BBBB
Deniz Som
26 Mayıs 2009KADIN, “Biz neler gördük” diyor. “Biz” derken kendisinden ve kocasından söz ediyor. Kadın, evrakta sahtecilikten şüphelinin karısı. Kadına “baş bayan” diyorlar; daha doğru bir tanımla BBBB yani başı bağlı baş bayan. “Biz neler gördük diyen kadın, kocasının “titiz” olduğunu söylüyor ve “Bu kadar titiz bir insana böyle ithamda bulunulmasına üzülüyorum” diyor. Kadının “itham” dediği, ağır ceza yargıcının verdiği hukuki bir karar. Kadın, yargıç kararını “itham” olarak niteliyor; kocasının kayıp trilyon davasında evrakta sahtecilikten şüpheli olamayacağına hüküm veriyor.
Kadının adı Hayrünnisa; Arapçada kadınların hayırlısı demek oluyor. Soyadı Gül. Partizan akepeliler tarafından sayın cumhurbaşkanı yapılan Abdullah Gül’ün karısı. Kocası için “hayırlı bir kadın” olduğu kesin. Kocasının hocasının hüküm giydiği kayıp trilyon davasında kocası için göğsünü siper etmekten çekinmiyor. Kocası da hocası için elinden gelen çabayı göstermiş, trilyonları götüren hocası Necmettin Erbakan’ı sağlık sorunlarını dikkate alarak affetmiş; hocası da siyasete dönüp kendini Tahran’daki Ayetullahların kucağına atmıştı!
Hayrünnisa Gül, Çankaya Köşkü’nde BBBB yani başı bağlı baş bayan olarak oturuyor. Bugüne dek Çankaya Köşkü’nde ev sahibeliği yapan hanımefendilere bakıyorsunuz; Mevhibe İnönü, Reşide Bayar, Melahat Gürsel, Atıfet Sunay, Emel Korutürk, Semra Özal, Nazmiye Demirel, Semra Sezer. Böylesi ilk kez oluyor; “Biz neler gördük” diyeni ilk kez çıkıyor. Kocalarının mutlak iktidarlarında siyaset ateşi ülkeyi yangın yerine çevirirken bile Mevhibe İnönü’nün veya Reşide Bayar’ın bir gün olsun ağzını açtığını kimse hatırlamıyor. Alışılmadık davranışlar sergileyen kocasına yönelik çok ağır eleştiriler karşısında bile Semra Özal’ın sessiz kalmayı yeğlediği biliniyor.
Bu seferki, sıcak politikanın içine gözü tamamen kapalı balıklama dalıyor. İçinde sakladığı ülkesini yabancılara şikayet etmenin ve ülkesi aleyhine dava açmanın hıncı ve hırsı ile “Biz neler gördük” diyor, yargıç kararını “itham” olarak niteliyor. Demek ki bir bildiği var. O halde, bugün olmazsa yarın, kocası kayıp trilyon şüphelisi olarak ifade verdiğinde yargıçlar kadını da çağırmalı, kadından neler gördüğünü, neler bildiğini anlatmasını istemeli. Böyle tanık her zaman ortaya çıkmaz! Her tanıktan böyle şüpheli adayı her zaman olmaz!
Ergenekon polisi ve bilgisayarlar
ERGENEKON dalgasında basılan evlerde ve işyerlerinde polisin alıp götürdüğü bilgisayarların sahiplerine uyarı:
El konulan bilgisayarlarınız geri verildiği zaman bir uzman bilgisayar teknisyenine gidiniz. Çünkü polisin bilgisayarınıza yüzlerce virüs bulaştırması söz konusu. Polisin virüs bulaştırma işini planlı ve kasıtlı yaptığı söylenemez ama bilgisayarınızın ana belleğini kendisi için kopyalarken sistemi virüse karşı korumakta özenli davranmadığı rahatlıkla söylenebilir. El konulan bilgisayarlarınız geri verildiği zaman bir uzman bilgisayar teknisyenine gidiniz. Çünkü bilgisayarınızdaki bazı veri tabanları polis tarafından bilerek ya da bilmeyerek silinmiş veya zarar görmüş olabilir. El konulan bilgisayarlarınız geri verildiği zaman bir uzman bilgisayar teknisyenine gidiniz. Çünkü polisin sizi izlemek için bilgisayarınıza bir program yükleme olasılığı yüksektir. Bu program, sizin özel dosya hareketlerinizi kaydederek internete bağlandığınız anda bilginiz dışında polis merkezine rapor etmektedir. İnternet ortamında başkaları ile iletişim hareketlerinizi de polise bildirmektedir.
Polis bir kısmı yasadışı olan bu işleri tabii ki kendi kafasına göre yapmamaktadır. Polisin, Ergenekon dalgasının birincil ve ikincil savcılarının bilgisi ve yakın ilgisi dahilinde çalıştığı dikkate alınmalıdır.
Arayış
Şeyda Cebeci: “Polise cephane ihbarı yaparak Türkan Saylan’ın mezarının açılmasını sağlayacak Ergenekon muhbiri aranıyor!”
Yağmur Deniz
Gül, çelenk takibi yapamazmış.
Merak etmesin; kayıp çelengin davası olmaz!
Fortçu
Adnan Şentürk: “Başbakan, ekonomik krizin biraz sürtüneceğini söyleyince yeni bir türle tanışmış olduk: Fortçu kriz!”
Balyoz
Avni Kurtuldu: “Hastaneye gelen ambulansın kapısı açılmayınca hasta öldü. Hey gidi balyoz, sen nelere kadirmişsin!”
Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”
