“Ak”la “Kara”yı seçmek
Haberler
12 Haziran 2009 BAŞBAKAN Erdoğan’ın başlattığı “Edepsizlik” polemiği Steven Poole’un “Unspeak” kitabını anımsattı. Unspeak’i Türkçe’ye çevirmek zor. Kitap, konuşmadıklarımızı ya da konuşulduğunu zannettiğimiz ama aslında konuşmadıklarımızı anlatıyor. Başta karmaşık gibi görünse de yazarın üzerinde durduğu şey, “kelimeler”. Poole kitabında kelimeler en etkili silahlardır diyor. Politikacıların, medyanın hangi kelimeleri seçip, hangilerini telaffuz etmediklerinin bir tesadüf sonucu değil de bilinçli bir saptırmanın ürünü olduğunu örnekleriyle ortaya koyuyor.
Kürtaja karşı olanlar
İşte bir örnek; “Kürtaja karşı” olan gruplar, 1970’li yıllarda kendilerine right to life (hayat hakkı) ismini verdiler. Karşı gurup da pro-abortion (kürtaj taraftarı) ismini bırakıp, pro-choice (seçme taraftarı) ismini aldılar. Böylece, her iki gurup da kendilerine kolay kabul edilebilecek sempatik isimler takmış oldular. Ancak right to life gurubu daha akıllı davranıp çabucak isimlerini pro-life (hayat taraftarı) olarak değiştirdiler. Böylece, kendilerini hayat taraftarı olarak gösterip karşıtlarını da ölüm taraftarı olarak göstermeyi başardılar.”
Çevreciler de sahnede
Bir başka örnekle devam edelim: “Friends of the Earth (Çevre Dostları) yetmiş ülkede faaliyet gösteren bir kuruluşun ismidir. Bu isim, kendisi ile aynı düşüncede olmayan herkesi otomatikman çevre düşmanı ilan etmektedir. Bu isimlerin hiçbiri tarafsız değildir. Hepsi de bir politik mesajı bilinçaltımıza itmektedir. Hem de geniş ölçekli partizan varsayımları birkaç sözcükle beynimize sokmaktadır. Politikacılar, aktivistler, gazeteciler ve TV programları el ele verip bu paket mesajlarla bizleri beslemektedirler.” İşte bu sözcüklere Steven Poole Unspeak ismini veriyor.
Kelimelerin gücünden yararlananların başında ABD’li politikacılar geliyor. Örneğin ABD, Irak’ta yaşananları “terörle savaş” olarak niteledi. “İşgal” kelimesi ise Amerikan kamuoyuna nerdeyse unutturuldu. Şimdilerde Obama benzer bir şeyi Domuz Gribi sürecinde yapıyor. Demeçlerinde domuz gribinden bahsediyor ama asla “domuz gribi” ifadesini telaffuz etmiyor. Çünkü domuz eti satışlarında düşüş yaşanan ülkede, bu durumun üreticilere daha fazla zarar verebileceğinden endişe ediliyor. Obama da domuz endüstrisinde yaşanabilecek ekonomik kaybı önlemek için domuz gribi ifadesini kullanmıyor. Yani H1 N1 diyerek aslında domuz üreticilerine mesaj veriyor, göz kırpıyor. Obama Ermeni iddiaları karşısında da benzer bir tutum sergiledi. 1915’de yaşananları tanımlarken “soykırım” terimini kullanmadı ama Ermenice soykırım anlamına gelen Metz Yeghern (Büyük Felaket) ifadesini kullandı. Böylece hem Ermenilerin gönlünü aldı, hem de Türkleri kızdıracak kadar olumsuz bir ifadeyi kullanmamış oldu.
Algılar daha önemli
Kısacası gün boyu kulaklarımıza çarpan hemen her kelime aslında bir mesaj içeriyor. Başbakan da bunu bildiği için partisine AKP değil de AK Parti denilmesini istiyor. Böylece sabahtan akşama kadar duyduklarımız ve izlediklerimizden sonra bu partinin “Ak ve temiz” olduğu fikrinin bilinçaltımıza yerleşmesi hedefleniyor. AK Parti ifadesinde bu kadar ısrarcı olunmasının bir başka nedeni de, bu parti AK sıfatını aldığında diğerlerinin otomatikman “KARA” kategorisinde algılanacağının hesaplanması. Nihayetinde binlerce mesaj yüklü kelimenin bombardımanı altındayız. “AK Parti” söylemi de bu bombardımanın küçük bir parçası. Bu yoğun mesaj trafiği içinden “AK”la “KARA”yı seçmek ise bize kalmış.

Sayın Şıvgın, toplumumuzun bilinçaltımıza şırıngayla verdiği “Türk kadınının sosyal kimliği” kuralları dolayısıyla, kadınların bakış açısı dardır ve birbirleriyle geçinemez, büyük işlere soyunduklarında kendi tarzları ile başarılı olamazlar. Bu nedenle sizi kutluyorum, şu sıralar benzeriniz yok. Dilerim bir şekilde daha çok kadın, şekillendirilmiş kalıpların dışına çıkıp kendi tarzını yaratabilir. Belki o zaman anne olduklarında fırsatçı, düzenbaz, çocuk altbeyinli, yetkinleşememiş varlıklar yerine; özgür ve evrensel düşünebilen bireylerin yetişkin olma süreçlerine katkıda bulunabilirler. Belki yaşadıklarınız yoruyor ancak, tarzınızla önemli bir yola ışık tutuyorsunuz, emeğinize sağlık. Saygılar