parlamentosu seçimleri öncesinde Avrupalı liderlerin Türkiye karşıtlığı üzerinden nasıl propaganda yaptığına hepimiz şahit olduk. Türkiye karşıtlığı Avrupa kamuoyunda taban buluyor olmalı ki, liderler bu kozu sonuna kadar kullanıyorlar. Türkiye, Avrupalı liderlerin oluşturduğu kamuoyu neticesinde “istenmeyen ülke” konumunda. Avrupa Türkiye’yi istemiyor ama Türkiye cephesinde de durum çok farklı değil. Avrupa’nın yıllardır süren çifte standartları, dayatmaları ve kararsızlığı, Türkiye’deki AB algısını da tersine çevirdi. Bir zamanlar bayram havasında karşılanan AB üyelik süreci artık endişe ve korkularla anılır oldu. Son olarak Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Yılmaz Esmer’in yaptığı araştırma da bu durumu açıkça ortaya koyuyor. Araştırmaya göre; Türkiye’nin AB’ye üye olmasını isteyenlerin oranı yüzde 57’yi buluyor. Fakat deneklerin yüzde 76’sı AB’nin ülkeyi bölmek istediğini düşünüyor. Araştırmanın ortaya çıkardığı sonuç çok önemli. AB süreci, Türkiye’nin bölünmesi gibi ciddi bir tehdit algısını da beraberinde getiriyor. Bu tabloya bakılırsa, ne AB bizi istiyor, ne de biz AB’yi istiyoruz.
Tüm bu olumsuz havaya rağmen, AKP hükümeti, AB hedefinden vazgeçme niyetinde değil. Devlet Bakanlığı ve Başmüzakerecilik görevine getirilen Egemen Bağış, Avrupa hedefine doğru yol almak konusunda ısrarcı görünüyor. Dün gazetecilerle bir araya gelen Bağış önündeki zorlukların bilincindeydi. Ancak işi tek bir tarafı ikna etmekle bitmiyor. Hem Avrupa kamuoyunu hem de Türk kamuoyunu ikna etmesi gerekiyor. Bağış dünkü toplantıda, işe gazetecileri ikna etmeye çalışmakla başladı. Ama toplantıda kendisine yöneltilen sorular bile AB algısının nasıl farklılıklar gösterdiğini ortaya koydu.
AB ve TSK’nın tasfiyesi
VAKİT Gazetesinin temsilcisi, “Madem AB sürecindeyiz, neden hala Genelkurmay Başkanı’nın demeçleri gazetelerin birinci sayfasından anons ediliyor” mahiyetinde bir soru sordu. Bağış soru karşısında şaşkınlığını gizleyemedi ve “Buna gazeteciler karar veriyor” demekle yetindi. Bu soruyu önemsememin sebebi şu: Birileri, AB’nin Türkiye’yi böleceğini düşünürken, diğerleri de AB’nin TSK’nın tasfiyesini sağlayacağı zannıyla AB’den medet umuyor. Ve her iki yaklaşım da Bağış’ın işini zorlaştırıyor. Başmüzakereciye yöneltilen bu soru, Bağış’ın işe gazetecilerden başlamasının ne denli haklı olduğunu da ortaya koyuyor.
Kilolu bir diyetisyene
güvenir misiniz?
BENİM aklımı kurcalayan konu ise, uzun vadede AB’nin nasıl bir yapıya dönüşeceği idi. Bugün bile ortak karar almakta zorlanan bir yapının önümüzdeki dönemde çözülmeye gitmesi ya da farklı bir yapıya bürünmesi olası görünüyor. Öyleyse Türkiye nasıl bir yapıya dahil olmaya çalışıyor? 20 yıl sonra karşımızda nasıl bir AB olacak? Kendi derdine çare olamayan bir birlik, uzun vadede birlik olma görüntüsünden uzaklaşabilir mi? Bağış soruma bir benzetme ile cevap verdi: “Ben Türkiye-AB ilişkisini diyetisyen-hasta ilişkisine benzetiyorum. Çoğumuz sağlıklı beslenmenin, spor yapmanın gerekli olduğunu biliriz. Ama bunları düzenli olarak uygulamayız. Ne zamanki bir diyetisyen kontrolüne gireriz, o zaman bu kuralları daha dikkatli uygularız ve böylece daha sağlıklı oluruz. Diyetisyenin kilolu olması ya da kalp damarlarının tıkalı olması, reçetenin yanlış olduğu anlamına gelmez. Çünkü bu denenmiş bir reçetedir. 27 ülke bu reçeteyi uygulayarak, daha sağlıklı daha demokratik bir ülke oldular”
Bağış’ın hasta-diyetisyen benzetmesi yerinde olsa da tatmin edici değil. En azından ben kilolu bir diyetisyene güven duymam. Gerçekten sağlıklı bir şekilde kilo vermek istiyorsam, karşımdaki diyetisyenin de sağlıklı ve güler yüzlü olmasını beklerim. Beni azarlayarak zayıflatmaya çalışan ve tartıda benden daha ağır gelen bir diyetisyenin reçetesi doğru dahi olsa ona güvenemem. Bu bakımdan Bağış’ın işi zor. Hem AB ile paralel giden bölünme algısını değiştirmesi hem de hastadan önce diyetisyeni forma sokması gerekiyor. Bakalım Bağış, Türkiye-AB arasındaki güven ilişkisini yeniden tesis edebilecek mi?

Facebook'ta Paylaş   - AB bizi bölecek mi? Twitter'da Paylaş  FriendFeed'de Paylaş

Yorum Yapın

Yorumunuzu eklerken;

  • Dilimizi düzgün bir şekilde kullanmaya ve sözcükleri kısaltmadan yazmaya
  • Gerçek kişi ve kurumlara hakaret etmemeye
  • Bağlantı veya e-posta adresi paylaşmamaya
  • Öfkeli, tehditkar iletiler yollamamaya
  • Özen gösteriniz. Bu kıstaslara uymayan yorumlar silinecektir. Sorumluluk yorumcuya aittir.