Saylan’ın cenazesi ve merkez parti ihtiyacı

Haberler

22 Mayıs 2009

TÜRKAN Saylan’ın cenazesi Türkiye’deki toplumsal tansiyonu bir kez daha ortaya koydu. Cenazeye katılanların çoğu Saylan’ı şahsen tanıdığı için değil, onun misyonuna sahip çıktığı için oradaydı. Cenazeden sonra pek çok köşe yazarı neden AKP’den kimsenin cenazede bulunmadığını sordu. En azından Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’yu orada görmek isteyenlerin sayısı azımsanmayacak kadardı. Ama beklentilerin hepsi boşa çıktı. Törende hiçbir AKP’li olmadığı gibi tören sonrasında da AKP cenahından Saylan için bir taziye mesajı duyulmadı. Törende AKP’li görmek isteyenlerin esas beklentisi, iktidarın kendilerine sahip çıktığını görmek, hissetmekti. Uzun zamandır dışlanmışlık duygusuyla baş etmeye çalışanlar için o cenazedeki tek bir AKP’li bir oksijen çadırı hissi uyandıracaktı. Ancak olmadı. Saylan’ın cenazesine katılanlar, iktidarın bakış açısıyla çemberin dışındakilerdi ve öyle kalmaya da devam edecekler gibi görünüyor.
Bu yaklaşım, AKP’nin merkez parti olduğu iddiasını çürütüyor. Çünkü gerçek bir merkez parti, Türkan Saylan gibi sembolleşmiş isimlerin, görüşlerini benimsemese bile, en azından vefatını görmezden gelmeyen partidir. Gerçek bir merkez parti, cenazede en azından bir temsilcisini bulunduran, başını kuma gömmeyen bir partidir. Gerçek bir merkez parti, cenaze törenine katılmayı Türkan Saylan için yapılan bir son görevden çok, onu benimseyen kesimlerin de kucaklandığını göstermek için yapılan bir görev olarak addeden partidir. Ancak AKP, bir merkez parti düşünce sistemine sahip olmadığı gibi, cenazeye de ideolojik yaklaşmış ve Türkan Saylan’ın sembolü haline geldiği çağdaş yaşam talebindeki kitleleri görmezden gelme yolunu seçmiştir. İşte bu tavır nedeniyle, binlerce insanın katıldığı cenaze töreni; çağdaş yaşamı destekleyenlerle, alternatif yaşam tarzı öngörenler arasındaki çatışmanın sahnesine dönüşmüştür.
Merkezi yeniden inşa etmeye talip olanlar, bu fotoğrafı doğru okumalıdır. Cenaze törenlerinin neden miting alanlarına dönüştüğünün analizi mutlaka yapılmalıdır. Örneğin DP’nin Genel Başkanlığına seçilen Cindoruk için toplumun tüm kesimlerini kucaklama (ya da en azından dışlamama) temel yaklaşım olmalıdır. Zira Türkiye’nin en önemli sorunu budur. Cindoruk’a bu dışlanmışlık duygusunu nasıl ortadan kaldıracağını sorduğumda şu cevabı verdi: “Her gelenin sevgiyle karşılandığı, parti içi demokrasiye önem verildiği, muhalif görüşlere ve eleştirilere açık olunduğu müddetçe herkesi kucaklamanız ve barışı sağlamanız mümkün…”
Deneyimli siyasetçi Hüsamettin Cindoruk’a göre merkezi yeniden inşa etmenin formülü bu kadar basit. Öyleyse merkeze talip olanlar bu formülü denemeli. Farklı yaşam tarzlarına, farklı inançlara ve farklı etnik kökenlerimize rağmen, bir arada yaşama kültürünü sağlamanın yolu, eleştirilere tahammülden geçiyor. Öyleyse bu formülü gerçekleştiren, merkezi de kazanır.

Facebook'ta Paylaş   - Saylan’ın cenazesi ve merkez parti ihtiyacı Twitter'da Paylaş  FriendFeed'de Paylaş

Yorum Yapın

Yorumunuzu eklerken;

  • Dilimizi düzgün bir şekilde kullanmaya ve sözcükleri kısaltmadan yazmaya
  • Gerçek kişi ve kurumlara hakaret etmemeye
  • Bağlantı veya e-posta adresi paylaşmamaya
  • Öfkeli, tehditkar iletiler yollamamaya
  • Özen gösteriniz. Bu kıstaslara uymayan yorumlar silinecektir. Sorumluluk yorumcuya aittir.