Demirel, 27 Nisan bildirisini biliyor muydu?
Haberler
29 Mayıs 2009DÜNKÜ Yenişafak Gazetesi 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 2007’deki e-bildiriyi önceden bildiğini iddia eden bir haber yayınladı. Eski Milletvekili İsmail Amasyalı’nın iddialarına dayanan bu habere göre, Marmara Grubu Vakfı Başkanı Akkan Suver’in organize ettiği bir yemekte, muhtıranın ne zaman yapılacağı açıklanmış, hatta Demirel’e görev tevdi edilebileceği gündeme gelmişti.
Haberin baş aktörü Akkan Suver dün Marmara Grubu Vakfı’nın düzenlediği 12. Avrasya Ekonomi Zirvesine katılan 44 ülkenin büyükelçilerine teşekkür yemeği vermek üzere Ankara’daydı. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de yemeğe onur konuğu olarak katılmıştı. Haberi Suver’e sordum. Suver “Bu iddialar tamamen yalan” dedi ve devam etti:
“Gizli bir toplantı yapılmadı. Bizim Plaza otelin üst katında yemek yediğimiz doğrudur. Ancak bu siyasi bir toplantı değildi. Marmara Grubu olarak her yıl geleneksel olarak toplumsal sorumluluk ödülleri veriyoruz. O yemekte de bu ödülün jürisi bir araya gelmişti. Jüri başkanımız 9. Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’di. Necdet Timur Paşa da Marmara Grubu Vakfı’nın akademik konsey başkanıdır. O dönemde kendisi de jüri üyesiydi. Yemeğe katılanlar arasında Ogan Soysal, ben ve birkaç arkadaşımız daha vardı. Erman Yerdelen bey de misafir olarak aramızdaydı. Yemekte o yılın ödülünü kime vereceğimizi tartıştık. Bir nevi danışma kurulu yemeğiydi. Nihayetinde ödülü erozyonla mücadelesinden ötürü Hayrettin Karaca ve Nihat Gökyiğit’e vermeyi kararlaştırdık.”
Akkan Suver’e bu sırada iddiaların sahibi İsmail Amasyalı’nın da kendileriyle beraber olup olmadığını sordum. Suver, Amasyalı’nın yemeğin devamında bulunmadığını çünkü; yemeğin son bölümünde sadece jüri üyelerinin kaldığını, bu bölümde ödüle layık görülen adaylar arasında seçim yapıldığını söyledi. Suver bu yemeğin gizli bir toplantıymış gibi sunulmasına da itiraz etti: “Bu yemek otelin herkese açık olan lokantasında yendi. Diğer müşteriler de yan masalarda yemek yiyordu. Kapalı bir yemek değildi”
Peki ama yemekte iddia edilen konuların hiç biri gündeme gelmediyse, bu iddiaların sebebi neydi? Suver; Marmara Gurubu Vakfı’nın özellikle Avrasya Coğrafyasındaki etkinliğinin birilerini rahatsız etmiş olabileceğini savunuyor. İddiaları da bu rahatsızlığa bağlıyor: “Marmara Grubu olarak yaptıklarımız ortadadır. Biz kendisini Türkiye’nin dünyadaki tanıtımına adamış bir vakıfız. Türkiye’nin lobisi gibi çalışıyoruz…”
Evet iddialara cevaplar böyle. Beni endişelendirense, her yemeğin, her buluşmanın, bugünlerde “gizli toplantı” başlığıyla duyuruluyor olması. Malum medyanın benzer organizasyonlar için kullanmayı tercih ettiği bu dil, her türlü sivil toplum faaliyetini, toplanma, konuşma, ifade özgürlüğünü katleden bir yaklaşıma dönüşmüş durumda. Öyle bir hale geldik ki iki kişi bir araya gelip sohbet etmeye korkar oldu. Zaten telefonda konuşmak da haram, öyleyse tufan dininceye kadar iyisi mi kimse evinden çıkmasın(!)
